Doğanın mucizesi: Anne sütü

Doğanın mucizesi: Anne sütü

Anne sütü, bebeğinizin sağlıklı gelişmesini sağlayan ideal bir besin kaynağı. Emzirme ise annenin yaşayacağı en önemli deneyimlerden biri. Anne sütünün bebekler için hayati önem taşıdığını hatırlatan uzmanlar, anne adaylarına, bebeklerini doğar doğmaz emzirmelerini öneriyor.

  • Sağlık
  • Salı 08.08.2017 11:13

İnsanın, embriyodan bilinçli bir varlık olmasına varan yolculuğundaki en önemli dönemlerinden biri, doğumu takiben başlayan bebeklik sürecidir. Henüz kendini koruyacak güce sahip olmayan bebek için, bu hassas aşamada anne sütü en ideal besindir. Anne sütü, bebeğin besin ihtiyaçlarını eksiksiz olarak gideren eşsiz bir bileşimdir. Kısacası anne sütü, bebeğin hem besini hem de ilk aşısı hatta annesiyle arasında kurulan ilk köprüsüdür.

Annelerin bebeğini anne sütü ile beslemeye karar vermesi, gerek bebek sağlığı gerekse anne sağlığı için atılmış çok önemli bir adımdır. Bu nedenle bütün anneler doğum öncesi ve doğum sonrası emzirme konusunda mutlaka bilgilenmelidir. İşte biz de sizlere ışık tutacak bilgi ve önerilerle dolu dosyamızı; Yeni doğan Yoğun Bakım ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Yeşim Coşkun, Beslenme ve Diyet Uzmanı Emel Unutmaz ve Psikoterapist Dr. Belgin Arslantaş'ın katkılarıyla hazırladık. Anne sütünün önemi, emzirme pozisyonları ve bu dönemdeki beslenmenize yardımcı olacak bilgilerle aklınızdaki tüm soruların cevabını bulacaksınız. Unutmayın bütün anneler bebeklerini emzirebilir ve bir annenin bebeğine vereceği en güzel hediye anne sütüdür.

İlk süt mucizesi…

İlk süt yani kolostrum; doğumdan hemen sonra salgılanır ve koyu sarı renktedir. Salgılanması doğum sonrası ilk 5 güne kadar sürebilir. İçeriği yeni doğmuş bir bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak yapıdadır. Besin bileşimleri bebeğin yeni geldiği ortama uyumu için ilerleyen günlerdeki süte göre daha zengindir. İçinde daha fazla A vitamini, çinko ve sodyum barındırır. "Olgun süt" dediğimiz kolostrumdan sonraki süte göre daha fazla protein içerir. Yağ ve laktoz (süt şekeri) içeriği daha azdır; bu sayede bebeğin gaz problemi daha az, sindirimi daha kolay olur. Yüksek oranda D ve B12 vitamini içerir. Doğumdan hemen sonra oluşan sarılığın önlenmesine ya da daha hafif geçirilmesine yardımcı olur.

Emzirme döneminde yapılan yanlışlar

Emzirme döneminde yapılan yanlışlıklardan biri memeden gelen ilk süt olan kolostrumun (ağız sütü) faydasız ve gereksiz olduğu inancıyla sağılıp atılmasıdır. Oysaki kolostrum, içerdiği bağışıklık sistemini güçlendirici maddeler nedeniyle bebeğin ilk aşısı olarak kabul edilir. Bu dönemde yapılan bir diğer yanlışlık ise bebeklerin doğumdan hemen sonra emzirilmemesidir.

Ülkemizde bazı yörelerde anneler bebeklerini emzirmek için 3-5 ezan bekliyorlar. Bu esnada da bebeğe şekerli su ya da inek sütü veriliyor ya da hiçbir şey verilmiyor. Oysaki bebek doğar doğmaz anneye verilmeli ve en kısa zamanda anne bebeğini emzirmelidir. Bu dönemde verilecek diğer gıdaların bebeğe yararı değil zararı vardır. Ayrıca bebeğin biberonla beslenmesi ya da bebeğe emzik verilmesi, bebeğin anne memesini tutmasını ve emmesini olumsuz olarak etkiler. Herhangi bir tıbbi engel olmadığı sürece anneler doğumdan hemen sonra emzirmeye başlamalıdır.

