Babalar da depresyona girer

Babalar da depresyona girer

9 ayın sonunda sadece annelerin depresyon riskiyle karşı karşıya kaldığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz, babalar da en az anneler kadar depresyona açıklar.

  • Sağlık
  • Cuma 25.08.2017 15:58
Her rol değişimi ve uyum gerektiren hayat dönemi, stres düzeyini yükseltir. Uyum sağlanamadığında stres yükü taşınamaz ve psikiyatrik belirtiler ortaya çıkabilir. Bu süreçlerden biri de anne-babalık rolüdür ve en az kadınlar kadar erkekler de doğumla birlikte başlayan yeni rolleri nedeniyle depresyona yatkındırlar. Yrd. Doç. Dr. Psikitaytrist Barış Önen Ünsalver, babalarda görülen doğum sonrası depresyonla ilgili bilgiler verdi.

Baba önemli bir tamamlayıcı

Annelerin doğum sonrası depresyonu bilinir. Annenin doğum sonrası depresyonunun bebeğin ruhsal ve fiziksel gelişimindeki olumsuz etkileri de çokça konuşulur. Bir bebeğin varolabilmesi için elzem olan babanın, hamilelik ve doğum sonrası süreçteki rolleriyse çoğunlukla fark edilmez. Oysa baba, anne-bebek ikilisinin bir üçgene dönüşmesinde önemli bir tamamlayıcıdır. Hem anne hem de bebek, babanın ruhsal durumundan etkilenebileceği gibi baba da bu üçlü ilişkide etkilenmeler yaşayacaktır. Özellikle de son yıllarda babaların hamileliğin başlangıcından itibaren ebeveynlik sürecine aktif katılıyor olmasıyla birlikte babaların da tıpkı anneler gibi çeşitli duygusal, hormonal ve fiziksel değişimler geçirebildikleri gözlenir olmuştur. Babaların da doğum sonrası depresyonu geçirdiğine dair çok sayıda yayın bulunuyor.

Doğum sonrası depresyon

Babalarda görülen doğum sonrası depresyonu için standart bir tanı kriteri olmamakla birlikte, doğum sonrasındaki ilk dört haftada görülen depresyon tablosuna doğum sonrası depresyonu denebilir. Doğumdan sonraki ilk 1 yıl içerisinde babada görülen depresyon tabloları "doğum sonrası depresyonu" olarak kabul edilir. Çalışmalar zamanla, mesela 3. ayda ya da 6. ayda babalarda görülen depresyon oranlarının arttığını gösterir. Bebek büyüdükçe babanın depresyon geliştirme ihtimali artar. Babalarda depresyonun en yüksek görülme dönemi doğum sonrası 3-6. aylar arasıdır.

Bu belirtilere dikkat!

-İki hafta süresince hemen hemen her gün depresif ya da hüzünlü duygudurumu
-Önceden keyif alınan etkinliklerden keyif almama, isteksizlik
-Yorgunluk
-Uyku düzensizliği
-İştahta bozulma
-Suçluluk ya da değersizlik düşünceleri
-Konsantrasyon güçlüğü
-Karar verme güçlüğü
-Tahammülsüzlük
-Ölüm ya da intihar düşünceleri

Annenin depresyonu risk faktörü

Tıpkı annelerde olduğu gibi babalar için de doğum sonrası depresyonunun tek bir sebebi yoktur. Babanın depresyona girmesindeki en önemli risk faktörü, annenin depresyonudur. Baba olmanın getirdiği baskı hissinin ve ilişkili sorumluluk hissinin artışı, finansal baskılar, hayat tarzındaki değişiklikler, ilişkilerdeki değişiklikler, uykunun düzensizleşmesi, evdeki destek ihtiyacının artması gibi sebepler babanın depresyonunu tetikleyebilir. Hamilelik öncesi ya da sırasında eşle ilişkide sorunlar varsa, bu da babanın depresyona girmesini kolaylaştırabilir. Genç yaştaki babaların ileri yaştaki babalara göre daha yüksek oranda depresyona girme ihtimali vardır.

Babalara suçlayıcı olmayın

Annelerin depresyondaki babalara suçlayıcı olmamaları ve destekleyici olmaları işe yarayacaktır. Çoğu anne, eşinin bebeği tutuşunu ya da altını değiştirmesini eleştirerek onun yetersizlik duygularını ve kaygılarını arttırabilirler. Annenin babayı yargılamadan yönlendirmesi ve teşvik etmesi, babanın anneye destek verme çabalarını kuvvetlendirecektir. Babanın mutsuz olması, bebeğini ya da eşini sevmediği anlamına gelmez. Anne bu konuda yargılayıcı olmamalıdır. Bebek çiftin hayatının merkezini oluştursa da karı-koca olunduğu unutulmadan, eşlerin bebekten ayrı birlikte zaman geçirmeleri önemlidir. 1 saat dahi olsa eşlerin yalnız kalabilmesi, gündelik konulardan konuşabilmeleri, sorunlarını birbirlerine anlatıp birbirlerini dinlemeleri ve birbirlerine fiziksel şefkat göstermeleri önemlidir. Babalığın getirdiği rol değişimi ve yükler karşısında erkeğin zorlanması ayıp değildir ve baba güçlü üstün bir varlık gibi her şeyi göğüslemek zorunda değildir.

Hazırlayan: Işıl Evrim AKGÜN