Fiziksel ve psikolojik boyutuyla: Lohusalık dönemi

Fiziksel ve psikolojik boyutuyla: Lohusalık dönemi

9 aylık heyecanlı bekleyişin ardından bebeğinizi kucağınıza aldınız. Doğum sonrası 6 hafta süren ve lohusalık denilen bu dönem anne adayı için çok önemlidir. Bu süreçte vücudunuzda bazı değişimler oluyor ve nasıl doğum öncesinde kendinize dikkat ettiyseniz şimdi de aynı şekilde özen göstermeniz gerekiyor.

  • Sağlık
  • Salı 08.08.2017 11:40

Bebeğini kucağına almanın mutluluğunu yaşayan her yeni anne, lohusalık döneminin kendisine neler getireceğini merak eder. Bu dönemde, hem fiziksel hem de psikolojik olarak hamilelik öncesine geri dönmeye başlar. Ancak hormonların değişim göstermesiyle duygusal dalgalanmalar yaşayabilir, bebeğine bakamayacağı veya eski vücuduna geri dönemeyeceğini düşünerek paniğe kapılabilir. Bu nedenle lohusalık dönemiyle ilgili gerekli bilgileri önceden edinmek, yeni annenin bu dönemi daha rahat geçirmesini sağlar.

Biz de bu dönemde size destek olması amacıyla Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gökçen Erdoğan ve Uzman Psikolog Çiğdem Demirsoy'un katkılarıyla rehber niteliğinde bir yazı hazırladık. Lohusalık döneminin, bol soru işaretli ve uzun bir süreci kapsadığını belirten uzmanlarımız, yeni annelere bu süreci rahat geçirmeleri için fiziksel ve psikolojik yönlerine değinerek önerilerde bulundular.

Lohusalık dönemi ve fiziksel etkileri

Lohusalık, doğum ile başlar ve doğumdan sonraki 6 hafta (42 gün) boyunca sürer. Hamilelik sürecinde meydana gelen fizyolojik ve psikolojik değişimler, artık hamilelik öncesi haline dönmeye başlar. Bu dönem, organ ve dokuları farklı şekilde etkiler, bu yüzden de vücudun eskiye dönmesi farklı zamanlarda olur. Lohusalık dönemi uzun bir süreçtir.

Doğum sonrası meydana gelen kanamanın miktarı ve rengi kadından kadına değişebilir. Regl dönemiyle doğum sonrasındaki kanamalar farklıdır. Loşia adı verilen bu kanama, regl dönemindeki gibi az ya da daha yoğun olabilir ve 6 haftaya kadar görülebilir. Loşia, rahmin kendini toparlaması ya da rahmin içindekileri temizleme sürecidir.

Lohusalık dönemindeki sağlık sorunları

Yeni anne, bebeğini kucağına aldığında her şeyin tamamlandığını düşünse de vücudundaki değişimler devam eder. Dolayısıyla bu dönemde dikkat gerektiren önemli noktaları şöyle sıralayabiliriz;

Doğum sonrası rahmin kasılmaması ve açılan damarların kapanmaması sonucu çok ciddi kanamalar görülebilir. Uygun koşullarda yapılmayan doğumlar sonucu gelişen bu durum, anneyi hayati tehlikeye sokabilir. Sadece çevresel şartlar değil, annenin ve doğumun getirdiği bazı durumlarda da bu sorunla karşılaşılabilir. Aniden meydana gelir ve durdurulması çok zordur. Bu nedenle yeni anne doğum sonrası en az 24 saat gözlem altında tutulur. Belli aralıklarla tansiyon ölçümleri yapılır ve kanama sık sık kontrol edilir.

Doğumun uzaması, zarların erken açılması gibi durumlar enfeksiyon riskini artırır. Bu esnada atılan dikişlerin iltihaplanma riski de mevcuttur. Bir süre sonra yara yerinde pis kokulu akıntılar, ağrı, kızarıklık ve şişlik ortaya çıkabilir. Bu yüzden doğum sonrasını takiben ilk hafta doktor kontrolüne gidilmelidir.

