Çocuğunuzla kaliteli zaman geçirme önerileri

Çocuğunuzla kaliteli zaman geçirme önerileri

Artık büyüdü, bana daha az ihtiyacı var düşüncesini bir kenara bırakıp, çocuğunuza özel zamanlar ayırmayı ihmal etmemelisiniz. Birlikte geçireceğiniz zamanların kalitesini artırarak, onun gelişiminin en önemli destekçisi olabilirsiniz!

  • Çocuk
  • Cuma 04.08.2017 16:40

Birçok anne-baba bebeği büyüyüp de çocukluk çağına adım attığında, görevlerinin büyük bir kısmını tamamladığını düşünebilir. Elbette çocuklar büyüdükçe daha bir bağımsız oluyor ve sosyalleşiyorlar. Ama ne olursa olsun her dönem anne-babalarına ihtiyaç duyuyorlar. Elbette ev, iş ve çocuk üçgeni arasında gidip gelmek anne-babalar için pek de kolay değil. Ama çocuğunuzla geçirdiğiniz kısıtlı zamanlarda bile, paylaşabileceğiniz o kadar çok şey var ki… Biz de bu zamanları nasıl daha kaliteli değerlendirebileceğinizi, Özel Mavi Aile Danışma Merkezi'nden Pedagog Belgin Temur'a sorduk. İşte çocuğunuzla dolu dolu ve keyifli vakit geçirmeniz için önerilerimiz...

Bebeğinizi iyi tanıyın
Anne-babalar bebeklik döneminden itibaren çocuklarını iyi tanımalı ve onların ihtiyaçlarını karşılarken, nelerden keyif aldığını, nasıl sakinleştiğini ve nasıl bir ilgiye ihtiyaç duyduğunu gözlemlemeliler. Çünkü bebeğin fiziksel ihtiyaçlarının dışında rahatlamasını ve keyif almasını sağlayabilmek de çok önemli. Bu nedenle de özellikle bebeğin gereksinimlerini mümkün olduğunca anne-baba karşılamalı. Bebekler, ilk aylarda anne babalarıyla kurdukları olumlu ilişki sayesinde çok daha rahat bir bebeklik dönemi geçirirler. Bebeği sevmek, biraz gıdıklamak, güldürmek, gülmesine gülümseyerek karşılık vermek, anne-baba ve bebek arasındaki iletişimin güçlenmesini sağlar. Bunlar bir oyun eşliğinde de yapılabilir. Ayrıca bebek büyüdükçe etrafta olup bitenlere daha fazla ilgi göstermeye başlar. Bu aşamada da oyunlarla bebeğe eşlik edilmeli, onun ilgisini çekecek obje ve durumları izlemesine ve tanımasına yardımcı olunmalıdır. Özellikle ilk 2 yıl bebeğin dış dünyayı keşfetmesine olanaklar sağlamak, onunla geçirilen zamanın nitelikli olmasını da sağlar.

Oyunlar hayatı tanımasına yardımcı oluyor
Okul öncesi yaşlara gelindiğinde (3 yaşından itibaren) çocuk için oyun oynamak daha da önem kazanır. Çünkü içinde oyun olan her şey çocukların ilgisini çeker, hatta onlar için yemek, içmek ve uyumak kadar gerekli bir aktivitedir. Bu nedenle yaşamı biraz oyunlaştırmak, eğlenceli kılmak önem taşır. Hatta kuralları bile oyun şekline getirmek mümkün. Çocuklara hitap eden ve onları eğlendiren çok fazla oyun var. Birçok anne-baba oyun oynamayı beceremediğini ve sıkıldıklarını dile getirir. Ama çocuklar bunları bilmediklerinden, sürekli aynı oyunları talep edebilirler. Böyle bir durumda anne-baba, hangi oyunlardan keyif aldıklarını keşfettikten sonra oynayabilir ve hatta başka oyun seçeneklerini deneyebilirler. Unutulmamalıdır ki, yeni oyunlar çocuğun oyun dağarcığını geliştirir.

