Anaokulu ve ilkokula hazırlık rehberi

Anaokulu ve ilkokula hazırlık rehberi

Çocuğunuzun okula başlaması hem onun hem sizin yaşamınızda önemli bir dönüm noktasıdır. Hazırlıklar yapılırken, bu yeni dönemde çocuğunuzu ve sizi neler beklediğini bilmeniz ve uygun yaklaşımlarda bulunmanız, olası sorunları kolayca atlatmanıza yardımcı olacaktır. İşte bu konuda rehber olarak hazırladığımız dosyamızda kafanızdaki birçok soruya cevap bulacaksınız.

  • Çocuk
  • Cuma 04.08.2017 17:30

Minik elleriyle dünyayı keşfetmeye çalışan, ağlayarak korkularını dile getiren ve dünyanın en güzel duygusunu tattıran çocuklar her gün biraz daha büyüyor. Ve o minik eller kalem tutmaya hazırlanıyor… Birey olma yolundaki önemli adımlardan biri olan okul yaşamı, hayatlarındaki en önemli dönüm noktası. Çocukların okula adapte olma sürecinde yaşadığı duygu karmaşaları, anne-babaları da olumsuz etkiliyor. Fakat bu sorunları bilmek ve doğru adımlarla ona yaklaşmak, bu sürecin sorunsuz atlatılmasını sağlıyor.

Davranış Bilimleri Enstitüsü Çocuk ve Genç Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nden Uzman Klinik Psikolog Açelya Şahin Fırat, çocuğunuzu okula hazırlarken nasıl bir yol izlemeniz gerektiğiyle ilgili bilgiler verdi ve okul seçerken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı. Memorial Etiler Tıp Merkezi'nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Deniz Tamtekin ise okula başlamadan önce yaptırılması gerekli olan check-up tetkiklerinin, okul başarısını etkilediğini söyledi ve sağlık kontrolleri hakkında önemli bilgiler verdi.

Anaokuluna hazırlık

Okulöncesi eğitim, çocuğun ruhsal ve akademik olarak okula hazır olmasına yardımcı olan bir olgudur. Çocuğun anne-babadan ayrı kalabilmesine, bireyselleşmesine ve temel kavramları öğrenebilmesine yardımcı olur. Ayrıca öz bakım, sosyal, dil, ince ve kaba motor becerilerini de geliştirir. Okulöncesi eğitimi alan çocuklar, okul hayatına, yaşıtlarına oranla daha kolay adapte olur. Bireysel farklılıklar göz önüne alınarak çocuklar; normal şartlarda 2 yaşından itibaren anneleriyle birlikte oyun gruplarına katılabilir, 3 yaşından itibaren yavaş yavaş artırarak, önce 3 tam gün veya 5 yarım gün, adapte olmaya başladıktan sonra ise 5 tam gün okulöncesi eğitimi alabilir. Anaokuluna gitmenin amacı çocuğu ilköğretime hazırlamaktır. Çocuklar anaokuluna ne kadar hazır değilse, o kadar çok okulöncesi eğitim almaları gerekir.

Örneğin, anneden ayrılamıyorsa, öz bakım becerilerini geliştiremediyse, kurallara uymakta zorlanıyorsa, davranış sorunları ve konuşamama problemleri varsa; özel eğitime başlamadan okulöncesi eğitime başlanması ve 2-3 ay çocuğun gözlemlenmesi gerekir. Eğer bu sıkıntılar devam ederse mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır.

Okul sürecini paylaşın

Anne-babalar çocuğa uygun bir eğitim kurumu seçiminde kararsızlıklar yaşayabilirler. Okullarla yapılan görüşmeler, karar aşaması, okul gereçlerinin temin edilmesi gibi birçok detay kafasını karıştırabilir.

Tüm bunları yaparken çocuğun bu sürecin en önemli figürü olduğu unutulmamalıdır. Bu sürece çocuğun da dahil edilmesi, karar verme aşamasını kolaylaştırır. Çocuğa, anaokuluna başlamak üzere olduğu, tüm bu hazırlıkların onun için yapıldığı mutlaka anlatılmalıdır. Okul belirlendikten sonra, bir günün akışı hakkında bilgilendirilmesi, onun bu süreçte daha kolay ilerlemesini sağlar. Böylelikle çocuğun kafasında oluşan belirsizlikler netlik kazanır ve okula alışma sürecindeki ilk günleri daha rahat geçer.

