Konuşması geciktiyse

Konuşması geciktiyse

Neredeyse doğduğundan beri çocuğunuzla sıkça konuşuyorsunuz, ama çok fazla bir yol alamadınız mı? Bakalım uzmanlar bu konuda neler söylüyor?

  • Çocuk
  • Pazartesi 28.08.2017 17:47

Konuşmak, düşüncelerimizi aktarma yollarımızdan, yani iletişimin en önemli unsurlarından biridir. Bebeklik döneminde başlar konuşma gelişimi ve en azından doğru sesleri çıkarabilmek anlamında 4 yaşına kadar tamamlanması beklenir. Ancak bazı çocuklarda konuşma gelişimi diğer gelişim aşamalarındaki kadar kolaylıkla tamamlanamayabilir ve aileler yıllar geçtikçe bu konuda hayal kırıklığı yaşayabilirler. Çocuk ve Ergen Psikoloğu Aynur Sayım, öncelikle çocuğun konuşma bozukluğunun türü ve derecesinin tespit edilerek tedaviye başlanması gerektiğini söylüyor. Sahne Sanatları Şan Bölümü Ses ve Konuşma Eğitmeni Çağnur Gürsan ise konuşma bozukluklarının egzersizlerle tamamen düzelebileceğini belirtiyor.

Konuşma gelişimi

Gelişim dönemlerine göre çocuğun ilk kelimeyi 12-18 ay arasında, ilk cümleyi ise en geç 32. ayda söylemesi beklenir. Konuşma, öğrenmenin yanında olgunlaşmayı da içerir. Örneğin; 24. ayda ünlü seslerin tamamının ve 4. yılda da ünsüz seslerin tamamının çıkması gerekir. Daha sonra ise karışık sesler çıkmaya başlar. Bu dönemden itibaren gecikme olduğu düşünülür. Çocuğun yaşı büyüdükçe kavramsal boyut önem kazanır.

Gecikmiş konuşma

Konuşmanın gecikmesinde, seslerin çıkması, olgunlaşma ve kavramsal boyutta normal gelişim şemalarına uymayan bir durum söz konusudur. Bu durum birtakım test ölçüm teknikleri ve gözlemle tespit edilebilmektedir. Nedenleri arasında; zor doğum, bozuk beden sağlığı, alt ve üst solunum yolları rahatsızlığı, iç salgı bezlerinin yetersizliği, dil ve gırtlak kası iltihabı, uygun olmayan çevresel koşullar (uyaranların az olması, anne-babanın tutum hataları gibi) ve duygusal bozukluklar (otizmde de geç konuşma görülür) sayılır. Özellikler, bozukluğun şiddetine ve çocuğun yaşına göre değişir. Fonolojik bozukluk, öğrenmeyle ilgili güçlükler, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve nörolojik bozukluklar da eşlik edebilir.

Konuşma bozukluğunun türleri

FONOLOJİK BOZUKLUK (Artikülasyon bozukluğu
): Konuşma seslerinin yanlış çıkartılması ve dilde farklı anlam yaratan seslerin oluşturulmasında güçlüğü ifade eder. Çocuk yaşına ve lehçesine uygun, gelişimsel olarak çıkartması beklenen sesleri çıkartamaz. Bu durum okul ya da mesleki başarısını, toplumsal iletişimini bozar. Bozukluğun şiddeti, konuşmada küçük ve önemsiz aksaklıklardan tamamen anlaşılmayan bir konuşmaya kadar değişir. Söylenmesinde en sık yanlışlıkların yapıldığı sesler yaşla düzelmesi beklenen seslerdir (l, r, s, z, ş, ç ). Aynı zamanda, heceler ve sözcükler içindeki seslerin sıralanma ve seçilme hatalarını içerir. Örneğin; sor yerine ros gibi… İşitme bozukluğu, konuşma organlarındaki bozukluklar (örneğin; yarık damak), nörolojik durumlar, zeka engeli ya da psikolojik sorunlar artikülasyon bozukluğuna eşlik edebilir. 6-7 yaşta yüzde 2-3, 17 yaşın üzerinde yüzde 0.5 oranında ve erkeklerde daha sık görülür.

KEKEMELİK

Konuşmanın akıcılığında duraklama, tekrar, uzatma ve çoğu kez bunlara eşlik eden tiklerle görülen konuşma ritminin aksamasıdır. Genellikle 2-7 yaş arasında ortaya çıkar, en çok 3-5 yaş arasında görülür. Erkek çocuklarda daha ağır seyreder. Kızerkek oranı 1/5 tir. Yapılan araştırmalara göre kekemelik görülen kişilerin ailelerinde de kekemelik oranı yüksektir. Sorunu yaşayan kişi, konuşma oranını değiştirerek, toplum içinde konuşmaktan kaçınarak, bazı ses ve sözcükleri engelleyerek kekemeliği yenmeye çalışır. Gerginlik, kaygı kekemeliği artırır. Kekemelik başladıktan sonra ek olarak; tırnak yeme, tikler, gece-gündüz işemeleri, korkular, obsesif belirtiler, hırçınlık gibi belirtiler de görülebilir. Afazi, çocuk beyin felci, dikkat eksikliği/ hiperaktivite bozukluğu ve öğrenme güçlüklerinde de konuşma ile ilgili bozukluklar görülür. Afazi önceden konuşması normal olarak ortaya çıkan kişilerde geçirilmiş beyin hastalığına bağlı olarak ortaya çıkan bir dil bozukluğu olup, sadece konuşmayı etkilemez. Aynı zamanda anlama, okuma ve yazmayı da etkiler. Ve diğer konuşma bozukluklarından bu farkı nedeniyle afazilerde sadece konuşma rehabilitasyonu yapmak yeterli değildir. Anlama, okuma ve yazmayı da geliştirici özel eğitim yöntemleri uygulanır.

