Bebek ve çocuklarda ağız ve diş sağlığı

Bebek ve çocuklarda ağız ve diş sağlığı

Çocuğunuzun sağlıklı ve inci gibi dişlere sahip olmasını ister misiniz? İşte onun ağız ve diş sağlığını korumak için bilmeniz gerekenler…

  • Sağlık
  • Cumartesi 12.08.2017 15:51

Hayata en iyi şekilde hazırlamaya çalıştığınız miniğinizin beslenmesinden gelişimine, eğitiminden güvenliğine ve genel sağlığına kadar her türlü sorumluluğu belli yaşlara kadar size aittir. Bunlardan biri de ağız ve diş sağlığıdır. 13-14 yaşına kadar ağız içerisinde oluşan çürüklerin sorumlusu anne-babalardır. Diş fırçalama alışkanlığı kazandırmak bu konuda ona verebileceğiniz en güzel hediyedir. Bu alışkanlık da bebeğin ek besinlere geçmesiyle birlikte, ağız temizleme mendilleriyle başlıyor. Diş Hekimi ve Pedodonti Uzmanı Dr. Mutlu Elçin Koçoğulları, hem bebeklerin hem de çocukların ağız ve diş sağlığı hakkında bilgi verdi. Ayrıca birçoğumuzun kabusu olan ve çocuklarda da sık görülen dişçi korkusunun nasıl yenilebileceğiyle ilgili önerilerde bulundu.

Diş çıkarma dönemi

İlk dişler bebek 6-12 aylıkken çıkmaya başlar. İlk çıkan diş, alt çenede ön keser dişlerdir. 24-30 aylar arasında 2. süt azılarının çıkmasıyla, süt dişlerinin çıkması yaklaşık olarak 3-3.5 yaşlarında tamamlanır. Süt dişlerinin zamanından erken veya geç çıkması bireysel özelliktir. Bilinen sistemik hastalığı olmayan bebeklerde, hastalık olarak değerlendirilmez.

Belirtileri

Diş çıkarma belirtilerinin başında diş etinde kızarıklık olması ve tükürük akışının artması gelir. Genellikle ateş ve bulantı da görülebilir. Diş çıkarmaya bağlı ateş 37-37.5 derece civarındadır ve bunun üzerine çıkmaz. Huzursuzluk ve iştah kaybı da diş çıkarma dönemine eşlik eden durumlardandır.

Bebeği rahatlatmak için…

Bu süreçte bebek, eline geçen her objeyi ağzına götürme eğilimindedir. Soğutulmuş dişlenme oyuncakları bu isteği karşılamak için idealdir. Gazlı bez, tülbent, ağız temizlik mendilleri veya parmak fırçaları yardımıyla günde 3-4 kez diş çıkarma bölgesine yapılan masaj bebeği rahatlatır. Yemek yeme sırasında huzursuz olan bebeğe pedodontistin önereceği jeller, tarif edilen şekilde uygulanabilir. Bu jeller yemeklerden hemen önce anlık rahatlama sağlar, dişin çıkmasını hızlandırıcı hiçbir etkileri yoktur.

Erken ya da geç çıkması

Bazı bebeklerin dişleri çok erken bazılarının ise daha geç çıkabilir. Bunun tıbbi açıdan önemi yoktur. Önemli olan bu durumun bir pedodontist tarafından takip edilmesi, dişlerin sayısının ve dişlenme sırasının bilinmesidir. Genellikle halk arasında erken çıkan dişlerin zayıf olup çabuk çürüdükleri söylenir. Oysa erken çıktıkları için dişlerin zayıf olacağı doğru değildir. Çürük yapıcı etkenlerle daha erken dönemde karşılaştıkları için daha fazla özen gösterilmesi gerekir.

Süt dişleri

Süt dişleri, sağlıklı bir ağızda 20 tane olup çiğneme, konuşma, estetik fonksiyonlarının yanı sıra henüz çene kemiği içinde gelişimleri devam eden sürekli dişler için yer tutucu ve yol göstericidirler. 5-6 yaşlarında değişmeye başlayan süt dişleri 10-12 yaşına kadar ağız içerisindeki varlıklarını sürdürürler. Süt veya daimi tüm dişler ağız içerisinde görülmeden önce, çene kemiği içerisinde gelişim süreci geçirirler. Sanılanın aksine süt dişlerinin tamamının kökleri vardır.

