“Hayır!” döneminde çatışmalara son!

“Hayır!” döneminde çatışmalara son!

Kalabalığın ortasında veya evde bir yere yetişme telaşıyla hazırlanırken 2 yaş çocuğunuz hiç durmadan “Haayıııırrr!” diye bağırabilir. Her defasında yaygaracı küçüğünüzle uzun bir çatışmaya girip, sonunda da söylediklerini yapmak zorunda kalıyorsanız önerilerimiz tam size göre!

  • Çocuk
  • Pazartesi 25.09.2017 14:47

Anneye bağımlılıktan çıkma sürecinin en kritik noktası 2 yaş, çocukların genellikle bağımsızlıklarını ilan ettikleri bir dönem. Bu dönemdeki hayır da hayır tutturmaları hiç yabancı gelmez anne-babalara. "Hayır" sözcüğünün hayatınızı esir almasına izin vermeyin. Bu dönemi bir aile çatışması haline getirmeden, PSI Çocuk ve Aile Merkezi, Klinik Psikolog Şebnem Orhan'ın verdiği bilgileri ve önerileri okuyun.

2 yaş özelliği

Bireyselleşmenin temel dayanaklarından biri olan bağımlılıktan bağlılığa geçiş süreci, çocuğun kişilik gelişiminde önemli bir yer tutar. Bu süreçte çocukta doğal olarak var olan, çevresini keşfetme ve bağımsızlaşma isteği kendisine yardımcı olur. Ancak bunu yaparken her zaman anne-babanın koşulsuz sevgisini, güvenini ve onayını hissetmeye de ihtiyaç duyar. İlk bir yıldan sonra dış dünya çocuk için daha ilgi çekici bir yer haline gelir. 2 yaş bebeklik döneminin sonu olarak kabul edilir. Çünkü gelişen fiziksel, bilişsel ve dil becerileri ile çocuk artık bebeklik döneminde olduğu gibi anne-babaya tamamen bağımlı değildir. Bu dönem onun bağımsızlaşma ve bireyselleşme sürecinin başlangıcıdır. Konuşma becerisi gelişmeye başlasa da hala kendi isteklerini ve duygularını tam olarak ifade etmek için zamana ihtiyacı vardır. 2 yaş çocuğu anne-baba tarafından yapılan uzun açıklamaları takip edemez. İletişim becerisi ve kısa süreli dikkati; bu uzun ifadeleri dinleyip, tam anlamıyla algılayıp, uygulaması için yeterli değildir. Diğer insanların ihtiyaçları ve duyguları olduğunun tam olarak da farkında değildirler. Kendine odaklı düşünce şekli, sosyal ilişkilerde sorun yaşamasına neden olabilir. Oyuncaklarını paylaşmaktan hoşlanmadığı için zaman zaman sorun yaşayabilir. Başkasının elindeki oyuncak ona daha cazip gelip, oyuncağı kendisine isteyebilir ve bu konuda ısrarcı olabilir. Muhakeme yeteneği yeni yeni gelişmeye başladığı için onu mantık yoluyla ikna etmek çok zordur. Yetişkinlerin isteklerine karşı inatçılık gösterebilir, olaylar karşısında olumsuz-negatif tutum sergileyebilir. Her öneriye karşı olan tutumu, bazen onun istediği bir şey yapılsa bile bu tutumu sürdürmesine neden olur.

