Çocuklar sizi model alıyorlar

Çocuklar sizi model alıyorlar

Çocuklar önce sahiplenir, sonra da kaybetmeyeceklerinden emin olduklarında paylaşırlar. Gelişimsel olarak önce sahiplenme, sonra paylaşma aşamasına geçerler

  • Çocuk
  • Cuma 25.08.2017 15:09
Anne-babalar çocuklarının paylaşma duygusunu bir an önce öğrenmelerini beklerler. Oysa paylaşımcılık doğuştan gelen bir özellik değildir, öğrenilir. Eğer evde birden fazla çocuk varsa paylaşma konusunda kavgalar olabilir, bu doğaldır. Çocuğunuza paylaşma duygusunu adım adım ve ona zarar vermeden kazandırmak istiyorsanız Klinik Psikolog İrem Fırat'ın önerilerine mutlaka kulak verin.

Benmerkezcilikten paylaşmaya geçer

Çocuklar varlıklarını, kendi kurallarını kabul ettirebilmek için istenilen ne olursa olsun karşı çıkar ve sadece kendi istediklerini yapacaklarını kanıtlamaya çalışırlar. Bu durum 2 yaş dönemi çocuklarında beklenilen normal bir gelişim sürecidir ve kişilik gelişimi açısından da oldukça önemlidir. Özellikle ilk 3 yıl çocuklarda benmerkezcilik çok belirgin bir tutumdur. Bu dönemde çocuklarda empati becerisi gelişmemiştir; başkaları kavramı oturmamıştır; kendilerini başkalarının yerine koyabilme yetileri yoktur. Diğer insanların duygu ve düşüncelerini dikkate alma ve mantıksal muhakeme yapabilme olgunluğuna ulaşmamışlardır. Olayları sorgulamazlar; somut ve soyut kavramları ayrımlaştırmakta zorlanırlar. Sahip oldukları hiçbir eşyayı başkalarıyla paylaşmak istemezler. Hatta başkalarının eşyalarını da sahiplenebilirler. "Benim, alamazsın.", "O benim oyuncağım; geri ver.", "Benim annem, benim çikolatam…" gibi ifadeleri sık sık kullanırlar.

Anne-babayı model alıyorlar

Çocuk gerekli olgunluk seviyesine eriştiğinde, paylaşmayı gözlemleyerek ve model alarak öğrenir. Anne-babaların izlemesi gereken en önemli yol paylaşma konusunda model olabilir. Onların eşyalarını birbirleriyle paylaşmaları; kullandıktan sonra birbirlerine geri vermeleri çocuk için iyi bir gözlem olacaktır. Paylaşılan eşyanın iade edildiğini ve yeniden kendisine döneceğini de görecektir. Ayrıca, çocuğunuzla oynayacağınız alma-verme temalı ya da nesne saklama oyunları giden nesnenin geri geldiğini, dolayısıyla arkadaşına vereceği bir arabanın ona geri döneceğini yaşayarak fark etmesini sağlayacaktır. Sizinle paylaştığı her şey için ona olumlu geri bildirimler vermek, gülümsemek, takdir etmek de çocuğunuzun gösterdiği pozitif davranışın sıklığını arttıracaktır.

Zorlamak çözüm değil

Paylaşmayı öğretirken çocuğu zorlamak doğru bir yaklaşım olmaz. Çocuğun paylaşmaya karşı olan öfkesini ve kaygısını daha yoğun yaşamasına neden olur. Çocuk paylaşmadığında zorla elinden almak, ceza vermek ya da tehdit etmek yerine, paylaşma konusunda kontrolün onun elinde olduğunu hissettirmek çocuğun paylaşma sürecine uyumunu arttırır. Örneğin; "Bugün arkadaşınla birlikte arabalarınla oynayacağız. Mavi arabanı mı yoksa kırmızıyı mı arkadaşına vermek istersin?" demek uygun bir tutum olacak ve çocuğunuzun size karşı daha ılımlı yaklaşmasını da sağlayacaktır. Böyle davrandığınızda, çocuğunuz oyuncakları üzerinde hala kontrole sahip olduğunu görecek, onun fikirlerine değer verdiğinizi, önemsediğinizi düşünecek; kendi kararlarını veren bir birey olarak onu kabul ettiğinizi hissedecektir.