Doğru emzirme pozisyonları…

Doğru emzirebilmek için annenin rahat bir pozisyonda olması gerekir. Doğum dan hemen sonra anne oturamıyorsa yan yatar pozisyonda ya da yarı yatar pozisyonda, anne oturmaya başladıktan sonra ise anne oturur pozisyonda ve bebek kucağında emzirme yapabilir. Önemli olan bebeğin dik tutulmasıdır. Bizler nasıl yatarak yiyip içemezsek, bebekler de yatarak beslenemezler. Bu nedenle bebek, annenin kucağında mümkün olduğunca dik bir pozisyonda emzirilmelidir. En sık yapılan hatalardan biri; annenin yatakta uyuyarak bebeği de yanına yatırarak, bebeğini memesinde tutması ve bu şekilde emzirmesidir. Yatarak beslenen bebeklerde orta kulak iltihabı sık görülür ve daha da kötüsü bebek emzirme sırasında boğulabilir.

Doğru emzirme için bebeğin başı ve vücudu aynı doğrultuda ve düz bir hatta olmalıdır. Bebeğin yüzü memeye dönük ve bebeğin burnu meme başı hizasında olmalıdır. Başparmak memenin üstünde, diğer dört parmak memenin altında ve işaret parmağı alttan memeyi desteklemelidir. Bebeğin ağzı açılmaya ve başı memeyi tutması için itilerek zorlanmamalıdır. Bu tip hareketler bebeğin kızmasına ve huzursuz olmasına neden olur. Bebek memeye yaklaştırıldıktan sonra meme ucu dudağına değdirilir. Ağzını açtığında memenin areola denilen kahverengi kısmı mümkün olduğunca bebeğin ağzına sokulur. Bebek sadece meme başını değil areolayı da kavramalıdır

Emzirmenin püf noktaları…

Emzirme, bebeklerin ideal beslenmesini sağlayan doğal bir yöntemdir. Bunun da başarıyla yapılabilmesi için annenin kendisine güvenmesi, emzirme konusunda bilgi sahibi olması ve aile fertlerinden destek alması şarttır. Doğumdan sonra ilk emzirmede hemşireden ve ebeden yardım almanın büyük faydası olur. Yeni anneler, bebeklerini emzirirken şu püf noktalarına dikkat edebilirler:

Dinlenin ve kendinize rahat bir ortam hazırlayın; eğer rahatsanız ve iyi destek sağlanmış ise bebeği tutmanız için ek enerji harcamanıza gerek kalmaz ve boyun, sırt ve omuzlara verilen basınç en aza inmiş olur.

Bebeğinizi her istediğinde emzirin; uyanma ve hareketliliğin artması, memeye yönelme ve ağzıyla arama bebeğin acıktığının belirtisidir. Ağlama açlığın geç belirtisidir.

İlk aylarda sık emzirmeye hazırlıklı olun; günde 8-12 kez emzirme gerçekleştirebilirsiniz. Bebeğinizin midesi küçük, büyüme ve gelişmesine bağlı enerji ihtiyacı fazla olduğundan ihtiyaçları ancak sık emzirme ile karşılanabilir. Sık emzirme sütünüzün miktarının artmasını sağlayacaktır.

Bebeğiniz doyduğunu belli edecektir, ona inanın. Doyduğunda dudaklarını kapatır, yana döner, hatta uykuya dalar. Bazen de dinlenme arası verir. Bunları dikkatle takip etmelisiniz.

Emzirme süresi ve sıklığı

Emzirme sıklığı ve süresi bebeğin isteğine göre ayarlanmalıdır. Yani burada patron bebektir. Şunu kabul etmeliyiz ki; hiçbir kadının doğumdan sonra memelerinden bol bol süt gelmez. Bebek emdikçe memelerden süt gelir. Dolayısıyla doğumdan hemen sonra sütün gelmesi için bebek sık sık emzirilmelidir. En az 2-3 saatte bir emzirilmeli, bebek daha sık isterse daha da sık emzirilmelidir.

Emzirme döneminde yaşanan sorunlar ve bunlarla baş etme yolları

Emzirme döneminde ortaya çıkan sorunlardan biri ağrılı meme başıdır. Ağrılı meme başının daha ileri şekli meme başı çatlağıdır. Meme başı çatlakları emziren annelerin çoğunun yaşadığı ağrılı bir durumdur. Emzirmenin başlangıcında ve sıklıkla da doğumdan sonraki ilk 2-3. günlerde görülür. Meme başında çatlak oluşmasının nedeni hatalı emzirme tekniğine bağlı olarak bebeğin hatalı pozisyonda tutulması ve bebeğin memeyi hatalı olarak emmesidir.