Okulun ilk günü onu yalnız bırakmayın

Anne-babalar okulun ilk günü çocukla çatışma içine girmemeye özen göstermelidir. Çocuğun tutumu ve ruh hali ne kadar olumlu olursa, ilk gününü o kadar rahat geçirir. Eğer çok sevdiği bir oyuncağı varsa yanında götürmesine de izin verilebilir. Çünkü ilk günlerde kendini güvende hissetmek için yanında tanıdık bir şeyler bulundurmak isteyebilir. Ayrıca okula anne veya babasıyla birlikte giden çocuk kendini daha güvende hisseder.

Eğer anne-babanın o gün çok önemli işleri yoksa okula çocuklarıyla birlikte gitmeleri daha doğru olur. Ve mümkünse okul çıkışına da birlikte gitmelidirler. Okul sonrasında ise hep beraber bir aktivite yapabilir (yemeğe gitmek gibi) ve okulun ilk günü hakkında sohbet edebilirler. Fakat bu sohbet sorgulama şeklinde olmamalıdır.

Ağlamaları karşısında kararlı durun

Çocuğunun okul kapısında ağlaması, anne-babaları üzebilir ve pek memnun olmadıkları bir durumdur. Çünkü uzun zamandır hayatlarında olan ve sürekli yanlarından ayırmadıkları çocukları artık kendi ayakları üzerinde durmaya hazırlanıyordur.

Bu heyecanın ve ayrılığın üstesinden gelmek ve çocuğa bu konuda rol model olmak önemlidir. Anne-babalar böyle bir durumla karşılaştıklarında, anlayışlı ve kararlı olmalıdırlar; "Bugün senin için bir ilk. Kaygılı olmanı anlıyorum ama daha önce de konuştuğumuz gibi senin yaşındaki pek çok çocuğun yaşadığı bir şey bu. Öğretmeninle de tanıştık. Burada yeni arkadaşların olacak. Bence keyfini çıkarmaya bak. Sen de göreceksin ki burada çok keyifli vakit geçireceksin.

Seni almaya geldiğimde bana neler yaptığını anlatırsın." Bu tür konuşmalar çocuğun kaygılarından biraz daha uzaklaşmasına yardımcı olur ve anne-babasının verdiği güven karşısında daha rahat etmesini sağlar. Çocuğun ağlamaları karşısında, anne-babalar duygularını belli etmeden rahat hareketler sergileyerek, kendi kaygılarını çocuğa hissettirmemelidirler.

Çocuğu ikna etmek gibi bir amacın olmaması ilk koşuldur. İkna denildiğinde başka bir seçeneğin varlığı da söz konusudur. Eğer anne-baba çocuğunun okulöncesi eğitim almasına karar verdilerse, başka bir seçeneği olmadığı mesajı ona verilmelidir. Bu sorun, ancak anne-babaların kararlı tavır sergilemesiyle çözülür. Ayrılık anını uzatmamak, çocuk fark etmeden kaçmamak (genelde böyle yapılır ve çocuğun anne-babaya daha fazla yapışmasıyla sonuçlanır), onunla vedalaştıktan sonra okuldan ayrılmak en sağlıklı yoldur.

İlköğretime başlayan çocukların gelişimsel özellikleri

Çocukların, ilköğretime başlamaya hazır olup olmadıkları kronolojik yaştan çok gelişim düzeyiyle ilgilidir. İlköğretime başlaması gereken bir çocuktan; basit geometrik şekilleri çizmesi, dili doğru konuşması, okuduğu bir metni dinleyip sorulan soruları doğru yanıtlaması, temel kavramları bilmesi, rakamları tanıması ve yazması, en az 50'ye kadar sayabilmesi, basit toplama-çıkarma yapması ve daha birçok beceriyi geliştirmiş olması beklenir.

Okula hazır olup olmadığının değerlendirildiği birçok envanter ve test mevcuttur. Okulöncesi eğitim kurumlarının çoğunda bu değerlendirmeler yapılır ve aileler yönlendirilir. Bazı okullarda ise ilköğretime kayıt alınmadan değerlendirilir. Bu imkanlar sunulmamış olan çocuklara ise bir uzman, ailenin talebi üzerine çocuğun okul olgunluğunu değerlendirebilir.