Lohusalık humması (sıtma), doğumdan sonraki ilk 24 saat içinde ortaya çıkan ve yüksek ateşle seyreden bir durumdur. En sık görülen enfeksiyonlar üreme, idrar yolları ve meme enfeksiyonudur. Tedavi, yatak istirahati, sıvı desteği ve uygun antibiyotik kullanımı ile yapılabilir.

Hamilelik döneminde ve doğumda risk oluşturan preeklampsi için, ilk 48 saat tansiyon ve şişlik takibi yapılır. 6 ay sağlıklı beslenmek şart! Hamilelik öncesi görünüme geri dönmek hamilelik süresince alınan kilolarla doğru orantılıdır. Hamilelikte 12 kilo ve altında alanlar genellikle 2-4 ay içerisinde hamilelik öncesi kilolarına döner, 15 kilo ve üzerinde alanların eski kilolarına dönmeleri ise 6 ayı geçebilir. Emzirmek her zaman kilo vermeye yardımcıdır.

Tabii ki sadece emzirmek değil, hem yemek yeme hem de spor konusunda titiz davranmak da gerekir. Emzirme döneminde uygun bir diyetle beslenen lohusalar, kısa bir süre içerisinde eski formlarına geri dönebilir. Fakat kilo vermek için, bebeğin 6 aylık olmasını beklemek daha uygundur. Bu dönemde alınan besinler sütün kalitesi ve annenin sağlığı açısından önemli bir yer tutar. Günde en az 3 litre su tüketilmelidir. Çay, kahve gibi süt üretimini azaltan sıvılar yerine su, süt, taze sıkılmış meyve suyu ve ıhlamur gibi kaliteli sıvı alımı gerekir.

Baharatlı gıdalardan, çok yağlı besinlerden, kuru fasulye gibi gaz yapıcı gıdalardan uzak durulmalıdır. Yeterli demir, vitamin ve mineral sağlanması için her öğünde taze sebze ve meyve tüketilmelidir. Kabızlık var ise bol lifli gıdalara ve sıvı desteğine ağırlık verilmelidir. Dengeli beslenmek bebek için de gerekli sütün daha kaliteli olmasına neden olur. Bu da bebeğin iyi beslenmesini ve kilo alımını etkiler.

Hormonlar duygusal dalgalanmaları etkiler

Eğer planlı ve istenen bir hamilelikse, anne lohusalık dönemini çok daha rahat geçirir. Tabii ki eğer ilk hamilelik ve ilk kez karşılaştığı bir yaşam deneyimi olmasının getirdiği heyecanların ve hormonal değişimlerin etkisi ile bazı duygusal dalgalanmaların görülmesi gayet doğaldır. Kendisinde olacak değişimlere ve bebeğin bakımıyla ilgili konulara önceden hazır ve donanımlı olan bir anne, karşılaşabileceği zorluklarda kendine güvenir ve bu dönemi korkuyla karşılamaz.

Bu nedenle, bebek bakımı ve sonrasında karşılaşabileceği zorluklara karşı doğum öncesinden hazırlanılmalıdır. Bu konularda bilgi içeren kitap ve dergi okumak, bilgi ve tecrübesine güvendiği kişilere danışmak, gerekirse kendi kaygı ve endişelerini çözümlemeye yönelik bir uzmandan psi kolojik destek almak, annelik dönemine hazırlamasına yardımcı olur.