Süt dişinin altındaki daimi diş germi gelişimini sürdürürken zaman içerisinde yukarı doğru hareket eder ve bu hareketle süt dişinin kökünü eritir. Kök desteği kalmayan süt dişi sallanıp düşerek yerini, gelecek olan daimi dişe bırakır. Süt dişlerinin çürümesi, iltihaplanması ve tedavi edilmemesi, daimi dişlerde oluşum bozukluklarının habercisidir.

Çeşitli nedenlerle süt dişlerinin zamanından önce kaybı söz konusu olduğunda; kaybın nedeni ve ne kadar erken olduğuna bağlı olarak, daimi dişte zamanından önce veya sonra çıkma ya da hiç çıkamama gibi durumlar söz konusu olacaktır. Diş dizisinde ise, boşluğun yanındaki dişlerin bu alana doğru devrilmesiyle gelecek olan daimi dişin yolu kapanacaktır. Birden fazla diş kaybı olan ağızlarda ortodontik bozuklukların yanı sıra diş kayıpları yaşanır.

Azı dişleri bölgesinde çiğneme fonksiyonu azalır, ön bölgede kesici diş kayıplarında ise konuşma ve estetik etkilenir. Bazı durumlarda süt dişlerinin çekimi zorunlu olabilir. Komşu dişlerin çekilen boşluğa kaymaması için "yer tutucu" denilen apareyler takılarak daimi diş çıkana kadar ağızda kalır. Bu sayede erken diş çekiminin neden olabileceği kaymalar önlenmiş olur.

Süt dişlerinde oluşan problemin, daimi dişlerde yaratabileceği durumlar:

Travmalar

Düşme ya da vurma sonucu ön bölgedeki süt keser dişlere gelecek travma, bu dişlerde zaman içerisinde enfeksiyon gelişmesine neden olabilir. Takibinin yapılmadığı durumlarda bu enfeksiyon gelişmekte olan sürekli dişlerde şekil bozukluklarına, renklenmelere veya daimi dişin kökünde açılanmalara, daimi dişin geç çıkmasına veya çıkamamasına neden olabilir. Daimi dişlere gelen travmalarda, dişin kırılması veya tamamen yerinden çıkması durumunda; kırık parça veya çıkan diş bulunup, zaman kaybetmeden diş hekimine gidilmesi dişin kurtarılması açısından büyük önem taşır.

Çürükler

10-12 yaşına kadar ağızda kalması gereken süt azı dişlerinde oluşan çürükler, tedavi edilmediği dişlerde enfeksiyona neden olabilir. Bu enfeksiyon süt azılarının altında gelişen; sürekli küçük azı dişlerinde şekil ve renk bozukluklarına yol açar. 6 yaş dişi çıkmaya başladığında özellikle ikinci süt azısının ağızda bulunması çok önemlidir. Çünkü bu dişlerin eksik olması durumunda, 6 yaş dişleri öne doğru kayarak çıkmalarını tamamlarlar. Bu da 11 yaş civarında çıkan ikinci küçük azı dişinin yerinin kapanmasına ve bu dişin çıkamayıp gömük kalmasına neden olabilir.

6 yaş dişleri

Çocuklarda ilk çıkan sürekli dişler, 6 yaşında çıkan birinci büyük azı dişleridir. Bu dişler, süt azı dişi düşmeden ikinci süt azı dişinin arkasından geldiği için birçok anne-baba bu dişlerin çıktığının farkına varmayabilirler. İki tane alt çenede, iki tane de üst çenede olmak üzere toplam dört tanedirler. Sürekli diş dizisinin normal ve düzgün bir şekilde tamamlanmasında büyük rol oynarlar. 6 yaş dişleri ağızda ilk çıkan ve hayat boyu kalması gereken daimi diş olmaları, çürüğe yatkın olmaları ve çocuğun yaşı itibarıyla etkili fırçalamanın tam olamamasından dolayı koruyucu uygulama gereksinimi en yüksek olan dişlerdir.

