Güven duygusunu sizden öğreniyor!

Güven duygusunu sizden öğreniyor!

Bir çocuğun içinde yaşadığı dünyaya ve bulunduğu çevreye duyduğu güven ne zaman ve nasıl oluşmaya başlar, nasıl gelişir? Cevaplar yazımızın devamında…

  • Aile ve İlişkiler
  • Cuma 04.08.2017 11:02

Hiç düşündünüz mü güven ne kadar Güven hayatımız boyunca fazla ihtiyacımız olan duygu. kadar küçük yaşta aşılanırsa Amerika'da bir mucit profesöre, kendisini diğer insanlardan kılan farklılığı ve başarısının nedenini sormuşlar. Mucit şöyle cevap vermiş: "5 yaşındaydım ve buzdolabından süt alırken süt şişesini düşürüp kırdım.

Annemin bunu görünce bana kızıp bağırmasını beklerken tam tersi oldu. Bana 'Canım oğlum sütten ne güzel bir göl oluşturmuşsun. Bu süt gölünde benimle oynamak ister misin?' dedi. Bir süre sonra da, 'Biliyor musun, herkes kendi yaptığı şeyleri kendisi toplamalıdır. Şimdi bu süt gölünü temizlemek için benden sünger mi istersin, havlu mu?' diye sordu. Sonra ben elimden geldiğince temizledikten sonra süt şişesini, düşürmeden nasıl taşınacağını bana gösterdi. Bu olay benim kendime olan özgüvenimi sağlamıştı.".

Evet, mucit profesör başarısının sırrını bu şekilde ifade ediyor. Ama unutmayın bu olay sadece anlattığımız hikayedeki kişilere mahsus bir özellik değil. Siz de çocuğunuza güven duygusunu bu hikayedekine benzer tutum ve davranışlarınızla kazandırabilirsiniz.

İlk güven duygusu…

Güven duygusu; hayatla karşılaşılan ilk andan itibaren bebeğe hissettirmemiz gereken bir duygudur. Annenin bebeğinin duygularını anlayıp bebeğiyle ilgilenebilmesi; onu kucağında sakince tutabilmesi, fiziksel ya da duygusal ihtiyaçlarını fark edip, karşılayabilmesi, bebeğin annesine dolayısıyla dış dünyaya karşı kendini güvende hissetmesine neden olacaktır. Bebek, dünyaya geldikten sonraki ilk zamanlarda kendisini anneden ayrı görmekte zorlanır. Ancak zamanla annesinin dışındakileri fark etmeye başlar. Genellikle baba; bu dışarıdaki kişilerden, ilkidir.

Dolayısıyla babadan başlanarak güvenli anne kucağından yabancılarla karşılaşılmaya; onlarla beraber olmaya, onların kucağında durabilmeye başlanır. Yabancı kavramı herkes için güven duygusunu akla getirir. Bebek için de yabancıların olduğu ortam, ancak annenin bebeğini bu kişilere güvenle bırakabilmesi; rahat hissedilmesiyle aşılmaya çalışılır. Eğer anne, bebek için çok fazla endişelenmez, güvendiği kişilere onu rahatça bırakabilirse; bebek de annenin gösterdiği, tanıttığı diğer kişilere alışmakta zorluk çekmeyecektir. Annenin referansı bebek için yabancılara alışmakta; yani "güven" duymakta önemli bir faktördür.

Ancak anne-çocuk ilişkisindeki huzur; bütün diğer kişilerle ilişkisinde bebeğin güvenli hissedip hissetmeyeceğini belirleyecektir. Ayrıca bebeğin zaman zaman anne o ortamda yokken de yalnız kalabilmesi; bebeğin iç huzurunun yerinde olduğunu, kendini güvende hissettiğini gösterir. Dolayısıyla bunları gerçekleştirebilen bir bebek; o an için ve sonrasında da dışarıya karşı yalnız başına durabilmekte başarılı olacaktır.

Çocuklarda güven duygusu

Bebek büyür ve güven duygusu farklı ortamlarda farklı şekilde önemli olmaya başlar. Anne çocuğunu sokakta yürürken hep korkutarak gezdirirse, parkta kimseyle konuşmamasını söylerse; çocuk da dışarıdakilerin, yani dış dünyanın güvensiz; tehlikeli bir yer olduğunu düşünebilecektir. Bu da çocuğun dış dünyayı bir "tehdit" olarak görmesine neden olabilecektir. Okulun ilk günü annesinden ayrı kalmakta zorlanan, bu günleri zor geçiren çocukların; insanlara güvenmekte, gerektiğinde çevresindekilerden destek sağlamakta yetersiz kalabildiği görülebilir. Bu durum da çocuğun sosyal gelişimini sekteye uğratacaktır. Bir bebek için dış dünyaya bağlılık daha az iken; bebek büyüdükçe dış dünyaya olan ihtiyacı da artacaktır. Dolayısıyla insanlara güvenebilmek, çocukların hayatta kalabilmek için en başta ihtiyaçları olması gerekendir.

