Hamileliğin “EN”leri...

Hamileliğin “EN”leri...

Hamilelik bir kadının yaşayacağı “en muhteşem” duygulardan biridir. Bu dönemde yaşanan sıkıntılar, hamilelik dönemini biraz zora soksa da birçok iyi ve farklı duyguyu da beraberinde getirir. Biz de en şaşırtıcı, en heyecanlı ve en güzel duyguları içinde barındıran bu sürecin en’lerini ayrıntılı bir şekilde ele aldık.

  • Hamilelik
  • Cuma 11.08.2017 10:51

İşte sonunda hamilesiniz... Peki şimdi ne olacak ? Belki uzun zamandır çocuk sahibi olmak istiyordunuz, belki de hiç beklemediğiniz bir anda hamile kaldınız. Kendinizi bu fikre ne kadar hazırlarsanız hazırlayın, hamilelik haberiniz doktorunuzun ağzından çıktığında ya da ultrasonda karanlık bir görüntü içindeki bebeğinizin o minicik kalp atışını gördüğünüz anda heyecanla birlikte bir endişe de başlar. Acaba bir sorun çıkacak mı? Bebeğim sağlıklı doğacak mı? Diyelim her şey yolunda gitti, peki ama ben iyi bir anne olabilecek miyim? gibi… Ama tüm bu endişelerin yanında hamilelik çok keyifli bir süreçtir. Çünkü sonunda sizi bekleyen harika bir hediye vardır. Ayrıca hamilelik anne olmaya karar vermenin doğumla birlikte resmilik kazanması demektir ve bu kırk haftalık sürecin, size "en"ler yaşatabilecek birçok farklı güzellikte tarafları da vardır. Hamilelik sürecindeki bu "en"leri Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi'nden Psikiyatrist Dr. Barış Önen Ünsalver ve Kadın Hastalıkları-Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Numan Bayazıt sizler için anlattı. Hamilelikte yaşayabilecekleriniz ve bunlarla ilgili dikkat etmeniz gerekenler hakkında da sizlere ipuçları verdi.

HAMİLELİĞİN EN HEYECANLI YANLARI

Her kadın anne olmayı hayal eder

Çocuklarda 2.5-3 yaş civarı cinsel kimlik gelişimi başlar. Kız çocuklar çevrenin etkisi olmasa da bebeklerle oynamayı erkeklere göre daha çok sever. Daha o yaştan kız çocuk zihninde anne olmayı hayal etmeye başlar. Ergenlik dönemi ve regl görmenin başlamasıyla genç kız her ay anne olma ihtimaliyle karşılaşmaya başlar. Hamilelik ve anne olmaya dair olumlu, olumsuz hayalleri olmayan kadın yok gibidir. Kadının çocukluktan itibaren anne olma fikriyle ilgili duygu ve düşünceleri kendi hamilelik haberini aldığında verdiği tepkiyi belirleyen önemli etmenlerdendir. Hamile olduğunu öğrenen anne adayı için bu, büyük bir sürprizdir. Çoğu kadın eczaneden aldığı ilk hamilelik testinin sonucuna inanamayıp bir daha test kiti alarak sonucu tekrar kontrol etmek ister. Elindeki test sonucunu konunun uzmanıyla da doğrulayabilmek için en yakın zamanda da bir kadın doğum uzmanından randevu alır. Hamile olduğu bilgisi bir test kitinin sonuçlarına dayandırılamayacak kadar hassas bir bilgidir. Planlı olsun veya olmasın, tüm kadınların hamileliğe ilk tepkisi şaşkınlıktır. Şaşkınlık; yerini sevinç, coşku ve huzura bırakabileceği gibi üzüntü ve öfke de gelişebilir anne adayında... Çoğu anne adayı olumlu ve olumsuz duyguların bir karışımını yaşar bu süreçte... Daha ilk hamilelik haberiyle zihinde şöyle birçok soru oluşur: Hamilelikte neler yaşayacağım? Midem bulanır mı? Çalışabilir miyim? Çirkinleşir miyim? Çok kilo alır mıyım? Ya yeterince kilo alamazsam? Eşim beni daha çok sever mi? Eşim benden uzaklaşır, beni aldatır mı? İyi bir anne olabilecek miyim? Yeterince sütüm olacak mı? Bana mı benzeyecek, babasına mı? Kız mı, erkek mi olacak? Tek mi, ikiz mi? Sağlıklı olur mu? Kısa boylu mu yoksa uzun boylu mu olacak? Ona bakabilecek miyim?