Emzirme sırasında meme ucundaki kahverengi bölge mümkün olduğunca bebeğin ağzının içinde olmalıdır. En sık yapılan hata sadece meme başının bebeğin ağzına yerleştirilmesi ve bebeğin de sadece meme başını emmesidir. Böyle pozisyonda emzirme yapılması ile önce ağrılı meme başı dediğimiz durum ortaya çıkar. Bu şekilde yapılan hatalı emzirmenin devamında da meme başı çatlakları meydana gelir. Meme başı çatlaklarını önlemenin ve tedavisinin en can alıcı noktası doğru emzirme tekniği ile bebeğin emzirilmesidir.

Bunun için de emzirme yapılırken meme ucundaki kahverengi kısım mümkün olduğunca bebeğin ağzına yerleştirilmelidir. Meydana gelmiş meme başı çatlaklarında ise yapılması gerekenler şöyledir;

Bebek kısa süreli ve sık beslenmelidir.

Emzirmeye daha az ağrılı olan memeden başlanmalıdır.

Bebeğin çok acıkmasına fırsat vermeden bebek emzirilmelidir.

Emzirme işlemi bittikten sonra bebek memeden yavaşça ayrılmalıdır ki bu ayırma işlemini parmağınızı yavaşça bebeğin ağzı ile memenizin arasına sokarak yapabilirsiniz. Eğer meme çok gergin ve ağrılı ise emzirme öncesinde bir pompa yardımı ile memenin boşaltılması emzirmenin daha az ağrılı olmasını sağlar.

Meme başının her emzirmeden sonra birkaç damla anne sütü ile ıslatılması ve açık havada kuruduktan sonra pamuklu kumaştan dar olmayan sütyen takılması memeyi rahatlatır.

Plastik tabanlı pedlerin kullanılması da uygun değildir.

Meme başının alkol, sabun ya da başka bir madde ile temizlenmesi meme başında tahrişe ve yaraya neden olur. Bu nedenle meme başının sadece su ile temizlenmesi ve çatlakların bakımı için lanolin ya da bitkisel yağ içeren kremlerin kullanılması uygundur.

Bebeğe emzik ve biberon verilmesi de meme başı çatlaklarının oluşması açısından sakıncalıdır. Bazen tüm önlemlere ya da uygun yaklaşımlara rağmen meme başında çatlak oluşur ve uzun da sürebilir. Uzun süren meme başı çatlaklarının en önemli nedeni mantar enfeksiyonu olup bebeğin ağzında ortaya çıkan pamukçuk ya da bebek bezi pişiği ile bağlantılıdır. Bu durumda ise en uygun yaklaşım bebekteki pamukçuk ve pişiğin tedavi edilmesi, meme başlarının karbonatlı su ile temizlenmesidir. Mantara yönelik ilaç tedavisi kullanmak da gerekebilir.

Meme başı çatlaklarının tedavi edilmesi, hem emzirme sırasında annenin çektiği ıstırabı azaltır ve bebek için tartışmasız gerekli olan anne sütü ile beslenmeyi sağlar hem de bu çatlaklardan memeye mikropların girip memede iltihap gelişmesine mani olur.

Emziren annede tedavi edilmemiş süt kanalı tıkanıklığı veya memelerde süt birikmesi sonucu mastit (meme iltihabı) ortaya çıkar. Meme iltihabı olan annelerin memeleri şiş, kızarık ve ağrılıdır. Annede ateş, üşüme, titreme ve halsizlik olabilir. Annenin mutlaka göğüslerini boşaltması gerekir. Mastiti olan anne bebeğini emzirebilir. Memelerin boşaltılması memede apse gelişmesini önler.

Emzirmenin psikolojik yönü

Anne sütü bebeğin büyüme ve gelişmesi için en ideal gıdadır. Anne ve çocuğun aralarında bulunan bağ, aralarındaki erken bir temasla çoğaltılabilir. İlk birkaç saatteki olaylar ve doğumdan sonraki günler, özellikle önemlidir. Erken anne çocuk ilişkisinin, artan oranda emzirme, enfeksiyonlarda azalma ve büyümede ilerlemelerle birlikte gittiği gösterilmiştir. Annenin bebeğine kendi ürettiği sütü sevgiyle vermesi sonucu bebekteki psişik ilişki kuvvetlenir ve daha olumlu bir anne bebek etkileşimi doğar.

