Arkadaşlık: Sosyal gelişimde ilk adım

Arkadaşlık: Sosyal gelişimde ilk adım

Paylaşmayı, işbirliğini, ailen olmayan birini çok sevebilmeyi ve hatta suç ortaklığını bile ilk ondan öğrenirsiniz. Kimden mi? Tabii ki ilk arkadaşınızdan...

  • Çocuk
  • Pazartesi 07.08.2017 11:52

Kimimiz okul öncesi oyun arkadaşlarımızı, kimimiz ilkokulda sıra arkadaşımızı seçmişizdir kendimize ilk gerçek arkadaş olarak... İlk dert ortağı… Herhalde unutan yoktur ilk arkadaşını. Anlamakta zorlandığınız fen bilgisi dersini o size anlattığında, ilk defa bir fen bilgisi sınavında "pekiyi" alırsınız. Evcilik oynadığınızda kurduğunuz ailenin birer fertleri olur, saatlerce birlikte olmaktan sıkılmazsınız. Kimi zaman birbirinize özenir, ama her zaman çok seversiniz, sevilirsiniz. Aradan yıllar geçse de, araya başka insanlar girse de, uzun süre görüşülmese de ilk arkadaş, ilk paylaşımlar hiçbir zaman hafızalardan çıkmaz ve tatlı bir tebessümle hatırlanır. Çocuk Psikiyatristi Uzman Dr. Melek Gözde Luş, ilk arkadaşlıkların çocuğun sosyal gelişimindeki önemini vurguladı ve ailelere düşen görevleri anlattı.

İlk arkadaşlıklar

Arkadaşlık ilişkileri esas olarak 3 yaştan sonra gelişme gösterir. Çünkü bu yaşlardan sonra çocuklar ailelerine daha az bağımlı olur. Bu yaşta çocuklar arkadaşlık ilişkisi açısından net tavırlar belirlemiş olur. 2 yaşın sonlarına doğru ve 3 yaşın başlamasıyla birlikte oyun çağı başlar. Bu yaşta motor becerileri gelişmiştir. Sayı saymak, şarkı, şiir öğrenmek ve söylemek, hemen her konuda soru sormak gibi hem öğrenmeye hem de öğrendiklerini göstermeye yönelik hızlı bir gelişim içerisine girerler. Bu yaşlarda cinsiyet duygusu da gelişir. Kendi cinsiyetinin farkına varırlar. Bu farkındalıklarla beraber kurallı oyunlar ve arkadaşlıklar öne çıkmaya başlar.

Artık benmerkezci durumdan topluma dönük sosyal bir birey olma yolunda değişim gösterirler. Çocuklar henüz küçük bir bebekken bile arkadaşlık ihtiyacı duyduklarını belli ederler. Yaklaşık 1 yaşındaki bebeklerin bile bir araya geldiklerinde karşılıklı iletişim kurma çabasına girdikleri görülür. Çocuklar gelişim süreçleri içerisinde değişik sosyallik aşamalarından geçerler. Belli zamanlarda kendi başlarına, belli zamanlarda da yaşıtlarıyla birlikte oynarlar.

3 yaş öncesi çocuklar da bilinçli arkadaş seçemezler. Üstelik arkadaşlarıyla beraber olduğunda da ortak bir oyun oynayamazlar, her çocuk kendi oyununu oynar. Buna "paralel oyun" deriz. Çocuklar aynı oyun grubunda ortak bir oyundan daha çok ayrı oyunlar geliştirirler. Kurallı ve birlikte oyun oynama bilinci ancak 3 yaş ve sonrasında görülür. 3 yaşına kadar oynanan oyunlar aslında çocukların toplum içinde hareket ve paylaşma becerilerini geliştirir. Aileler çocuklarının arkadaşlarıyla olan ilişkilerine bu gözle bakmalılardır.

Ailenin rolü

2-3 yaşında bir çocuk oyun arkadaşını sıklıkla değiştirir, fakat yaş ilerledikçe (5-6 yaş civarında) uzun süreli yürütebildiği bir-iki arkadaşı olmaya başlar. Okul çağına geldiğinde çocuklar daha dışa dönük, arkadaş canlısı olur. Bu dönemde çocuklar genelde kendi cinsiyetlerinden arkadaş seçerler. Okul, çocuğun ailesi dışındaki ilk sosyal ortamıdır, ailenin dışındaki dünyaya çocuğu hazırlayan yerdir, grup arkadaşlıklarının ilk ortaya çıkışı bu dönemde olur. Grup arkadaşlıkları çocukların davranışları, düşünceleri, tepkileri üzerinde oldukça önemlidir; bencillikten uzak, paylaşımcı, birbiriyle yardımlaşabilen bireyler olarak yetişmelerinde etkili bir faktördür.