Hamilelikle ilgili beklentiler olabilir

Her anne adayının, hamilelikle ilgili hem diğer hamilelere benzer hem de tamamen kendi hayat öyküsüne göre beklentileri olabilir. Beklentiler, sorduğu sorulara bulduğu yanıtları da değiştirerek hamilelikten korkması ya da hamileliği rahat geçirmesini sağlayabilir. Kadın sadece anne olmak için beklemez hamile kalmayı. Hamile olmak ve genlerini bir sonraki kuşağa aktarmak, evrim sürecinin doğal bir parçası olmakla birlikte aynı zamanda psikolojik düzeyde kadının kendisinin bildiği ve bilmediği birçok bilinç dışı ihtiyacı karşılıyor olabilir. Hamilelik; yetersizlik duygusu, işe yaramazlık hissi, başkalarının hizmetinde olma isteği, geçmiş kayıpları yerine koyma arzusu, kontrol ihtiyacı, yalnızlığı giderme, mutlu ve huzurlu olma isteği gibi birçok ihtiyaç ve isteği de doyurabilir. Bu nedenle hamilelik haberine verilen duygusal tepkiler üzerinde bu duygusal ihtiyaçların da etkisi olabilir.

Korku ve sevinç aynı anda yaşanabilir

Çocukları çok seven, sevdiği eşinden planlı bir şekilde hamile olduğunu öğrenen kadın sevinç ve huzur duyar. Bazense, anne adayı ne kadar çok çocuk istese de gerçekten hamile kaldığında tüm huzurunun bozulacağı düşüncesiyle korkuya kapılabilir. Hep annelik hayali kurmuş ve aylardır, hatta yıllardır hamile kalmayı deneyen kadın hamile olduğu haberini aldığında bir yandan bir zafer kazanmış gibi büyük bir coşku duyarken diğer yandan artık hamile kalmakla ilgili umudunu yitirmeye başlamış olması nedeniyle gerçekten hamile olduğuna inanmakta zorluk yaşayabilir. İstemediği bir evlilikte plansız bir şekilde hamile kaldığını öğrenen anne adayı, hem kendine hem eşine hem de doğmamış bebeğe öfke duyabilir. Tam tersine eğer çocuk sahibi olmak sorunlu bir evliliğe tahammül etme ve evliliğin sorunlarından uzaklaşmanın bir yolu olarak görülüyorsa hamilelik bir kurtuluş müjdesi etkisi yapabilir. Erkeğin bebek istemediği durumlarda hamile kalan bir kadın; bir yandan sevinirken diğer yandan bunu eşine nasıl açıklayacağıyla ilgili korku duyabilir. Geçmişte düşükle ya da kayıpla sonuçlanmış hamilelikleri olan kadın, bu hamileliğinin devamıyla ilgili kaygı ve bebeği kaybetme korkusu duyabilir. Sorumluluk duygusu yüksek, mükemmeliyetçi yapıdaki bir kadın hamileliği başarılması gereken büyük bir görev gibi görerek kendi kontrolü dışındaki bu durumdan yoğun kaygı ve korku duyabilir. Bazı kişiler yoğun duygulardan korkarlar, yani kaygılanmaktan kaygılanabilirler. Böyle bir durumda büyük bir heyecanla beklenen hamilelik gerçekleştiğinde yaşanan duygusal yoğunluk ve karmaşanın kendisi de bazı kadınların kaygısını arttırarak hamilelik sürecinden korkmalarına neden olabilir. Anne olmaktan korkan ya da bebek sahibi olmanın hem evlilik hem iş hayatını olumsuz etkileyeceği kaygısı olan kimi kadınlar ise şaşırtıcı bir şekilde hamile kaldıklarını öğrendikleri zaman büyük bir sevinç duyabilirler. Hamilelik süreci boyunca anne olmak ve beklenen bebekle ilgili her tür olumlu-olumsuz duygu yer değiştirebilecektir. Bu duyguların dinamikliği bile kendi başına tüm hamileler için hem şaşırtıcı hem de heyecan vericidir. Hamilelik süresince anne adayının zihnindeki bu gel-gitler yeni kimliğine geçiş sancılarıdır aslında. Bu geçişte kadın, bir yandan ruhunun hiç görmediği yönlerini tanıyarak kendisiyle ilgili de şaşkınlık yaşadığı bir deneyim edinecektir.