Lohusalık sendromu

Lohusalık sendromu, biyolojik ve psikososyal nedenler olarak iki başlık altında toplanabilir. Hamilelik döneminde östrojen ve progesteron hormonları yükselir ve doğumla birlikte aniden düşer. Bu fizyolojik değişimlere kadının adapte olması kolay değildir ve psikolojik olarak da etkilenmeler yaşanır. Doğum sonrasında kadından kadına değişen sürelerde ve şiddette, hemen hemen her kadında bu hormonal değişimlerin etkisi ile hüzün duygusu görülür. Bu hüzün duygusunun yanı sıra anne dinlenme ihtiyacındayken bebeğin uyku ve beslenme düzensizliklerinin olması, annenin fiziksel ve duygusal olarak da yıpranmasına yol açabilir. Dolayısıyla bu dönemde annelerin sosyal desteğe ihtiyacı vardır. Eşinin ve yakın akrabalarının anne adayını yalnız bırakmamaları ve destek vermeleri önemlidir. Doğum öncesi dönemde annenin rahat, huzurlu, mutlu ve güvenli olması; hamilelik, doğum ve sonrasında oluşabilen sorunları önler. Hamileliğini rahat ve huzurlu geçiren anne doğum sonrası, normal yaşama dönmesi çabuk ve kolay olabilir. Lohusalık sendromunun ortaya çıkışında daha önce depresyon geçirmiş olmak bir risk faktörüdür. Evliliğinde sorunların varlığı, huzursuz ortam ve yaşam güçlüklerinin olması da lohusalık sendromunu tetikler.

Anne, çocuk sahibi olmaya veya kadınlığa ilişkin negatif düşünceler taşıyorsa veya hamileliği fiziksel ve psikolojik açıdan zorlayıcı geçtiyse, ihtiyacı olan yeterli sosyal desteği yoksa bu gibi durumlar da lohusalık sendromu veya depresyon gibi psikiyatrik hastalıkların ortaya çıkma riskini artırır. Kadının kendi kişilik ihtiyaçlarını, duygularını tanıması, bunları ifade edebilmeyi bilmesi, yaşamında var olan sorunları tespit edip çözümlemiş olması ve gerektiğinde yardım isteyebilmesi bu dönemin kolay atlatılmasını sağlayacaktır.

Doğum sonrasını planlayın

Yeni annelerin doğum sonrası dönemini rahat geçirmesi için stresten uzak bir yaşam sürmeleri gerekir. Bunun için doğum sonrasını düşünerek hem bebeğine hem de kendine yeterince enerji ve zaman ayırabileceği planın önceden oluşturulması önemlidir. Çünkü yeni doğan bebeklerin bakımı düşünüldüğü kadar kolay değildir. Uykusu, bakımı, beslenmesi gibi enerji gerektiren bu eylemler, belli bir düzene girene kadar fiziksel güç gerektirir ve zorlayıcıdır.

İlk aylarda bebek sürekli emmek istediğinden anneler; uyumak ve yemek yemek gibi ihtiyaçlarını yerine getirmek için bile zaman bulamayabilir. Bir de bunlara bebeğin henüz sindirim sistemi tam olarak gelişmemiş olduğu için gaz sancılarını da eklersek, anne sadece fiziksel olarak yorulmakla kalmaz, çaresizlik ve bebeğine yetememe hissiyle duygusal olarak da yıpranabilir. Bebeğin uyku ve sindirim sorunlarının en aza inebilmesi için, anne sütünün yeterli olması önemlidir.

Yeni anne, lohusalık dönemindeki önceliklerini iyi ayarlar, aciliyeti olmayan işleri erteler ve fırsat bulduğu aralarda da dinlenirse kendi sağlığına özen göstermiş olur. Özellikle bu dönemde eşlerin yardımı büyük önem taşır. Babalar, bu yardımı nasıl ve ne şekilde vereceği konusunda anneler kadar becerikli olamayabilirler. Ama babalar ellerinden geldiği kadar, eşlerinin yanında olduklarını hissettirmelidirler. Çalışan anneler ise yeniden işe başlamadan önce günlük planlarını dikkatli yapmaları işinin, bebeğin ve kendisinin ihtiyaçlarını düzenleyerek işe başlamalıdırlar.

Doğum sonrası duygu değişimleri

Yeni anne doğum sonrasını takiben ilk iki hafta; duygusal hassasiyet, hüzün, ağlamaklı olma hali, yorgunluk, halsizlik, isteksizlik, konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık, çabuk sinirlenme ve öfkelilik hali gibi belirtiler yaşayabilir. Normal sayılabilen bu belirtiler, daha sonra kendiliğinden kaybolur. Bu belirtileri yoğun yaşayan bazı kadınlarda bebeğini benimseyememe ve yabancı hissetme gibi duygular olabilir. Anne-bebek arasında olması gereken bağı hissedememek annenin suçluluk duygularına kapılmasına yol açar.