Anne-babalar güven duygusunu kurarken…

Anne-babalar için; çocuklarının ev dışındaki kişilerle aynı ortamda rahatça durabilmesi, onlarla güvenli ilişki kurabilmesi önemlidir. Ancak çocuğa karşı nasıl davranıldığı da bu konuda onun nasıl davranacağı üzerinde etkilidir. Çocuğu yabancı bir ortam içerisinde durmaya zorlamak ya da bu gibi ortamlardan tamamen kaçındırmak bu açıdan etkili olmayacağı gibi onun daha tepkili yaklaşmasına neden olur.

Onu çok sosyal bir çocuk olması için farklı farklı ortamlara götürmek, orada yalnız kalması için zorlamak, gerektiğinde sakinleştirmeden kendi haline bırakmak; çocuğa dış dünyanın korunaksız, rahatsızlık verici olduğunu hissettirebilecektir. Bunun aksi bir tutum olarak; çocuğun yabancılarla birlikte bulunduğu ortamlarda; ona bir şey olacak endişesiyle yanından ayrılmamak, kendi yapabileceklerini onun yerine yapmak da sosyal açıdan çocuğun ilerlemesini yavaşlatacaktır. Bu her iki tavır da çok sık karşılaşılan ebeveyn tutumlarıdır.

Ancak her iki tutumu da gösteren anne-baba; çocuğuna dış dünyaya, dolayısıyla oradaki insanlara güvenmenin zor olduğu mesajını verir. Önemli olan; dış dünyanın gerçekleri hakkında çocuğun yaşına uygun olarak bilgi verilmeli; kendini koruması ve güvende hissedebilmesi için gerçekçi şekilde rehberlik edilmelidir.

Sosyal yaşamdaki ilk sınav

Anaokuluna başlayan çocuk; evin, yakın çevrenin dışına çıkarak birçok yetişkinle ya da yaşıtlarıyla karşılaşır. Daha korunaklı, temkinli büyütülen çocuklar; okula başladıkları ilk gün anne-babalarından ayrılmakta; oradaki bir yetişkinle güven ilişkisi kurmakta zorlanırlar. Bazı çocuklar ise anne-babadan ayrılmayı bir kurtuluş gibi; ayrılmayla ilgili duyguyu pek fazla hissetmeden yaşarlar. Bu çocuklar dış dünyanın gerçeklerinden habersiz kalarak, kendilerini korumakta zorlanabilirler.

Yabancı herhangi bir ortamda tek kalacak olan çocuğun anne-babası olarak; çok rahat ya da çok endişeli bir tutum sergilememek; çocuğun yabancılarla hemen kaynaşması için onu baskı altında tutmamak gerekir. Böyle bir ortamda çocuğun kendi başına bir şeyler yapabilmesini beklemek; kendi başlattığı şekilde ona kısmen yönlendirme yapmak yeterlidir.

Başlarda kolay alışılmayan ortamlara sık sık gidilerek; çocuğun alışma hızıyla devam etmek gerekir. Çocukluk çağında insanlardan uzak tutulan bireyler; ergenlik döneminde ya da yetişkin hayatında sıcak, güvenli ilişki kurmakta zorlanabilmekte; karşısındaki kişiden gelecek iyiyi ve kötüyü ayırt etmekte zorluk yaşayabilmektedir. İnsanlara güvenmekte zorlanan, genellikle kendi ilişkilerinde mesafeli durmaya ihtiyaç duyan ebeveynler; çocuklarına da bu halleriyle model olurlar.

Çevresine güven duyması için…

Çocuklarının çevresindeki kişilere karşı güven duyabilmeyi başarması için anne-babaların şu noktalara özen göstermesi gerekiyor:

Doğduğu andan itibaren çevresindeki insanlarla iletişim kurmasına izin verin.

Güvendiğiniz insanların yanında; kısa sürelerle başlanarak tek başına da kalabilmesine izin verin.

Oyun sırasında akranlarından gelecek olası olumsuz davranışlarla kendi başına baş etmesine izin verin. Eğer sürekli sıkıntılı ortamlardan uzaklaştırılırsa; çocuğun çabuk pes etmesine, bir şeylerin düzelmesi konusunda kendine ve karşısındakine güvenmemesine dolayısıyla çok sık arkadaş değiştirmesine neden olunabilir.

Ona model olun; yakın çevrenizdeki ilişkilerde olan samimiyetinize tanık olsun.

Özellikle ergenlik döneminde; birçok arkadaşlık denemesinde ona kendisi istediği takdirde rehberlik edin; ancak fazla müdahaleci olmayın.

Hazırlayan: Aytülike KESKİN