Hamileliğin ilk 3 ayı bambaşka bir heyecandır

Her aşamasında yeni heyecanlar olmakla birlikte ilk 3 ay diğerlerinden çok başkadır. Doktorla yapılan ilk görüşmede hamileliğin ultrason ile onaylanması oldukça heyecan vericidir. İdrar testi ve regl kanamasındaki gecikmeyle varlığından şüphe duyulan hamilelik hali, ultrason aracılığıyla somut bir hal alır. İlk 3 ayda göbek belirginleşmediğinden ve bebek hareketleri başlamadığından anne adayının hamile olduğu gerçeğini bilişsel düzeyde en net bir şekilde görebilme yolu, ultrasondaki görüntü sayesindedir. Sadece embriyo halindeki bu bebek taslağını görmek bile anne adayının onunla ilgili hayaller kurması ve heyecanlanması için yeterlidir. Bebeğin kalp atışlarını duymak, birçok kadının kelimelere dökmekte zorluk yaşadığı güçlü bir coşkuya yol açar. Bebek isteyip istemediğinden emin olamayan birçok kadın, bebeğinin kalp seslerini duyduğu anda onu doğurmak istediğini anladığını söyler. Sonraki her ultrasonda da o kalp atımlarını duymak, bebeğin güvende ve sağlıklı olduğunu düşündürerek anne adayına huzur verecektir. Mide bulantısı hamilelikte sık görüldüğünden, midesi bulanan kadın ilk başlarda hamileliğinin kanıtı gibi gördüğü bulantı hissiyle hoş bir heyecan duyabilir. İlk 3 ay birçok kadında hafif bulantı hissi olsa da kimisinde bu çok şiddetli olarak kusma yoluyla ciddi kilo kaybına yol açabilir. Kilo kaybeden anne adayı bebeğin yeterince gelişemeyeceği ya da sağlıksız olacağı yönünde kaygılanabilir, suçluluk hisleri yoğunlaşabilir.

Cinsel istek veya isteksizlik normaldir

İlk 3 ay düşük yapmak açısından riskli bir dönemdir ve belki de bu nedenle halk arasında 3 ay dolmadan aile dışında kimseye hamile olduğunun söylenmemesi tavsiye edilir. Bazen düşük yapma korkusu o derece yoğun olur ki anne adayının her hareketini kontrol etmesine ve yanlış bir şey yapmaktan kaygı duymasına neden olur. Geçmişte düşük yapmış ya da bir tanıdığı düşük yapmış kadınlarda bu kaygı daha da yüksek düzeyde olabilir. Bazen de baba adayı bebeğe zarar verme ve onu düşürme korkusu duyarak eşiyle cinsel ilişkiden kaçınabilir. Özel bir durum olmadıkça cinsel ilişkinin bir sakıncası olmadığını duyan anne adayı yine de tedirginlik yaşayabilir. Ancak hamilelikle birlikte cinsel isteğin artması çoğu zaman şaşırtıcı gelir. Anneyi kutsal ve dokunulmaz gören anlayış hem kadının hem de erkeğin cinsellikten suçluluk duymasına ve birbirlerinden cinsel olarak uzaklaşma yaşamalarına neden olabilir.

Bebeğinizin hareketlerini hissetmek şaşırtıcıdır

Bebeğin karındaki ilk hareketlerini hisseden anne adayı önce bir şaşkınlık yaşar, sonra bunun gerçek mi yoksa yanılsama mı olduğunu anlamaya çalışır. Bu bir bağırsak hareketi midir yoksa bebekten mi gelmektedir? Bebeğin hareketlerini hissetmek hem heyecan hem de şaşkınlığa neden olur. Zamanla bebeğin hareketlerinin daha anlaşılır hale gelmesi, sağlığı hakkında bilgi almanın bir yolunu oluşturacaktır. Bebeğin hareketlerini hissedemeyen anne, onun sağlığından kaygılanarak doktoruna muayeneye gitmeyi isteyebilecektir. Bazen de bebeğin refleks hareketlerine kendi duygu ve düşüncesine göre anlamlar yükleyerek bebeğiyle iletişim kurduğunu düşünecektir. "Şimdi sevindi, şimdi kızdı. Benimle oynamak istiyor!" gibi yorumlar yaparak bebek hakkında zihninde bir resim oluşturmaya çalışır.