Okul seçerken dikkat edilmesi gerekenler

Her çocuğun ihtiyaçları birbirinden farklıdır. Dolayısıyla bir çocuk için uygun olan bir okul, diğer bir çocuk için uygun olmayabilir. Bu nedenle okul seçiminde en önemli nokta, anne-babanın kendi çocuğunu tanımasıdır. Örneğin; çocuğun dil gelişimi iyiyse ikinci bir dili öğrenirken başarılı olma ihtimali yüksektir, bu nedenle yabancı dilin ön planda olduğu bir okul düşünülebilir. Çocuğun bedensel hareketliliği fazlaysa daha küçük, az mevcutlu ve sportif aktivite imkanlarının fazla olduğu bir okul uygun olabilir.

Çünkü çocuk bedensel enerjisini doğru bir şekilde boşaltabilirse akademik sürece daha iyi odaklanır. Aşırı kaygılı bir çocuğun çok kalabalık ve akademik beklentisi yüksek bir okula gitmesi, sıkıntının daha belirgin hale gelmesiyle sonuçlanabilir. Çocuğun gelişimiyle ilgili sıkıntılar göze çarpıyorsa; konuşmasında gecikme, telaffuz bozukluğu, algılama engeli ve dikkat sorunu varsa ideal koşullarda okulöncesinde mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi ve bazı durumlarda okula bir yıl geç başlaması gerekebilir.

Bu konularda okulöncesi eğitim kurumundaki çocuk psikoloğu veya psikolojik danışman yardımcı olabileceği gibi üniversite hastanelerinin psikiyatri veya psikoloji anabilim dallarından veya özel danışmanlık merkezlerinden de yardım alınabilir. "En iyi okul anne-babanın beklentilerine ve çocuğun ihtiyaçlarına karşılık verebilen okuldur" tezinden yola çıkarak, öncelikle anne-baba beklentilerini ve ihtiyaçlarını belirlemeli ve sonrasında okulları ziyaret ettikçe bu kriterleri ne kadar barındırdığını değerlendirmelidir.

Bazı aileler için okul seçiminde ilk sırada yer alan eve yakınlık önemli kriterken, bazıları için ise okul binasının sağlamlığı, eğitim kadrosu, rehberlik hizmetlerinin kalitesi veya sosyal aktivitelerin çokluğu önemli olabilir.

Sonuç olarak anne-baba çocuğun özelliklerini doğru tanımlamalı, bununla birlikte beklenti ve ihtiyaçlarına yönelik bir soru listesi hazırlamalıdır. Örnek soruları şu şekilde sıralayabiliriz:

- Bu yıl birinci sınıfı okutacak öğretmenlerin eğitim ve deneyim durumları nelerdir?

- Yabancı dil derslerini veren öğretmenlerin uyruğu nedir?

- Dersler ve teneffüsler kaçar dakikadır? Blok ders uygulaması var mı?

- İlk yılda ödev veriliyor mu? Sınav yapıyorlar mı?

- Spor ve sanat derslerindeki öğretmenlerin mezuniyet durumları nedir?

- Rehberlik biriminde kaç öğretmen var ve öğrencilerle ne sıklıkla görüşüyorlar?

- Sınıflar kaç kişilik?

- Yemek okulda mı hazırlanıyor, dışarıdan mı geliyor?

- Güvenlik nasıl sağlanıyor?

- Okul servis hizmetini bir şirket mi yoksa bireyler mi üstleniyor? Yukarıdaki soruları anne-babalar kendi beklenti ve ihtiyaçlarına göre yeniden düzenleyebilir, eklemeler veya elemeler yapabilir.

Çocukta okul fobisi

Çocukta okul fobisi olup olmadığı bir uzman tarafından değerlendirilmelidir. Bazen akademik alanlardaki sıkıntılar nedeniyle, çocuk kendini okulda yetersiz hissettiğinden okula gitmek istemiyor olabilir. Bu durumda uygulanması gereken müdahaleler farklıdır.

Dolayısıyla önce doğru teşhis gereklidir. Bunun için uzmanların yaptığı birtakım değerlendirmeler vardır. Eğer okul fobisi veya ayrılma kaygısı söz konusuysa bu durum ailelere verilecek önerilerle değil, bir terapi süreciyle çözülebilir.