Çocukla kaliteli zaman
Kaliteli zaman, çocuğun ihtiyaçlarına duyarlı zamanlar olarak düşünülür. Yani günlük düzeninin iyi kurulmuş olması; yemek, uyku, düzenli temizlik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması demektir. Böyle bir çocuk ile kaliteli zaman geçirmek daha kolaydır. Bu nedenle öncelikle çocuğun temel ihtiyaçlarının belli bir düzen içinde karşılanması ve bu düzenin mümkün olduğunca aynen devam ettirilmesi önemlidir. Bu düzene alışmış bir çocuk, anne-babasıyla geçirdiği boş zamanlarda daha huzurlu olacaktır ve ilişkiden daha fazla keyif alacaktır. Elbette aynı durum anne-baba için de geçerlidir. Birlikte geçirilen kısıtlı zamanlarda çocuğun yeme problemiyle uğraşmak ya da geç saatlere kadar uyumayan bir çocuğu uyumaya ikna etmeye çalışmak yorucudur. Ayrıca bu şekilde geçirilen zamanların "kalitesi" de yetersizdir. Bu nedenle öncelikle çocuğun yaşam düzeninin iyi oturtulması, temel alışkanlıkların bebeklik döneminden itibaren kazandırılması hem çocuğun hem de anne-babanın huzuru açısından önemlidir. Huzuru olmayan bir anne-baba-çocuk ilişkisinde, geçirilen zamanın kalitesinden de söz edilemez.

Ona kendi deneyimlerini yaşama fırsatı verin
Anne-baba ve çocuk ilişkisinin sağlıklı olması, çocuğun kişilik gelişimi üzerindeki etkisinin yanı sıra sonraki yıllar açısından da önemlidir. İlişki doyumlu başlarsa, doyumlu devam eder. Çocukluk dönemi 18 yaşına kadar süren bir süreci kapsadığından, ergenlik ve sonrası da düşünüldüğünde, bu ilişkinin önemi anlaşılmaktadır. Çocuğun, anne-babanın ilgisine, sevgisine doyması, onlarla tüm duygu ve düşüncelerini paylaşabileceği şekilde bir ilişki sürdürmesi, onlara güvenmesi, onlarla doyumlu ve keyifli bir ilişkisinin olması yaşamda karşılaşacağı birçok sorunla baş etme konusunda güçlenmesini sağlayacaktır. Ayrıca annebabasıyla keyifli vakit geçiren çocukların; daha uysal, huzurlu, çevreleriyle daha iyi ilişkiler kurabildikleri ve kendilerine çok güvendikleri biliniyor. Tabii burada sözü edilen "iyi, keyifli ilişki"nin, aşırı bağımlı bir ilişki olmadığının altını çizmek gerekir. Tersine kaliteli zaman ile kastedilen şey, annebabanın, çocuğun kendi ayakları üzerinde durabilmesine olanak veren bir ilişki tarzıdır. Oyunlarına ve keyfine eşlik etmektir, onu dinlemek ve anlamaya çalışmaktır, hata da yapsa kendi yaşam deneyimlerini yaşama fırsatı vermektir, duygularını ifade etmesine olanak sağlamaktır ve duyguları ifade konusunda ona örnek olmaktır. Hatasızlığın değil, hatalardan ders çıkarılmasının öğretilmesidir. Mükemmel olmanın önemi değil, yapılandan keyif almak için, iyisini yapmaya çalışmanın öğretilmesidir.

