Okul seçimi ve hazırlık rehberi

Okul seçimi ve hazırlık rehberi

Okulların kapanmasına kısa bir süre kalmışken özellikle çocukları ilköğretime başlayacak anne-babaları bir telaş sardı. Okul seçimini şimdiden belirlemeye çalışan ebeveynlerin nelere dikkat etmesi gerektiği rehberimizde!

  • Çocuk
  • Cumartesi 05.08.2017 15:15
İlk sözcükleri, ilk adımları, anaokuluna başlayış süreci daha dün gibiyken çocuğunuz ilköğretim çağına geldi bile! Bir yandan onun gelişimini hayranlıkla izlerken bir yandan da iyi bir geleceğin temellerini atmak için ilköğretimden başlayan eğitim programındaki zorlu yolculuk gözünüzü korkutuyor olabilir. Tabii bu yolculukta çocuğunuzun okula gitmek istememesi ya da dönem dönem yaşayabileceği okul fobisi de, özünde sizin için oldukça mutluluk verici okula başlama serüvenini gündeminizdeki en önemli sorun haline getirebilir. Elbette okul seçimi ve ilköğretim yılları, ihmale gelmeyecek kadar önemlidir, ama çocuğunuzu tanımanız ve oluşabilecek olumsuz durumlara önceden önlem almanız işinizi kolaylaştıracaktır. Siz Drama'dan Klinik Psikolog ve Psikodramist Berrak Artemiz Çınar'ın ilkokula hazırlık aşamasında ve okul seçiminde sizi bekleyen durumları anlattığı dosyamızda; Prof. Dr. Reha Cengizlier'in de okul öncesi check-up önerilerini bulacaksınız.

Çocuklar için okul yeni bir dünya

Çocuklar için yaşam sürecinde toplumsallaşma, aileden sonra en etkili şekilde okulda başlar. Ailenin güvenli, korunaklı ve ilgi dolu ortamından uzaklaşarak yapılandırılmış, yeni kuralları ve tanışacağı yeni rolleri olan bir ortama girmek, bir yanıyla haz dolu, bir yanıyla da zorlayıcı bir süreçtir. Çocukların bu süreci, olabildiğince verimli yaşaması, ailenin tutumu, ona uygun okul seçimi ve genel olarak uyum düzeyiyle belirlenir. Çocukların tüm eğitim-öğretim hayatını etkileyebilecek bir güce sahip olan bu başlangıcı olumlu kılmak adına ailelere önemli sorumluluklar düşer. Çocuklar ilköğretim aşamasına geldiğinde, anne-babaların karşısına şu üç temel soru ve sorun çıkar: Çocuğum ilköğretime yeterince hazır mı? Çocuğum için okul seçerken nelere dikkat etmeliyim? Çocuğum ilköğretime başladıktan sonra uyum sağlayabilecek mi?

İlköğretime hazır mı?

Okula hazır olma kavramı çok boyutludur. Çocuğun sadece bilişsel özelliklerine bakarak verilecek bir karar değildir. Hazır olmanın bir yanında bilişsel yeterlilikler olmakla birlikte, diğer yanında psikomotor, sosyal ve duygusal yeterlilikler vardır. Okulun kazandırmayı amaçladığı bilgi ve beceriler çok yönlü olduğundan, hazır olma durumu da, tüm gelişim alanlarının dikkate alınmasını gerektirir. Okuma-yazma becerisini kazanmak ve öğrenme süreçlerini tamamlamak üzere gereken bilişsel altyapı, görsel-işitsel dikkat, akıl yürütme, kavram bilgisi ve hafıza gibi temel becerileri kapsar. Psikomotor beceriler; kaba ve ince motor beceriler olarak çocuğun fiziksel açıdan hazır bulunuşluğunu ifade eder. Sosyal ve duygusal olarak hazır olmak çocuğun ilişki kurma, iletişim ve sorun çözme becerileri, farkındalık gibi temel kazanımlarla kendini gösterir. Bu alanlarda desteğe ihtiyaç duyan çocukların ilkokula uyum sağlamak ya da bu başlangıcı keyifle yaşamak noktasında sıkıntılar yaşaması doğaldır. Bu açıdan öncelikle çocuğun çok boyutlu bir şekilde okula hazır olma düzeyinin iyi tespit edilmesi ve desteklenmesi gereken özelliklerin önceden geliştirilmesi büyük önem taşır. Bilişsel ve psikomotor gelişim açısından hazırbulunuşluk düzeyini belirlemek için günümüzde kullanılan belli başlı testler vardır. Çocuğun okumaya başlaması veya çabası yeterli bir bilişsel olgunluk göstergesi değildir. Bu testlerle çocuğun zihinsel açıdan hazır bulunuşluğu ölçülebilir. Sosyal-duygusal alan ile ilgili de çocuğun doğal yaşam alanlarında gösterdiği davranış ve tutumlara ilişkin gözlemler, okuldaki sosyal varoluşu ile ilgili ipucu verecektir.

