Enerji, fotonlar, duygularımız ve biz

Bilim adamları CERN'de, fotonların maddeye dönüşümünü araştıra dursun, insanoğlu otomatik olarak fotonlarını maddeye çeviriyor. Bu da ilişkileri, olayları oluşturuyor

Geçtiğimiz günlerde nihayet CERN'de yürütülen deneyin sonucu açıklandı. Bilim adamları henüz kendileri bile emin değiller, ama enerjinin nasıl maddeye dönüştüğünü anlamaya başladılar. Aslında öylesine büyük bir buluş ki bu, insanlığın gözünü açabilir, hayatını özgürleştirebilir. Adına 'Tanrı parçacığı' demeleri, bence çok talihsiz olmuş, çünkü henüz bulguların ne anlama geldiğini öğrenmeden, sonuçları "Allah'a karşı gelmek," olarak adlandırabilecek pek çok insan da var ne yazık ki. Özetle CERN'de higgs boson adı verilen bir alanın varlığı keşfedildi. Herkesin dilinde olan 'enerji'nin kaynağı olan ve sürekli belli bir frekans yayan 'foton'lar, higgs boson alanından geçerken maddeye dönüşüyor. Ama eğer bu alandayken 'anti madde' ile birleşirlerse, maddeye dönüşmüyorlar. Biz normal insanların anlaması gereken bilgi bu kadarcık. Peki bu ne işimize yarayacak? Neden bunu bileyim? Fred Alan Wolf, Gregg Braden gibi Kuantum bilimini anlatan yazarlar, profesörler ve hatta Amerikan Ordusu'nda 90'lı yıllarda yapılmış deneylere göre, bizim bedenimizde de hava, su, toprak ve tüm boşlukta fotonlar var. Bedenimizdeki fotonlar dışarı yayıldıkça, boşluktaki fotonları tetikliyor ve benden dışarıya bilgi gidiyor. Neyin bilgisi? Duygularım ve inanç kalıplarımın bilgisi. Fotonların enerjisi, benim bilinçaltımdaki, bedenimdeki kayıtlı derin duygu ve inançlarla şekilleniyor. İşte bunu bilirsem, higgs boson benim için bir anlam kazanıyor. Bilim adamları, fotonları nasıl maddeye çevirebileceğini laboratuvar ortamında bir servet dökerek bulmaya çalışırken, biz insanlar otomatik olarak fotonlarımızı hareket ettirip maddeye çevirebiliyoruz aslında. Zaten yaşadığımız dünyanın gerçekliği de böyle oluşuyor. Duygu ve inançlarımızın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Belki de 'Çekim Yasası' denilen mekanizma da bunun bir parçasıdır. Kendi hayatımızı ve olayları oluştururken, korkmaya da gerek yok. Çünkü higgs boson adını verdiğimiz maddeye çevrilme alanını da Allah yoktan var etmiş olmalı. Belki de o mekanizmayı oluşturdu. Sonra bizi, beden ve duygularımızı yarattı. Ve "Haydi inin yeryüzüne ve bu mekanizmayı doğru kullanın," dedi. Kim bilir? Eminim bilim adamları, bunu da araştıracaklar. Ama yoktan var etmenin ilk adımı, her nereden gelmiş olursa olsun, bizim bu bilgiyi çöpe atma lüksümüz yok. Kendi hayatımız için kullanmak ve özgürleşmek en güzeli.

MADDEYİ VAR EDERSEK, İYİLEŞEBİLİRİZ
Bizler nasıl çekim yasasını kullanıyorduk? Doğru duygu ve inanç kalıbını fotonlarımız aracılığıyla belli frekans alanında yayıyorduk. O yaydıklarımız, bize gerçeklik olarak dönüyordu. Belki bir gün daha da ileri gidip maddeyi de var edebiliriz. Bedenimizi iyileştirebiliriz, değiştirebiliriz. Ama bunları yapabilmek için bilinçaltımızda korkusuz olmamız gerekiyor. Yoksa önce korktuklarımızı, kabul veremediklerimizi yaratıyoruz. Oysa korkunun olmadığı yerde sevgi başlıyor. Sevgi olmadan, güzel olayları hayatımıza getiremiyoruz. Kutsal kitapların çoğunda sevgi, ışık olarak ifade ediliyor. Ve tıpkı bir fotonun anti maddeyle birleştiğinde maddeye dönüşememesi gibi, sevgi de korkuyla harmanlandığında isteklerim gerçekleşemiyor. Sevgi paydası, korkudan bir adım önde olmalı. Kıskançlık, nefret, kin, öfke gibi olumsuz duygulardan arınmış olmalıyız.

SEVGİ NASIL OLUŞUR?
Son olarak, Kur'an'da Elif Lam Mim birlikte yazılıdır. Elif, hiçliktir. Lam olmadan, Elif yokluktur. Ama Lam, yanına eklendiğinde sevgi oluşur. Mim ise oluşan sevginin önünde eğilendir. Harf şekli itibarıyla da öne eğilmiş bir hurma dalı gibidir. İlahi yaratımı Aslında Giden Erkek Yoktur adlı kitabımda anlatmıştım. Bu bilgileri birleştirdiğimizde ortaya şu sonuç çıkıyor: Her şey aslında fotonlar ve onların enerjisiyle frekansından oluşuyor. Gerçek olarak algıladığımız her şey, madde, olaylar, hayatımızdaki insanların bize davranış biçimi, hepsi bizim kendi yaydığımız fotonlarla belirleniyor. Bunun da ilahi bir yanı var. Düzen, sistem böyle kurulmuş. Belki ileride bilim adamları daha fazla bilgi elde ettiğinde, olaylar değil madde üzerinde bile hakimiyet kuracağız. Ama sizi yine de uyarmış olayım. Bütün bunları kalbimizde hâlâ kin, öfke, intikam, korku varken asla yapamayacağız. Sevgiye dönüşmeden, saflaşmadan, özümüze dönmeden oluşturulacak her madde, iğreti olacaktır. Asıl olan sevgidir. Ve sevginin karşısında kötülük bile eğilir. Tıpkı bir hurma dalı gibi... Ve Allah, insanı ve tüm kainatı sevgi planına göre oluşturmuştur.