Her çocuk bu dönemden geçer

Yeni keşifler ve ilişkiler keyif ve heyecan yaşatırken, aynı zamanda çatışmalar, tedirginlik ve kaygıların da yaşanmasına neden olur. 2 yaş çocuğu bu farklı duygularla sıklıkla hayatının kendi kontrolünde olmasıyla baş etme çabasına girer. Hayatındaki rutinlerin olmasından hoşlanabilir; sürekli aynı bardaktan su içmek, her yere en sevdiği oyuncağını götürmek, aynı masalı tekrar tekrar dinlemek gibi... Hayatındaki bu tutarlılık ve öngörülebilirlik çocuğun yeni deneyimleri üzerinde ustalığını, becerilerini geliştirmesine yardımcı olur. Yeni beceriler geliştikçe çocuk yapabileceğini, başarabileceğini, kontrol edebileceğini keşfeder ki, bu keşif anne-babanın hayatını hiç de kolaylaştırmaz. Artık küçük kaşifi göz önünde tutmak da kontrol etmek de hiç kolay değildir. Küçük çocuk kendi planlarını uygulamaya geçirmek isterken anne-babanın kural ve sınırlamalarıyla karşılaştığında ise bitmek bilmeyen inatlaşmalar hayatın bir parçası olur. Anne-babaların çocuklarını korumak için belirlediği kurallar ve sınırlar, çocuğun merakı ve keşfetme dürtüsüyle çatışırlar. Tabii ki küçük çocukların, kuralların altında yatan nedenleri anlaması mümkün değildir. Onlar sadece engellendiklerini hissederler ve bunun karşılığında da pes etmek yerine daha büyük bir kararlılıkla şu düşünceyle savaşırlar: "Hayır, benim istediğim olacak!". Tüm çocuklar ebeveynlerinin baş etmesi için zor olan bu "hayır" basamağından geçecektir. "Hayır" zamanı… Anne-babalar bu konudan çok memnun olmasa da çocuklarının "hayır" diyebilmesine izin vermesi, hatta memnuniyet duyması yerinde olur. Çocuğun olumsuz duygularla baş edebilmesi için bunları deneyimlemesi gerekir. "Hayır" üzerinden yaşanan çatışmalar, kızgınlık, üzüntü gibi duyguları tanıyıp baş ederken, problem çözme becerisini de geliştirmesi için yararlı bir deneyimdir. Bir çocuğun çok sevdiği kişilerden ayrışabilmesi ve bireyselleşmesi için büyük bir önem taşır.

Çocuğun "Hayır" diyebilmesinin yararlı etkilerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Çocuğa çevresindeki o zamana kadar çok yoğun yatırım yaptığı, kendi hayatının merkezine koyduğu kişilerce sevilebilmesi için aynı ya da benzer olması gerekmediğini öğretir.
  • Kişilerden farklı olabilmesine, kendi düşünce, duygu ve isteklerinin olabilmesine yardımcı olur. Çocuk kendi bireyselliğini fark ederken, bunlara sahip çıkabilme gücünü kazanır.
  • Sadece kendisine yakın değil, kendi isteği dışında herhangi bir davranışa zorlayan kişilere karşı durabilmesine de yardımcı olur.
  • Yaşadıklarıyla ilgili sorumluluk alabilmesine, kendine güvenen davranışın gelişmesine yardımcı olur. Ancak, çocuğun "hayır" demeye olan ihtiyacı bu kadar önemliyken, bu tutumun sonucunda yaşanan çatışmalarla baş etmede model olmak, çatışmalardaki olumsuz duygularını anlayıp baş etmesinde yardımcı olmak ve çatışmadan uzlaşmaya geçebilme becerisini çocuğa kazandırmak, yetişkinlerin görevidir.

Çocuğu cesaretlendirin

"Hayır" ifadesi çocuğun kişilik gelişimi için gerekli olsa da, yoğunluğu çok fazla olan bu çatışmaların sıklığını ve süresini azaltmak için birtakım yaklaşımlara da ihtiyaç vardır. Çoğu zaman inatlaşmaların sonunda çocuğun istekleri anne-baba tarafından yerine getirilse de, onu sakinleştirmek mümkün olmayabiliyor. Engellenmek ise büyük bir öfke nöbetini tetikleyebilir. Böyle durumlarda çocuklar duygularını tam olarak kontrol edemedikleri için tepkilerini şiddetli olarak gösterebilirler. "Hayır"ları azaltmanın yollarından biri, çocukların otonomi ve güç hislerini cesaretlendirmektir. Çocuğa seçenekler sunmak, kendi dünyasında bir kontrolü olduğu hissini sağlayabilir. "Elma suyu mu, yoksa havuç suyu mu istersin?" gibi... Kendisi için bir şeyler yapmasına ve çevresini düzenlemesine izin vermek, bağımsızlığını cesaretlendirmeye yardımcı olabilir. Oyuncakları kendi yerlerine koyduğunda aradığını bulmasını sağlayarak kendine ait şeyler üzerinde kontrolü olduğu hissini vermek ya da kendisinin kullandığı su bardağını onun alabileceği şekilde alt raflara koyarak ihtiyacı olduğunda kendisinin alabilmesine fırsat vermek gibi... Çocukların, basit gibi görünen şeyleri deneyimlemesi, kendisini yeterli ve güçlü hissetmesine yardımcı olur. Ancak bunu yaparken gözlemi elden bırakmamak ve keşiflerinin güvenli sınırlar içinde olduğundan emin olmak gerekir.