Fissür koruyucular

Fissür örtücü, azı dişlerinin çiğneme yüzeylerini örten ve dişleri çürüğe karşı koruyan akıcı kıvamda bir maddedir. Genellikle çocuklarda 6 yaş dişleri (birinci büyük azı dişleri) 5 ile 7 yaşları arasında çıkar. 12 yaş dişleri (ikinci büyük azı dişleri) ise 11-14 yaşları arasında ağızda görülmeye başlar. Dişler ilk çıktıkları zaman diş minesi tam olarak olgunlaşmadığından, çürüğe karşı daha dirençsiz ve çürük oluşumuna yatkındırlar.

Fissür örtücülerin uygulanması için en ideal zaman bu dişlerin çıktığı ilk aylardır. Ayrıca çocuğun ilk dişleri olan süt dişleri de fissür örtücülerle çürüğe karşı korunabilir. Eğer çürük diş, minenin alt tabakası olan dentin bölgesine ilerlemişse, fissür örtücüden ziyade koruyucu bir dolgu olan PRR (Preventive Resin Restoration) yapılması çocuğun diş sağlığı açısından daha uygun olabilir. Unutulmamalıdır ki diş çürükleri çocuklarda çok hızlı ilerler. Bu sebepten dolayı fissür örtücülerin zaman kaybedilmeden uygulanması çok önemlidir. Bu uygulama ağrısız ve son derece kolay bir işlemdir. Sadece tükürük akışının fazla olduğu, bulantı refleksi ve ağzın istenilenden daha az açıldığı durumlarda uygulama zorlaşabilir.

Fluorid

Fluorid, doğada bulunan fluor elementinin bir bileşiğidir. Diş minesini güçlendirerek mineral kaybını önler. Ayrıca zayıflamış mineyi güçlendirir. Başka bir koruyucu özelliği de, çürük oluşturan bakterilerin asit üretimini engellemesidir. Diş hekimliğinde jeller ve vernikler şeklinde, çeşitli konsantrasyon ve formlarda fluoridli bileşimler kullanılır. Jeller çiğnetilerek, vernikler ise diş yüzeyine sürülerek uygulanır.

Beslenme ve biberon çürükleri

Anne sütüyle beslenen bebeklerde "beslenme çürüğü", biberonla beslenen bebeklerde ise "biberon çürüğü" olarak adlandırılır. Bebekte çok erken dönemde çürükler oluşmaya başladıysa beslenmesine dikkat edilmelidir. Özellikle geceleri şekerli gıdalarla (şekerli süt, meyve suyu vb.) dolu biberonla uyumak veya gün içerisinde aynı içeriklere çok sık maruz kalmak buna sebep olabilir. Uzun süre ve sıkça şekerle karşı karşıya kalan dişlerin çürüğe direnç göstermesi imkansız hale gelecektir. Biberon ve beslenme çürüklerinin oluşmasına neden olan bakterilerin zararlı etkileri, öncelikle kesici süt dişlerinden başlar ve devamında azı dişlerini de etkisi altına alırlar.

Süt dişlerinin geçirgen yapıları nedeniyle kısa bir sürede dişlerin sinir dokusuna ilerler ve dişlerin iltihaplanmasına neden olurlar. Gelişen bu diş enfeksiyonları çocuğun ağrı duymasına, özellikle yemek yerken huzursuzlaşmasına ve düzenli uyku uyuyamamasına neden olur. Bu enfeksiyon ayrıca uzun süre kalırsa zaman içerisinde süt dişlerinin altında gelişmekte olan sürekli diş germlerinin de zarar görmesine neden olabilir.

Böyle durumlarda sürekli dişler çıkma zamanları geldiğinde, renk ve şekil bozuklukları olabilir. Biberon veya beslenme çürüğü olan çocuk, yaşına göre oldukça zor olan kanal tedavisi, dolgu ve çekim gibi tedavilerle karşılaşabilir.

