Tutarlı disiplin

Tutarlı disiplin

Disiplin, sadece cezalandırma veya mahrum etme davranışı olarak algılandığında içinden çıkılmaz bir hal alabilir! Oysa anne-babalar tarafından belirlenen ortak kurallar ve uygulanan tutarlı bir disiplin, hem çocukların sağlıklı gelişimi hem de mutlu olmaları için çok önemli.

  • Çocuk
  • Çarşamba 09.08.2017 10:54
Hepimiz belli bir aile kültürü alarak büyüdük. Anne-baba olunca da, çocuklarımızı bu alt yapımızla ya da belki de daha farklı bir şekilde yetiştirme çabasına gireceğiz. İşte tam da bu nedenle eşler arasında çocuk disipliniyle alakalı fikir ayrılıkları oluşabiliyor. Aslında bu noktada eşler birbirlerini değiştirmeye çalışmak veya kendi fikirlerini dayatmak yerine, ortak bir dil bularak çocuklarına disiplin verebilirler. Bunu yapmak ilk başta pek çoğunuza zor gelebilir. Oysa sadece birkaç noktaya özen göstererek, eşinizle ortak bir dil oluşturmanız ve tutarlı bir disiplin sağlamanız mümkün. Anne-babaların çocuklarına bebeklikten itibaren tutarlı bir disiplin uygulamanın çok önemli olduğunu belirten Emsey Hospital'dan Psikiyatri Uzmanı Dr. Orhan Karaca, çocuk disiplininde dikkat edilmesi gereken noktalara değindi ve öneriler verdi.

Bebeklikten itibaren disiplin

Her bebek, anne-babasının kendisine ilgi göstermesini ve onlar tarafından ihtiyaçlarının karşılanmasını ister. Bunun, anında ve koşulsuz gerçekleşmesini bekler. Doğası gereği böyle bir tutum içinde olan bebek, eğer anne-babalarında tutarlılık olmadan yetiştirilirse, sınır konusunda sorunları olan bir çocuğa, ergen ve erişkine dönüşebilir. Anne-baba arasındaki fikir ayrılığı, çocuğun kendisine uygun olan tarafı tutması durumunda bir şeyi çabuk elde etmesine neden olabilir. Bu şekilde yetişen çocuk; engellenmeye tahammülü olmayan, hak ve özgürlükler konusunda sınırsız olduğunu düşünen bir birey olma yoluna gidebilir. Anne-baba disiplinin, cezalandırma ve bir mahrum etme davranışı olduğunu düşünmemelidir. Disiplin sınırlama, planlama, erteleme, otokontrol gibi başlıkları içerir. Aile çocuğun gelişiminde tüm bunların önemli olduğunu unutmamalı; sevgi veren, ağız birliği içinde tutarlı davranan bir davranışı benimsemeli, çocuğa empatiyle yaklaşmalıdır. Aşırı katı veya serbest bırakan veya aşırı sevgi gösteren ya da donuk bir tutum ve sevgi anlayışı içinde olmamalıdır. Çocuk gelişimi ile ilgili fikir ayrılıkları olsa da, anne- babalar bunu çocuğa yansıtmadan, kendi aralarında konuşarak halletmelidir.

Sınırlar çocuğun eğitimi için şarttır

Anne-baba arasındaki disiplin farklılıklarında çocuk, kendini destekleyen tarafı tutar ve istediğini elde etmeye başlar. Zaman geçtikçe bunlar çocuğa yetmez ve kendini destekleyen anne-babanın kısıtlamalarını da dinlemez hale gelir. Bu gibi durumların önüne geçmek için anne-baba, öncelikle çocuğun yaşına uygun bir sınırlama stratejisi belirlemelidir. 2 yaşındaki çocukla, 12 yaşındaki çocuğu aynı kefeye koyarak hareket edilmemelidir. Sınırlar, çocuğun eğitimi için şarttır. Ancak, aşırı sınırlamalar çocuğun pasif ve içe kapanık bir tutum sergilemesine neden olabilir. Çocuk yönetildiğini düşünmeyeceği, aynı zamanda belirli sınırların da dışına çıkamayacağı bir sistem içinde eğitilmelidir. Anne-babanın amacı, çocuğun erişkin bir birey olduğunda kendi başına yaşamını devam ettirmesi ve sorunlarını çözebilmesi ise bu çerçevede bir eğitim verilmelidir. Çocuğun sorumluluk alması sağlanmalı ayrıca kendini özgürce ifade edebileceği bir ortam oluşturulmalıdır. Eğitim ve disiplin bebeklikten itibaren verilmeye başlanmalı ve mutlaka çocuğa sevildiği hissettirilmelidir. Çocuğun tüm alanlarda kademe kademe gelişeceği bir hayat sürmesi sağlanmalıdır. Çocuk gelişiminin, birçok yönden eş zamanlı yürütülmesi gereken bir süreç olduğu unutulmamalıdır.

