Dikkat, biri sizi dinliyor!

Dikkat, biri sizi dinliyor!

Miniğiniz papağan gibi duyduklarını tekrarlıyorsa, onun yanında söylediğiniz her kelimeye dikkat etmenizde fayda var. Zira fırsat bulduğu ilk anda duyduklarını size karşı kullanabilir!

  • Çocuk
  • Çarşamba 09.08.2017 16:38

İlk yılını geride bırakan çocuğunuzun en önemli gelişim özelliklerinden biri de konuşmaya başlamasıdır. Özellikle de anne babasından duyduklarını zamanı geldiğinde tekrarlamak onun için büyük keyiftir. Artık ebeveynlerine karşı kullanacağı bir silahı, sözcükleri vardır. Sizden duyduğu her sözü tekrarlayan çocuğunuzun yanında nasıl konuşmanız gerektiğini veya bu tekrar sürecinin ne kadar süreceğini biliyor musunuz? Psikolog Serap Duygulu'nun bu konuda size önerileri var.

1-2 yaş çocuğu…

Genel görüşe göre çocukluğun ikinci evresi 1 yaşında başlar ve 3 yaşına kadar devam eder. Bu dönemde çocuklardaki en dikkat çekici özellik; belirgin kişilik yapısı ve duygusal eğilimlerin ortaya çıkmasıdır. Gerçekten de 1 yaşını bitirmiş bir çocuğun nelere tepki gösterdiği ya da nelerden hoşlanıp hoşlanmadığı net olarak belirginleşmiştir. Bu dönem pek çok bakımdan önemlidir. Öncelikle bağımsızlık evresi olarak tanımladığımız bir süreçtir. Çocuk, anneye olan bağımlılığından uzaklaşıp, kendi ayakları üzerinde durmaya başlar. Doğal olarak da çok hareketlidir. Fiziksel olarak ayakları üzerinde durabilmesi, fiziksel olgunluk göstergesidir. Bu olgunluğa bağlı olarak da kişisel açıdan bağımsızlığı gelişir. Yapabildiklerini fark edip, yeni şeyler yapmanın yollarını araştırmaya başlar ki bu bakımdan çocuğun tehlikelere en açık olduğu dönemdir. Hayatının ilk yılını geride bırakan bir çocuk pek çok yönden gelişim ve değişim gösterir. Henüz net cümleler söyleyemez ama kendisine söylenen hemen hemen her şeyi anlayabilir. Eşyaların yerlerini gösterip, istediklerini belirgin olarak ifade edebilir ve 2 yaşa doğru da anlaşılır şekilde konuşmaya başlar. Gözle görünen fiziksel gelişiminin dışında çocuğun, asıl psikolojik ve sosyal gelişimi bu 1-2 yaşlarda ön plana çıkar.