Okul seçiminde nelere dikkat edilmeli?

Çocuğun gideceği okula karar verirken bir yandan anne-babanın çocuğunu çok iyi tanıması, diğer yandan okullar hakkında sağlıklı ve yeterli bilgiye sahip olması gerekir. Bu bilgiler ışığında, hem eğitimden hem de çocuktan beklentiler de açıkça ortaya konduktan sonra okullarla ilgili uzun süreli, çok yönlü araştırma ve bilgi toplama çalışmalarının yapılması gerekir. Okulla ilgili yapılacak sorgulamalarda aşağıdaki konularda bilgi toplanmaya çalışılmalıdır:

-Okulun misyon ve vizyonu ne?
-Sınıf mevcutları kaç kişi?
-Okulda bilişim teknolojilerinden ne düzeyde yararlanılıyor?
-Okul, yeni programla ilgili ne tür çalışmalar yapıyor?
-Okulun rehberlik hizmetleri neler?
-Velilere yönelik ne tür çalışmalar yapılıyor?
-Öğrenci değerlendirme sistemleri nasıl?
-Ulusal sınavlara bakış açısı hangi yönde?
-Okul ne tür fiziki imkanları ve aktiviteleri sunuyor?
-Okulun sosyal ve kültürel imkanları ye- terli mi?

Anne-babaların, okullarla ilgili bilgi toplama süreçlerinde çeşitli kaynaklara başvurmaları uygun olacaktır. Bu çerçevede, okul yöneticileri, öğretmenler, diğer veliler, basınyayın, internet ve bu kurumlarla çalışan diğer uzmanlar ve kurumlar önemli kaynaklar olarak değerlendirilebilir. Okulla ilgili son karar, anne-babanın ortak bir anlayışına bağlı olarak şekillenmelidir. Çocuğun karar aşamasında; birçok okulun mülakatına girmesi ve sık sık farklı okul ziyaretlerinin yapılması uygun değildir. Aile, elinden geleni yaptığına kanaat getirdiğinde, artık verdiği kararın doğru olduğuna inanmalı ve kararlarıyla ilgili tereddütler yaşamamalıdır.

Okula uyum aşaması

İlkokula yeni başlayan çocuk, alıştığı ortam ve bildiği kişilerden uzaklaşarak yepyeni bir sosyal çevreye girer. Geride bırakmış olduğu anaokulundan veya evinden çok daha farklı bir mekanda, daha önce hiç görmediği öğretmenleri ve arkadaşlarıyla birlikte olacaktır. Okulunun fiziki ortamına alışmasında, arkadaşları ile sağlıklı ilişkiler kurmasında, akademik çalışmalardaki başarısında ve okul kurallarını özümsemesinde, ebeveynlerinin ve öğretmenlerinin işbirliği içinde çocuğa destek olması, okula uyum sağlamasını kolaylaştırır. Çocukların, yeni ortama uyum sağlamaları ile ilgili süreci kolaylaştırabilmek için anne-babalar şunlara dikkat edebilir:

-Okul seçimi sürecinde ve karar aşamasında ebeveynlerin aşırı heyecana kapılmaları, çocuğu olumsuz etki altında bırakarak okul ortamı ile ilgili yanlış izlenimlere kapılmasına ve endişe duymasına sebep olabilir. Bu yüzden anne-baba tarafından aşırıya kaçan tepkiler sergilenmemesi, çocuk üzerindeki etkisi açısından son derece önemlidir.
-Çocukla okul ortamı, derslerde neler öğreneceği, sınıf içinde ve dışında nasıl davranması gerektiği gibi konularla ilgili konuşularak farkındalığının arttırılması sağlanabilir. Gerekirse okulun fiziki ortamı ve sınıf öğretmenleri çocuğa tanıtılmalıdır. Böylece uyum sağlaması daha kolay olacaktır.
-Okulda uygulanacak "oryantasyon programı" hakkında rehberlik uzmanlarından bilgi alınmalı ve bu programa özenle uygun hareket edilmelidir.
-Çocukla ilgili uyum sağlamayı zorlaştırıcı özel durumlar varsa önceden okulun rehber uzmanına bilgi verilmelidir.
-Çocuğun, okula uyum sürecinde yaşayabileceği olası bocalamalar karşısında kesinlikle sakin, yumuşak ama kararlı olunmalıdır.

Okul fobisi

Genel olarak çocukların okulla ilgili olarak yaşadıkları yoğun sıkıntı, huzursuzluk ve endişe hissi nedeniyle okula gitmede yoğun bir direnç ve isteksizlik göstermeleri, okul fobisinin işaretleri olabilir. Her isteksizliğin bir fobi boyutunda değerlendirilmemesi gerektiği gibi bu durum "çocuktur geçer" anlayışı ile de geçiştirilmemelidir. Özellikle okulun ilk günleri her çocuk için bir yandan haz verici bir yandan da kaygılı bir süreçtir. Çocuğun okulda kendini ne kadar güvende hissettiği, bu kaygı ile baş etme biçimini etkileyecek güce sahiptir. Normal yaşam dinamiğinden farklı olarak okula giderken çocuğun isteksiz olması, baş ağrısı, karın ağrısı ya da bulantı hissi, iştahsızlık, keyifsizlik, uyku düzeninde bozulmalar, sorumlulukları yok sayma, sık sık ağlama, alıngan ve sinirli olma gibi eğilimler göstermesi okul fobisine işaret eder. Bu durum iyi yönetilmediği takdirde ailenin tüm yaşam kalitesini etkileyecek bir sürece dönüşebilir.
Okul fobisi yaşayan çocukların kişilik özellikleri incelendiğinde genellikle; performans kaygısı yaşayan, beklentileri yüksek olan, uslu ve uyumlu olmaya çalışan, onay bekleyen, yetersizlik hissi yaşayan çocuklarda bu eğilimin daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu tip kişilik özelliklerine sahip olan çocuklar özellikle sorun durumları karşısında yüksek düzeyde örselenerek sorun durumlarını bir kriz gibi yaşar. Bu da baş etme gücünü etkilediğinden fobi boyutuna kadar uzanan bir soruna dönüşebilir. Okul fobisinin sebepleri kişiden kişiye farklılık göstereceği gibi, genellikle anneden veya birincil bakım veren kişiden ayrılma endişesi en temel sebep olarak karşımıza çıkar. Genellikle birbirlerine karşı bağımlı ve kaygı düzeyi yüksek olan ebeveynlik tutumları çocuğun bu hissini pekiştirir. Bu hisle birlikte evde çatışmalı ortam varsa küçük kardeşin anne ile daha fazla yakınlaşabileceği ihtimali, okulda ihtiyaçlarının karşılanmama ve yalnız kalma endişesi, çocuğun evde kalma isteğini çoğaltarak okula gitmede isteksizliğe yol açar. Dolayısıyla okul korkusunun en temelinde güvenli anne-bebek bağlanma ilişkisine kadar dayanan bir dinamik yatar. Bebeklik ve erken çocukluk döneminde yeni bir durumla karşı karşıya kalındığı zaman, çocuğun göstereceği tepki, annenin tepkisiyle doğru orantılıdır. Anne koruyucu tutumuyla özgürlükçü yaklaşımı arasında ne kadar dengeli olursa, çocuk o kadar dış dünya ile güvenli bir ilişki geliştirebilir. Eğer anne bu dönemde çocuğun kendinden ayrılmasını istemez, başkasının kucağına emanet etmekte zorlanır, kısa süreli ayrılıklarda bile aklı kalır, anaokulu başlangıcını kaygıyla yaşar ve bunları ince iletilerle çocuğuna aktarırsa çocuğun ayrılma endişesi artar. Kardeş doğumu, ev değişimi, aile içinde herhangi bir kayıp, annebaba arasındaki geçimsizlikler ve okulla ilgili tehditlere maruz kalma okul korkusunu tetikleyen çeşitli yaşam olaylarıdır. Çocuk okula başlarken hayatında başka önemli bir değişikliğin olmaması çocuğun okula uyum sürecini kolaylaştıracaktır.

