Uçurtma sörfüne yüzme bilmeden başladım

Su korkum vardı. Suya dizime kadar bile giremiyordum. Baş dönmesi hissediyordum. 2004'te, şu an eşim olan Özgür Ceylan'ı uçurtma sörfü yaparken gördüm. O anda hem uçurtma sörfüne hem de eşime âşık oldum. Bana 'Bir gün suya gireceksin, yüzeceksin,' deseler, gülerdim. Uçurtma sörfü, hayatımda bir dönüm noktası oldu. Öfkenizi yenmek için kite sörf (uçurtma sörfü) yapın. Bu sporla doğa koşullarıyla mücadele ederken, öfkenizi kontrol etmeyi öğreniyorsunuz. Karşı koyamadığınız bir güce karşı, onunla birlikte yaşamayı öğreniyorsunuz.

- Sizi izlerken, rakiplerine taktik veren bir yarışmacı olduğunuzu gördüm. Tuhaf geldi...
-
Üniversitede akademisyenim. Hoca olduğum için ister istemez yarışma sonrasında rakiplerime yaptıkları hataları söylüyorum. 2004'te başladım, altı yıldır da yarışıyorum. Master tezim de uçurtma sörfüyle (kite-sörf) ilgiliydi. Aslında kitesörf olarak bilinen bu sporun Türkçe adını ilk kez tezimde kullanarak, Türkiye'ye kazandırmış oldum.

- Türkiye'de kite-sörf ne zamandır var?
-
Türkiye'ye 2000'de geliyor. İlk sürüşlerimi yapmam 2005-2006'ya denk geldi. Türkiye'de yapılan ilk şampiyonaydı, ikinci oldum. Bu sporu çok sevince insan böyle hırs yapıyor. Yedi yaşımda spora başlayan biri olarak birçok spor denedim, ama kite benim için bambaşka bir aşktı. Üzerinde daha fazla durdum, daha çok geliştirmek istedim. 2007'de yarışmalara katıldım. Yapabildiğim tek bir hareketle ikinci oldum. O zamanlar kızlarda atlamalar zıplamalar yoktu. Tek bir hareket yapan yeniyordu. 2008'de internet üzerinden, yabancı rider'ların hangi pozisyonda olduklarını gördük. Bizden çok ilerdeydiler. Hâlâ da öyle. Onların videolarını izleyerek, fikir alışverişi yaparak, biraz daha geliştirmeye başladık.

- Bu yıl İstanbul'da düzenlenen Dünya Kite- Sörf Şampiyonası'nda üçüncü, Türkiye Şampiyonası'nda birinci oldunuz. Bu daldaki ilk milli sporcu kadın unvanınız var. Zor bir parkur muydu?
-
Bu yıl benim için çok özel bir yıldı. Üst üste beşinci kez Türkiye şampiyonu olmak muhteşem. Rakiplerim biraz daha zorluydu. Parkur yarışında kullanılan malzemeler çok farklı. Benim beş tane uçurtmam var. Altıncı ve yedinciyi almayı da düşünüyorum, çünkü gittiğimiz yerlerde hava şartları çok değişiyor. İstanbul da böyle yerlerden biri.

BU SPOR ARTIK OLİMPİK OLARAK KABUL EDİLDİ
- Dayanıklılık ve güç antrenmanları mı yapmak gerekiyor?
-
Daha çok vücut ağırlığına yönelik olarak güç geliştirme antrenmanları yapmak lazım. Haftanın üç günü mutlaka 7-8 kilometre kadar koştum ve kalan günlerde spor salonunda antrenman yaptım. İnşallah uçurtma sörfü 2016'da olimpiyat sporu olarak tanınacak ve ben yarışacağım. Bunun denemeleri İspanya'da yapıldı. Olimpiyat komitesi, bizim kullandığımız malzemelerin hepsini tek tek değerlendirdi ve olimpik spor olarak kabul etti. Wind sörf (rüzgar sörfü) olimpik spor olacaktı, ama uçurtma sörfü önüne geçti. Şu an snowboard ve kayakta olan çekişme wind sörf ve kite-sörfte yaşanıyor

