Matematiksel düşünce gücü nasıl öğretilir?

Matematiksel düşünce gücü nasıl öğretilir?

Einstein matematiği aklın (zekanın) kendisi olarak tanımlamış. Peki, bunu nasıl kullanmak gerekiyor? Hangi alanda bize başarılar sağlıyor? Biz de problemleri ve karmaşık sayıları içinde barındıran matematik dalını farklı bir açıdan ele aldık.

  • Çocuk
  • Cuma 04.08.2017 15:51

Çocuğunuz 3 yaşından sonra rakamları tanımaya sayıları saymaya mı başladı? için büyük bir mutluluk tablosu olsa da, uzmanlar aslında öncesi dönemde sayıların ne anlama geldiğini tam olarak bilemediklerini belirtiyor. Beyinsel gelişimde matematiğin ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu görmek mümkün. Günlük yaşam içerisinde de kullanılan matematiksel düşünce yöntemi sayesinde, olayların ve karşımıza çıkan problemlerin üstesinden gelmeyi başarabiliriz. Ama nasıl? Matematiksel zekayı nasıl geliştirebiliriz? VI. Uluslararası Eğitim Kongresinde "3-12 yaş çocuklarda matematiksel düşünce eğitimi" üzerine workshop çalışmalarına katılan Parenting Skills&Counseling Center'dan Pedagog Sevil Yavuz Gümüş, yaptıkları çalışmaları bizlerle paylaştı ve merak ettiğimiz sorulara da açıklık getirdi.

Ayrıca anne babalara, matematiksel düşünme gücünün çocuklara nasıl verilebileceğine dair de tüyolar verdi. Matematiksel düşünce Matematik hayatın içindedir. Matematiksel düşünme; bilgiyi analiz etme, bilgiyi kullanma, özgürce fikirler üretip değerlendirme yapabilmektir. Çocuğun bunu öğrenmesi, hayatta her alanda başarılı olmasına yardımcı olur. Çocuklar bir problemle karşılaşınca önce ben yapamam deseler de "İstersen bir düşün. Sence nasıl olabilir?" gibi sorularla önce dikkatini o konu üzerinde toplamasına fırsat tanınmalıdır. Yapılan bir çalışmada anaokulu öğrencilerine sormuşlar; "6 tane kurabiyen var, arkadaşınla nasıl paylaşırdın?".

Çocuk önce adil davranmış "3 ona 3 bana" demiş. Peki, başka nasıl paylaşabilirdin" diye sorulmuş "4 bana 2 ona"; "Başka", "6 bana ona sıfır"; " Başka" , "Kurabiyenin bir tanesini bölmüş, "yarım ona 5.5 bana" demiş. Çocuklara fırsat verildiğinde, yani başka çözüm yollarının olabileceği mesajı verilince, çocuk farklı ve kendi geliştirdiği yollarla problem çözebilir. Bu nedenle çocuklara, problem üzerinden açık uçlu sorular sorarak düşünmesine izin verilmelidir. "Başka", "Sen ne yapardın?" gibi açık uçlu sorular, çocukların özgürce düşünmesine fırsat verir.

Kendi düşüncelerini geliştirsin!

Yapılan araştırmalar, yeni bir kelimenin günde 12 defa 30 gün boyunca tekrarlanmasıyla öğrenildiğini göstermiş. Çocuklara yeni öğretilenler sürekli tekrarlanmalıdır. Çocuk, birkaç defa anlatılıp geçildiğinde öğrendiklerini pekiştiremeyecektir. Ayrıca ortaöğretim öğrencilerinin de çocuk olduğunu unutmamak gerekir. Türkiye'de oyunun çocuğun dünyasındaki yeri henüz anlaşılmamış. Çocuk deyince akıllara 3-6 yaş anaokulu çağı çocuklar geliyor. Çocuk ilkokul çağına geldiğinde, "Sen artık büyüdün bırak oyuncaklarla oynamayı, dersine çalış." deniliyor. Birdenbire çocuğun dünyası değişmeye, birkaç ay önce oyuncaklarıyla mutlu şekilde oynayan çocuk, okuma-yazma, sayılar, öğretmen ve ailesi arasında kalıyor. Ne yazık ki oyun sadece anaokulunda oynanan, ilkokul ise sorumluk gerektiren akademik çalışmaların yapıldığı bir yer olarak görülüyor. Oysa ilkokul çağındakiler de çocuk! Ve bu çocukların oyun oynamaya, eğlenmeye, eğlenerek öğrenmeye ihtiyacı var. İngiltere'deki ilkokul sınıfları anasınıfı gibi ve dersler de oyun gibi. Böyle olunca; çocuklar, çocuk olduklarını hisseder ve okula severek giderler. Öğretmen öğretmenin zevkini, öğrenci öğrenmenin gururunu yaşar. Anne ve baba da çocukların derslerindeki başarısından mutlu olur ve çocuğuna evde ders çalış diye baskı uygulamaz.

Derse oyun ve eğlence katın

Çocuklar (anaokulu-ilkokul-ortaokul-lise) eğlenerek öğrendiğinde öğrenmeleri kalıcı olur ve okuldan soğumaz. Burada en önemli görev öğretmenlere düşüyor. Öğretmenlerin konu anlatımlarında yaratıcı drama etkinlikleriyle ve kendi yaratıcılığıyla geliştirdikleri oyunlarla dersi zenginleştirmeleri gerekiyor. Çocuklar eğer başkalarının düşüncesini, çözüm yolunu ezberlerse, kendisi hiçbir problem çözemez. Bu nedenle önce kendisi düşünsün, çözüm yollarını arasın. Bir problemin sadece bir çözüm yolu olmadığını bilsin, kendi yöntemini geliştirsin. Problemi onun yerine çözmeyin. Ona nasıl çözebileceğini öğretin. Böylece sezgisel ve yaratıcı düşünmesini geliştirmiş olursunuz. Matematik derslerinin sevilmeme nedeni derslerin klasik anlayışla öğretilmeye çalışılmasıdır. Ders sırasında materyallerin kullanılması ve oyunlar oynanması sayesinde çocuklar, matematik derslerini daha çok sevecektir.

Düşüncelerini paylaşmasına izin verin

Çocuklar birbirleriyle paylaşarak, konuşarak daha iyi öğreniyor ve bu öğrenmeleri kalıcı oluyor. Bu nedenle öğretmenlerin proje çalışmalarına daha fazla yer vermesi daha faydalı ve etkili olur. Matematik hayatın her alanında yer alıyor. Sabah matematikle uyanıp onunla kalkıyoruz. Her şeyi matematiksel düşünceyle planlıyoruz. Günlük hayat içerisinde sayıları sık sık kullanıyoruz. Matematiksel düşünce; toplama-çıkarma gibi aritmetik şeyler değil, tam tersine "düşünme üzerine düşünme, inceleme, analiz etme, soyutlaştırma, somutlaştırma, farklı çözüm yolları bulma". Bu nedenle her an her yerde çocuğa matematik öğretilebilir.

Hazırlayan: Şenay ÇELİK