Tanı ve tedavi

Öncelikle çocuğun konuşma bozukluğunun türü ve derecesi tespit edilmelidir. Çocuk ergen psikiyatri muayenesi ve konuşma değerlendirmesi yapılmalıdır. Özellikle konuşma gecikmesinde odyolojik değerlendirme işitme testi uygulanmalıdır. Nörolojik değerlendirme gerektiren durumlarda nörolog desteği de alınmalıdır. Çocuğa yönelik konuşma terapisi ve özel eğitim programı psikolog ve konuşma terapisti tarafından yapılmalı, aile ve okul danışmanlığı da birlikte götürülmelidir. Konuşma Bozuklukları, diğer psikiyatrik bozukluklarla birlikte de olabilir. Örneğin; Özel Öğrenme Güçlüğü ile Artikülasyon Bozukluğu, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ile Kekemelik, Otizm ve Konuşma Gecikmesi birlikte görülebilir. Bu durumda çok yönlü bir program uygulanması gerekecektir.

Aileye düşen görevler

1. Çocuğun kendi anadilini kazanması için, yeterli gelişim düzeyine gelmesi gerekir. Bu nedenle hangi gelişim döneminde hangi becerileri kazanabilir, bilinmesi önem taşır.
2. Bebekle göz teması kurmak ve ilk dönemlerden itibaren onunla konuşmak, hem ilgi ve sevgi ifadesi hem de gelişimi açısından oldukça gereklidir.
3. Yaş dönemine uygun cümleler kurulmalıdır.
Uzun, ayrıntılı ve karmaşık anlatımlardan kaçınmak gerekir. Bu tür anlatımlar, çocukta gerginlik yarattığı gibi, konuşma cesaretini kırabilir.
4. Anne babalar, çocuklarıyla sohbet etmeli, iletişime dayalı oyunlar oynamalıdır.
5. Cinsiyetine ve ilgi alanlarına göre değişmekle birlikte, evcilik, kukla oyunları, arabacılık, grup oyunları gibi yüz yüze, iletişim içeren oyunlar tercih edilmelidir.
6. Aile çocuğun etkinliklerde aktif olmasını, öğrenmesi gerekenleri tekrar etmesini, yaşam içinde kullanmasını, aktif araştırma ve keşif için cesaretlenmesini sağlamalıdır.
7. Çeşitli oyuncak ve objeleri çocuğa sunmalı, neden-sonuç arasındaki bağlantıyı kurabilmesi için ona yardımcı olmalıdır. O Çocuk sesler çıkarttığında veya daha üst yaş grubunda konuştuğunda sevecen sözcüklerle yaklaşmak önem taşır.

"Tüm konuşma bozuklukları düzelebilir"

Konuşma bozuklukları doğuştan gelen durumlar dışında fonksiyoneldir. Dilin yanlış kullanılmasından kaynaklanır. Dilin yanlış kullanımında çevre, genetik ve psikolojik etkenler çok önemlidir. Küçük çocukların korkutulması, ceza olarak karanlık odaya konulması, şiddet uygulanması ve solak çocukların sağ elle yazmaya zorlanması konuşma bozukluğuna zemin hazırlar. Ayrıca aile bireylerinin bazılarında görülen konuşma bozuklukları genetik olarak az da olsa, bir sonraki nesle geçebilir. Konuşma bozukları arasında kekemelik ve bazı sessiz harfleri (s, z, ş, t, k, r, f harfleri) söylemekte güçlük en sık rastlanan çeşitlerdir. Her birinin tedavi yöntemi farklıdır. Tamamen kişiye verilen egzersizlerle geçer. Konuşma bozukluğunun tedavisi için çocuğun okul çağına gelmiş olması gerekir. Ama daha öncesinde ebeveynle çocuk yanında çalışma yapılarak, bu doğrultuda anne-babanın evde sık sık çocukla çalışması sağlanabilir. Bu şekilde de olumlu sonuçlar alınır. Çocukla devamlı konuşmak, ilgilenmek sevecen yaklaşmak onu da konuşmaya teşvik eder. Bu süreçte anne-babalar çok sabırlı olmalı, çocukla alay etmemeli, sevgiyle yaklaşıp doğru bir harf duyduğunda ödüllendirmelidir. Aksi davranmak, elinde olmayan nedenlerle yaralı olan birine taş atmak gibidir. Konuşma bozukluğunu eğitim almış konuşma patologları tedavi etmelidir. Tüm konuşma bozuklukları egzersizlerle tamamen düzelir. Yeter ki kaç yaşına gelirse gelsin, kişi bunu istemeli ve kararlı olmalıdır. Aksi halde yaşamı zindan haline getirir, üzülür. Tedavisi olan bir şey için de böyle bir şeye hiç gerek yoktur. - SES VE KONUŞMA EĞİTMENİ ÇAĞNUR GÜRSAN

Hazırlayan: Zuhal Eyüboğlu