Çocuk yetiştirmede orta karar tutum

Çocuk yetiştirmede orta karar tutum

Çocuğunuz büyüdükçe, belki de kendinize en çok, “İyi anne-baba olmanın bir formülü var mı?” sorusunu soruyorsunuz. Oysa, ne çok kuralcı ne de çok esnek davranmadan, yani orta karar bir tutum sergileyerek bu formülü çözebilmeniz mümkün!

  • Aile ve İlişkiler
  • Salı 08.08.2017 11:28
Dünyanın en keyifli ama belki de en zor işi nedir diye sorsalar, "Anne babalıktır" diyenlerin sayısı herhalde bir hayli fazladı. Çünkü anne-babalar bu rollerini genellikle, "büyük bir sorumluluk" şeklinde tanımlarlar. Hayat boyu devam edecek olan anne-babalık sürecinde; kimileri kendi anne-babası gibi, kimileriyse tam zıttı bir şekilde yetiştirmeyi arzu ediyor çocuğunu… Kimileri aşırı kuralcı olabiliyor. Örneğin; zararlı olabileceği düşüncesiyle çocuğuna 1 küçük parça bile patates cipsi yedirmeyecek kadar katı kurallar koyabiliyor. Kimileriyse, "Benim sözümü dinlesin de, ne isterse yaparım, ne isterse alırım" diyecek kadar aşırı esnek olabiliyor… Uzmanlara göre; çocuk yetiştirirken bu kadar aşırı kuralcı veya esnek olmak yerine, orta bir yol izlenmesi en sağlıklısı! Biz de çocuk yetiştirmede orta karar tutumun nasıl mümkün olabileceğini Beynin Gücü İnsan Kaynakları Danışmanlık Genel Müdürü ve aynı zamanda "İyi ebeveyn nasıl olmalı?" konulu workshoplar da veren Uzman Psikolog Ayben Ertem'e sorduk. Bize harika bilgiler veren Ayben Ertem'in önerileri, anne-babalığı bir kez daha sorgulamamızı sağlayacak türden…

Kurallar "Ya hep, ya hiç" şeklinde olmamalı

Ebeveynler çocukları için en iyisini isterler. Sağlıklı olmalarını, uygun şartlar altında büyümelerini, güvende olmalarını… Ama bu amaçlarını en iyi şekilde nasıl başaracaklarını her zaman bilemezler. Birçok anne-baba, davranışlarını içgüdüsel tepkilerine dayandırır ve kendi anne-babalarından ne gördülerse aynı taktikleri uygulamaya çalışır. Bu da çoğu zaman ya her şeyin tamamen yasaklandığı, hiçbir şeye izin verilmediği ya da sözel ve fiziksel şiddete dayanan bir disiplin olur. Florida Temple Üniversitesi'nin, ünlü psikoloji profesörlerinden Dr. Laurance Steinberg; "İyi ebeveynlik; empatiyi, dürüstlüğü, özgüveni, iradeyi, insaniyeti, işbirliğini ve neşeli olmayı besler. Aynı zamanda entelektüel merakı, motivasyonu ve başarma arzusunu geliştirir. Çocuklarda, anksiyete, depresyon, yeme bozukluğu, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, anti sosyal davranışlar ortaya çıkmasını önleyebilir!" diyor. Ebeveynlikte en önemlisi, ancak çoğu ebeveyn için zor olanı, kuralların "oluşturulması" ve "uygulanması"dır. Çocukken kuralları koymanız, onları terbiye etmeniz, davranışlarını kontrol altına almanız, onların yetişkin olduklarında başarmalarını ve kendilerini idare etmelerini sağlar. Yalnız bu kuralları koyarken de doğru uygulamaya dikkat etmek gerekir. Yani, "Ya hep ya hiç!" şeklinde olmamalıdır. Örneğin; çocuğun bütün gün televizyon ya da bilgisayar başından kalkmamasını umursamamak ya da televizyon izlemesine hiç izin vermemek gibi…

Sınır koymak iradeyi geliştirir

Günümüzde bazı anne-babalar kitaplardan okuyarak ya da internetten okuduklarına yönelik bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Bu doğru olsa da, ailelerin okuduklarını nasıl uygulayacakları da çok önemli! Bir anne-baba her zaman kendisine şu üç soruyu sormalıdır: Çocuğum nerede? Kiminle birlikte? Ne yapıyor?". Bu üç sorunun cevabını her zaman bilmelidir. Bu soruların cevabını bilirlerse, çocuk kontrollü ve kurallı bir şekilde aşırıya da kaçmadan arkadaşlarına da gidebilir, televizyon da izleyebilir, bilgisayarla da oynayabilir. Çocuğa kural koyarsanız ve hayatını ona göre düzenlerseniz, o da ileriki yaşamında kendisi için uygun kuralları biçimlendirebilecektir. Çocuğa sınır koymak, sınırları belirlemek ve her istediğine ulaşamayabileceğini öğrenmesi onun kendi kendini kontrol etmesini ve iradesini geliştirecektir. 6-7. sınıftan itibaren de sorumluluk ve biraz da bağımsızlık vermek, çocuğunuzun öz yönetiminin gelişmesini sağlatacaktır ve bunlar onun hayatta başarılı olması için önemli kriterlerdir.