Kardeşler arası denge iyi kurulmalı

Kardeşler arasında da paylaşma konusunda çatışmalar yaşanabilir. Kardeşin varlığı paylaşmayı öğrenmede kolaylaştırıcıdır; ancak büyük çocuklar kardeşleri ağlıyor diye her defasında elindeki oyuncakları vermek zorunda bırakılmamalıdır. Oynarken sürekli elindekini kardeşine vermek durumunda bırakılan çocuk, hayal kırıklığı yaşar, kardeşine kendisinden daha fazla önem verildiğini düşünebilir; özgüveni zedelenebilir; anne-babasına ve kardeşine karşı öfke hissetmeye başlayabilir.

Sizi paylaşmak istemeyebilirler

Bazı çocuklar, anne-babalarını kimse ile paylaşmak istemezler. Onların başka çocuklar ile ilgilenmesini, onlarla oyun oynamasını, ya da başka bir yetişkinle sohbet etmesini tercih etmeyen çocuklar vardır. Sürekli araya giren, sohbeti bölen, dikkati başka bir yere çekmeye çalışan çocukları sık sık görebiliriz. Böyle durumlarda anne-babalar kontrolü ellerine almalı; çocuğa empatik yaklaşmalı; ona anlaşıldığını hissettirmeli, ancak sınırını da koymalıdır. Anne-baba çocuğa, onunla ilgilenilmesini istediğini fark ettiğini söyleyerek, bu isteğini yerine getirebileceğini; ancak bunu belli bir süre sonra yapabileceğini aktarmalıdır. Sosyalleşmek de çocuğun paylaşmayı öğrenmesinde önemli bir rol oynar. Çocukların grup olarak bulunduğu ortamlar yaşayarak, deneyerek öğrenme fırsatı yaratır. Grupla etkileşim halinde olmak çocuğa zengin bir öğrenme ortamı sağlar ve bu tarz öğrenme çocukta öğrenme isteği yaratır ve daha kalıcı olur. Bu nedenle de sosyalleşmesine fırsat veren tüm ortamlar çocuğun kimlik gelişimi açısından önemlidir. Yuva da çocuğun yaşamındaki ilk gerçek sosyal deneyimdir. Çocuğun merkez olduğu, isteklerine kolaylıkla ulaşabileceği bir ortamdan uzaklaşıp; ilgiyi ve sevgiyi paylaştığı, kurallarla tanıştığı, bir düzen içinde hareket ettiği, beklemeyi, sabretmeyi, paylaşmayı öğrendiği ilk ortamdır.

Öneriler

-Çocuğa paylaşma konusunda model olun. Boyaları paylaşarak, oyuncakları değiş tokuş ederek oyunlarınızı sürdürün.
-Çocuğunuza empati becerisini geliştirmede destekleyici olun. Çocuğunuzu duygularını ifade etmesi; kendini karşı tarafın yerine koyması ve o kişinin ne hissedebileceğini düşünmesi konusunda teşvik edin.
-Daha sık yaşıtları ile olabileceği sosyal ortamlara sokun. Çocuklar parka giderek, oyun gruplarına katılarak, yuvaya giderek pek çok sosyal beceriyi deneyimleme fırsatı yakalar ve yaşıtları ile vakit geçirerek; yaşayarak paylaşma davranışını benimser.
-Çocuğa paylaşma konusunda kontrolün onun elinde olduğunu hissett irin. Tek bir oyuncağını vermesi konusunda ısrar etmek yerine iki oyuncağından hangisini vermek istediğini ona sorun.
-Eşyalarını paylaşan çocuğunuzu aferinlerle motive edin ve davranışının pekişmesini kolaylaştırın. Yapılan pozitif bir davranışın arkasından gelen ödül o davranışın tekrar sergilenme ihtimalini arttırır.
-Çocuğunuzu elindeki oyuncağı vermesi konusunda zorlamayın; ya da elinden zorla almayın. Onu sözel olarak desteklemeye ve teşvik etmeye çalışın.
-Çocuklar genellikle 5-6 yaşlarında tam anlamıyla paylaşmayı öğrenirler. 6 yaşına gelmiş ve hala paylaşmakta zorlanan çocuklar için bir uzman desteği almakta fayda vardır. Çünkü bu durum çocuğun yaşadığı duygusal bir çatışmanın yansıması olabilir.

Hazırlayan: Aytülike KESKİN