Son aylarda kasılmalar olabilir

Braxton-Hicks olarak isimlendirilen doğuma hazırlık kasılmaları da anne adaylarının heyecanlanmasına neden olur. Doğum provası olarak düşünülebilecek bu kasılmalar kimi kadında doğumun erken başladığı endişesini tetikle yebilir. Birçok anne adayı doğumun başladığı paniğiyle acil servise koşar. Yalancı doğum sancısı denebilecek bu kasılmalar kadını şaşırtır. Ancak gerçek doğum sancısıyla bu prova sancıyı ayırt etmek hiç de kolay olmayabilir. Bebeğin sağlığıyla ilgili kaygıları son aylarda iyice yükselen anne adayı, yanlış bir alarm olsa da hiçbir şeyi ihmal etmemek için her defasında doktoruna başvurmaya devam edebilir.

HAMİLELİĞİN EN ŞAŞIRTICI HALLERİ

Yepyeni hislere şahit olursunuz

Östrojen ve progesteron hormonlarının seviyelerindeki değişiklikler anne adayının duygusallaşmasına neden olur. Hamileliğin ilk günlerinden itibaren başlayan bu duygusal hassasiyet çoğu kadın için beklenir. Sokakta yaşlı bir kimseyi gördüğünde gözlerinin dolması ya da eşi eve geç kaldığında sanki eşinin başına kötü bir şey gelmiş gibi korkuya kapılması önceden bu tür durumlardan etkilenmeyen kadına şaşırtıcı gelecektir. Bazılarında hormonların olumlu etkileri de olabilir. Hamilelik, duygu durumunu yükseltip olaylara olumlu bakmayı sağlayabilir. Hamile bir kadın, baktığı her yerde bir güzellik görüp içi coşkuyla dolabilir. Başka kadınlara duyulan sempati ve kader arkadaşlığı hissi ve pusette bebeğini gezdiren yeni annelere duyulan hayranlık ve imrenme, kadının geçmişte yaşamadığı yepyeni hislerdir.

Değişikliklere hazırlıklı olun

Hamilelik ilerledikçe anne adayının bedeninde ve zihninde meydana gelen değişiklikler yeni sürprizlere neden olacaktır. Hamilelik oldukça dinamik bir süreçtir. Rahimdeki fetus hızla büyüyüp bir yandan annenin iç organlarını kenarlara itmeye başlarken diğer yandan plasenta aracılığıyla annenin kan dolaşımının bir kısmı fetusu beslemek için kullanılır. Fetus bir bakıma annenin vücudunda büyümekte olan bir tümör gibidir. Hamilelik sırasında sadece fetusun fiziksel varlığı annenin bedenini değiştirmez, ayrıca hamilelik sonucu kadının hormonlarında da değişiklikler olur. Hormonal değişiklikler sayesinde hem hamileliğin sağlıklı bir şekilde devamı sağlanır hem de doğum sonrası artık annenin bebeğini doyurabilmesi için gerekli olan süt depoları dolar. Hamileliğin ilk günlerinde dahi memelerin sanki hemen bebek emzirmeye başlayacakmış gibi en az bir beden büyümüş olması da şaşırtıcıdır. Hamile denince insanların aklına büyük bir karın gelir. Oysa hamileliğin neredeyse yarısı boyunca kadının göbeği pek de belirgin hale gelmez. Bedeninin değişip çok kilo alacağını bekleyen kadın için ilk 4-5 ay bu nedenle şaşırtıcı olabilir. Öte yandan bu yavaş ilerleyen süreçten sonra son 3 aya girildiğinde bebeğin ve dolayısıyla karnın hızlı büyümesi kadını daha da çok şaşırtır. Son aylardaki bu hızlı fiziksel değişim anne adayının sık sık kendisini aynada kontrol ederek hoş bir heyecan duymasına neden olur. Birçok hamile, kocaman karnıyla poz vermekten gurur duyar. Karın kaslarının ve cildin bu denli genişleyebilmesi şaşırtıcıdır.

Fiziksel kısıtlamalar olabilir

İlk 3 aydaki hormonal değişikliklerin dengeye gelmesiyle 3 ve 6. aylar arası gündelik hayatını rahat bir şekilde sürdüren ve bir nevi hamile olduğunu unutan kadın için son 3 aydaki fiziksel değişimlerin hızına uyum sağlamak zor olabilir. Hamileliğin sanıldığı kadar zorlu bir süreç olduğunu unutturan 3 ve 6'ıncı ayların aksine son 3 ay fiziksel kısıtlanmanın artmasıyla kadını hamile olduğu ve her şeyi istediği gibi yapamayacağı gerçeğiyle yüzleştirir. Özellikle de kariyerini her şeyin üstünde tutan kadın için bu kısıtlanma zorlayıcı olabilir. Bir yandan da bu süreç kadının kendi sınırlarını görebilmesi ve hayatındaki öncelikleri yeniden sıralayabilmesi için bir fırsat oluşturur. Son aylarda doğum öncesi yuva yapma içgüdüsüyle kadın eve yeni gelecek bebek için yer açar ve evin düzeninde onun için hazırlık yapar.