Ona çalışma alanı yaratın

Fiziksel koşullar uygunsa çocuğa ayrı bir oda vermek oldukça sağlıklıdır. Çocuğun ders çalıştığı odada dikkatini dağıtacak uyaranların olmaması önemlidir. Eğer anne-baba çocuğa ayrı bir oda imkanı sunamıyorsa, ona özel bir çalışma alanı yaratabilir. Ders çalışma saatlerinde onun dikkatini dağıtan televizyon ve bilgisayar gibi unsurların olmamasına özen gösterilmelidir.

Çocuğunuz okula sağlıklı başlasın

Çocuğun okula başlamadan önce genel muayenelerden geçmesi onun sağlıklı bir birey olarak okul yaşamına adım atmasını sağlarken, okul içerisinde yapılan aktivitelerden de geri kalmamasına da yardımcı olur. Ayrıca sonradan ortaya çıkabilecek sorunların erken tanı ile daha kolay tedavi edilmesini sağlar. İşte okula başlamadan önce çocuklara yapılması gereken sağlık kontrolleri;

İlk diş muayenesi: Süt dişlerinin tamamlandığı 2.5 yaş, çocuğun rutin muayenesinin yanı sıra; diş kontrolünün yapılması hem diş problemi varsa erken müdahale açısından faydalıdır. Erken tanı çocuğun diş doktoru ile korkusuzca kuracağı ilişki açısından önemlidir.

Göz: Eğer 1 yaşında iken bebeğin gözlerinde kayma varsa ilk göz muayenesi 1 yaşında yapılmalıdır. Herhangi bir göz problemi olmadığı düşünülen çocukların bile 2 yaşındayken göz muayenesi olması kusurların teşhisi açısından oldukça önemlidir. Okula başlamadan, 6 yaşında bir kez daha göz muayenesi olması göz sağlığı açısından iyi olacaktır.

Fiziksel muayene: Çocuk doktoru 6 ayda bir yaptığı rutin muayeneler sırasında çocuğun fiziksel büyümesi, sosyal gelişimi, dış görünüşü (solukluk gibi), göz bozuklukları, dişlerin gelişimi, ortopedik sorunlar açısından değerlendirmelidir. Bu muayene sırasında eğer çocuk doktorunun herhangi bir şüphesi olursa gerekli tetkik ve konsültasyonları istemelidir.

Ortapedik sorunlar: 4 yaşına geldiğinde rutin birtakım muayenelerin yapılmasında fayda vardır. 4-6 yaş arasında uygulanması gereken aşılar vardır. Ayrıca hafif olan bazı ortopedik sorunlar varsa ve bunlar düzelmediyse bu yaşta ortopedi muayenesinin yapılması uygundur. İçe basma, dışa basma, bacaklarda eğrilik ya da göğüs kafesi anormallikleri varsa bunları ilgili uzman olan ortopedistin değerlendirmesi gerekir. Eğer çocuğun soluk görünümü varsa kan tahlilleri yapılarak anemi olup olmadığına bakmak gerekir. Çocuğun büyüme ve gelişmesini etkileyen faktörlerden biri de uyku düzenidir. Okula başlangıç döneminde çocuğun günde ortalama 10 saat uyuması gerekir.

Anemi çocuklarda zeka gelişimini yavaşlatıyor

Anemide yani kansızlıkta hemoglobin ve hematokrit değerleri, alyuvar sayısı, alyuvarların büyüklüğü önemlidir. Bunlar bize aneminin tipi hakkında bilgi verir. Hangi tip anemi olduğu saptandığında nedene yönelik tedavi uygulanır. Anemik çocuklarda alyuvarların oksijen taşıma yeteneği azalacağından dokular yeterince oksijenlenemez. Bu durumda doku gelişimi normalden geri olacak ve bunda zeka gelişimi etkileyecektir.

İşitme problemleri de göz ardı edilmemeli Doğumdan sonra 1 ay içinde bebeğe rutin işitme testi uygulanarak işitme kontrolü yapılır. Bazı durumlarda çocuğun o güne dek geçirdiği hastalıklar göz önüne alınarak (özellikle sık ortakulak iltihabı geçiren çocuklarda işitme kaybı olabilir) kulak burun boğaz hastalıkları uzmanının konsültasyonu istenebilir.