Alıştırma etkinlikleri…

Çocukları okula alıştırma aşamasında çeşitli etkinliklerle, yeni düzene alışmaları ve okulu sevmeleri sağlanabilir. İşte bu etkinliklerden bazıları…

Yaşasın okulumuz

Çocuğunuz mümkünse büyük bir kartona hayalindeki okulun resmini çizsin. Unuttuğu öğeler varsa hatırlatın ve eklemesini sağlayın. Okulun içindeki kişileri (öğretmen, öğrenci, arkadaş, rehber öğretmen, müdür vs.) kesip kukla gibi konuşturmaya başlayın. Rolleri çocuğunuzun seçimlerine bırakın ve dilediğiniz gibi karakterleri konuşturun. Size düşen rol ne olursa olsun olumlu ve teşvik edici mesajlar iletmeye dikkat edin. Kuklalarla ders sürecini, öğretmeni dinlemeyi, zilin çalmasını, tenefüsteki vakitleri, derse geri dönmeyi canlandırabilir; bununla ilgili olumlu bir model oluşturabilirsiniz.

Ben de öğrenciydim

Kendi öğrencilik yıllarınıza ait resimleri çıkartıp çocuğunuza anılarınızı anlatın. Arkadaşlarınızı, onların kişilik özelliklerini, neler yaptığınızı, neleri yapmak isteyip de yapamadığınızı, öğretmeninizi, komik anılarınızı, özellikle başarı öykülerinizi ve çözdüğünüz bir sorunu ya da tatlıya bağlanan bir süreci olumlu bir dille ifade edin. Bu, onun okula ilişkin algısını yumuşatacak bir sürece dönüşecektir.

Alışveriş vakti

Siz okul malzemeleri satan bir satıcı olun ve çocuğunuz okula başlayan bir öğrenci olarak müşteriniz olsun. Size okula başlayacağını söyleyerek ihtiyaçlarını sıralasın. Unuttukları eşyaları satıcı olarak hatırlatın ve her eşyanın amacını çocuğa anlatın. Aralara teşvik edici ve esprili bir dil eklemeyi unutmayın. Eşyaları hayal ürünü olarak yastık ya da herhangi başka bir nesneyle temsil edebilirsiniz. Gerçek okul alışverişini mümkünse bu etkinlikten sonra çocuğunuzla birlikte ona sorarak ve seçimlerine saygı duyarak birlikte yapın. Bu, onun okula karşı bağlılığını ve sorumluğunu arttıracaktır.

İlk gün

Evde dramatik olarak okula başladığınız ilk günü canlandırdığınız bir oyundur. Evin bir bölümünü okul ortamı olarak belirleyin. Sonra sabah uyanmaktan el yüz yıkamaya, kahvaltı etmeye, hazırlanmaya servise ya da arabaya binmeye ve okulun önünden ya da evden vedalaşmaya kadar tüm süreçleri "mış gibi" yaparak canlandırın. Onu okulda yalnız bırakın ve gözlemleyin. Gerekirse öğretmen ya da arkadaş gibi yardımcı rollere girin. Öğretmen rolünden ilk tanışmayı yaratın ve çocuğun öğretmenine kendisini tanıtmasını sağlayın. Bu rollerde olabildiğince nötr olmaya çalışın. Okul saati bittiğinde eve dönüşü, çocuğunuzu karşılamayı, okulda ilk gününün nasıl geçtiği hakkında sohbet etmeyi, okul kıyafetlerinin çıkarılmasını, varsa bir sorumluluğun yerine getirilmesini sağlayarak oyunu sonlandırın.

