Tartışmalar çocuğunuzu nasıl etkiliyor?

Tartışmalar çocuğunuzu nasıl etkiliyor?

Anne baba arasında yaşanan uzun süreli tartışmalar, çocukların duygusal gelişimini ve gelecekteki ilişkilerini nasıl etkiliyor? Tartışmaların ortasında kalan ve anne baba arasında seçim yapmaya zorlanan çocuklar için uzmanımızın önerilerine kulak verin. Aynı hatalara siz de düşmeyin!

  • Aile ve İlişkiler
  • Cuma 11.08.2017 16:52

Uzmanlar çocuğa güvenli bir ortam sağlamanın ilk temelinin, anne-baba arasında yaşanan sorunların ona yansıtılmaması şeklinde atılabileceğini belirtse de, bunu hangimiz başarabiliyoruz. Eşler günlük koşuşturmanın içerisinde yaşadıkları sorunları, evin kapısından içeri girince ister istemez birbirlerine yansıtabiliyor ve tartışmaya girebiliyorlar. Ve maalesef bu tatsız anların en büyük şahidi de çocuklar oluyor. Psikolog Şebnem Orhan'ın çocukların anne baba arasındaki tartışmalardan nasıl etkilendiklerini anlattı ve bu gibi durumlar için çözüm önerileri sundu. Önerilerimizle, çocuğunuzun gelecekte sizi örnek alarak yaşayacağı ilişkilerinin olumsuz etkilenmesinin önüne geçebilirsiniz.

Güvenilir ortamlar yaratın

Çocukların sağlıklı duygusal gelişimi için gerekli olan duygusal ihtiyaçlarının başında kendilerini güvende hissetmeleri gelir. Anne babalar çocuklarının ihtiyaçlarını olumlu duygularla sürekli ve tutarlı bir şekilde karşılayarak, zorluklar karşısında çocuklarını koruyup kollayarak güvenli ortam sağlayabilirler. Ancak anne babanın bu ideal yaklaşımı sağlaması her zaman mümkün olmayabilir. Günlük hayatta kimi zaman çocuklarının fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarına cevap veremeyebilirler. Çocuk böylesi durumlarda kendi kendine baş etme becerileri geliştirir ki, bu da gelişimi için gereklidir. Dolayısıyla ideal bir anne babalıktan çok, "yeterince iyi" anne-babalıktan söz etmek daha doğrudur. Böylesi bir anne babalık, devamlı olarak olumlu bir ilişki ve model sunmak değildir. Anne baba kimi zaman ufak tefek hatalar yaparken, ilişki içinde bunları fark edip düzeltir ve telafi eder. Dolayısıyla hatalar yapılabilir, ancak tamir de olur. Böylece çocuğun zihnindeki güvenebileceği, ihtiyacı olduğunda destek alabileceği, özdeşim kurup model alabileceği anne baba imgesinin sürekliliğini sağlar.

Aile içi çatışma

Aile ortamları, kişinin kendi kendini kontrol etmeyi bıraktığı, kendi gibi var olduğu ve karşılıklı etkileşim içinde olmanın getirdiği, özellikle de aile bireylerinin birbirlerinden olumlu ya da olumsuz çok çabuk etkilendiği ortamlardır. Bu nedenle çatışmaların sıklıkla yaşandığı, olumlu olumsuz her türlü duyguyu barındırır. Çatışmaların en sık yaşandığı ilişki ise karı koca arasında olanlardır. Ekonomik sıkıntılar, ev işleri, çocuklarla ilgili sorumluluklar ve iş hayatındaki gerginlikler, aile içinde anlaşmazlıklar yaşanmasına ve çatışmalara neden olabilir. Bu çatışmalar çocuktan gizli yapılmaya çalışılsa da çocuklar, anne babalarının her zamankinden farklı olduğunu, gergin olduğunu hissederler. Kendilerinin anlam veremediği, ifade edilemeyen çatışmalar çocuklarda kaygı uyandırır, devamlı olarak anne babalarının kendilerini nasıl hissettiklerini anlamaya çalışırlar ya da aralarının nasıl olduğuyla ilgili bir meşguliyet içine girerler. Böylesi durumlarda anne baba, çocuklarına fiziksel olarak eşlik etse de duygusal olarak kendi sıkıntılarıyla meşgul olabileceğinden bir anlamda aslında orada değil gibidir. Çocuklar bu durumu hisseder ve bu da kendilerine acı verir. Ancak anne baba arasındaki çatışmaları çocuktan gizlemek mümkün olmasa da, yetişkin meseleleri içeren özel tartışmalara her şartta çocuğun yanında yer verilmemesi gerekir. Bu durum, çocuğun erken yaşta yetişkin yaşantısına maruz kalıp, yaşından önce farkındalığın kendisinde yaşatabileceği sıkıntıyla baş etmek zorunda kalmasına neden olur.