Çocuk ilkokula başlarken kulak burun boğaz uzmanı, hangi sesleri nasıl işittiğini tekrar kontrol etmelidir. Aile çocuğuna seslendiğinde oyuna dalmasının dışında duymuyorsa, algılamasında problem varsa, söyleneni yanlış anlıyorsa veya seslenildiğinde bakmıyorsa, bunlara dikkat edilmelidir.

İdrar yolu enfeksiyonları okul döneminde çocukları tehdit ediyor

Belirli bir yaşa kadar ailesiyle birlikte olan çocuğun tuvalet eğitiminde anne sürekli yanındadır. En başta bir beslenme düzeni oluşturulmalıdır. Anaokulu ya da ilkokula başladıklarında yanlarında biri olmadığından temizlik konusunda zorluk yaşayabilirler.

Bu yüzden idrar yolu enfeksiyonları bu dönemde sıklıkla görülebilir. Toplu yaşanılan alanlarda, kullanılan tuvaletlerde, el yıkanmasına da dikkat edilmezse paraziter hastalıklar görülebilir.

Çocuklara el yıkama ve tuvalet eğitimi verin

Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonlarına karşı temizlik çok önemlidir. Kız çocuklarında önden arkaya doğru yıkanması ya da silinmesi gerekir. Ailenin bunu çocuğuna tek başına yapabileceği şekilde öğretmesi gerekir. Üst solunum yolu hastalıkları da bu dönemde sıklıkla karşımıza çıkıyor.

Çünkü okula gitmeden önce çocuk evinde daha az kişiyle birlikte oluyor ve daha az mikropla karşılaştığı bir ortamda bulunuyor. Okula gittiğinde ise kalabalık bir ortama giriyor. Üst solunum yolu hastalıkları damlacık enfeksiyonuyla bulaştığı için biri öksürdüğünde hepsine geçebiliyor.

Okul başarısı için çocuğun sağlıklı olması çok önemli

6 yaşındayken yapılması gereken bazı testler vardır. Örneğin kaka tahlili yapıp, parazit aranması gerekebilir. Bazen parazitler hastalıklarda anemiye neden olabilir. Hemogramda anemi tespit edilirse, bunun nedeni bulunmalı ve tedavi nedene yönelik düzenlenmelidir. Kilo problemi olan çocuklarda kan şekerine bakılmalıdır.

Özellikle sıklıkla fast food türü beslenen çocuklarda kilo problemi ile birlikte anormal kan şekeri değişimleri görülebilir. Ayrıca, gözden kaçan idrar yolu enfeksiyonu olabilir. Çocuğun iştahı kesilmiş, midesi bulanıyor, karnı ağrıyorsa ve aile bunu çok dikkate almamış olabilir. Ama bunlar genel check-up içindedir ve ilkokula başlarken bunları yapmak gerekir. Ayrıca aşı kontrolü yapılmalı ve eksik aşılar da tamamlanmalıdır.

Halsizlik, yorgunluk ve şişmanlık tiroid belirtisi olabilir

Çocukların gelişiminde eğer bir şişmanlık söz konusuysa tiroit fonksiyonlarına bakılması gerekir. Tiroidin az çalıştığı durumlarda çocukta şişmanlıkla birlikte yorgunluk, yavaşlık gibi başka belirtiler de görülebilir. Ya da çocuk çok yemek yemesine rağmen kilo almıyorsa, çocuk fazla hareketli ya da fazla sinirliyse o zaman tiroit bezinin çok çalıştığı akla gelebilir. Bu gibi durumlarda tiroit fonksiyonlarının incelenmesi gerekir. Ama rutinde bakılması gerekmiyor.

Ailede yüksek kolesterol varsa…

Ailede kalp hastalıkları açısından bir risk varsa veya aile bireylerinin büyük bölümünde yüksek kolesterol varsa, bu çocukların kan yağlarına bakmak gerekir. Ailede yüksek kolesterol gibi bir problem varsa 2 yaşından sonra ve 6 yaşında kan yağlarına bakmak çocuğu birtakım hastalıklara karşı korumak acısından faydalı olacaktır. Ailesel kolesterol olması durumunda, erken yaşta bir beslenme düzeni oluşturulmalıdır. Ayrıca, tansiyon kontrolünün de belli aralıklarla yapılmasında fayda vardır.

Hazırlayan: Şenay ÇELİK