Hamilelikte yaşanan kaygı ve korkular

Hamilelikte yaşanan kaygı ve korkular

Hepimizin zaman zaman yaşadığı korku duygusu, hamilelik döneminde daha sık yaşanabiliyor ve anne adaylarını tedirgin ediyor. Bu korkuların nedenleri ve nasıl başa çıkılabileceği yazımızın devamında…

  • Hamilelik
  • Salı 08.08.2017 17:12
Kendinizden bir parçayı dünyaya getirmek için geçirilen 40 hafta… Birçoğumuza çok uzun gibi gelen bu süreç, çocuk sahibi olmak isteyenler için heyecan vericidir. Tabii bu süreçte fiziksel olduğu kadar duygusal değişikliklere uğramak da kaçınılmaz. Bu duygusal değişimler içinde elbette bazı korkular da var. Peki, acaba bu korkular anne adaylarını olumsuz etkiliyor mu? Psikolog Nagihan Akarsu, hamilelikte yaşanan korkuların nedenlerini anlattı ve yaşanmaması için anne adaylarına önerilerde bulundu.

Nedenleri

Kadının üreme organlarının yeni bir canlıya göre adapte olmaya çalışması, vücutta hormonal dengesizlikler yaratır. Anne adayı geçmişte regl dönemlerini sıkıntılı ve ağrılı geçiriyorsa aynı döngülerde tepkileri anormal ve agresif olabilir. Her türlü duruma karşı aşırı hassas ve korkuyla yaklaşabilir. Duygusallığı beklenmedik ve tatmin edilemez şekilde artabilir. Ani ses ya da tepkilerden irkilebilir ve sonrasında kendindeki bu değişiklikleri anlamlandırmazsa daha çok kaygılanması muhtemeldir. Kadının geçmişinde tam olarak çözümleyemediği depresyon, panik atak, obsesif ve kompulsif durumlar ya da kişilik problemleri varsa, tüm bunların hamilelikte tekrar ortaya çıkma olasılığı yüksektir. Anne adayının baş etme gücü zaten düşükse, üstelik hamileliğe hazır olmadan, nasıl bir gelişim süreci geçireceğini bilmeden hamile kalmışsa dikkatli olmalıdır. Ayrıca çocuk yapmak istediği için antidepresan ilaçlarını kesen ve hamilelikte temizlik takıntısı ve panik atakları tekrar tetiklenen birçok kadın vardır.

Ne tür korkular yaşanıyor?

Anne adayı zor bir hamilelik geçiriyorsa, (mide bulantıları, korkular, aşırı gerginlik v.s) uykusunda problemler de yaşamaya başlar. Sık sık uyanma, çok uyuma ya da kabus görme gibi durumlar kendini gösterebilir. Genellikle kendisinin öldüğü, çocuğunu düşürdüğü ya da korku ve panik içinde çaresizce koşturduğu gibi kabuslar görür. Bu rüyalar, yaşadığı zor süreçlerin bilinçaltına güçlü bir şekilde yerleştiğinin kanıtıdır. Bazı anne adayları ise kaybetme korkusu yaşarlar. Bu korku, geçmişte bir düşük öyküsüne ya da hamilelikte yaşanan basit bir kanamaya bağlı olabilir. Hiçbir şeye bağlı olmadan da bu tarz korkular kadının kaygılı ve obsesif kişilik yapısından kaynaklanabilir. Çocuğu doğduktan sonra ona kendini veremeyeceği, iyi bakamayacağı ya da özürlü bir çocuk doğurabileceğiyle ilgili şeyler düşünürler. Kendilerini iyi bir anne olamayacakları yönünde devamlı suçlarlar. Doğumdan sonra işe gitmek istemeyen ve kimsenin çocuğa kendisi kadar iyi bakamayacağını düşünen anneler de hamilelikte benzer kaygıyı taşırlar.

Korkularınızı eşinizle birlikte aşın!

Doğum korkusu ve hamilelik sürecinde yaşanan tüm olumsuzluklar kişinin "doğum sonrası depresyon" yaşamasına yol açabilir. Bu süreç doğacak olan çocukta da ciddi psikolojik etkiler yaratabilir. Hamilelik sürecinde unutkanlık, dalgınlık, isteksizlik, halsizlik ve aşırı uyuma gibi belirtiler hem gelişim sürecinin bir parçasını temsil eder hem de depresyon belirtilerinin ilk kanıtlarıdır. Fakat bunlar dönemsel olarak kendini gösteriyorsa normaldir. Ancak 3 aydan sonra sıklıkla tekrar ediyorsa ve zorlayıcı bir şekildeyse, mutlaka destek alınmalıdır. Aşırı duygusallık, her şeye nedensiz ağlama nöbetleri, kadının eşi tarafından desteklenmeye ve anlaşılmaya ihtiyacı olduğunu gösterir. Fakat eşi destek vermeye çalışsa da çoğu zaman yetersiz kalacaktır. Ancak destek vermemesi, durumun daha fazla kötüleşmesine neden olabilir. Bu yüzden baba adaylarının eşlerine tam destek olması önemlidir. Baba adaylarının konuyla ilgili kitaplar okumasını ve herkesin yaşadığı bir durum olduğunu kabullenmesini sağlamak gerekir.

