Ahmet TEZCAN: Oruç bizim iç meselemizdir

  • Ankara Başkent
  • Çarşamba 01.06.2017
Bir ibadet ayı olan Ramazan da popüler kültüre kurban oluyor. Ne yenilip içileceği muhakkak çok önemli ama bu müstesna ayın ruhunu kaçırıp meseleyi sadece yeme içme boyutuyla ele alırsak yanlış olur. Rükûlarımız, secdelerimiz çok kıymetli anlardır boşa harcanmasın, o anlar, Yaratan'ın bize en yakın olduğu anlardır. Ne yememiz değil aslında ne dememiz gerektiğini bilmemiz gerekir, iyi değerlendirmeliyiz. Bunu neden hatırlama ihtiyacı duyuyorum, şu sebeple: Ramazan pidesini haber yapmayan gazete ve televizyon kanalı kalmadı, "orucu bozan şeyler" on yıllar boyu tekrarlanmıyormuş gibi yine gündem oluyor. Esasen oruçluyken arzuyla bir bakışın, bir içten geçirişin bile bir bedeli olduğunu unutmayalım. Ramazanın, orucun sosyal boyutu bir yana aslında insanın iç meselesidir.

***

Prof. Dr. Yakup Basmacı hoca, muhterem dostumuz kalbesimya.com adresiyle bu meselelere etraflıca yer veriyor. Birçok üniversitede idarecilik yapmış bulunan Prof. Basmacı'nın çok değerli yanları var. Müsaadeleriyle saklı kalan bir yönünü anlatmak istiyorum, benim çok ilgimi çekmiştir. Zemzem kuyusunun iç ve dış tehdide maruz kaldığı bir dönemde Basmacı Hoca, Suud krallığının davetiyle zemzeme dalmış bir bilim adamıdır. Hazırladığı hidro-jeolojik raporla zemzem kuyusu için tedbirler alınmıştır. Müslümanlar için zemzem çok önemlidir. Binlerce yıldır hiç tükenmeyen zemzemin bir sebeple yok olmasının yankılarını düşünebiliyor musunuz? Tektonik olaylar bir tarafa yüzyıllar içinde Kabe-i Muazzama'ya ve Zemzeme kast edenler olduğu düşünülürse yapılan işin önemi ortaya çıkar. Bir bilim adamı olarak bunu kendisinden dinlemek lazım, söylemeden geçemedim.

***

Madem ramazan pidesinden mevzu açtık, devam edelim. Bilhassa unlu mamuller için söylenenleri dikkatten uzak tutmamak lazım. Rahat bir ibadet için oruç ayında insanın beslenmesi de muhakkak çok önemlidir. Unlu mamuller artık insan sağlığı için ciddi tehlikedir haberimiz olsun. Bizim mutfağımızda ekmeğin yeri önemlidir. Unlu gıdalara dayalı mamuller Türk mutfağının vazgeçilmezleridir. Ama bilhassa kan şekeri duyarlılığı olanlar için dikkatle tüketmek gerekiyor. Şeker hastalığı için "her üç kişiden ikisi" deniyor, bu çok yüksek bir orandır, bilinçsiz beslenmenin bir sonucudur. Çünkü şeker, sinsi bir hastalıktır. Artık ne unumuz eski un, ne de ekmeğimiz eski ekmek.. Uzmanların ifadesine göre; eskiden 14 olan buğdaydaki kromozom sayısı 42'ye çıkmış, bunun da birçok hastalığa yol açtığı bilimsel olarak tespit edilmiş bulunuyor. O halde sağlığımız için alışkanlıklarımızı değiştirmek zorundayız. Hava serin ama günler uzun. Çok yiyerek açlığı erteleyemediğimiz gibi çok su içerek susuzluğumuzu da gideremiyoruz. Hepsinin dengeli alınması gerekiyor.