Oyunlar çocukların iç dünyasını ele verir!
Oyun, her yaş grubundaki çocuk için vazgeçilmezdir. Bu nedenle de anne-babalar çocuklarıyla en çok oyunlar oynamalıdır. Çünkü oyun sırasında konuşmak, dertleşmek, anlamak ve anlaşılmak mümkün olur. Çocuklar çeşitli kaygı ve korkularını, istek ve ihtiyaçlarını, kızgınlık, kıskançlık, pişmanlık gibi duygularını oyun aracılığıyla çok kolay ifade ederler. Bu nedenle oyun sırasında çocuğun iç dünyasını izleme şansı da bulunur. Her yaşın oyun şekli ve ihtiyacı farklıdır. Dolayısıyla anne-babaların değişik oyunlar öğrenmeleri, çocuklarının oyun taleplerine yanıt vermeleri önemlidir. Ayrıca çocuğun değişik ilgi alanlarını keşfedip bu alanlarla ilgili aktivitelere birlikte katılabilirler. Örneğin; yaklaşık 3 yaşından itibaren çocukların birçok spor, sanat aktivitesine katılmaları mümkün olmaktadır. Bu faaliyetlere yönlendirmek, onlara eşlik etmek, resim yapmaktan keyif alıyorsa evde birlikte resim yapmak, büyük kağıtlar kullanarak bazen ortak resimler çizmek çocuklar için keyifli olacaktır. Bazen de anne-babaların kendi yaşamlarında keyif aldıkları aktivitelere çocukları katmaları eğlenceli olabilir. Örneğin; sabah yürüyüşüne çıkmak, evin alışverişini yapmak (çocuğa da sorumluluk vererek), bisiklete binmek ve evde yemek (kek, kurabiye vb) çocuklar için eğlenceli olur. Ayrıca özellikle evde "bir işe yaramış olmak" neredeyse her çocuk için cezbedicidir.

Suçluluk duygusuyla tavizkar davranmayın
Anne-baba ve çocuk arasındaki ilişki sadece maddesel talepler ve bu talepleri karşılamak şekline dönüşünce, çocukların günden güne daha doyumsuz hale geldikleri görülür. Çünkü anne-babaya olan ilgi ihtiyacı o kadar artıyor ki, çocuk içinde oluşan boşluk duygusunu kapatabilmek için daha fazla talepte bulunuyor. Annebabanın suçluluk duygusunun telafisi olarak fazlaca tavizkar davranması, çocuğun yanlış mesaj almasına sebep oluyor ve bir süre sonra aslında anne-babayı memnun etmek için onlardan talepte bulunmaya başlıyor. Aslında anne-babanın kendilerini daha iyi hissetmek için çocuğun her isteğini yerine getirdiğinin farkına vararak, sevgi ve ilgisini sadece bu yolla hissedebileceğini düşünebiliyor. Bu böyle bir kısır döngü olarak da sürüp gidiyor. Elbette bu tutum çocuğun günden güne daha doyumsuz olmasına sebep olmakla birlikte kendi sınırlarını öğrenmesi de mümkün olmuyor ve bu da sosyal ilişkilerinde zorluklar yaşamasına sebep oluyor. Oysa birçok anne-baba çalışıyor ve bir kısmı bu dengeyi çok iyi kurabiliyor. Çalışıyor olmak demek, çocuğun ihtiyaçlarının yeterince karşılanamayacağı anlamına gelmiyor. Bunun bir denge işi olduğu unutulmamalı. Ayrıca çocuğun temel ihtiyaçlarının nasıl ve ne kadar karşılandığı da önemlidir. Elbette anne ya da babanın hiç değilse ilk 2 yıl bebeğiyle daha fazla ilgilenebilmesi, çalışma hayatının buna imkan vermesi çok güzel olurdu... Ama bunun böyle olmadığı birçok aile var; bu dönemde ve sonrasında da sorunsuz bir şekilde devam edebiliyor. Burada bu sürecin nasıl yönetildiği, evde çocukla geçirilen zamanın nasıl geçirildiği ve çocuğa nasıl mesajlar verildiği çok önemli oluyor. Bir anne evden ayrıldığı ve bebeğini bir başkasına bıraktığı için sürekli suçluluk duyuyorsa, ondan her ayrılışını hüzünlü yaşıyorsa, bebek bunu hisseder ve o da bir süre sonra annenin duygularını yaşamaya başlar. Böyle tepkiler vermesi, anneyi memnun edebilir. Oysa anne evden mutlu ayrıldığında, akşam geldiğinde birlikte güzel şeyler yapacaklarını, işini bitirince eve geleceğini, bu arada onun anneannesiyle veya bakıcıyla oyunlar oynamasını, akşama bunları kendisine anlatmasını söyleyip evden ayrılırsa çocuk evde daha huzurlu olur. Annemden ayrı da mutlu olabilirim mesajını alır. Anne-çocuk arasındaki sağlıklı ilişkinin temelleri de bu ilk ayrılık dönemlerine dayanır.

