Tatil dönüşü sendromu

Tatil dönüşü sendromu

Rüya gibi geçen tatiliniz artık bitti ve gerçek hayata geri dönme vakti geldi. Kendinizi, mutsuz ve sinirli hissedebilirsiniz. Tüm bu duygular “tatil dönüşü depresyonu”nu işaret ediyor. Hayatınızı olumsuz etkilemesine izin vermek istemiyorsanız uzmanımızın önerilerini okuyun.

  • Aile ve İlişkiler
  • Salı 08.08.2017 10:46

Bütün bir yılın yorgunluğunu atmak için aylar öncesinden tatil planları yapılır. İnternet, gazete veya dergiler tek tek incelenir. Hem maddi imkanlara uygun hem de bol aktiviteli mekanlar işaretlenir. Uygun yer belirlendikten sonra, izinler alınır, alışverişler yapılır, bavullar hazırlanır ve artık tatil için yola koyulur. Havuz, deniz, güneş ve eğlenceli geçen günlerin ardından, tatil sonu yavaş yavaş yaklaşır. Mutlu yüzlerin yerini birden, hüzünlü ifadeler alır.

Tatil ister kısa, isterse uzun olsun, kendini kötü hissetme, yorgunluk, tekrar işe veya okula gideceğini bilmek, huzursuzluk hissi verir. Tatil dönüşü, konsantrasyon bozukluğu, adapte olamama veya mutsuzluk gibi belirtiler ortaya çıkar. Psikolojik Danışman Tuğba Gürçağ Yarız, bu tür sorunların yaşanmaması için, tatile giderken büyük hayaller kurulmaması gerektiğini ve bedeni yoran etkinliklerden uzak durulmasının altını çizdi. Tatil sonrası yaşanan sıkıntıların önüne geçmek için ilk önce tatile giderken doğru plan ve program yapılması gerektiğini vurgulayarak bu konuda sizlere yol gösterecek önerilerde bulundu.

Tatil herkes için önemlidir

Tatil; klasik anlamıyla gezmek, dinlenmek ve eğlenmek amacıyla seyahat etmek demektir. Tatil, yetişkinlerin iş, çocuklarında okul yaşamına ara verme zamanıdır aslında. Bu arayı en kaliteli ve istenilen şekilde geçirmek herkesin hedefidir. Bu nedenle yaz tatilini nerede, kimlerle ve nasıl geçirilmesi noktası önem kazanır ve büyük tatil planları yapılmaya başlanır. Çocuklar denize ve havuza girip su kaydıraklarından kayabilecekleri, anne-babalar ise hem dinlenip hem de gezip eğlenebilecekleri alternatifler üzerinden düşünerek kararlarını vermeye çalışırlar. Bu karar aşamasında tatilin kaç gün süreceği de önemli bir karar noktasıdır. Tatil planları çalışan ebeveynlerin olduğu ailelerde genellikle bir hafta ile on gün civarındadır, çalışma yaşamı olmayan ailelerde ise tatil dönemleri daha uzun sürelerle planlanır.

Tatil yaşamın akışına "mola" veriyor

Tüm planlamalar, karar aşamaları ve hazırlıklar sonrasında, aileler tatile çıkmak için artık hazırdır. Çocuklar için bütün bir eğitim öğretim yılının, anne babalar için ise yorucu bir iş-ev hayatının yorgunluğunun atılacağı günlerin hayali ile tatil yerine varılır. Tatile giderken; denize-havuza girmek, güneşlenmek, turistik yerleri gezmek, yerel lezzetleri tatmak, alışveriş yapmak ve eğlenmek gibi hayaller kurulmaya başlanır.

Aslında tüm bunların yanı sıra tatilde yapılması gereken en önemli şey bazen unutuluyor; dinlenmek. Tatil sürecince tüm bunlar yapılırken hem zihinsel hem de bedensel olarak dinlenmeye vakit ayırmak unutulmamalıdır. Çünkü tatile yüklenen anlam biraz da akışa "mola" vermektir. Tamamen gezme ve eğlenmeye dayalı bir tatil, dinlenme amacının dışına çıkar. Kişiler, tatil dönüşünde bedensel yorgunlukla karşı karşıya kalırlar.