Anne sütü ile beslenen çocukların çevreye daha uyumlu oldukları, olumlu davranışlar geliştirdikleri, daha erken aylarda yürüdükleri ve zeka düzeylerinin yüksek olduğu yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bebeği, kendi sütü ile beslemenin, anne için de ruhsal yönden rahatlatıcı bir etkisi vardır. Çocuğun beden gelişimi için vitamin ve protein ne kadar gerekli ise, bedensel, zihinsel ve duygusal gelişimi için de anne sevgisi o kadar gereklidir.

Bebeğinizi emzirirken onunla temas kurun

Bebeği anne sütü ile beslemenin, anne için ruhsal yönden rahatlatıcı bir etkisi vardır. Çocuğun beden gelişimi için vitamin ve protein ne kadar gerekli ise, bedensel, zihinsel ve duygusal gelişimi için de anne sevgisi o kadar gereklidir. Anne bebeğini emzirirken "göz teması" ve "ten teması" olmak üzere iki şekilde bağ kurar.

Göz teması: Anne, emzirme süresince bebeği ile göz temasını koparmamalıdır. Sadece onunla ilgilendiğini belli etmeli, yumuşak bir ses tonu ile konuşmalıdır.

Ten teması: İlk defa gördüğümüz şeyleri keşfetmek için gözümüzle taradıktan sonra daha iyi tanımak için yapacağımız ilk şey dokunmak olacaktır. Bebek, annenin canından ne kadar bir parça olsa dahi birbirlerini yeni yeni tanımaya başladıklarını unutmamak gerekir. Duygusal olarak da dokunmak aynı şekilde önemlidir. Bağlanma temasının asıl kilometre taşı, annenin bebeğini emzirirken sevgi, güven ve huzuru bu kanal aracılığı ile iletmesidir.

Anne sütünün mamadan farkı

Anne sütünün sindirimi kolaydır.

Enfeksiyon önleyici immunolojik faktörler içerir. (IG a, ıg G, IG m)

Hormon ve büyüme faktörleri vardır.

Alerjik değildir.

Mide boşalma hızı daha fazladır.

Böbrek solüt yükünü arttırmaz.

EPA, DHA, AA gibi beyin gelişimi için elzem yağ asitlerinden zengindir.

Büyüme için gerekli serbest aminoasitler vardır.

Bağışıklık sistemini güçlendiren laktoreffin içerir.

Müsin içerir, rota virüsüne karşı etkilidir.

İçeriği bebeğin gereksinimlerine göre değişir.

Annenin beslenmesi

Anne sütü, bebek beslenmesinde yeri doldurulamayan bir doğa harikasıdır. Emziklilikte salgılanan süt, annenin aldığı besinlerinin bir ürünüdür. Emziklilik döneminde annenin beslenmesi hem annenin kendi depolarını koruması hem de salgılanan sütün yeterliliğini ve verimliliğini arttırmak amacıyla önemlidir. Anne sütünün miktar ve besin yönünden kalitesinin artırılması için annenin bu dönemde artan ihtiyaçlarını karşılaması, yeterli ve dengeli beslenmesi gereklidir. İşte beslenmenin bu kadar önemli olduğu dönemde dikkat etmeniz gerekenler:

Annenin kendi dokularının korunması ve sütle bebeğe geçen proteinin bebeğin doku oluşumu için kullanılması amacıyla yeterli ve kaliteli protein tüketmesi gereklidir. Her gün 1 adet yumurta ve 100-150 gram yağsız et (tavuk, balık, hindi vb) veya 1 porsiyon kuru baklagil yemeği tüketilmesi önerilmektedir.

Balık tüketiminin haftada ortalama 2 kez olmasına önem gösterilmelidir.

Artan kalsiyum ihtiyacının karşılanması amacıyla kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt ve peynir belirtilen miktarlarda düzenli olarak tüketilmelidir. Bu dönemde kalsiyumdan zenginleştirilmiş süt ve ürünleri de tüketilebilir.

Anneler demir içeren gıdaları düzenli tüketmelidirler. Et ve et ürünleri, balık, yumurta, kuru meyveler, kuruyemişler, kuru fasulye, nohut ve mercimek demir içeriği yüksek gıdalardır; günlük beslenmede düzenli tüketilmesinde yarar vardır. Ayrıca demirin emilimini azaltan çay ve kahve de yemeklerle birlikte içilmemelidir. Demirin emiliminin arttırılması için ise C vitamini içeriği zengin gıdalar portakal, mandalina, domates, maydanoz ve yeşilbiber gibi besinlerle beraber tüketilmelidir.