Televizyon ve bilgisayara yönlendirmeyin
Çocuklar her yaşta daha sosyal ilişkilere ihtiyaç duyarlar. Sosyal ilişkilerden doyum sağlamak, kendi farklılığını ve yeteneklerini fark etmek, karşısındaki kişinin kendisini nasıl algıladığını ve karşı taraf üzerindeki etkilerini anlamak isterler. Psikolojik gelişimleri için, kendi tutum ve davranışlarını ayarlayabilmek ve doğruyu-yanlışı belirleyebilmek için başka birinin tepkilerini görmeye ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle de kaliteli zamandan kastımız daha ilişkisel bir süreçtir. Yani baba ile oğlun bilgisayar başına geçip oyun oynamaları bu kategoride değildir. Aynı şekilde televizyon ve bilgisayar karşısında vakit geçiren çocuklar, aslında bu çoklu ilişki deneyiminden mahrum kalırlar. Tek oldukları bir aktivitenin etkilerine maruz kalırlar. Televizyon ve bilgisayar alışkanlığı geliştiren çocuklar bir süre sonra kendilerine başka oyun ve aktivite alternatifleri sunulsa bile bunları reddetmektedirler. Bu nedenle de çok erken yaşlarda çocukların bağımlı hale gelmeden engellenmeleri önlem almak açısından önemlidir. Televizyon ve bilgisayarın, çocuğun hayatının önemli bir bölümünü kaplaması okul başarısını olumsuz etkilediği gibi sosyal becerilerini ve ilişkilerini de olumsuz etkiler. Ayrıca yapılan birçok araştırma; çocukların bilgisayar oyunlarına ve televizyona yoğun bir şeklide maruz kalmalarının, dikkat ve öğrenme süreçlerini olumsuz etkilediğini gösterir.

Yaşlara göre oyun alternatifleri

0-1 yaş:
Bebeklerin başlangıçta sadece anne ve babayı ardından da etraftaki diğer kişileri fark ettikleri dönemdir. 6 aydan itibaren oturma becerileri geliştiği için görme alanları da genişler ve etrafta olup bitenlere, sesli ve ışıklı nesnelere daha fazla ilgi duymaya başlarlar. İnsanlar, özellikle küçük çocukların daha çok ilgilerini çeker. Bu nedenle anne ve babaların bol bol kucak oyunları (fış fış kayıkçı türünde), basit şarkılarla, ritmik hareketlerle ve sesli oyuncaklarla oynamaları yararlı olur. Ayrıca banyo sonrasında yapılan masaj bebeği mutlu eder. Temas bu dönemde çok önemlidir. Yakalama refleksleri çok kuvvetli olduğu için eline alabileceği, salladıkça ses çıkarabileceği oyuncaklarla oynamasını sağlamak onun dikkatini bu tür oyuncaklara çekmek yararlı olacaktır. Çok sıkmadan gıdıklama ve "ce-e" oyunları eğlenceli olacaktır. Oyunların yanı sıra bu dönemde anne-babanın bebeğinin fiziksel ihtiyaçlarını karşılaması sırasındaki şefkati, sabırlı ve sakin yaklaşımı da çok önemlidir. Bu şekilde yapılan her şey bebeğe keyif verir.

