Hayat paylaştıkça güzel!

Hayat paylaştıkça güzel!

“Onlar benim!”… Çocukların kimi zaman en sevdiği oyuncağı için, kimi zaman bir parça çikolata için, kimi zaman da anne-babası için böyle söylediklerine hepimiz şahit olmuşuzdur.

  • Çocuk
  • Cuma 04.08.2017 15:44

Mavi Pedagojik ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nden Psikolojik Danışman Tuğba Gürçağ, paylaşma duygusunu çocuğunuza nasıl kazandıracağınızla ilgili önerilerde bulundu.

Benmerkezci olmaları paylaşmalarına engel olur!

Bebeklik döneminden çocukluk dönemine geçmeye başlayan çocukların yaşayarak öğrenmesi gereken çok fazla şey ve atlaması gereken birçok gelişim basamağı var. Bu gelişim sadece boyun uzaması veya kilo almak gibi fiziksel gelişimi içermez. Çocuklar her dönemde psikolojik olarak da büyürler.

Özellikle çocukların, annelerinden ayrışarak bireyselleşmeye başladıkları dönem; psikolojik olarak büyüme konusunun en güzel örneklerinden biridir. Bu dönemde annesinden ayrı bir birey olduğunu fark eden çocuk, kendi başına yapabildiklerini de yavaş yavaş fark etmeye başlar. Farklı bir kişiliği olduğunu ve kendi başına bir şeyleri başarabildiğini anlayan çocuğun bir sonraki görevi de kendisine ait olan şeyleri fark etmesidir.

Kendine ait odasında, kendi yatağında uyuyan çocuk, yine kendi odasında kendi oyuncaklarıyla oynar. Kendi seçtiği kıyafetleri giymek isteyen çocuk, büyüdükçe kendi istediği kıyafetlerin alınmasını talep etmeye başlayacaktır. İşte bu dönem 2-3 yaşlarına denk gelir. Bu dönemin en belirgin özelliği çocukların "benmerkezcilik" özelliklerinin doruk noktasına çıkmasıdır. Bu dönemdeki çocuklar sadece kendi isteklerinin gerçekleştirilmesi konusunda talep kardırlar.

Çevrelerindeki diğer kişilerin de bir şeyler isteyeceği, onların da bazı beklentileri olabileceği konusunda bir farkındalığa sahip değillerdir. Onlar için önemli olan varsa yoksa kendileri ve kendi istekleridir. İşte tam bu noktada özellikle anne-babaların yaşamakta ve çözmekte çok zorlandıkları bir durum ortaya çıkar: "Paylaşmak". Bu yaş dönemindeki çocuklar sahip oldukları hiçbir nesneyi başkalarıyla paylaşmak istemezler.

Çünkü "ben ve benim" kelimeleri bu yaş grubundaki çocukların en sık kullandığı kelimedir. Bir taraftan kendini, anne-babasını ve çevresini kendi istekleri doğrultusunda kontrol etmeyi ve yönetmeyi öğrenen çocuk, kendinin olan her şeyin kendi kontrolü altında olmasını ister. Bu nedenle de hiçbir eşyasını kimseyle paylaşmak istemez.

Çünkü o çikolata, o oyuncak onundur. Eğer verirse çikolatasının ve oyuncaklarının geri gelip gelmeyeceğini bilmiyordur. Tam da kontrolü yeni yeni eline almaya başlamışken kaybedebilme kaygısını yaşayan çocuk, hiçbir şeyini paylaşmayı tercih etmez. Çünkü bu sayede kendi kontrolü ve otoritesi devam etmiş olacaktır. Kişilik temelinin atıldığı ve gelişim açısından temel taşlardan biri olan bu yaş döneminde, anne-babalar çocuklarına nasıl yaklaşacaklarını belirlemek adına zor bir dönem geçirebilir.

Ona model olun!

Burada anne-babanın izlemesi gereken en önemli yol; çocuklarına model olmaktır. Her davranışta olduğu gibi, paylaşmayı öğrenmeleri için de onlara model olmak yetişkinlerin görevidir. Kendinizin yapmadığı bir davranışı çocuklarınızın sergilemesini beklememelisiniz. O nedenle ilk önce çocuklarınıza model olmalısınız. Anne-baba olarak kendi eşyalarınızı paylaşmakla bu işe başlayabilirsiniz. Ancak aldığınız eşyaları mutlaka geri vermelisiniz ki, çocuğunuz vereceği oyuncaklarının geri geleceğini öğrenebilsin. Mesela çocuğunuzla nesne saklama oyunu oynayabilirsiniz. Saklanan bir nesneyi bulan çocuk, o nesnenin gittiğini ve geri geldiğini yaşayarak öğrenecektir. Bunu öğrenen çocuk, oyun oynarken arkadaşına verdiği oyuncak ayısını geri alacağını da yavaş yavaş öğrenecektir. Paylaşma, doğuştan öğrenilen bir yaşantı olmadığı için çocuklarınıza ilk siz model olarak paylaşım örnekleri sergilemelisiniz. Örneğin; yediğiniz bir çikolatayı ikiye bölerek yemek, okuduğunuz gazeteyi birbirinize vererek değiştirmek ve sonrasında geri almak gibi…