- Siz nasıl tanıştınız bu sporla?
-
Benim su korkum vardı. Suya dizime kadar bile giremiyordum. Baş dönmesi hissediyordum. 2004'te şu an eşim olan Özgür Ceylan'ı uçurtma sörfü yaparken gördüm. O anda hem uçurtma sörfüne hem de eşime âşık oldum. Yüzme öğrenmeden kite öğrendim. Çocukluğumdan beri spor yapıyorum ama kite gördüğüm en farklı spordu. O an 'Bunu yapmadan ölmeyeceğim,' dedim. 'Yüzme bilmiyorum, suya giremiyorum, ama sonunda ölüm olsa da ben bu sporu yapacağım,' dedim. 'Olacaksa ölümüm, bu spordan olsun!' O kadar güzel bir duygu ki, bir kanadınız var gökyüzüne yükseliyorsunuz. Çocukken hayalim kuş olup uçabilmekti. Havada uçuşan rengarenk uçurtmalar, suyun üzerinde kayabilmek çok cazip geldi. İlk kite derslerini dizime kadar, suda başım dönerek, sudan çok korkarak aldım. Ama ilerletmem, suya girmem lazımdı. Suya alışmak için aynı zamanda rüzgar sörfü dersleri de almaya başladım. Board giderken onu yakalamaya çalışarak yüzmeyi öğrendim. Baktım işe yaradı, daha sonra yüzmemi geliştirdim ve cankurtaran oldum. Kendime güvenim geldi.

- Kite'e kaç yaşında başladınız?
-
21 yaşında başladım. Yüzmeyi de aynı yıl öğrendim. Bana 'Bir gün suya girecek ve yüzeceksin,' deseler, gülerdim. Hani bazı insanlar çok ciddi şeyler yaşar, bir trafik kazası geçirir, ölümden dönerler ve hayatları değişir ya, benim için uçurtma sörfü öyle bir dönüm noktasıydı. Akademisyen olmayı istememin en büyük nedenlerinden birisidir. Doğu illerinden gelip denizi hiç görmemiş öğrencilerim var ve ben onlara uçurtma sörfü öğretiyorum.

- Yarışmacı olarak sponsor sıkıntısı çekiyor musunuz?
-
İlk başlarda evet. Artık bu açıdan bir sorun yaşamıyorum. Beşinci kez üst üste Türkiye şampiyonu oldum. Ben şanslıyım, sponsorlarım var. Bu bana gökten gelmedi, bunca yıldır uğraşlarımın sonuçlarında desteklendim. Bu yarış takımının ilk kadın milii sporcusuyum. Şu an beş sponsorum var. Aslında sponsor yerine, destek diyelim. Çünkü sponsorluk sözleşme üzerinden yapılıyor, benim öyle bir sözleşmem yok. Destek olarak devam ediyor bu süreç.

- Türkiye'de en keyifli uçurtma sörfü nerede yapılıyor? Rüzgar nerede iyi?
-
Bana göre en iyi Akyaka'da yapılıyor, Gökova'da. Ben oraya âşığım, çünkü uçurtma sörfü yaparken kendimi en rahat hissettiğim, şarkılar söyleyebildiğim, sinirliysem bağırabildiğim yer Akyaka. Sağa döndüğümde orman, sola döndüğümde orman. Yeşil, tüm stresimi alıyor. Yeşil ve mavinin içinde 'ben' oluyorum, etrafımda kimse olmuyor. Yurtdışında İspanya ve Almanya, Türkiye'de İstanbul, Alaçatı, Fethiye'de yaptım. Ama benim için bir numara Gökova. Hep de öyle kalacağını düşünüyorum. Mart ayı itibarıyla rüzgarımız başlıyor, ekim ayı sonuna kadar devam ediyor.

- Mart ayında deniz soğuk olmuyor mu?
-
İki-üç kat üst üste giyinerek soğuk sorununu çözebiliyorum.

YEDİ-SEKİZ YAŞLARINDA BAŞLANABİLİR
- Bu spora başlama yaşı nedir?
- Bunu iki-üç yıl önce sorsaydınız 12-13 derdim, ama artık malzeme teknolojisi o kadar ilerledi ki yedi-sekiz yaşında rahatlıkla başlanabilir.

- Güç gerektiren bir spor mu bu?
-
Sporun başlangıcında ister istemez biraz güç gerektiriyor, çünkü uçurtmayı nasıl kullanacağınızı bilemediğiniz için kaslarımızı sıkıyoruz ve çok güç harcıyoruz. İlerleyen dönemlerinde artık her şey otomatikleşmeye başladığı için kaslar, tüm hareketleri hafızaya alıyor. Çok fazla güç gerektirmeden, hatta düşünmeden bile hareketleri yapabiliyorsunuz.

- Nasıl besleniyorsunuz?
-
Hem bedenin hem de zihnin iyi beslenmesi gerekiyor. Ben zihinsel antrenman da yapıyorum. Sakatlanan futbolcular, antrenman yapamadıkları zaman, zihinsel olarak antrenman yaparlar. Gözlerini kapatıp, yarıştaymış gibi bir anlamda gözlerinde canlandırırlar. Bu mental antrenmana çok önem veriyorum. Beslenmeme çok dikkat ediyorum, mümkün olduğunca abur cubur yemiyorum, protein ağırlıklı besleniyorum. Şekeri doğal yollardan almaya çalışıyorum. Su içmeyi sevmiyordum. Şimdi su içmeye çok dikkat ediyorum.