Cuma günü mezun olup pazartesi işe başlıyorlar

Turizmden bilişime pek çok sektörde çalıştıktan sonra Nişantaşı Üniversitesi'ni kuran işadamı Levent Uysal, eğitimde 'üreten öğrenci' konseptini benimsediklerini söylüyor

Bir üniversite düşünün, sizi önce okutuyor, sonra işe yerleştiriyor, eğer işten atılırsanız yeni bir iş bulana kadar size maaş veriyor. Bu bir hayal değil, gerçek. Nişantaşı Üniversitesi'ne bir kez giren öğrencinin okuluyla bağı ömür boyu devam ediyor. Daha okurken SGK'lı olarak çalışma imkanı sağlayan üniversitede, öğrencinin kişisel sorunlarını psikolog yardımıyla çözmesine bile destek olunuyor. Okuldaki bu sıra dışı uygulamalara çok da şaşırmamak gerek. Çünkü bütün bunların fikir sahibi ve okulun kurucusu olan Levent Uysal da sıra dışı bir girişimci portresi çiziyor. Uysal, üniversitedeki eğitim sistemini oluştururken kendi başarılı kariyer yaşamından feyzalmış. Onunki gerçek bir başarı hikayesi. Kayseri geleneklerine uygun olarak büyütülen Levent Bey, çalışma hayatına yedi yaşında, dedesinin Kayseri'deki züccaciyesinde başlamış. İlkokuldan liseye kadar hem okula gidip hem de dükkanda çalışan Uysal bununla da yetinmeyip, küçük sermayelerle kendine küçük işletmeler kurmuş: "Bir dönem eczane sektörüne bulaşık eldiveni sattım. Tek kullanımlık enjektörler yeni çıkmıştı, onları da alıp sattım. İlk şirketimi ise 18 yaşında, Levent Pazarlama adı altında kurdum. Sonra üniversiteyi kazandım. İstanbul Üniversitesi Turizm ve İşletme mezunuyum. Okulun kantinini ve fotokopi bölümünü kiralayıp öğrencilere hizmet verdim. Bunun yanında yedi yıl kadar otellerde çalıştım. 1994'te bilişim sektörüne geçtim. Burada ithalatçı bir firmada ürün yöneticiliği yaptım. 2000 yılında Superonline'a geçtim. 10 yıla yakın burada görev yaptım ve sonra ayrılıp kendi şirketlerime yöneldim. Sağlık, teknoloji ve eğitim üzerine şirketlerim var. 2010'da üniversite aktif oldu. İlk başta meslek yüksek okulu olarak, 300 öğrenci ile başladık. Bugün 1500 öğrencimiz var. 2012-2013 yılında da 4 bin öğrencimiz olacak. Üniversite hakkını da aldık." Bu yıl ilk öğrencilerini mezun ettiklerini söyleyen Uysal, hepsine iş bulduklarını anlatıyor. Okullarındaki strateji ise tıpkı kendi öğrencilik yıllarında olduğu gibi 'üreten öğrenci' konsepti üzerine odaklanmış durumda: "Okurken çalışan öğrenci konseptini esas alıyoruz. Buna 'üreten öğrenci' diyoruz. Ailesine en az yük getirecek şekilde konumlandırıyoruz öğrencilerimizi. Bizim her bölümümüzle ilgili minimum beş partnerimiz var. Programları açmadan önce onlarla toplantılar yapıyoruz. Müfredatı birlikte oluşturuyoruz. Arkadaşlar burada öğleye kadar işin teorisini, öğleden sonra da işin pratiğini sahada yapıyorlar. Partnerlerimize getirdiğimiz tek şart, öğrencimiz oraya gittiği an sigortasını başlatmaları."

OKULLA BAĞLARI HİÇ KOPMUYOR
Levent Uysal, mezunların iş bulma konusunda sıkıntı çekmediklerine dikkat çekiyor: "Burası öğrenciler için dünyaya açılan bir pencere. Her ay, 64 ülkeden 25 öğrenci getiriyoruz Türkiye'ye. Sınıflara koyuyoruz; orada lojistik okuyorsa çocuk, buradaki lojistik okuyan çocukla eşleştiriyoruz. Böylelikle hem dil hem de mesleki bilgileri gelişiyor. İngilizcenin pratikle daha iyi öğrenileceğini düşünüyoruz. Bizim çocuklarımız da yurtdışına gidebiliyor. Gelişim stajı diye bir uygulamamız var. İngilizce altyapısı ve notları iyi olduğu takdirde, hiçbir ücret ödemeden yurtdışındaki partnerlerimizin yanına staja yolluyoruz. Bununla ilgili bir insan kaynakları atölyemiz var. Çocuğun bir şirket belirlemesini istiyoruz, sonra çocuğumuzu o şirketle tanıştırıyoruz. Mezun öğrencimizi işe koyduktan sonra işsiz kaldıysa, tekrar bize geliyor. Tekrar iş buluyoruz. Hem de altı ay boyunca 1000 TL maaş veriyoruz. Mezunların okulla bağı kopmuyor."