Disiplinde yapılan yanlışlar

Ailenin aşırı katı ya da gevşek tutumu, ses yükseltme, tehdit, baskı, fiziksel şiddet, başkalarının yanında küçük düşürme, ebeveynler arası ya da çocuğa uygulanan disiplin konusunda tutarsızlık ve rüşvet (bir işi yapmak için sürekli bir karşılık alması gerektiğini düşündürmek) disiplinde yapılan en büyük yanlışlardır. Bu yanlışlar şu iki önemli başlık altında incelenebilir:

Aşırı ilgi ve sevgi: Eğitimin gevşek tutulduğu ailelerde yetişen çocuklarda sorumluluk duygusu yeterince gelişmez. Bu ortamda yetişen çocuklar benmerkezci, talepkar ve alaycı olma eğilimindedir. Eğitimin gevşek verilmesi dışında, çocuğun yaşadığı kıskançlık duygusu da alaycı davranışa zemin oluşturabilir. Anne ve babasının kendisi dışında başka çocuklarının olması ve sevginin bölünmesi çocuğu rahatsız edebilir ve güven duygusunu zedeleyebilir. Yarışmak zorunda hissetme ve onaylanmama endişesi, bir mücadelenin doğmasına yol açar. Kardeşe karşı agresyon ve öfke gelişir. Bu da alay etmek, kavga etmek, paylaşamamak, karşı gelmek ve mızmızlanmak gibi biçimlerle kendini gösterir. Böyle durumları ailenin öngörmesi ve bu tür davranışlar ortaya çıktığında ailenin, çocuğun değersizlik düşüncelerini değiştirmeye çalışması büyük önem taşır. Çocuğun gerekçeleri fark edilmeye çalışılmalı, ayrıntılı dinlenmeli, düşünceleri yargılanmadan net bir şekilde öğrenilmelidir. Aileler "Ben biliyorum." tarzı bir tutum içine girip çocuğa düşüncelerini sormak yerine, genel konuşmalar yapabilir. Nasihat tarzı bu yaklaşımlar ailenin tespitinin hatalı olması durumunda çocuğun ailesine kendini kapamasına, düşüncelerini açmamasına neden olabilir. "Çocuğumuz için neler yapabiliriz?" diye soran ebeveynlerin ilk önce çocuklarının düşüncelerini sabırla dinleyip, sorunları tespit etmeye çalışması büyük önem taşır.

Yeterince sevgi almayan çocuk: Aşırı disiplinle yetiştirilen çocuklarda, vicdan duygusu yeterince gelişmeyebilir. Bu gibi durumlarda, değer yargılarının gelişmesi konusunda yetersizlik söz konusudur. Aşırı sevgi ve yoğun disiplin sonucunda oluşan nevrotik kişilikler ve yetersiz sevgiyle disiplin azlığı durumunda oluşan donuk-pasif bireylerde de mutlaka terapiye başvurulmalıdır. Çocuk için yapılması gerekenler ertelendiğinde, ileride başka sorunların çıkabileceği bilinmelidir. Geleceğimiz olan çocuklara yeterli sevgi, yeterli disiplin, yeterli hoşgörü ve biraz olumsuzluğun içinde bulunduğu bir eğitim verilmesi en idealidir. Bu konuda ebeveynlerin kendi davranışlarını gözlemlemeleri, gerekiyorsa mutlaka profesyonel bir yardım almaları gerekir.

Disiplin sabır gerektiren bir süreç

Anne-babalar çocuklardan bekledikleri şeyi, önce kendileri uygulamalı ve onlara örnek olmalıdırlar. Çocukla yakından ilgilenilmeli, çocuk kuralların dışına çıkmak istediğinde olağan karşılanmalı, bu tutumu nedeniyle hemen onu cezalandırma yoluna gidilmemelidir. Eğitimin sabırlı olmayı gerektiren bir süreç olduğu unutulmamalı, çocukla olan sevgi bağı eğitim için olumlu yönde kullanılmalıdır. Aileler, çocuğa bazı aşırı davranışlarında sınır koymalıdır. Çocuğa "Hayır" demek, kötü bir ebeveyn olmak anlamına gelmez. Çocuk hayatı boyunca karşılaşacağı hayırları, basitten zora doğru ailesinde görmelidir. Bu ifadeden, çocukların sürekli reddedilmesi mesajı da alınmamalıdır. Çünkü, baskı ve zorlama ile sadece korku oluşur. Çocuk ileride ayakları üzerinde duran bir birey olduğunda, kendisine dayatılan kuralları en kısa sürede terk eder. Çocuğun eğitiminde ödül kadar, ceza ve kısıtlamaların da önemli olduğu unutulmamalıdır. Aşırı kısıtlayıcı, aşırı müsamahakar tutumlardan kaçınılmalıdır. Çocuğun kendi başına hareket edebileceği ancak, aşırıya kaçıp bazı zararlı şeylere bulaşmasının engelleneceği bir tutum geliştirilmelidir. Ceza verirken tutarlı olunmalı, amacın çocuğun canını yakmak değil, eğitimi olduğu unutulmamalıdır. Çocuk, olumsuz davranışların bir bedeli olduğunu ailesinde öğrenmeye başlamalıdır.

Hazırlayan: Şenay ÇELİK