Çocuklar hisseder!

Daha anne karnında etrafıyla ilişkide olan bebek, sanılanın aksine çok erken dönemden itibaren anne-baba arasındaki gerginliklerden etkilenir. Başlangıçta kelimelere bir anlam veremese de gerginliği hisseder, bu da kimi zaman bedeni aracılığıyla bu sıkıntıyı dile getirmesine, sanki bir yeri ağrıyormuş gibi ağlayarak bu gerginliği dışa vurmasına neden olur. Kimi zaman da bebek, tartışmanın yarattığı gerginlikten kaçarcasına kendi içine döner, uyur ya da uyuklar. Yaşı ilerleyip algıları daha da kuvvetlense de birçok anne baba çocuğu konuşamadığı için bu tartışmayı anlamayacağına ya da çocuklarının dinlemediğine, duymadığına inanır. Oysa bu inanç anne babanın kendi suçluluklarının yansımasından başka bir şey değildir. Çocuk o an için tepki vermese de tartışmaların akabinde uykuya dalmada zorluk, iştahsızlık, kazanılan tuvalet alışkanlığını kaybetmek, anne ya da babaya yapışma gibi pek çok davranışla bu kaygıyı yansıtabilir. İlerleyen yaşlarda ise çocukların sıklıkla tartışmayı durdurmak için çaba içine girdikleri olumlu olumsuz davranışlarla anne babalarının ilgilerini birbirlerinin üzerinden kendi üzerlerine çektikleri gözlenebilir. Bu olumsuz davranışlar kimi zaman kendine zarar verici davranışlara da dönüşebilir. Tartışma konusunda kendilerini suçlu hissediyorlarsa daha fazla müdahaleci olabilirler. Orta şiddetli tartışmalarda çocuğun bu müdahaleci tutumuyla çoğunlukla ebeveynin tartışmayı durdurduğu görülür. Daha büyük çocuklar ise taraf tutarak, aktif olarak tartışmanın katılımcısı olabilir. Kimi zaman da çocuklar uzaklaşarak, kulaklarını kapatarak, başka şeylerle ilgilenerek kendilerini tartışmanın dışında bırakabilirler. Bir anlamda tartışmanın kendi üzerlerindeki etkisini azaltarak, araya görünmez bir duvar oluşturuyor gibilerdir. Ebeveynin kendi evlilik problemlerinin sorumluluğunu kendi üzerine almasının çocuğun anne ile babası arasında yaşanan çatışma ve tartışmalardan kendini uzak tutabilmesine yardımcı olabildiği görülür. Tartışmaların şiddeti ve sıklığına göre çocuklar; depresyon, kaygı, düşmanlık ve düşük öz güven gibi problemler yaşayabilirler. Ayrıca arkadaş ilişkilerinde zorluklar ve okul başarısızlığı da sıklıkla karşılaşılan güçlüklerdir. Ergenlik döneminde kimi zaman tehlikeler barındıran ortamlarda varlık gösterebilirler.