Bu gibi duyguların yaşanmasının normal olduğunu önceden biliyor olmak, depresyona sürüklenmekten koruyacaktır. Yine bebeğin bakımında karşılaştığı güçlükler sonucunda kendi anneliğine ilişkin endişeler, bebeğine yetememe duygusu ilk günlerde anneleri telaşlandırabilir. Bu dönem atlatıldıktan sonra aldığı kiloları veremeyip eski haline dönememe korkuları olabilir. Bu korku ve kaygılara eşinin artık kendisini beğenmediği, evliliğinin zarar göreceği endişeleri eklenebilir. Bazı kadınlar anneliği kişisel olgunlaşmada bir aşama gibi görüp kendilerini daha güçlü, güvenli hissederek mutlulukla karşılarken bazı kadınlarda artık hiçbir zaman eskisi gibi sosyal yaşamına veya mesleğine geri dönemeyeceği gibi düşünerek endişeler taşıyabilir.

Annelik hüznü depresyon nedeni...

Doğum sonrası hüznü her kadında değişik derecelerde görülen geçici bir durumdur. Genellikle doğumdan sonraki 3. veya 4. günde ortaya çıkıp 1-2 gün ile 1-2 hafta arasında değişen sürede devam eder ve kendiliğinden geçer. Belirtiler beklenen sürede iyileşmediğinde depresyona dönüşme riski vardır. İki haftadan daha uzun süre devam ederse annenin bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Kadının yaşam güçlüklerinin veya evlilik sorunlarının olması, anneliğe hazır olup olmadığı, hamileliğin zor geçmesi ve sosyal desteğin azlığı gibi etkenler doğum sonrası depresyon riskini arttıran etkenlerdir. Lohusalık dönemi sağlıklı bir şekilde atlatılamadığında kadınlarda depresyona ve hatta ruhsal hastalıklara kadar sorunlar görülebilmektedir. Depresyonun fark edilmeden uzun süre devam etmesi; bebeğin bakımında aksamalara, fiziksel ve duygusal ihmaline yol açıp gelişimine etki edebilir.

Eşlerden destek isteyin

Yeni annenin lohusalık dönemini rahat geçirmesi için yakın çevrenin ve özellikle de eşin desteği oldukça önemlidir. Babalar daha doğum öncesinden başlayarak hamileliğin her aşamasında eşlerinin yanında olmalı, olası zorluklar ve gidişat ile ilgili bilgilenerek ihtiyacı olan güveni sağlamalı, doğumdan sonra da bebeğin bakımında eşine gereken yardım ve desteği verebilmelidir. Eşlerin anneye yardımcı olmasının yanı sıra kendi istek ve beklentilerini azaltıp, erteleyerek veya konforlarından yapacakları fedakarlıklarla da eşlerine destek olabileceklerini hatırlamaları gerekir. Lohusalık döneminde anneye yardımcı olabilmek için büyükanne vb. yakın akrabaların bir süreliğine ev yaşamına katılması gerekebilir.

İkinci kez anne olmak…

İkinci kez anne olanlarda, ilk hamilelik ve lohusalık döneminin nasıl geçtiği annenin psikolojik durumunu etkiler. İlk bebekte kadın lohusalık dönemini sağlıklı bir şekilde atlatabildiyse, annelik ve bebek bakımındaki deneyiminin de yardımıyla ikinci annelik deneyimi daha kolay ve keyifli olacaktır. İlk lohusalık dönemini sıkıntılı geçiren annelerse, geçmişte yaşanan olumsuz anıların yeniden canlanması ile sıkıntılar yaşayabilir.

Bu nedenle ilk lohusalık döneminde yaşanan sorunlar nasıl olsa geçer diye kendi haline bırakılmamalı ve süregelen yaşam güçlükleri veya ruhsal problemler varsa bunların çözümlenmesi için gerekenler yapıldıktan sonra ikinci bebek planlanmalıdır. Aksi takdirde her iki çocuğun da bakımı için gereken zaman ve enerji anne için altından kalkılması zor bir yük haline gelir.

Hazırlayan: Şenay Çelik