Kadın karakterler daha ilginç

Glenn Close'a altıncı kez Oscar adaylığı getiren Hizmetkar Albert Nobbs filmini yöneten Rodrigo Garcia, "Kadın öyküleri erkeklerinkinden daha ilginç ve derinlikli," diyor. Nobel ödüllü yazar Gabriel Garcia Marquez'in oğlu olan Garcia ile erkek kılığına giren bir kadının trajedisini anlatan film vesilesiyle konuştuk

Malum, babaanne ve dedesinin fırtınalı aşkı, sadece kahve sohbetlerine değil bizzat babasının yazdığı Kolera Günlerinde Aşk romanına mevzu olmuştu. Akşam yemeklerinde Luis Bunuel, Carlos Fuentes ve Pablo Neruda gibi üstadların eksik olmadığı bir evde büyümüş. Yani nihayetinde 'öykü anlatıcısı' olmayı seçmesi kimseyi şaşırtmamış. Büyülü gerçekçiliğin olağanüstü kalemi, Nobel ödüllü Gabriel Garcia Marquez'in oğlu olan Rodrigo Garcia, Kolombiya'da doğmuş, Meksika'da büyümüş, ABD'de okumuş. The Sopranos, Six Feet Under, Big Love ve In Treatment gibi şahane TV dizilerinde bilenmiş, Hollywood'un nispeten bağımsız cenahına geçmiş bir sinemacı. Bu haftanın yeni filmlerinden Hizmetkar Albert Nobbs'un yönetmeni olarak yine bir kadın öyküsü seçmiş. Glenn Close'a altıncı kez Oscar adaylığı getiren bu rol, iş bulmak için erkek kılığına giren bir kadının trajedisini anlatıyor. İki kız babası, 53 yaşındaki Garcia da, bildik vurdulu kırdılı erkek öykülerine ilgi duymuyormuş zaten. Annesi ve karısı gibi güçlü kadın figürleriyle çevrili olmayı sevdiği için, bunun kaçınılmaz olduğunu söylüyor.

- Nobel ödüllü bir babayla, ayrıcalıklı bir çocukluk geçirmek nasıldı? Böyle bir ortamda büyüdüğünüz için öykü anlatıcılığı kaçınılmaz mı oldu? - Gayet düzgün, orta sınıf bir aile ortamında büyüdüm. Elbette ayrıcalıklıydım ama maddi açıdan kastetmiyorum bunu. Şimdiki gibi yazarların medyatik olmadığı, tantanalı yaşamadığı bir dönemdi; insanlar kitaplarını yazar, tartışır, üretirdi. Akşam yemeklerimiz renkli olurdu. Luis Bunuel, Carlos Fuentes ve Pablo Neruda gelir giderdi. Babam işin entelektüelliğinden ziyade öykü anlatıcılığıyla ilgiliydi. Dediğim gibi gayet mütevazı yaşardık. Ben de görüntüyü, yapım aşamasını sevdim sinemanın, derken baktım yönetmen olmuşum.
- Albert Nobbs'un öyküsünde size cazip gelen neydi?
- Bir kadının erkek kıyafetleriyle kendine yeniden bir kimlik yaratmaya mecbur kalması bence müthiş bir öykü! Bu nedenle sadece bir dönem filmi yapmak istemedim çünkü günümüzde de benzer şeyler yaşanıyor. Çünkü bunun altındaki öyküler daha da ilginç. Öncelikle hayatta kalma savaşı bu. O kadar zengin bir malzeme ki nereden baksanız ayrı bir anlam var. 19. yüzyılda, son derece fakir İrlanda'da bir kadın yaşamak zorunda ama cinsiyeti nedeniyle iş bulamıyor. Sahte bir kimlikle yaşamak benliğinizi nasıl etkiler, işte can alıcı soru burada saklı. Kim olduğunuzu saklamak zorunda olmanız ve herkesin bir sırrı olduğu gerçeği var. Hepimiz maskelerle yaşıyoruz.
- Sonuçta yara almamak imkansız, değil mi?
- Albert Nobbs hayatta kalmak adına müthiş bir şeye kalkışıyor ve içinde yaşadığı dünyaya uyum sağlamak adına elinden geleni yapıyor. Sonuçta bu ortamın içinde hapsolması inanılmaz. Bu beni müthiş etkiledi.
erkeksi konular hiç ilgimi çekmedi
- Glenn Close gibi yetenekli bir oyuncudan beklenildiği üzere fiziki değişimleri Hollywood sever. Bu inandırıcılık işinizi ne kadar kolaylaştırdı?

- Öncelikle öyküye inanırım ben. Ondan sonra karakterin yaşadığı içsel değişim önemlidir. Elbette fiziki değişim çok önemli ama sonuçta duygusal olarak izleyiciye ne geçiriyorsunuz, bu daha önemli. Close'un yeteneği fiziksel değişimin duygusal boyutunu da verebilmesi. Aksi takdirde ne filmim içindeki diğer karakterleri ne de filmi izleyenleri ikna edemezdi. Sonuçta Glenn, filmi yüklenen ama bunun 'tek kişilik bir şov' olmadığını çok iyi bilen şahane bir oyuncu. Bu zaten işinizi en başından kolaylaştıran bir şey, ona minnettarım.
- Kadın karakterleri ön plana çıkarıyorsunuz. Sinema aleminde çok da sık rastlamadığımız bu durumu nasıl açıklıyorsunuz?
- Kadın karakterleri seviyorum çünkü bana ilginç gelen ve anlatmayı da ilginç bulduğum şeyleri onlar yaşıyor. Asla savaş filmi çekmek gibi bildik erkeksi konular ilgimi çekmez mesela. Bir kadının sıradan görünen ilişkisinde bile nice zengin detaylar ve dinamikler var. Çıkmaza girmiş bir ilişkide yaşananlar, yapılan fedakarlıklar ise inanılmaz, son derece karmaşıktır. Hepimizinkine benzer karmaşık ama hemen de çekip gidemeyeceğiniz ilişkiler, hiç kopmayan aile bağları, çaresizlik ama hayatta kalma çabası gibi temalar beni büyülüyor. Sonuçta kadın da olsa insanı anlatıyorsunuz. Özel bir yeteneğim var mı bilmiyorum ama onlarla empati kurmaya çalışıyorum, sonuçta kendimi anlatıyorum. Ayrıca bakıyorum da annem ve eşim gibi güçlü figürlerin etrafımda olmasını seviyorum. İki kız çocuğu babasıyım, daha ne olsun! (Kahkahalar)
- Naomi Watts'dan Holly Hunter'a kadar sayısız ünlü ve yetenekli oyuncuyla çalıştınız, bu omuzlarınıza ilave yük bindiriyor mu?
- Hayır! Bilakis yetenekli bir oyuncuyla çalışmak müthiş bir lüks. Bu kadınlar zaten yetenekleriyle ve risk almalarıyla başarılı olmuşlar. Ellerinden gelenin en iyisini yapmak üzere sete geliyorlar. Egolar kapının dışında bırakılıyor. Bence her yönetmenin düşlediği oyunculara sahip oldum her zaman. Şanslıyım!