Anneye ve çevreye bağımlılık

Bilindiği gibi bu evre aynı zamanda çocukların keşif dönemleridir. Keşfederken de bağımsız hareket edebiliyor olması gereken çocuk, eğer bu dönemde sürekli kontrol altında kalırsa ve hareketleri kısıtlanırsa, önce çekingen, ürkek tepkiler vermeye başlayacak ama daha sonra saldırgan ve öfkeli bir tutum takınacaktır. Özellikle anneye olan aşırı bağımlılık duyguları anne ve çevre tarafından da pekiştirilirse, çocuğa kendi başına hareket etme özgürlüğü tanınmazsa, öz güveni düşük, korkak ve içe kapanık bir kişilik oluşturması kaçınılmazdır. Küçük çocuklar doğal olarak anneye ve yakın çevresindeki bireylere bağımlıdırlar. Ancak çocuk büyüdükçe bu bağımlılığın kırılması beklenir. Bu da ancak çocuğun cesaretlendirilmesi ve teşvik edilmesiyle mümkündür. Böylece çevresine ve kendisine güven duygusu geliştirebilir. Ancak sürekli durdurulan, yaptıkları nedeniyle cezalandırılan ya da aşırı kontrol altında tutulan çocukta eziklik, kızgınlık ve utanç duyguları başlar. Özellikle utanç duygusu önemlidir. Bu duyguyla beraber şüphe de ortaya çıkar. Çocuk yaptığı her şeyde doğru davranıp davranmadığını sorgulamaya başlar, korkaklaşır. O nedenle çocuğun bağımsızlık duygusunun gelişmeye başladığı bu dönemde dikkatle takip edip desteklemek en olumlu yöntem olacaktır. Bilinmelidir ki çocuk ve anne arasında güvene dayalı kurulan ilişki, çocuğun bir yetişkin olduğu ilerdeki yıllarda diğer insanlarla kurduğu ilişkileri doğrudan etkileyecek ve temel oluşturacaktır. İlk kelimeler… 1-2 yaş, çocuklar için her yönüyle sihirli ve değişime en açık oldukları süreçtir ve artık ilk kelimelerin bilinçli olarak kullanılmaya başladığı dönemdir. Bir de hayat sadece kendilerinden oluşuyormuş tavrı içindedirler ve her istediklerinin yapılmasını istediklerinden zaman zaman ortaya çıkan öfke nöbetleri dikkat çekicidir. Bu döneme özgü bazı davranışları ebeveynleri sinirlendirir ve üzer. Oysa çocuklarda görülen bu davranışlar gelişimlerinin doğal bir parçasıdır. Her şeyi yaptırmak isterler ve istedikleri yapılmadığında şiddetli tepkiler verirler. Kendini yerden yere atan çocuğa kızmak, bağırıp çağırmak işe yaramadığı gibi durumu daha da zorlaştırabilir. Çünkü çocuk bu davranışı anne babasını kızdırmak için yapmaz. O sadece iletişim dili olarak bu tip bir tutumu bilir ve ona uygun davranır.

Tekrar süreci…

Yeni yeni konuşmaya başlayan çocuklar duydukları her kelimeyi tekrar etmeye bayılırlar. Aynı şekilde bildikleri ve duymaktan çok hoşlandıkları bazı kelimelerin anne-babaları tarafından da özellikle vurgulanarak tekrar edilmesini isterler. Birçok kez yakın aile bireylerini bunaltacak kadar çok kelimeleri tekrarlarlar. En meraklı ve öğrenmeye en açık oldukları bu dönemde çocuğun konuşması engellenmek yanlış olacağı gibi aksine çocuk bu yönde teşvik edilmelidir. Çocuklar duyduklarını tekrar ederek konuşmayı öğrenirler. Bu nedenle çocukla asla yarım kelimelerle ya da bebek diliyle konuşulmamalıdır. Hem dil gelişimini olumsuz etkilersiniz, hem de konuşmasını geciktirirsiniz. Onun yanında kullanacağınız kelimelere dikkat etmenizde fayda var çünkü sizi can kulağıyla dinleyen çocuğunuz, hemen bu kelimeyi hafızasına kaydedecek ve zamanı geldiğinde tekrarlayacaktır.

Anne babalara öneriler

Çocukların 1-2 yaşları özellikle anne-babalar açısından gerçekten zordur. Olur olmaz yerlerde tamamen kendilerine dönük istekleri ve bir şey konusunda ısrar etmeleri sıkıntılı anlara yol açabilir. Böyle durumlarda doğal olarak aşırı tepkiler verilse de aslında bilinmesi gereken, bu dönemin gelip geçici bir süreç olduğudur. Ne zaman biteceği ya da daha sakin bir döneme girileceği de tamamen ailelerin tutum ve tepkilerine bağlıdır. Çocuklar ilgi görmek isterler.

Bu nedenle:

Çocuğa saygı göstermek, ilgiyle dinlemek,

Çocukla ilişkide sabırlı davranmak,

Mutlaka her konuda konuşmak ve açıklamalarda bulunmak,

Duruma göre tavır değiştirmemek,

Belirli bir aile tavrı saptamak ve her koşulda tutarlı davranmak,

Bir gün "Evet" dediğiniz bir şeye, ertesi gün "Hayır" diyerek çocuğu şaşırtmamak,

Onunla ortak faaliyetlerde bulunarak birlikte bir şeyler paylaşmak,

Sürekli uyarılarda bulunup, talimatlar vermemek,

Paylaşmak istemediğinde zorla bazı şeyleri elinden almamak,

Ona ait eşyalara ve odasına müdahale etmemek, mahremiyetine saygı göstermek gibi bazı davranışlara dikkat etmek gerekir

Hazırlayan: Işıl Evrim Akgün