Okul öncesi check-up

İnsan sağlığı için hastalıkların tedavisi çok önemlidir. Ancak bundan daha önemli olan; hastalık oluşmadan, risk faktörlerini göz önüne alarak hastalıklardan korunmaktır. Bazen de başlayan bir hastalık henüz vücutta harabiyet yapmadan, sakatlık oluşturmadan önce erken dönemde teşhis etmek, durdurmak ve tedavi etmek çok önemlidir. Çocukluk dönemi, büyümenin en hızlı olduğu dönemdir. Toplum içine girme, çevresel faktörlerle karşılaşma ve hastalık riskinin artması bu dönemde en yüksek düzeydedir. Bir de doğuştan gelen ve henüz fark edilememiş bazı hastalıklar veya riskler de düşünülünce, çocukların sağlığının ne büyük tehlikede olduğu anlaşılır. Çocukluk dönemindeki sosyalleşme basamaklarından birisi olan okul sürecinden önce tüm bu riskler açısından çocuğun değerlendirilmesine, "Okul öncesi check-up" diyoruz. Check-up kapsamında, çocuklara yapılan tetkikleri şöyle sıralayabiliriz:

Genel muayene

Baştan aşağı tüm sistem ve organların doktor tarafından muayene edilmesidir. Her doktorun yapabileceği basit değerlendirmeye ilaveten, göz doktoru tarafından alet ve cihazlar kullanılarak göz muayenesi yapılır.

Radyolojik incelemeler

Akciğer grafisi: Akciğerlerin durumu, kalp yapısı anomalileri, tüberküloz gibi solunum sistemi hastalıklarına ait eski izler veya aktif hastalık görüntüleri ve bazı kötü hastalıkların sessiz belirtisi olan kalp çevresinde büyümüş lenf bezi yumruları bu basit tetkikle değerlendirilebilir.

EKG: Nabız ritim bozuklukları, doğuştan kalp hastalıklarının bazıları ve sessiz seyirli olup ilerde aniden kötü belirtilerle ortaya çıkabilecek kalp romatizması gibi hastalıkların belirtileri aranır.

İşitme testi: Dıştan muayene ile saptanamayan, ancak özel testlerle dış kulak, orta kulak veya iç kulak bölgelerine ait bozukluklar ve bunlara bağlı işitme kaybı anlaşılabilir. Bazen yüzde 50'ye varan sağırlık, çocuk tarafından bir şekilde kullanılan dudak okuma gibi yöntemlerle fark edilmeyebilir. Zamanında müdahale ile tedavi edilebilecekken, zamanla tam sağırlığa kadar gidebilir.

Biyokimyasal incelemeler

Kan tetkikleri: Kan grubu, tam otomatik kan sayımı, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, açlık kan şekeri, sedimentasyon, A, B, C tipi sarılık hastalıkları hakkında bilgi veren; bunlar için yapılan aşı koruyor mu, hastalık geçirilmiş mi veya sessiz seyirli kronik sarılık hastalığı var mı gibi sorulara cevap veren hastalığa yönelik kan tetkikleridir. Sarılık taşıyıcılığı, hem çocuk için hem de bulaşma yolu ile çevresi için risk oluşturur. Beslenme bozukluğuna bağlı, demir eksikliğine bağlı kansızlık (anemi), çocukluk döneminde de oldukça sık görülür. Kansızlık varsa, bütün vücudun beslenmesi, büyümesi ve dengesi bozulacaktır. Kansızlık erken saptanıp tedavi edilirse, bu tür geri dönüşümü olmayan değişiklikler başlamadan durdurulabilir. Aynı şey şeker hastalığı için de geçerlidir. Hastalık başlamış olduğu halde, uzunca bir süre gizli seyreder. Bu aşamada yakalanırsa, tedavide başarı şansı çok daha artar.

Boğaz kültürü: Kendisi hasta olmadığı halde bazı bakteriler için taşıyıcı görevi görüp başka çocukları riske sokabilir. Ayrıca boğazda yerleşmiş bir zararlı mikrop, romatizma ve böbrek hastalığı gibi kronik hastalıklar için de zemin oluşturabilir.

İdrar incelemeleri: İdrar yolu veya böbrek enfeksiyonlarının ve böbrekte yapısal bozukluklara yol açabilen doğuştan bazı hastalıkların teşhisini sağlar.

Gaita incelemeler: Bağırsak parazitleri; çocukta anemi, büyüme-gelişme bozuklukları, iştahsızlık gibi belirtilere neden olur. Bu durum saptandıktan sonra uygun tedavi ile düzelmesi sağlanabilir. Bağırsaktan sızıntı şeklinde gizli kanama varlığı da, nedeni saptandıktan sonra tedavi edilebilir.

Hazırlayan: Işıl Evrim AKGÜN