Ebeveynlikteki kalite

Bazı anne-babalar da kendi anne babaları tarafından şiddete ve yasaklara dayanan bir disiplinle büyütüldüler ise kendileri tam tersini uygulayarak, çocuklarına hiç kural koymayabilir. Bu durumda da ilişkileri tamamen materyal sahibi olma, bir şeyler talep etme ve onu elde etme çabası, elde edemezse ilişkinin bozulması üzerine kurulur. "Ben hep baskı altında büyüdüm, hiçbir şey göremedim, sen gör" ya da "Bana hiçbir şey alınmazdı çocuğum ne isterse alsın" gibi sözleri çok sıklıkla duyuyoruz anne-babalardan... Oysa çocuğun her istediğini elde etmesi, büyüdüğünde tatminsiz ve bağımlı olmasına sebebiyet verebilir. Bir çocuğun hayatındaki en önemli şey, ebeveynlikteki kalitedir.

Çocuk yetiştirmede ideal anne-baba tutumu
Kesinlikle şiddet uygulamayın

Çocuklara hiçbir zaman dayak atmayın. Poposuna bir şaplak atmak ya da tokat atmak bile doğru değildir. Sizin ne yaptığınızın, nasıl davrandığınızın, konuşmalarınızın, hareketlerinizın hepsinin bir önemi var. Çocuklar her zaman anne-babasını izler ve beyinleri onları bir video kameraya kaydeder gibi kaydeder. Yaşadığınız her neyse, o anın etkisi sizi kışkırtmasın. Yarın bir gün o hareketlerin aynısını ya da benzerini yapacağı durumların olmasına izin vermemeye çalışın. Yapılan çalışmalarda, dayak yiyen çocukların saldırgan olduğu ve diğer çocukları da dövme ya da kavgaya karışma eğilimleri olduğu ve sorunlarını çözmek için saldırganlık yolunu kullandıkları gösterilmiştir.

Ödül-ceza yöntemini uygulayın

Çocuğunuz eğer koyduğunuz kurallara uymuyorsa, ödül-ceza yöntemini uygulayın. En sık kullanılan ceza yöntemi, ona düşünmesi için mola verdirmektir. Ona yaşıyla doğru orantılı olacak (7 yaş için 7 dakika gibi) bir süre için ceza verebilirsiniz ve o zaman dilimi boyunca odasında herhangi bir şeyle meşgul olmadan durmasını sağlayabilirsiniz. Bunun dışında, yemek hariç; belli bir süre için sevdiği bir şeyden mahrum etmek de ceza yöntemleri arasındadır. Yalnız bunu yaparken de dikkatli olmak gerekir. O zaman dilimini belirlemeniz ve o cezayı neden verdiğinizi de açıklamanız çok önemli. Örneğin; "Bilgisayar yasak sana!" demek yerine, "Bundan/şundan dolayı 3 gün bilgisayarda oyun oynamayacaksın!" demek daha doğrudur ve o 3 günü de sizin takip etmeniz gerekir. Yemek vermemek, aç bırakmak ya da parasız bırakmak bir ceza yöntemi olamaz. Ancak sizin onun önüne koyduğunuz bir yemeği yemiyorsa ve başka bir yemek talep ediyorsa da başka bir yemek yapamayacağınızı ya da alamayacağınızı, herkesin bu yemeği yediğini ve onun da yemesi gerektiğini söylemeniz daha doğrudur. Bazen televizyon dizilerinde bile bu tür yanlışlarla karşılaşabiliyoruz. Örneğin; bütün aile yemek masasında, sofraya yemekler geliyor ve evin küçüğü etli bezelye yemeğini görünce, "Ben bunu yemem" diye tabağı itiyor, hatta yemeğini sofraya döküyor. Büyüklerden biri de sofradan kalkıp çocuğa patates kızartması yapıyor. Özellikle halkın dizilerden çok etkilendiğini düşünürsek, bu tür sahnelere dikkat edilmesi gerekiyor. Çocuğunuzu iyi davranışa teşvik etmek istiyorsanız, ödül yöntemini kullanabilirsiniz. Yapılan çalışmalar, özellikle okul öncesi çocuklarda ödül yönteminin çok daha etkili olduğunu gösteriyor, çünkü 5 yaşındaki bir çocuk için ceza daha karmaşık bir kavram, anlamayabiliyorlar. Onun yerine sizin beklentilerinizi gerçekleştirdiği anda ödüllendirin. Örneğin; siz yemek yaparken çocuğunuza sizin de kontrol edebildiğiniz bir yerde sessizce 30 dakika arkadaşıyla oynamasını söylediniz ve 25 dakika sonra gördünüz ki gerçekten sessizce oynuyorlar. Böyle bir anda çocuğunuza, "Aferin, sessizce oynadığınız için, 5 dakika daha oynamanıza izin veriyorum" gibi ödüller verebilirsiniz.