Hamilelik süresince rüyalarda artış görülebilir

Rüyalar, hayali bebeği anneye göstererek heyecan verir. İlk aylarda özellikle cinsiyetle ilgili rüyalar görülürken sonraki aylarda doğum süreci ve sonrasıyla ilgili devam eder. Doğum kaygısının yansıması olarak görülen bazı kabuslar, hamile için ürkütücü olabilir ve bebekle ilgili endişe duymaya neden olabilir. Hamilelik sürecindeki bedenin şekil değişikliği, hormonal değişiklikler ve anne olma hayalinin yarattığı duygusal değişiklikler anne adayının zaman zaman zorlanmasına neden olsa da, hayatında benzerini yaşayamayacağı bir deneyimdir.

HAMİLELİĞİN EN GÜZEL YANLARI

Pembe ve parlak bir cilt

Hamilelikle beraber artan kan volümü sonucunda tüm vücutta olduğu gibi yüzde de kan dolaşımı artar. Bu ise yanakların kızarmasına ve cildin daha parlak ve canlı görünmesine yol açar. Aynı zamanda yağ bezlerinin de işlevini arttıran hormonların faaliyete geçmesi, ciltteki kuruluğun azalmasına ve yüzün parlak bir görünüme bürünmesine yol açar. Hamilelik ışıldaması adı verilen güzel bir görünümün ortaya çıkmasını sağlar.

Harika saçlar
Normal şartlarda saçınız uzarken bir yandan da dökülür. Hamilelikte hormonal değişimlerle birlikte saçlarınızın uzaması hızlanır ve dökülmesi de bu yüzden azalır. Hatta bazı hamileliklerde saçlar olduğundan daha canlı ve gür hale gelebilir. Hamilelikte östrojen ve progesteron gibi hormonlar, vücuttaki yağ üretimini ve folikül (yumurtalıkta yumurtayı taşıyan içi sıvı dolu kese) yapısını değiştirebilir. Buna bağlı olarak saçlarınız kıvırcıksa düzleşebilir ya da zayıfsa güçlendiğini görebilirsiniz.

Sağlık ve zindelik

Daha önceden sigara-içki gibi alışkanlıkları olan kadınlar hamilelik döneminde bu alışkanlıklarını bırakıp, yiyecek ve içeceklerine dikkat ederek sağlıklı bir döneme girdiklerinden kendilerini daha mutlu ve zinde hissederler. Ayrıca hamilelik çoğu zaman çalışan anne adayları tarafından yorgunluktan uzak kaldıkları sağlıklı ve dingin geçen bir dönem olarak da tarif edilir. Hamileliğin özellikle ikinci trimester'ı (3 aylık dönemi) cinsel istekte artış meydana getirerek orgazm olmayı kolaylaştırdığından dolayı ruh ve beden sağlığının dengelenmesinde yararlı olacaktır.

Bazı hastalıkları önler

Hiç çocuk doğurmamış olmanın risk faktörleri arasında sayıldığı meme, endometrium ve over kanserine karşı hamilelik koruyucudur. Beden içinde gelişmekte olan fetusu, reaksiyona karşı koruyan vücut bu sayede otoimmun (vücudun savunma sisteminin bir hastalığı) hastalıklarla daha iyi başa çıkabilir. Buna örnek olarak vücudun kendi dokularına saldırdığı otoimmun hastalıkların bir türü olan romatoid artrit (eklemlerde ağrı tutukluk ve fonksiyon kaybı yapan bir hastalık) semptomları hamilelerin çoğunda azalır, yüzde 10'unda ise artabilir. Regl dönemi sancıları hamilelik döneminde tamamen ortadan kalkmıştır. Hatta regl sancısı şikayeti, doğumdan sonra geri dönmeyebilir. Bunun başlıca sebebi, hamilelik hormonlarının endometriosis ve çikolata kistleri üzerindeki iyileştirici etkisidir.