Engellemek için…

Elbette ki 6. aydan 1 yaşına kadar çocuğa ideal fırçalamadan bahsetmek mümkün değildir, ama önemli olan yatmadan önce hem ağzın mikroorganizma miktarını azaltmak hem de diş fırçalama alışkanlığını kazandırmaktır. İlk dişlerin çıktığı dönemlerde gece beslemelerinin ardından mutlaka su içirilmelidir. Böylece şekerle birlikte harekete geçen çürük yapıcı mikroorganizmaların ihtiyaç duyduğu asidik ortam, su ile engellenmiş olur. Besleme saatlerinin ardından bebeğin yaşına göre; ağız içi mendiller, parmak fırçaları ve en sonunda da çocuğun ağız büyüklüğüne uygun fırça seçilmelidir.

İlk muayene

Bu konuda aileler, çocuk doktorları ve diş hekimleri farklı görüşlerdedirler. Ancak Çocuk Diş Hekimliği, bilimsel olarak, bebeğinizin ilk süt dişlerini gördüğünüz dönemden itibaren 5-6.aylarda en kısa süre içinde ilk ziyaretin yapılmasını ve bu ziyaretlerin 6 ayda bir sürdürülmesini önerir. Bu ilk muayene her zaman anna-babayı bilgilendirmeye yöneliktir. Süt dişlerinde bir problem veya ağrıyla karşılaşmış bir çocuğa diş hekiminden korkmamasını öğretmek oldukça zorken, hiçbir problemi olmadan rutin diş hekimi ziyaretlerini yapmış bir çocukta bunu sağlamak çok kolaydır.

Diş hekimi korkusu

Çocuğun veya anne-babanın geçmişte yaşadığı olumsuz diş hekimi deneyimi, muayenehane ziyaretlerini engelleyen önemli bir unsurdur. Anne-babanın ağız ve diş bakımı alışkanlıkları ve diş hekimine yaklaşımı çocuk için en temel modeldir. Özellikle küçük yaş grubu çocuklar vücutlarına dışarıdan gelen müdahalelere karşı korku duyarlar. Hele diş çekimi ile özdeş görülen diş koltuğu ve orada yapılma ihtimali olan müdahaleleri doğrudan göremediklerinden bu korku daha da şiddetlenir. Oysa diş hekimi korkusu engellenebilir.

Çocuk, diş hekimine ilk olarak sadece tanışma amaçlı götürülmelidir. Hiçbir sorun olmaksızın düzenli diş kontrolleri ve basit koruyucu uygulamalar yaptırılmalıdır. Anne-babanın diş hekimi korkusu olsa bile bunu çocuğun yanında dile getirmemeli veya hareketlerle belirtmemelidirler. Çocuk diş hekimliği dalı pedodonti, 0-13 yaş grubu çocukların süt ve daimi dişlerinin sağlıklı olarak korunmasını sağlamaya çalışırken; çürük, travma, kalıtımsal bozukluklar gibi çeşitli etkenlerden dolayı, dişler üzerinde oluşan sorunların tedavilerini yapan, ağız içi dokuların sağlıklı bir şekilde büyüme ve gelişimlerini takip eden diş hekimliği dalıdır.

Pedodontistler diş hekimliği eğitimlerinin yanında, tedavi sırasında uygulamak üzere davranış yöntemleri eğitimi de alırlar. Çocuğun ilk diş tedavisinde kaygıları varsa ilk birkaç seansı sadece tanışma ve aletleri tanıtmayla geçirebilirler. Bu noktada anne-babaya sabırla randevulara iştirak etmeleri görevi düşer.

Tüm uğraşlara rağmen tedaviye uyum gösteremeyen dentofobik çocuklarda genel anestezi ve sedasyon (uyutularak) günümüzde güvenle uygulanır. Bu sayede uzun süreli ve ağır çürükleri olan çocuklar tek seansta diş tedavilerini olurlar. Çocuğun tüm bu uygulamalara maruz kalmaması, diş hekimi korkusu yaşamaması; yılda iki kez hiç sorun olmaksızın yapılan kontrollerle mümkündür.

Hazırlayan: Başak DOĞRU