Takip edin

Kuralları koymakla bitmiyor, takip kısmı ve tutarlılık çok önemli. Bir gün başka, diğer gün başka davranmanız, kuralı koyup uygulamamanız ya da esnek davranmanız çocuğunuzda onaylamadığınız davranışlar ortaya çıkmasına neden olabilir. Çünkü çocuğunuzun kafası karışır. Bu yüzden tutarlı olmanız gerekir. Sizinle tartışamayacağı ya da pazarlık yapamayacağı durumları açıkça belirleyin ve değiştirmeyin. Otoriteniz kaba kuvvetle değil, bilgelikle olursa çocuğunuz da size çok daha az karşı çıkacaktır.

Para ilişkisini dengeli kurun

Çocuğa çok para vermek ya da harçlığını tamamen kesmek de çok sık yapılan yanlışlardan… Çocuğun yaş grubuna göre günlük ya da haftalık bir harçlık belirlenmeli. Ailenin maddi durumu iyi olsa da çocuğun ihtiyacı dışında bir para vermek doğru değildir. Gün içerisinde ihtiyacı olabilecek şeyler saptanarak ona göre bir miktar belirlenmeli. Parasını neye harcadığını da çok fazla sorgulamadan sohbet havasında öğrenmekte fayda var: "Neler yaptın bugün oğlum/kızım okulda? Bir şeye ihtiyacın oldu mu?" gibi...

Çocuğunuza saygı duyun

Çok önemli bir başka konu da çocuğa saygı duymak ve onu dinlemektir. Onu dinlerken gözünün içine bakın, ne dediğini duyun, azarlamadan ve bağırmadan nazik bir dille konuşmaya çalışın. Unutmayın ki siz onunla nasıl konuşursanız ya da siz onu ne kadar dinlerseniz o da başkalarını o kadar dinleyecek ve saygı duyacaktır. Çocuklar iki kişi konuşurken araya girme eğilimindedir ve hep kendilerini dinletmek isterler. Konuşmanızı onun için bölmeyin, onun yerine gözünün içine bakarak şöyle söyleyin: "Bir saniye oğlum/kızım şu an konuşuyorum, ama bitince seni mutlaka dinleyeceğim". Konuşmanız bittiğinde de mutlaka çocuğunuzu dinleyin, onu unutmayın.

Sevginizi göstermekten çekinmeyin

Birçok kişinin düşündüğünün aksine çocuklara sevginizi göstermeniz onları şımartmaz. Sevginizi her fırsatta gösterin, dokunun, sarılın, kucaklayın ve onu sevdiğinizi söyleyin. Sevgi bağı çok önemlidir. Bababalar da bunu göz ardı etmemelidir. Örneğin; "Babası çok sever, ama sevgisini hiç belli edemez" gibi sözler, ileride çocukları olumsuz etkileyebilir. Çocuklarınız, sevginin ve ilginin yerine bir şeyler koymaya başladığınız anda şımarırlar. Örneğin; her şeye çok fazla müsamaha göstermek, kural koymamak, sürekli bir şeyler almak, hediye vermek gibi davranışlar onları olumsuz etkileyebilir. Bazen ailelerden şunu duyabiliyoruz: "Her şeyi var, ama yine de mutsuz, yine de hırçın". Burada biraz durup düşünmek gerekir, "Acaba nerede bir eksiklik var? Her şeyi var, ama biz ilgimizi ve sevgimizi göstermek yerine onu materyalleştirdik mi?"

Çocuğunuzun yaşamının içinde olun

Bu, önceliklerinizi tekrar düşünmeniz ve ona göre ayarlamanız anlamına gelebilir. Bu genellikle çocuklarınızın ihtiyaçlarına öncelik vermek adına sizin bazı şeylerden fedakarlık etmeniz anlamına gelebilir. Onun yanında hem fiziksel hem zihinsel olarak bulunmanız önemlidir. Tabii yanında bulunmak; onun ödevlerini yapmak ya da kontrol etmek anlamına gelmesin. Ödev yapmak çocukların görevidir, anne-babasının değil! Eğer yapmazsa da öğretmenine açıklama yapması gereken o olmalıdır ya da öğretmeni onun ne bilip bilmediğini ölçmeli, ona göre yardım etmelidir.

Gelişimini takip edin

Çocuğunuzun yaşına göre ihtiyaçlarını gözden geçirin. Yaşına göre onda olan değişiklikleri gözlemleyin ve nasıl davranmanız gerektiğini öğrenin. 13-14 yaşlarındaki çocuğunuz sürekli odasına kapanıyor, uyku uyumuyor, yemek yemiyor, agresif davranıyorsa ergendir deyip serbest bırakmak mı, yoksa bir uzmana danışmak mı gerekir? Ebeveynler çocuklarının davranışlarındaki değişikliği her zaman takip etmeli, uzman yardımı ihtiyacı var mı yok mu emin olmalı ve hiç çekinmeden bir uzmandan yardım almalıdır. Sadece sorun olduğunda değil, sorun yoksa bile "iyi ebeveyn" olabilmek için bir uzmandan destek istenebilir.

Hazırlayan: Zuhal K. EYÜBOĞLU