2-3 yaş: Dış dünya ile ciddi araştırmaların başladığı, her şeyin keşfedilmek istendiği bir dönemdir. Çocuk çok hareketlendiği için, koşma, yakalama oyunları, doğanın keşfi (su, toprak ve kum) ile ilgili ve açık havadaki tüm hareketli oyunlar, ayrıca park oyunları çocuğa keyif verir. Aynı zamanda bu dönemde çocukların tehlikelere çokça maruz kalma riskleri olduğu için anne-babaların daha dikkatli olmaları gerekir. Ayrıca sosyal ihtiyaçların da önemli olduğu bir dönemdir. Bu nedenle yavaş yavaş oyun gruplarına ve okul öncesi eğitim kurumlarına alıştırma turlarının yapılması çocuklar için yararlı olacaktır. Böylece çocuğun özgüveninin ne kadar gelişmiş ve anne-baba bağımlılığının ne düzeyde olduğunu da anlama fırsatı bulunur. Bu dönemde çocuğun hem dil becerileri hem bilişsel becerileri hem de motor becerileri çok hızlı bir gelişme gösterir. Bu nedenle yaşa uygun bir okul öncesi eğitim grubu, anne-babanın çocuğuyla geçirdiği zamanın içeriğine yardımcı olur.

4-5 yaş: Dil gelişimi açısından yetişkine yakın düzeydedirler. Bu nedenle çok fazla soru sorar ve sözel ilişki kurmaya çalışırlar. Kitaplar ve hikayeler onlar için ilgi çekicidir. Bu nedenle mutlaka düzenli olarak kitap alışverişi ve okuma alışkanlığı geliştirilmelidir. Bu dönemdeki çocuklar arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi de severler; başka çocukların olduğu mekanlar tercih edilebilir. Oyun ve harekete imkan veren ortamlar seçilebilir. Gidilen yerlerin çocuğun hareket etmesine olanak veren mekanlar olmasına özen gösterilmelidir. Park ve oyun mekanlarında çocuğa eşlik edilmeli, evde oyuncaklarıyla oynarken yanında olunmalıdır. El becerileri epeyce gelişmiş olduğu için evde özellikle özbakımıyla ilgili her şey yaptırılmalı ve sorumluluklar verilmelidir. Bu yaş için daha çok dikkat geliştirici, öğrendiği kavramları uygulamasına olanak veren oyun ve aktiviteler yararlı olacaktır. Ayrıca tiyatro ve sinema faaliyeti için uygun olan yaşlardır. Evde uzun süreli televizyon izlemeyi bu yaşta önermiyoruz. Evdeki oyunlar daha çok el becerilerini geliştireceği, yaratıcılığını kullanabileceği, kendini ifade edebileceği, kalem-makas kullanabileceği oyun ve faaliyetler olmalıdır.

Okul çağı: Bu dönemdeki çocuğun ilgi ve yetenekleri belirginleşmiştir. Bu nedenle klasik oyunların dışında oyun ve aktivitelerin seçilmesi yararlı olur. Bu yaşlardaki çocuklar büyüklerin ilgi alanlarıyla da fazla ilgilenirler; bu nedenle onları kendi arkadaş gruplarına ve aktivitelerine dahil edebilirler; ama hala oyun çocuğu oldukları da unutulmamalıdır. Bu dönemde ailece oynanan kutu oyunları tercih edilebilir. Bu oyunlar yetişkinler için de eğlenceli olduğundan birlikte keyifli zaman geçirmek için idealdir. Ayrıca çocuğun rekabet, yenme-yenilme karşısındaki tutumunu izlemek, sıra beklemeyi, sebatı, kuralları takip etmeyi ve uymayı öğretmek için de çok yararlıdır.

Hazırlayan: Şenay ÇELİK