Emzirme döneminde ihtiyaç duyulan vitaminlerin karşılanması için vitamin ve mineral yönünden zengin olan sebze ve meyveler her öğünde olmalıdır. Emzirme döneminde süt oluşumu sırasında sıvı ihtiyacı artar. Artan sıvı ihtiyacının karşılanması amacıyla her gün 10-12 (2.5-3 lt) bardak su içilmelidir.

Mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Çay, kahve yerine ıhlamur, papatya, kuşburnu gibi bitki çayları tüketilmelidir. Fazla tüketilen çay, kahve, koladan annenin sütüne geçen kafein bebeğin sağlığını olumsuz yönde etkiler, yemeklerle beraber içildiğinde demir emilimini azaltır.

Sigara ve alkol kullanılmamalıdır. Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suyu, ayran, limonata ve bitki çayları tüketilmelidir.

Yediğiniz kuru baklagil, lahana, turp gibi besinler bazı anne ve bebeklerde gaz sıkıntısı yapabilir. Eğer bebeğinizde böyle bir durum gözlemlediyseniz bu besinleri tüketmeyiniz. Ancak herhangi bir gaz probleminiz yoksa haftada ortalama 1-2 kez kuru baklagil yemeği tüketebilirsiniz.

Emzirme döneminde annenin yeterli ve dengeli beslenmesi, yeterli sıvı alması, stresten uzak durması, sık aralıklarla bebeği emzirmesi ile annenin süt miktarı ve kalitesinin artmasına yardımcı olacaktır.

Anne sütünü arttıran faktörler, doğru bilinen yanlışlar

Tatlı gıdaların ve şekerin anne sütünü arttırdığı düşüncesini aklınızdan silin. 1 kase çikolatalı puding yerine; 2 top sütlü dondurma ile tüketeceğiniz şekersiz pekmezli- cevizli kabak tatlısı/ayva tatlısı yüksek hacimde, nispeten daha düşük kalorili ve besin değeri daha yüksek kaliteli bir tercih olacaktır.

Özellikle rezene çayı ve ısırganın süt arttırıcı özelliklerinde faydalanmalısınız.

Filtre kahve günde 2 fincan kadar tüketilebilir, ancak granül kahveden uzak durulmalıdır.

Vitamin ve mineral zengini tam buğday unundan ekmekler tercih edilmelidir.

Rafine, işlenmiş ve hazır paketlenmiş gıdalardan uzak durulmalıdır. (Beyaz ekmek, bisküvi, kraker, açma, poğaça gibi.).

Bitter çikolatanın zengin flavonoid içeriğinden yararlanılmalıdır. Ayrıca antioksidan öğeler, sağlıklı vücut için temel oluşturur.

Çalışma hayatına dönerken…

İşe başlamadan önce, sağılmış anne sütünü kapla bebeğinize vermeyi öğrenin.

Plastik saklama torbaları (özel olarak anne sütünün saklanması için üretilmiş) veya temiz toplama şişeleri kullanın.

Sağdığınız sütleri buzdolabında 8 gün saklayabilirsiniz. 2 haftaya kadar da dondurucu bölümünde saklayabilirsiniz. Buzdolabına koyduğunuz sütlere tarih yazarsanız ilk sağdığınız sütü ilk kullanmış olursunuz.

Saklanan sütü buzdolabında, ılık akan su altında veya su kaynatılan kapta biberon ile çözdürün. Hiçbir zaman mikrodalga fırın veya ateş üzerinde çözdürmeyin.

Anne sütünü saklama koşulları

Yakın zamanda yapılan çalışmalarda, anne sütünün buzdolabı veya derin dondurucuda saklanmasıyla besin değerini kaybetmeden korunabildiği ortaya çıkmıştır. Anne sütü, kapağı iyice temizliğinden emin olunan cam kapta saklanmalıdır ya da bu amaçla özel üretilmiş anne sütü saklama torbaları kullanılmalıdır.