Paylaşmak istemiyorsa…

Çocuklar hiçbir şeyini paylaşmaya yanaşmayabilirler. Burada ihtiyaç duydukları şey, kontrolün kendilerinde olduğunu bilmektir. Tek bir oyuncağını vermek yerine iki oyuncağından hangisini vermek istediğini çocuğunuza sorarak onu paylaşımlarını arttırması konusunda yönlendirebilirsiniz. "Hangi oyuncağını arkadaşın ile paylaşmak istersin? Böylece birlikte oynayabilirsiniz." diyerek çocuğunuzu destekleyebilirsiniz.

Çocuklar paylaşmak istemiyorsa bu davranışı onlara zorlayarak kazandıramayız. Ayrıca hepimizin sadece bize ait olan özel eşyaları olabilir. Bu, çocuklarımız için de geçerli olabilir. O nedenle başlangıç olarak kendi istedikleri eşyalarını paylaşmaları konusunda çocuklarımız teşvik etmek ve paylaşım sonrasında çocuklarımızı sözel olarak ödüllendirmek "Bravo sana, arkadaşınla oyuncağını ne güzel paylaştın, süpersin." demek, bu davranışın içselleştirilmesine destek olacaktır.

3 yaşındaki bir çocuktan hemen oyuncağını paylaşmasını beklemekle, 5 yaşındaki bir çocuktan bunu beklemek arasında çok fark vardır. Çünkü 3 yaşındaki bir çocuğun farkındalık düzeyiyle 5 yaşındaki çocuğun farklıdır. Paylaşım davranışının gelişebilmesi için, ilk önce empati kurabilme becerisinin gelişmesi gerekir. Empati, yani kendimizi karşımızdaki kişinin yerine koyarak onun ne hissedebileceğini anlama becerisi 5-6 yaş itibariyle gelişir.

Bu nedenle 3 yaşındaki bir çocuk oyuncağını paylaştığında hem kendisinin hem de karşı tarafın ne hissettiği konusuna çok odaklanmaz. Ancak 5 yaş itibariyle çocuklar bu durumu daha rahat kavrayabilirler. Anne-babalar, çocuklarının duygularını ifade etmesi ve karşı tarafın ne hissedebileceğini düşündürmek konusunda onlara hem model olmalı, hem de çocuklarını buna teşvik etmelidirler.

Kardeşi olursa...

Birçok aile çocuğunun tek başına büyümemesi ve paylaşmayı öğrenmesi adına 2 ya da 3 çocuk sahibi olmayı tercih ederler. Özellikle tek başına büyüyen çocukların paylaşımlarının daha az olduğunun düşünüldüğü günümüz toplumunda, kardeşleriyle birlikte büyüyen, aynı oyuncaklarla birlikte oynayan, aynı kıyafetleri giyen çocukların paylaşmayı daha erken yaşlarda öğrendikleri görülür. Tek çocuklar paylaşmayı yuvaya başladıkları zaman oyuncaklar aracılığıyla öğrenir.

Yaşıtlarıyla bir araya getirin

Yaşıtlarıyla daha fazla bir araya gelen çocukların paylaşım becerisi, girmeyenlere oranla daha çabuk gelişir. Bu nedenle parka gitmek, bahçeye çıkmak, oyun gruplarına katılmak, yuvaya gitmek gibi çocukların yaşıtlarıyla zaman geçirebileceği ortamlara girmelerini sağlamak çok gereklidir. Çünkü çocuklar yaşıtlarıyla vakit geçirerek davranışları öğrenir ve içselleştirirler.

Ödüllendirin

Oyuncağını, çikolatasını bir arkadaşıyla paylaşan çocuğunuzu sözel ödüllerle motive ederek hem davranışın öğrenilmesini hem de pekişmesini sağlayabilirsiniz. "Harikasın, boyalarını ne güzel paylaştın, bu davranışına bayıldım." gibi... Bu övgüyü duyan çocuk hem mutlu olacak hem de doğru bir davranış sergilediğini fark ederek paylaşmanın önemini anlayacaktır.

Hazırlayan: Başak DOĞRU