'Kaybeden hesabını vermeli'

CHP Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan, partisi adına yaşanan yenilginin nedenlerini SABAH Akdeniz Haber Müdürü İbrahim Okumamış'la paylaştı

  • Akdeniz
  • Pazartesi 08.04.2014
CHP'nin 2009 yılında Merkez İlçe Başkanı olan ve dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel'e sert muhalefeti ile tanınan, Mustafa Akaydın'ın Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesinde başrolü oynayan CHP Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan, yaşanan seçim yenilgisinin perde arkasını SABAH Akdeniz Haber Müdürü İbrahim Okumamış'a anlattı. Sapan, röportaj sırasında partisine ve seçmen tabanına zarar vermemek adına cümlelerini yarı yutkunarak, yarı iç çekerek özenle seçti. Sapan, yenilginin 3 ana başlıkta açıklanabileceğini belirterek "Bir tanesi Mustafa Akaydın'ın 2012 yılından bu yana izlediği tutum, ikincisi il başkanının yaptığı yanlışlıklar ve sonunda da isabetli-doğru adayların bulunamaması" dedi. Hemen seçimi kaybeden Akaydın konusuna giren Sapan, "Akaydın konusunu irdelersek, 2012 yılında çok enteresan şekilde hiçbir geçerli nedeni olmadan bir kavga başlattı. O kavganın kuluçka döneminde ben ona çok ciddi uyarıda bulundum. Parti içine dönük agresif yapısı konusunda. İl başkanlarıyla geçim sorunu yaşadı, bunların olabileceğini ama idare edilebileceğini söyledim. Ama o kavga etmeyi tercih etti. Her 2 eski il başkanıyla da kavga etti. Ömer Melli ve Özer Ülken ile. Ondan sonra partililerle kavga etti. Belediyeye gelen partili insanlarla kavga etti. Belediye dışındaki partililerle, şoför camiasıyla, vatandaşla, bu ülkeye 40 yıl hizmet vermiş, hizmeti konusunda kimsenin bir şey diyemeyeceği Baykal ile kavga etti. 18 yıllık Genel Başkan, toplam 40 yıl hizmeti var. Bir ideolog. Onunla kavga edip üzerinden pirim yapabileceğini düşünmek akla ziyan bir konu. Defalarca uyarmamıza rağmen kavgasını sürdürmeye devam etti" diye konuştu.

HALKKART YANLIŞI

Akaydın'ın 2009 yılı seçimleri öncesi propaganda çalışmalarında söyledikleri ve seçildikten sonra yaptığı çalışmalarla tutarsızlık ortaya koyduğunu anlatan Sapan şunları söyledi: "Bir ANTKART konusu vardı. Menderes Türel'in kaybetmesindeki temel argümandı bu. Akaydın benim yanımda kartı yırtıp atacağını söyledi. Ben de bu işin müdahiliydim. Ortada kart sorunu var ve vatandaş mağdur ediliyor. Tıpkı HALKKART'ın hem vatandaşı hem de şoför camiasını mağdur ettiği gibi. Karta karşı değilim, kartın ya modifiye edilmesi, ya da sistemin bir şekilde derdest edilmesi gerekiyordu. Belediyenin zarar etmeyeceği şekilde olmalıydı. Böyle konuşulmuştu. Ben bunun avukatlığını yaptım, bak şurada şu kadar pirim alıyorlar, sen belediyeyi zarar ettiriyorsun dedik. İzmit ile kıyasladık ve gerçekleri ortaya döktük. Biz haklıyız. O gün söylediklerimin altına şimdi de imza atarım. Ortada kart konusu yokken birden bire yeni kart konusu ortaya çıktı. Şoförlerle yine çatışma başladı. Bir tanesini makamından kovduğunu biliyorum. 'Merhaba nasılsın' diyorsun, 'İyiyim sen nasılsın' demek yok, 'iyiyim' var. Çok şahit oldum bana gelen şikayetlerden. Siyasette insanları seveceksin. Sevgisiz insansan siyaset yapamazsın. Siyasetin iç dünyasında uzlaşma ve uzlaşmayı arama var, uzlaşma ararken kırmamak var. Önce kendi mensubu olduğun partinin insanlarına saygılı olacaksın. Hiç kimse kendi başına bir yere gelemez. Allame-i cihan olsan gelemezsin. Bunun için mekanizma lazım. Seni sevecekler, prezantasyon yapacaklar, sivriltecekler, birilerinin gözüne batacaksın ve bu adamı aday yapalım derler. Senin önüne aş koyuldu parti tarafından. Bu güç mekanizma olmadan bu ortaya koyduğumuz argümanlar olmadan sen nasıl olacaksın. Oldun, başkan oldun. Hiçbir zaman seçilen, seçmenine böcek muamelesi yapmaz. 'Bunlar kim ya, bunları ezerim' demek ileride çok ağır fatura çıkacak demektir."

HEP BEN BİLİRİM DEDİ
Adeta siyaset ve insanlık dersi veren Sapan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Hep ben bilirim edasındaydı Akaydın. Neyi bildin sen bugüne kadar? Ben bilirim demek çok ağır bir laf. Siyaset yapacaksan ben bilirim demeyeceksin, birlikte araştıralım diyeceksin. Doğru nedir oraya bakalım diyeceksin. Bir kibir, bir tepeden bakış, bir nobranlık, ondan sonra bunu taşıyamama. Kibir ruha girdi mi güve gibi yer bitirir. Hırs için atalarımız, 'İnsanın kendi silahında ters dönmüş mermi' benzetmesi yapması, gelinen bu noktayla ne kadar örtüştüyor.. İnsan kibre ve hırsa teslim olmamalıdır. Sen örgütü, genel başkanı, seçmeni karşına alacaksın, tüm bunlara rağmen bu seçimi kazanırım diyeceksin. Sonra da çıkıp 'Ben bu seçimi birilerinin yüzünden kaybettim' diyeceksin. Yani Akaydın, insanlara saygısızlık etmiş ve sevgisiz yönetim göstermiştir. Bir başka deyişle insanlara tepeden bakmıştır. 40 yıllık siyasetçiyi, üstelik onu oraya aday gösteren, Türkiye'deki 81 ilden birinde aday gösteren adama dönüp diyor ki 'sen çıplaksın, seni çıplatırım' diyor. 'Cıscıplatırım' diyor. Bakıyoruz kendisinin giysisi yok. Böyle acı bir sonuçtur bu. Siyasetçi söz söylerken 40 defa imbiğinden geçirmeli. O söz ağızdan çıkmamışsa senin esirindir, ağızdan çıkarsa sen onun esiri olursun. İmbikten geçireceksin, akıl yürüteceksin. Ben sağ adımımı attığımda ne olacak, sol ayak ne diyecek diyeceksin. Sen insanları hor görürsen, sen ne biliyorsun kardeşim, sen ufuksuzsun dersen, o insanlar da sana 'Senin ufkun da senin uzmanlık alanın olan organın ebadı kadar' derler. Böyle insanları aşağılayamazsın. Siyasette hiç yapılmayacak bu. İnsan siyasetin sermayesi. Sevebilemiyorsan siyaset yapmayacaksın."