Hep sevgili kalma taktikleri

Hep sevgili kalma taktikleri

Evliliğin aşkı öldürdüğü anlayışı hepimizin adeta bilinçaltına kodlanmışçasına hayatımıza işlemiş. Belki de sırf bu yüzden evli çiftlerin çoğu aşkı geri plana atıp hayatın zorluklarıyla yüzleşmeyi tercih ediyor. Halbuki mutlu bir evliliğin en önemli sırrı; aşkınızı sonsuz kılmakta saklı!

  • Aile ve İlişkiler
  • Cuma 04.08.2017 16:17

Aşk, birçok insanın yaşamındaki duygusal açıdan en heyecanlı, en coşkulu, en karmaşık ve en derin deneyimlerden biridir. Aşk rastlantısal olduğuna ve hatta gözleri kör ettiğine dair görüşler olduğu biliniyor; ancak aşkın ne gözleri kördür ne de aşık olurken yapılan seçimler rastlantı sonucudur. Aşk; yakınlık-tutku-bağlılık üçlemesinden oluşuyor. Üçünden herhangi birindeki azalma ise şayet diğerleriyle dengelenmezse maalesef ki zaman içerisinde yıpranarak mutsuz sonla bitiyor. Çoğu zaman da bunun faturası ister istemez evli çiftlere kesiliyor. Evli çiftlerin bir süre sonra birbirine özen göstermemeye başlaması, sevgililik' teki coşkuyla yaklaşmaması gibi sebeplerse aşkın bitmesine yol açıyor. Peki evliyken de aşkı sevgililik tadında yaşamak mümkün mü? En sık nerelerde hata yapılıyor da aşk bitiyor? Psikolog Aslı Aksoylu; evliyken de sevgili kalmanın ve aşkı yaşamanın detaylarını bakın nasıl anlatıyor. Hep sevgili kalmanız dileğiyle…

Aşkın ideal formülü
Son on yıla kadar, aşkın bilimsellikten uzak bir konu olduğu görüşü yaygın olsa da psikolojide bilim adamlarının aşkı açıkladığı teorileri mevcut. Bunlardan en bilineni Robert Sternberg'in teorisidir. Bu teoriye göre aşk üç bağdan oluşur; yakınlık (duygusal yakınlık), tutku (cinsel ve romantik çekim) ve bağlılık (kısa dönemde birlikte kalmak, uzun dönemde ise birlikte yapılan planlar ve paylaşılan başarılar). Bu bileşenlerin varlığı ve/veya yokluğu aşkın farklı yüzlerini açıklar. Sternberg'e göre, yalnız yakınlığı barındıran bir ilişki, hoşlanma; yalnız tutkuyu barındıran bir ilişki, vurulma ve yalnızca bağlılığı barındıran bir ilişki ise boş bir aşktır. Aşkın ideal formu, bu üç bileşen bir arada olduğu zaman gerçekleşir; ancak zaman içerisinde solma eğiliminde olan tutku kıvılcımlarını canlı tutmak hiç de kolay değildir.

Aşkın katili/tamamlayıcısı olarak evlilik
Aşkla ilgili neredeyse her başlıkta birçok farklı görüş olduğu gibi evliliğin aşkı öldürdüğünü de öldürmediğini de söylemek mümkün. Evlilikten önce çiftlerin yaşayamadığı birçok duygu ve durumun evlilikle mümkün olduğu göz önüne alındığında; evliliğin, aşkın katili değil kurtarıcısı olduğu düşüncesi daha ağır basıyor. Kültürel etkenler kişilerin aşkı yaşayış biçimleri üzerinde etkili olduğuna göre, evliliğin aşkı özgürleştirdiği de bu görüşü destekliyor. Çiftler arasında öncelikle iletişim, sonrasında karşılıklı güven ve hoşgörü bittikten sonra yerini öfke ve tartışmaların alması, aşkın evlilik olsun ya da olmasın bittiğinin açık bir kanıtı. Oysaki aşk, iki kişi arasında iletişimin en güzel halidir. Bu durumda iletişim bittiğinde çiftler aşkta sona yaklaşıyor demek pek de yanlış olmuyor. Aslında aşk çok çeşitli nedenlerle bitiyor; ancak aşkın tanımı yanlış yapıldığında, sonuçlar da evliliğe fatura edilmiş oluyor. Kısacası, evliliğin, geniş bir yelpazeyle tanımlanan aşk kavramını, yine oldukça farklı görüşler mevcutsa da lezzetli ve doyum veren bir yaşantıya çevireceği fikri, günümüz dünyasında 'aşkı bitirdiği' düşüncesine kıyasla kabul görmeyi daha çok hak ediyor.

Evlilikte sevgili sıcaklığı…
Sevgililikte gösterilen özen çiftler tarafından kimi zaman evliliklerde göz ardı ediliyor. Halbuki şu birkaç ayrıntıya dikkat ederek evlilikte de sevgili gibi kalmanız mümkün:

Kelimelere dökün: Elbette aşkları evliliğe götüren kimyasal ve psikolojik nedenlerin yanında evliliğin zamana yenik düşmemesi, canlı tutulması da oldukça zor ve önemli bir konu. Öncelikle çiftlerin birbirlerine duygularını biliyor olsalar dahi söyledikleri kelimeler, ilişkinin heyecanını ve canlılığını ifade eden en büyülü sözcüklerdir. Bu nedenle hem onu sevdiğinizi söylemekten hem de bunu göstermekten çekinmeyin.

Dokunun el ele tutuşun: Transaksiyonel Analiz (TA) kuramına göre, insanların doğuştan gelen ve var olduklarının kanıtı olarak hissetmelerini sağlayan temas ihtiyacının ilişkilerde duyguların aktarılmasında hayati öneme sahip olduğu düşünülürse, eşinizle olan temasınızın hep canlı kalmasını sağlayın. Mümkün olduğunca ona dokunun, el ele tutuşun.

Kaliteli zaman geçirin: Çiftler evliliklerinde kaliteli ve güzel zaman geçireceklerini düşünseler bile, yapılan fazla mesailer, çocuklara ayrılan vakitler gibi nedenler evliliği olumsuz etkileyebilir. Birlikte geçirilen zamanın kalitesi ile ilişkilerin geliştiğini unutmayıp, beraber daha çok ve doyurucu zaman geçirmeye çalışın.

Dürüst olun: Evlilikte güçlü bir iletişimi beraberinde getiren unsur dürüstlüktür. Kısa vadede karşı tarafı incitecek bile olsa, uzun vadede ilişkinin sağlıklı ilerlemesini ve daha olumsuz sonuçlardan korunmasını sağlar. Bu nedenle eşinize karşı dürüst olun.

Romantizmi canlı tutun: Çiftin birbirlerine yalnız ihtiyaç duyduklarında değil, yaşamın her döneminde destek olmaları, dönemsel yaşam krizleriyle beraber mücadele edebilmeleri, son ve en önemlisi ise zamanın getirdiği değişikliklerle yüzleşirken; ilk günlerin romantik imgelerini canlı tutabilmeleri aynı zamanda evliliğin de zamana yenik düşmemesine yardımcı olacaktır.

Emek verin: Aşk olgusunun kendisi rastlantısal olmadığı gibi, aşkın sürdürülmesi de çaba, özveri, anlaşma ve önemsemenin bir ürünüdür.

Hazırlayan: Işıl Evrim AKGÜN