Magazin figürü olmayacağım

Soner Olgun, 15 yıldır kesintisiz gece programı yapan nadir isimlerden biri. Gece hayatında biriktirdiklerini bir albümde topladı. Bu, Olgun'un üçüncü albümü. Soner Olgun'la gece hayatını, albümünü, müzik yolculuğunu konuştuk

- 3 bin kez sahne aldığınızı söylüyorsunuz. Üçüncü albüm (Sevda Diye Bir Kuş) için niye sekiz yıl beklediniz?
- 20 yıllık antrenmanımı şimdi bitirdim, yeni başlıyorum. Artık kendimi hazır hissediyorum, şarkı söyleyebiliyorum, sahne performansımdan memnunum, vasatı biraz geçtiğimi, herkes kadar çalıp-söylemenin bir gıdım üstüne çıktığımı hissediyorum. Bu albümde, kendimi istediğim temelde yeterince değiştirdiğimi, dönüştürdüğümü düşünüyorum. Bundan sonraki albüm için bile hazırım. Sekiz yıl ara vermeyeceğim, söyleyecek sözlerimi biriktirdim. Sadece bir konuda zaafım var...
- Nedir o?
- Cazip bir hanımefendiyle bir yerlerde görülüp, magazin figürü olamayacağım.
- Sizden magazine malzeme çıkmaz mı yani?
- Aranan malzeme buysa, bende yok. Ama magazinin boyutu da artık değişecek. Zannedildiği gibi, çok popüler insanlar albüm çıkardığında yer yerinden oynamıyor. Biz bunun analizini yaptık. Her gün magazin basınında yer alan isimlerin albümleri çok satmıyor. Acizane Soner Olgun albümünün çok daha rağbet gördüğünü gözlemleyebilirsiniz. Öyle olsaydı, Ajdar'ın albümü yok satardı. Adam bir şey yapıyor, internette 15 milyon kez tıklanıyor. Ama iş satın almaya gelince, ortada kimse yok. Benim çalıştığım gece kulübünde magazin işi olmaz. Ama bu demek değil ki, oraya ünlüler gelmez. Çok önemli insanlar gelir. Hatta tüm basının peşinde koştuğu falancayı sevgilisiyle ben görürüm. Ama bu konuşulmaz, yazılmaz.
- Yani sizin çıktığınız mekanda olanlar orada mı kalır?
- Her zaman değil. Bir gün bir hanımefendi geldi. Hanımefendi gelmeden, namesi geldi aslında. Korumalar geldi, masalar kontrol edildi. Magazinciler kapıya birikti. Kadın olay çıkarmış 'Nasıl haber verirsiniz?' diye. Sonra anlaşıldı ki, kadın tuvalette basın mensuplarını arayarak kendi haber vermiş. Tuvalette görevli teyzemiz patlattı bombayı.
- Bu rahatlık da ünlüleri sizin mekanınıza çekiyor olabilir mi?
- Çok ünlü falan değiller. Türkiye'nin önemli insanları, gerek iş dünyasından, gerek sanat dünyasından, gerek spor dünyasından, gerek siyasiler gelir. Bizim çalıştığımız yer bir müzikholdür. Sinema-tiyatro gibidir. Program başlar, herkes sahneye döner. Bizim başlayacağımız saatten 15 dakika önce dükkan dolar, başlayınca yükünü alır, bittikten sonra dükkan boşalır.
- Kaç saat sürer bu yolculuk?
- Dört saatten az olmaz, sonunu Allah bilir.
- Sahneden hiç inmiyorsunuz, niye?
- Orada bir şey yapıyoruz, bir tür büyü oluşuyor, bunu bozmak olmaz. İllüzyonun bozulması işin tadını kaçırır. Mantık tiyatrodaki gibidir. Sahneye çıkıyorum, orada o illüzyonu oluşturmak için uğraşıyorum, o büyü oluştuktan sonra, orada bulunan her dostumuz, işin bir parçası haline geliyor. Büyü oluşmuş; 'Çişim geldi,' denir mi? Ben şu ana kadar sahneyi hiç bırakmadım. - Hiç mi? - Bir-iki kere, elimde telsiz mikrofonla tuvalete gitmişliğim var.