Derin dondurucuda saklamak için ise mutlaka özel üretilmiş torbalar kullanılmalıdır. Bunlar kilitli, önceden sterilize edilmiş, kalın ve özel torbalardır. Sağılan sütleri 60-120 ml civarında depolamak uygun olacaktır. Çünkü her beslenme sonrasında kalan süt atılmalıdır. Bu şekilde gereğinden fazla süt çözündürülmemiş olacaktır. Süt saklama koşulları;

15 derecede 24 saat

19-22 derecede 10 saat

25 derecede 8 saat yaklaşık olarak oda sıcaklığı

0-4 derecede 8 gün Buzdolabında ayrı kapaklı dondurucuda 3-4 ay

Difirizde 6 ay saklanabilir. Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da; saklanacak tüm torbaların üzerine mutlaka tarih ve miktar yazılmasıdır. Bu şekilde son kullanma tarihi açısından herhangi bir karışıklık yaşanmamış olur.

Saklanan anne sütü kesinlikle ocağın üstüne veya mikrodalga fırına konulmamalıdır. Bu, sütün proteinini bozar ve sütün içinde oluşan sıcak noktalar bebeğin ağzını yakabilir. Süt poşetinin ılık suyun içine ağzı dışarıda kalacak şekilde batırılarak çözülmesi sağlanmalıdır. Salladıktan sonra sıcaklığı kontrol edilerek bebeğe verilebilir. Bu konuda dikkat edilmesi gereken önemli noktalar;

Çözülmüş süt kullanılana kadar buzdolabında saklanmalıdır.

Saklanan süt 24 saat içinde kullanılmalıdır.

Bebeğe verildikten sonra artan sütün kalanı atılmalıdır.

Her zaman öncelikle en eski tarihli süt kullanılmalıdır.

Dondurulmuş anne sütünün eritilmesi ve ısıtılması

Sakladığınız anne sütünü kesinlikle ocağın üstüne veya mikrodalga fırına koymayınız. Bu, sütün proteinini bozar ve sütün içinde oluşan sıcak noktalar bebeğinizin ağzını yakabilir.

Süt poşetini bir kaba koyduğunuz ılık suyun içine ağzı dışarıda kalacak şekilde batırarak çözülmesini sağlayın (benmari usulü) ve salladıktan sonra sıcaklığını kontrol ederek bebeğinize verin.

Emzirmenin anneye faydaları

Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlanmasıyla annede doğum sonrası kanamalar azalacaktır.

Anne için kolaylık sağlar. Her zaman hazırdır, ölçmek, karıştırmak veya ısıtmak gerektirmez. Özellikle geceleri emzirme anneyi rahatlatır, annenin daha derin uyumasını sağlar.

Emzirme, annenin vücudunun tekrar hamilelik öncesi görüntüye dönmesine yardımcı olur. Emzirmek, uterusun kasılmasını uyarır, küçülmesini sağlar.

Emziren anne hamilelik boyunca aldığı kiloları daha rahat verir.

Emzirme; annede göğüs kanseri, over kanseri, rahim kanseri, osteoporozis (kemik hastalıkları) oluşum risklerini azaltarak annenin sağlığını korur.

Başarılı bir emzirme için 10 adım:

Başarılı bir emzirme için doğum kliniklerinde Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF tarafından önerilen "10 adım" uygulamasına dikkat edilmelidir.

1. Bütün sağlık çalışanlarının rahatlıkla görebileceği yerlere yazılı bir emzirme politikası asılmalıdır.

2. Bu politikayı öğrenmeleri için bütün sağlık personelinin eğitim görmeleri sağlanmalıdır.

3. Bütün hamile kadınlar emzirmenin yararları ve emzirme yöntemleri konusunda bilgilendirilmelidir.

4. Doğumu takiben ilk yarım saat içinde emzirmeye başlamaları için, annelere yardımcı olunmalıdır.

5. Annelere nasıl emzireceklerini ve bebeklerinden ayrı kalmaları durumunda laktasyonu nasıl devam ettirecekleri gösterilmelidir.

6. Tıbbi olarak gerekli olmadıkça yeni doğan bebeklere anne sütü dışında başka sıvı veya gıdalar verilmemelidir.

7. Günün 24 saati anne ile bebeğin aynı odada kalmasını (roomingin) sağlayacak bir uygulama benimsenmelidir.

8. Bebeğin her istediğinde emzirilmesi teşvik edilmelidir.

9. Emzirilen bebeklere biberon, yalancı meme veya emzik türünden bir şey verilmemelidir.

10. Anne sütü destek grupları oluşturulmalı ve anneler hastaneden taburcu edilirken bu gruplara katılmaları için yönlendirme yapılmalıdır.

Hazırlayan: Aytülike Keskin