Sergim herkes için dev bir hayal kırıklığı olacak

Bora Akıncıtürk, çağdaş sanat dünyasının genç ve dikkat çeken isimlerinden. 'Kibarca Reddedildi' başlıklı sergisiyle 'sürekli reddedilenlere' sesleniyor

Ninja kaplumbağalar, renkli kaplanlar ya da Mickey fare. Bunlar son dönemin dikkat çeken genç sanatçılarından Bora Akıncıtürk'ün resim ve heykellerinde görebileceğiniz çizimlerden bazıları. Sokak sanatı, grafik tasarım gibi farklı tarzların birleşimi eserleri ilk olarak, 2011'deki kişisel sergisiyle karşımıza çıktı. Pilevneli Project'in 'İsimsiz' başlıklı karma sergisinde eserleriyle yer alan Akıncıtürk, şimdi ikinci kişisel sergisi 'Kibarca Reddedildi' ile arzıendam ediyor. Komediyle birleştirdiği üslubuyla hazırladığı resim ve heykelleri Karaköy'de bulunan Külah'ta, 4 Ağustos'a dek görülebilir. Sergisinde, lisede kızlar tarafından reddedilen genç bir adamdan galeriler tarafından reddedilen genç sanatçılara tüm küçük başarısızlıkları ve reddedilmeleri sorgulayan sanatçıyla, sanata ve hayata bakışını konuştuk.
- Serginin adı nereden geliyor?
- Serginin adı aslında bir şarkıdan geliyor. Ariel Pink'in Oddities Sodomies adlı albümünün bir şarkısının adı; ben onun müziklerine bayılıyorum. Bu şarkıyı da çok severim, çalışırken sürekli dinlediğim albümlerden. Gerçekten de birçok galeri tarafından reddedildim tabii ki. Ama bu sergi sadece sanat dünyasında reddedilmekle ilgili değil. Mesela ortaokuldaki şişman ve kısa boylu çocuğun, kurulan basket veya futbol takımında istenmemesi durumu da var. Biri kibarca reddedildiğinde kavga çıkmıyor. Ama hüzünlü ve komik bir durum. Serginin esas meselesi, reddedilmenin komedisi...
- Siz de sık sık reddedildiniz galiba?
-
Evet. Bir kişisel sergim olsun istiyordum. Kapı kapı galeri gezmedim, ama birkaç yerle konuştum. Bir galeri dolu olduğunu söyledi. Daha önce bir galeri 'Sana sergi yapsak, grup sergisi gibi görünür, çünkü hiçbir işin bir diğerine benzemiyor,' demişti. Başka bir galeriden de 'Sen ya 1930'larda ya da 2030'larda doğmalıymışsın. Zamanımıza göre değil bu işler, ben satamam bunları,' yanıtını almıştım. Yani hep kibarca reddedildim.

BİRÇOK GALERİ ESERLERE KARIŞIYOR
- Hayatın diğer alanlarında da reddedildiğiniz oldu mu?
-
Tabii ki. Lise hayatım boyunca kızlar tarafından reddedildim. Gözlüklü, şişman, kısa boylu ve diş telleri olan bir çocuktum. Çok istedim ama hiç kız arkadaşım olmadı lisedeyken. O reddedişler olmasaydı, bugün nasıl biri olurdum, bilmiyorum. Çok önemli bir karakter var benim hayatımda. Seinfeld dizisindeki George Costanza. Kendimi ona benzetiyorum. O da hep kibarca, bazen de terbiyesizce reddedilen biri. Costanza'nın yaşadığına benzer o kadar çok şey başıma geldi ki, not defteriyle dolaşsam, bir sürü Seinfeld sahnesi yazabilirdim.
- Eskiden bağımsız çalışıyordunuz. Bu sergiyi ise Pilevneli Project ile gerçekleştirdiniz. Sizin için ne değişti?
- '
Genç sanatçı' olarak tanınmama rağmen, artık 30 yaşındayım ve büyük heykeller yapmak istiyorum, kafam rahat bir şekilde çalışmak istiyorum. Artık kendimi gerçek bir sanatçı gibi hissediyorum. Boyalar önüme konuyor, silikonlar, kalıplar alınıyor, tuvaller oradan oraya taşınıyor. Ondan önce tuvallerimi hep kendim taşırdım. Murat Pilevneli çalışmayı teklif ettiğinde, tek şartım vardı; işlere karışmaması. Birçok galeri, sanatçıların eserlerine karışıyor. Mesela Londra'da bir galeride bana 'İşlerin çok güzel ama çok Avrupalı. Sen Türksün, daha etnik, otantik şeyler yapmalısın,' demişlerdi.
- Üretim süreciniz nasıl işliyor?
-
Çok sıkıntılı. Hiçbir şey yapmadan, saatlerce masanın başında oturuyorum. Resim yaparken gidilecek bir düz yol vardır, bir dolambaçlı yol, bir de kaybolduğunuz bir yol. Ben dolambaçlı yolda kaybolmaya çalışıyorum.
- Bu sergide nasıl eserler göreceğiz? - Bir sürü çirkin resim ve heykel göreceksiniz. Büyük bir hayal kırıklığı olacak herkes için.

İŞLERİM DOĞAL OLARAK POLİTİK
- Daha önceki söyleşilerinizde politikayla ilgili açıklamalarınız var. Politikanın sanatınızda etkisi var mı?
-
Benimle ilgili her şey, 1982'de İstanbul'da doğmuş ve burada büyümüş olmamla ilgili. Dinlere inanmıyorum ve çok teorik bir kader anlayışım var. Buna göre de yaptığım her şeyi etkileyen, çevre ve zaman. O yüzden yaptığım her şeyin içinde de Turgut Özal, Twix, Parliament Sinema Kulubü, Ninja kaplumbağalar, özelleştirmeler, McDonald's, Körfez Savaşı var ister istemez. İşlerim doğal olarak politik... Ama ben net bir şekilde herhangi bir şey söylemek istemiyorum. İşlerimin çıkış noktası, bazen çok utanç verici şeyler ve ben onları olabildiğince saklamak istiyorum. Mesela birçok heykelimde üç hilal var. Bazılar bana ' MHP'li misin?' diye sordu. Halbuki o üç hilalin MHP'yle hiçbir alakası yok. Hayatımızda sürekli karşımıza çıkan imgeler var ve onları kullanıyorum. Politika oyununun hiçbir yerinde yer almak istemiyorum ama bu da ne yazık ki son derece politik bir tavır.