HAMİLELİĞİN EN MUHTEŞEM SONU

Bebeğiniz gelirken


Bir çocuk sahibi olmaya karar verildiği ilk andan itibaren yaşanan heyecan doğum günü yaklaştıkça artmaya başlar ve doğumun ilk işaretleri ile birlikte doruğa ulaşır. Her şey sona erdikten sonra anne ve babanın dünyadaki en önemli eserleri olan bebek kucağa alındığında ise yaşanan bütün sıkıntılar, çekilen bütün ağrılar yerini tarifi imkansız bir huzur ve mutluluğa bırakır.

Doğum yaklaşırken

Doğum, gelişimini tamamlamış ve artık dışarıda yaşayabilecek özellikleri kazanmış bebeğin, anne rahminden ayrılma olayıdır. Bu süreç, rahim kasılmalarıyla başlar ve bebeğin doğup, plasenta ve diğer doğum atıklarının da boşaltılmasıyla devam eder. İnsanda hamilelik 280 gün sürer ancak tüm hamileliklerin sadece yüzde 5 kadarı beklenen günde sona erer. Hamilelerin büyük bir kısmı ise beklenen doğum tarihinden yaklaşık 1 hafta kadar önce doğum eylemine girer. Düzenli rahim kasılmalarının ortaya çıkması ile başlayan sürece (anne adayı bunları sancı olarak algılar) eylem ya da travay adı verilir.

Ve mutlu sona dakikalar kala…

Bir hamileliğin normal yoldan sonlanabilmesi 3 ana faktöre bağlıdır. Bunlar; rahme bağlı, bebeğe bağlı ve annenin kemik çatısına bağlı faktörler olarak sınıflandırılabilir. Bir başka deyiş ise güçler (rahim kasılmaları), yol (kemik yapı) ve yolcudur (bebek). Doğumun olabilmesi için rahim, düzenli aralıklarla rahim ağzını açabilmek için kasılmalıdır. Bu kasılmaların karşısında rahim ağzının açılmasına engel bir durum olmamalıdır. Rahim açıldıktan sonra devam eden kasılmalar bebeği rahim dışına itecektir. Bu itmenin sağlanması için bebek uygun pozisyonda olmalı ve yine önünde bir engel bulunmamalıdır. Son olarak bebeğin geçeceği yol ile bebek arasında bir uyumsuzluk söz konusu olmamalıdır. Örneğin; bebeğin yan ya da oblik durduğu durumlarda bu yoldan geçmesi mümkün değildir. Böyle bir durum varlığında normal doğum gerçekleşemeyecek, eğer zamanında fark edilip sezaryene karar verilmezse anne ve bebeğin hayatını tehlikeye atabilecek istenmeyen komplikasyonlar ortaya çıkabilecektir. Genelde doğumun yaklaştığının ilk belirtileri düzensiz kasılmalar ve halk arasında nişan gelmesi olarak anılan durumdur. Rahim ağzı tüm hamilelik boyunca sümüğümsü bir tıkaç ile kapalıdır. Bu tıkaç, bebeği dış etkenlere karşı korur. Doğum eyleminin başlamasından hemen önce rahim ağzında hafif bir açılma olur ve bu tıkaç kanlı bir akıntı şeklinde vücut dışına atılır. Yine doğumun erken belirtilerinden biri de düzensiz rahim kasılmalarıdır. Kişi bu kasılmaları ağrı olarak algılar. Yalancı doğum sancıları adı verilen bu kasılmalar dinlenmekle geçer ve sıklık ile şiddeti zamanla artmaz. Suyun gelmesi doğumun bir diğer belirtisidir. Genelde zarlar açıldıktan sonra 24 saat içinde eylem başlar. Doğum temel olarak şu 3 evrede incelenir:

  1. Evre: Doğumun birinci evresi, rahim ağzında açılmaya neden olacak güçteki kasılmaların başlamasından rahim ağzının tam açılmasına (10 santim) kadar geçen süredir.
  2. Evre: Doğumun ikinci evresi tam açık durumundan bebeğin tamamen doğmasına kadar geçen süreyi ifade eder.
  3. Evre: Bebeğin tamamen doğması ile plasenta ve eklerinin bütünüyle atılmasına kadar geçen süreye de doğumun 3. evresi denir.

Bazı yazarlara göre 3. evreden sonraki ilk 1 saatlik dönem 4. evre olarak adlandırılmalıdır. Doğum, normal yollarla olabileceği gibi suni sancıyla, müdahaleli veya sezaryen yöntemiyle de gerçekleşebilir.