Ona yardımcı olun

Çocuğunuz kötü bir şekilde davrandığında kimi zaman anne-babalar davranış yerine çocuklarının kişiliklerine ya da ilişkilerine odaklanabilirler. "Ağladığında seni kimse sevmiyor" ya da "Ne kadar huysuz, şımarıksın" gibi yargılayıcı cümleler, çocuğun kendine güvenli benlik gelişimini olumsuz etkiler, ilişkiye olan güvenlerini sarsar. Ayrıca kendisinin ne yapmaması gerektiğini algılamasını zorlaştırır, ne yapmaması gerektiğini anlasa bile yerine ne koyabileceğini öğrenmesini engeller. Bazen de ebeveynler, olanları kişisel olarak algılama ve çocuklarının özellikle kendilerine karşı bir şeyler yaptığını düşünme eğiliminde olabilirler.

Ancak çocuklar bu gibi davranışları çok özel bir durum olmadığı sürece anne-babalarını üzmek için yapmazlar. Bir anlamda dünyanın nasıl çalıştığını test etmek ve çözmek için, farklılaşmak, çatışmak ve uzlaşabilmek için bunları yaparlar. Bu, ebeveyne karşı yapılan bir şey değildir. Çatışmaları azaltmanın yolları Bu dönemde hem çatışmaları azaltmak hem de çocuğun bireysel gelişimini desteklemek için anne-babanın yapabileceği pek çok şey vardır. İşte bunlar…