Korkuların önüne geçin!

-Hamile kalmadan önce mutlaka ne kadar hazır olduğunuzu teyit etmelisiniz. Çocuk doğurmayı toplumsal bir ritüel olarak mı, yoksa sevginizi çocukla pekiştirmek ve renklendirmek adına mı istediğinizden emin olmalısınız. Hamile kalmak ve çocuk doğurmak kolaydır. Önemli olan doğru zamanda en iyi şekilde bunu gerçekleştirmektir.
-Kendinizi hazır hissediyordunuz ve eşinizle beraber ortak bir karar vererek hamile kaldınız, ancak kaybetme korkusu duymaya ve çocuğunuza doğum sırasında ya da sonrasında bir şey olacağından korkmaya başladınız… Oysa bu durumu kanıtlamayan onca şey varken, sizin düşünceleriniz yersiz bir kurgu olabilir. Eğer böyle bir şey varsa, mutlaka doktorunuz tarafından çözümlenmesi gerekir.
-Eşler de baba olmakla ilgili heyecan, kaygı ve rol endişeleri yaşayabilirler. Üstelik erkeklerin birçoğu duygularını dışa vurmakta kadınlar kadar rahat olmadıkları için, sessiz kalmaları streslerini daha da artırabilir. Bu yüzden eşlerine karşı yeterince destekleyici davranamayabilirler. Anne-baba adaylarının hamilelik sırasında yaşadıkları olumlu ya da olumsuz duyguları birbirleriyle paylaşmaları daha sağlıklı bir bakış açısı geliştirmelerine, doğuma ve sonrasına daha hazırlıklı olmalarına yardımcı olur.
-Uyku problemlerine ne sebep oluyorsa, buna yönelik bir çözüm bulunmalıdır. Kaygılı durumlar çözülmezse uyku problemi devam edebilir. Bunun için en pratik yöntem, nefes ve gevşeme egzersizidir. Ağzınızdan alıp burnunuzdan iki katı sürede vereceğiniz nefes, sizi oldukça rahatlatacaktır. Kontrollü, gözleriniz kapalı ve gevşemeye odaklı yapılması oldukça önemlidir. Bu gevşeme egzersizi kaslarınızı gevşeterek gerilmiş kaslarınızın yumuşamasını ve rahatlamasını sağlayacak, uykuya geçişinizi kolaylaştıracaktır.
-Bu süreci en olumsuz etkileyen şey, geçmişte çözümlenmemiş kişilik yapısı ve psikolojik problemlerdir. Eşinizle ilişkisel problemler de etkili olabilir. Bunun için hayatınızın her aşamasında mutlaka kendinizi keşfedin ve hayata daha doğru, çok yönlü bakabilmek adına bir uzmandan destek alın.tarz korkular kadının kaygılı ve obsesif kişilik yapısından kaynaklanabilir. Çocuğu doğduktan sonra ona kendini veremeyeceği, iyi bakamayacağı ya da özürlü bir çocuk doğurabileceğiyle ilgili şeyler düşünürler. Kendilerini iyi bir anne olamayacakları yönünde devamlı suçlarlar. Doğumdan sonra işe gitmek istemeyen ve kimsenin çocuğa kendisi kadar iyi bakamayacağını düşünen anneler de hamilelikte benzer kaygıyı taşırlar.

Korkularınızı eşinizle birlikte aşın!

Doğum korkusu ve hamilelik sürecinde yaşanan tüm olumsuzluklar kişinin "doğum sonrası depresyon" yaşamasına yol açabilir. Bu süreç doğacak olan çocukta da ciddi psikolojik etkiler yaratabilir. Hamilelik sürecinde unutkanlık, dalgınlık, isteksizlik, halsizlik ve aşırı uyuma gibi belirtiler hem gelişim sürecinin bir parçasını temsil eder hem de depresyon belirtilerinin ilk kanıtlarıdır. Fakat bunlar dönemsel olarak kendini gösteriyorsa normaldir. Ancak 3 aydan sonra sıklıkla tekrar ediyorsa ve zorlayıcı bir şekildeyse, mutlaka destek alınmalıdır. Aşırı duygusallık, her şeye nedensiz ağlama nöbetleri, kadının eşi tarafından desteklenmeye ve anlaşılmaya ihtiyacı olduğunu gösterir. Fakat eşi destek vermeye çalışsa da çoğu zaman yetersiz kalacaktır. Ancak destek vermemesi, durumun daha fazla kötüleşmesine neden olabilir. Bu yüzden baba adaylarının eşlerine tam destek olması önemlidir. Baba adaylarının konuyla ilgili kitaplar okumasını ve herkesin yaşadığı bir durum olduğunu kabullenmesini sağlamak gerekir.

Hazırlayan: Başak DOĞRU