Seçim yapmaya zorlamayın

Bazı anne babalar çocuklarını tartışmanın içine çekerler. Çocuklarının kendi tarafında olmasını, kendisini haklı bulmasını isterler. Tartışma halinde haksızlığa uğradığını düşünen taraf, kendisini üstün kılabilmek amacıyla çocuğundan destek almak ister. Kimi ailelerdeyse bu durum, daha da ileri bir hal alır ve çocuğun anne baba tartışmasında hakem rolü oynaması beklenir. Böyle bir durumda çocuktan hayatındaki iki önemli kişi arasında seçim yapması istenir. Çocuk, birini memnun etmek ile diğerine ihanet etmek arasında kalır. Bu da bir ebeveynini kaybetmesi anlamına gelir. Bazen de tartışmadan dolayı doğrudan çocuğu suçlama eğilimi içerisine girilir. Çocuklu ailelerde tartışma çoğunlukla çocukla ilgili bir mesele ile başlasa da, gerçekte asıl neden anne ile babanın kendi yetişkin ilişkisi içerisinde çözemedikleri meselelerdir. Çocukla ilgili bir konu çoğunlukla gerçekte tartışılması gereken konuları gölgeler, anne ve baba, gerginliklerini çocukları üzerinden yaşar. Bu derin suçluluk çocuğun tartışmanın içine çekilmesine neden olur. Bu durum, çocuğun daha fazla tedirgin olmasına, gerginlik yaşayıp hırçınlaşmasına neden olabilir. Devamlı olarak anne babası tarafından sevilip sevilmediğini, ne kadar sevildiğini anlayabilmek için onların sınırlarını ve sabrını sınayacak davranışlarda bulunmaya başlar.

Model olun

Kimi zaman eşlerin birbirleriyle uzlaşmaya varabilmesi, bir çözüme ulaşabilmesi için karşılıklı konuşmadan hararetli, heyecanlı bir tartışmaya giden bir sürece de ihtiyaç duyabilirler. Karı kocanın, anne baba olduklarını da hatırlayabildikleri, yapıcı bir tartışma, sanılanın aksine çocuk için çatışma ve çözüm üretme ile ilgili önemli bir repertuar oluşturmasına yardımcı olur. Her türlü gerginlik ve olumsuz bir yaşam olayı çocukta nasıl bir rahatsızlık ve huzursuzluk yaratıyorsa, başlangıçta böylesi bir durum da gerginlik kaynağı olacaktır. Ancak anne baba bu durumu soğukkanlılıkla ele alabildiğinde, yani iki medeni insanın yetişkin olarak bir konu üzerinde tartıştıkları, tartışmanın kavgaya dönüşmediği ve ilişkilerini olumsuz olarak etkilemesine izin vermedikleri, aksine yaşanan gerginliği çözebildikleri durumlarda, çocuk ikili ilişkide kendi duygu ve düşüncelerine sahip çıkmayı, bunları ifade etmenin kendisinin bir hakkı olduğunu, uzlaşmaya dönüşebileceğini öğrenir. Sonunda uzlaşma olmasa bile anne-babasının farklı görüşleri konusunda birbirlerine gösterdikleri saygı ile kendisi de farklılıklarla birlikte yaşayabilmeyi öğrenir. Akılda tutulması gereken, çocuğun anne-babasının ilişkisini gözlemleyerek, kendine model aldığı, ileride kendi yaşayabileceği durumlara hazırlık yaptığı ve donanım oluşturduğudur. Böylesine yaşanan durumlarda, anne babanın soğukkanlılığının yanında, çocuklarını kollayan bir tavır içinde olmaları önemlidir. Çoğu zaman çocuklar meraklı gözlerle bakarlar ve anne-babalarından her şeyin yolunda olduğuna, onlara ve ilişkilerine bir şey olmayacağına dair bir güvenceye ihtiyaç duyarlar. "Yeterince iyi" anne-babalık işte böylesi bir beklentinin farkına varıp o an için imkan olmasa da daha sonra çocuğun şahit olduğu durumu ele almayı içerir. Anne-babanın çocuklarına, bu tartışmanın kendileriyle ilgili olmadığını, anne-babanın birbirlerini sevseler de bazı konularda farklı şeyler düşünebildiğini ve bu paylaşımları yaparken kimi zaman tartışabileceklerini de söylemeleri önemlidir. Burada üzerinde durulması gereken nokta; anne-babanın sık olmaması beklenen tartışmaları sırasındaki gerginliğin birbirlerine hissettikleri sevgiden bağımsız olduğunu çocuklarına belirtilmeleridir.