Aileler çocuğa sunduğu ortam ve imkanlar doğrultusunda arkadaş seçimini etkileyebilir. Anne-babaların sıkça yaptığı bir hata, çocukların kendi kendilerine arkadaş bulacaklarını düşünmeleridir. Aileler çocuklar arkadaş edinmeden onların nasıl arkadaş edineceklerine dair bilgiler verirlerse çocukların daha sağlıklı arkadaş edinmeleri sağlanır. Çocuk arkadaş edindikten sonra arkadaşının eleştirilmesinden rahatsız olabilir.

Bu da çocuğun kendine güvenini zayıflatır. Eğer bir çocuk düzenli olarak arkadaşlarıyla görüşme fırsatı bulamazsa arkadaşlık kavramı gelişemez ve burada ailenin aracı olması gerekir. Bu yüzden çocuklara arkadaşlarıyla görüşme zamanı tanımalıdır. Yaz kampları gibi fırsatlar değerlendirilmelidir. Aileler çocuklarının itibarına zarar vermeksizin araya girmenin bir yolunu bulmalıdırlar. Asıl önemli olan, ailenin belirleyici unsur olmasından ziyade doğru arkadaşlıkların kurulması için becerilerin gelişmesine yardımcı unsur olması gerektiğidir.

Ayrıca grup içinde, oyunlar sırasında uyum ve davranış bozukluğu gösteren çocukları da fark etmek mümkündür. İleri düzeyde saldırganlık eğilimleri olan, hırçın, uyumsuz çocuklar oyun oynarken gözlemlenebilir ve saldırgan davranışlarının ardında yatan nedenler ortaya çıkarılabilir. Bu açıdan da aileye önemli görevler düşüyor.

Çocukların sosyal ihtiyaçları farklıdır. Mesela her çocuğun çok fazla arkadaşa ihtiyacı yoktur. Bazı çocuklar için bir veya iki arkadaş yeterli olabilir. Bunun için endişelenmeye gerek yoktur. Bu sadece çocuğun kişilik yapısından kaynaklanır. Önemli olan çocuğun arkadaş sayısının çok veya az olması değil, nitelikli arkadaşlıktır.

Oyun ve arkadaşlık

Oyun çağındaki çocukların arkadaş edinmesi doğal bir süreçtir. Arkadaş edinebilmek, arkadaşlığı sürdürebilmek çocuğun sosyalleşmesinin en önemli göstergesidir. Çocuklar daha birbirinin adını öğrenmeden sıkı-fıkı bir ilişkiye girerler. Onları bir araya getiren güç ise oyundur. Kimi aileler çocuğuna hem anne baba hem de arkadaş olabileceğini sanırlar. Çocuğuyla yer, içer, oynar ve gezerler.

Çocuk bir süre sonra istese de arkadaşlığı nasıl başlatacağını bilemez. Evde oturmayı yeğler. Böyle anne-babalar, kendileri içe dönük bir yaşam sürdürdüklerinden ya da çocuğun üstüne titrediklerinden bu yola gidebilirler. Çocuğunun düşüp yaralanacağından, kıyafetlerinin pisleneceğinden, üşüteceğinden korkarlar. Bu anne-babalar her adım başı çocuğa karışır ve sık sık öğütler verir, arkadaşlardan gelecek tehlikeleri abartırlar.

Onlara karşı güvenmemeyi aşılarlar. Elbette ki çocuk herkesle arkadaş olamayacağını öğrenmelidir. Ama bu yanlış bir tutumdur. Tabii ki geçinemeyeceği arkadaşları da olacaktır. Ancak arkadaşlarıyla sürekli çatışan ve uyum sağlayamayan çocuğun sorunları olabilir. Çocuk, aşırı sürtüşmeli yaşamadan kaçınmayı ya da diğer çocuklarla uzlaşmayı öğrenmelidir.

Hazırlayan: Başak Doğru