Bu nedenle dinlenme eğlenme arası dengeyi iyi kurmak çok önemlidir. Elbette kış dönemi; hayatın akışı nedeniyle, ailemize, eşimize ve çocuklarımıza yeterince ayıramadığımız "zaman" dilimini kapsıyor. Tatil ailece birlikte olunan, iş ve okul ile ilgili konuların daha az düşünüldüğü bir dönemdir. Bu nedenle, daha çok birlikte olunan ve aile içi iletişimin arttığı tatil dönemini verimli bir şekilde geçirmek, aslında ailelerin elindedir.

Ve tatil sona erer

Tüm yıl boyunca hayali kurulan ve büyük bir heyecanla beklenen "tatil", çok istenmese de sona erer ve "rutin" hayata geri dönülür. Anne-babaların keyifle geçirdiği ve çocukların çok eğlendiği tatil dönemi, tüm çekiciliğine rağmen geride bırakılır. Tatil dönüşü aile, hem çok mutlu hem de biraz buruk bir duygu içinde olabilir.

Günlük yaşama geri dönmek, hayata bırakılan yerden devam etmek ve tüm bu süreçlere yeniden adapte olabilmek başlangıçta biraz zorlayıcıdır. Bu nedenle tatile giderken uyulması gereken ilk kural; görev ve sorumlulukların yerine getirilmesi gereken iş hayatı, sınavlar ve ödevler, okul yaşantısı, yani günlük hayatın akışına yeniden adapte olmak için, fazla beklentilerle tatile çıkmamaya ve çok anlam yüklememeye dikkat etmektir. "Tatil süper geçecek, her yeri gezeceğim." gibi hedefler koymak ve hepsine ulaşmaya çalışmak; tatilin asıl amacı olan dinlenme noktasından uzaklaştırır.

Bu nedenle az ve verimli hedefler ile tatile çıkmak daha doğrudur. Böylece tatilden her anlamda "yorgun" değil istekler gerçekleştirilmiş olarak ve yüksek bir motivasyon düzeyi ile geri dönülür. Yetişkinlerin öncelikli olarak bilmesi gereken, günlük yaşama geri dönerken görev ve sorumluluklarının devam ettiğidir. Çünkü onları yok saymak, tatil dönüşü işin içinden çıkması zor bir kaosa ve olumsuz duygulara sürükleyebilir. Görevler, öncelik acil durumlara göre zorlamadan sıralanır ve yapılırsa, iş motivasyonu artar.

Tatil sonrası sendromunu atlatmanıza yardımcı olacak öneriler

Tatil sonrası; isteksiz, hiçbir iş yapmama, konsantre güçlüğü, iş veya okula gitmeme isteği, bıkkınlık hali gibi birçok duygu değişimleri yaşayan çiftler veya çocuklar için bu dönemi atlatmaya yarayan önerilerimiz var.

Tatil planı tüm aile ile birlikte yapılmalıdır. Plan yapılırken, istekler ve görüşler dikkate alınmalıdır.

Tatil dönemini aile içi fikir alışverişinde bulunabileceğiniz ve duygularınız hakkında konuşabileceğiniz bir zaman dilimi olarak planlayın.

Tatil dönemiyle ilgili beklenti ve hedefleri gerçekçi bir şekilde düzenleyin. Hayata geçiremediğiniz noktalar için sonrasında hayal kırıklığı yaşamayı bu şekilde engelleyebilirsiniz.

Tatil döneminde çocukları akademik anlamda zorlamayın, tamamen de boş bırakmayın, dersler ve kitap okuma konularına günlük hayatınızda mutlaka birlikte belirlediğiniz belli bir düzende yer verin.

Ev ortamınızdaki kural ve sınırları tatil dönemi süresince biraz esnetebilirsiniz ama bunu hayatınızdan tamamen çıkarmadan yapmanız gereklidir.

Tatil dönüşünü iş ve okul başlangıcından bir-iki gün önce yapın ki, rutin yaşama adaptasyon daha kolay olsun.

Rutin yaşantınıza döndüğünüzde gerçekleştireceğiniz görev ve sorumlulukları planlayarak hangi sırada hayata geçireceğinize karar verin. Zorlayıcı görevler yerine keyifli olanlar ile başlamak, işe ve ev hayatına adapte olmanıza daha kolay yardımcı olacaktır.

Hazırlayan: Şenay ÇELİK