Sözel veya fiziksel şiddetten kaçının

Anne baba arasındaki çatışmada çocuğu en zorlayan durum, tartışmanın sözel ya da fiziksel olarak şiddeti de barındırmasıdır. Yetişkinler bile kendi başlarına böylesine zor bir durumla baş edemezken, bunu bir çocuktan beklemek haksızlık olur. Birbirinin bedenine ve kişiliğine saygı göstermeyen bir ilişkide çocuğun kendi kişiliği ve bedeniyle ilgili olumlu bir çıkarımda bulunması oldukça zordur. Dolayısıyla anne babanın birbirine kıyasıya saldırdığı her an, lafını esirgemeden ettiği her kötü söz, birbirini aşağılaması;
çocukta derin yaralar açar. Çocuğun bu sahnelere şahit olması, kendisini bu şiddetin bir parçası yapar. Kendisini korumakla yükümlü olan yetişkinlerin kendilerini bile koruyamadığını gördüğünde kendini çaresiz, korunmasız ve ümitsiz hisseder. Böyle durumlara şahit olan bir çocuk, ya tepki göstererek anne baba tartışmasının arasına girmeye kalkar ya da şahit olduğu tartışmanın kendisinde yarattığı korkuyla bir köşeye siner. Güç gösterenin şiddeti kendisine de yöneltebileceği endişesiyle çoğu zaman tetiktedir. Devamlı olarak anne babasını takip edebilir ve tartışacak bir konu olmaması için elinden geleni yapma çabası içine girebilir. Ancak çoğunlukla bu çabalar yetersiz kalır ve başlayan bir tartışma şiddetle sonuçlanabilir.

Bütün sorunlarınızı paylaşın

Tartışmaları şiddet içeren bir ailede, bu konuda konuşmak da çok da kolay değildir. Çünkü burada çocuğu rahatlatacak olumlu bir açıklama sunmak neredeyse imkansız gibidir. Muhtemelen birçok anne-babanın çocuklarına vermek istedikleri öğretiler içerisinde, kendisinin ve başkasının varlığının önemli olduğu da önemli bir yer tutar. Çocuğun yetişkin olduğunda kendisinin içinde yaşadığı toplumla uyumlu bir şekilde yaşayabilmesi için gerekli olan kendi haklarına sahip çıkması ve başkalarına da saygı göstermesi bu çok temel öğretiye dayanır. Ancak tartışmaların şiddetle sonuçlandığı ailelerde, insanın değerli olduğu, birinin canının acıtılmasının yasak olduğu, küfür etmenin, hor görmenin kabul edilemez davranışlar olduğunu söylemek çok da kolay olmasa gerek. Burada en sağlıklı olan, anne babanın; sorumluluğu üzerine alıp, yapılan hatayı ve pişmanlığı konuşabilmeleridir. Çocuğun kendisini nasıl hissettiği, bu şiddet yüklü sahnelerle ilgili ne düşündüğü ve nasıl hissettiği ile ilgili konuşabilmesine anne-babanın kendilerini suçlu hissetmesine karşın fırsat vermek gerekir. Çocuk ancak kızgınlık, üzüntü ve kaygılarını gerçek hedefindeki anne-babasıyla paylaşabilirse, bu sıkıntıları okul başarısızlığı, davranış problemleri ya da içe kapanma gibi dolaylı anlatımlarla yansıtmaktan uzaklaşacaktır. Tabii bu özür ve paylaşımları sonucunda, artık benzer sahnelerin yaşanmayacağı sözünün veriliyor olması ve bunun için de çabalanıyor olması, çocuktaki yaraları bir miktar sarabilir.

Hazırlayan: Şenay Çelik