  1. Çatışmalara hazırlıklı olun, önleyici yaklaşımlar geliştirin: Aslında anne-babalar çocuklarının zorlandığı alanları en iyi bilen kişilerdir. Bunlarla ilgili önleyici stratejiler geliştirebilirler. Örneğin; çocuğun restoranda uzun süre oturamayacağını ve kendini oyalamakla ilgili zorluk yaşayabileceğini önceden tahmin ederek, ilgisini çeken oyuncakları yanlarına almak veya onun ilgisini çekebilecek bir restoran seçmek yararlı olabilir. İşten geldikten sonra yemek yedirmek zor oluyorsa ve yemeğe odaklanma konusunda çatışma yaşanıyorsa, akşam yemeğini annebaba gelmeden önce yemesine izin verilebilir.
  2. Anne-babasının gücünü hissetmeye ihtiyaç duyar: Çocuklar birlikte oldukları yetişkinin güçlü, kendinden emin, ne yaptığını bilen, sakin olmasını ister. Çocuğu ağlarken, çaresizlikle karşısında ağlayan annenin gücünden ya da istediği bir şey alınmadığı için ağlayan bir çocukla baş edemediği için istediğini yapan bir babanın gücünden söz etmek mümkün olmaz. Çatışma zamanlarında anne-babaların soğukkanlılığını koruması, öfke göstermeden sakinlikle gücünü çocuğuna hissettirmesi gerekir. Böylece çocuk da bu gücü içselleştirip, ileride yaşayacağı benzer bir durumda kendisini kontrol edebilme gücünü bulabilir.
  3. Kurallar ve sınırlar koyun: Çocukların kendi güvenliklerini sağlamanın sorumluluğunu almak için yeterince donanımları yoktur. Kendi adlarına sağlıklı karar alabilecekleri yaşa gelinceye kadar, anne-babaların onlara yapmaları ve yapmamaları gereken şeyleri söylemeleri gerekir. Sınırlar çocukları korur, nereye kadar özgürce hareket edebileceklerini öğretir. Kendilerinin de evin dışında başkalarına sınır koyabilmesini ve koruyabilmesini öğretir.
  4. Konulan sınırların nedenlerini açıklayın: Çocuklar neden-sonuç ilişkisini kurabilmesi için yetişkinin yardımına ihtiyaç duyarlar: "Koltukta zıplama!" yerine, "Koltukta zıplamana izin veremem, çünkü düşersen başını sehpaya vurabilirsin!" gibi… Çocukların anlamadıkları bir şeye ayak uydurması beklenemez. Ama konulan kuralların nedenini bilmeye hakları vardır.
  5. Mesajların net ve tutarlı olmasına dikkat edin: Konulan kuralların, verilen mesajların her zaman aynı ve tutarlı olması, çocuğun daha çabuk öğrenmesine yardımcı olur.
  6. Seçim yapma hakkı verin: Eğer istekleri kabul edilebilir sınırlar içindeyse bunu seçenekli olarak vermek iyi olabilir: "Ceketini giymek istemeyen çocuğa kendin mi giymek istersin ben mi sana yardım edeyim?" gibi... Küçük seçimler yapmasına izin verildiğinde ileride daha önemli kararlar alma becerisini geliştirir.
  7. Olumlu davranışlarını ödüllendirin: Çocukların yaptıkları olumlu davranışlar, doğal olarak görülüp dile getirilmez. Oysa çocuğun ödüllendirilmeye ihtiyacı vardır. Anne-babanın olumlu ilgisi, çocuk için en büyük ödüldür. Daha önce yapmakta zorlandığı bir şeyi yerine getiriyorsa takdiri hak ediyor demektir.
  8. Günlük rutinler oluşturun: Yaşanan çatışmaların birçoğu çocuğun günlük rutinleriyle ilişkilidir. Yemek, uyku, yıkanma, diş fırçalama gibi rutinleri erken yaştan itibaren geliştirildiğinde çocuğun bu dönemde yaşayabileceği çatışmaları azaltır. Çocuk hangi aktiviteden sonra neyin geleceğini bilirse, geçiş yapması daha kolay olacaktır.
  9. Amacına ulaşması için engelleri aşmasını sağlayın: Örneğin; yemeğini bitirdikten sonra dondurmasını alabileceğini söyleyin. Ya da banyodan sonra oyun oynayacağını belirtin. Önündeki engeli bir an önce aşmak isteyecektir.
  10. Duygularına temas edin: Çocuğunuz, hayal kırıklığı, üzüntü ve endişe gibi duygularla baş edemediği için zorluk yaşar. Duyguların onun adına ifade edilmesi hem ne yaşadığını tanımlayabilmesine hem de bu duyguların anne-baba tarafından kabul edilmesine yardımcı olur. Ancak bunları dışarı vurması için ona yol gösterilmesine ihtiyacı vardır.

Rolleri değişmeyin

Ancak bütün bu önleyici yaklaşımlara karşın uzlaşmanın zor olduğu, kuvvetli "hayır"larla karşılaşıldığında anne-babalar ne yapacaklarıyla ilgili kendilerini çaresiz hissedebilirler. Anne-babaların kendi duygularını kontrol etmekte zorlandığı durumlarda, çocuk kendi duygu ve düşüncelerini bastırıp korkuyla boyun eğmek ve baş kaldırıp meydan okumak arasında yer alan davranışlarından birini seçer. Bazen de anne-babalar kendi yetişkin konumlarını kaybedip benzer bir inatlaşma ile çocuklarının yaşına inebilir. Kendi taşkın duygularını taşıyamayan bir çocuk kendisi gibi duygularıyla baş edemeyen bir ebeveyni memnun etme, bir anlamda bakım vererek ebeveynlik yapma durumunda kalabilir. Böyle bir rol değişimi, çocuğun anne-babasının duygusal yükünü taşımasını içselleştirmesine neden olabilir. Bu durum da kendi ihtiyaçlarındansa başkalarınınkini düşünmeye ve bunlara uyum sağlamasına neden olabilir.

Hazırlayan: Şenay ÇELİK