“Lacivert’i okurlarımız şekillendirdi”

“Lacivert’i okurlarımız şekillendirdi”

Hayatı ciddiye alan dergi Lacivert ikinci yaşını kutluyor. Zengin içeriği ve derinlikli konularıyla entelektüel okurun ilgisini çeken Lacivert kısa sürede ciddi bir okuyucu kitlesine ulaştı. Lacivert Genel Yayın Yönetmeni Meryem İlayda Atlas ile bu başarının sırrını konuştuk

LACİVERT dergisi iki yıl önce "Hayatı ciddiye alan, yaşam kültürü dergisi" tanımlamasıyla yayım hayatına başladı. Türkiye'deki fikir dergiciliği açısından çok sesliliği önceleyen, farklı bakış açısıyla zengin bir içeriği okuyucuya sunan Turkuvaz Medya'nın Lacivert dergisi, her ay derinlikli dosya konularıyla ses getiriyor; sokak kültürü, bağımlılık, kötülük, aşk, pop müzik ve doğa gibi birçok dosya konusuyla hayata dokunmaya da devam ediyor. Popüler kültürün dilini kullanan dergi, düşünce dergisi olarak da öncü bir konumda. Renkli bakış açısıyla hayatın içinden konuları işleyen, kendine has üslubu ile odak noktası olan muhafazakâr entelektüellerin dergisi Lacivert iki yıl gibi kısa bir sürede de ciddi bir okuyucu kitlesine ulaşmış durumda. Biz de Lacivert Genel Yayın Yönetmeni Meryem İlayda Atlas ile dergiyi konuştuk.

- İki yıl önce yayım hayatına başlayan Lacivert dergisi, kısa bir sürede kendi okur kitlesini oluşturdu. Bu başarının sırrı ne?
- Dergiyi çıkarmadan evvel bir hedef kitle oluşturmuştuk ama zaman içerisinde okurlarımızdan gelen tepkiler, sosyal medyadan dönüşler, sık sık yaptığımız istişare toplantıları ve hatta o ay ki dosya konusuna bağlı olarak değişen tiraj, önemli göstergeler. Bizler de bu göstergeleri okuyarak okurun isteği doğrultusunda adım attık, yani zaman içerisinde dergimizi okurlarımız şekillendirdi.

- Lacivert dergiden sonra son dönemde yeni fikir dergilerinin yayın hayatına başladığını görüyoruz. Lacivert dergi bu süreçte nasıl bir ihtiyaca cevap oldu?
- 90'lı yıllar dergiciliğin altın çağlarıydı. 150 bin gibi tirajlardan bahsediliyordu. Aslında hepimizin kafasında hep bu dönemle kıyas edilerek ortaya konan 'artık dergicilik bitti, dijital döneme girildi' yargısı vardı. O yılların ihtiyaçları başkaydı, bu dönemin ihtiyaçları başka, biz sosyal medya, internet ve kâğıt mecralarını birleştirerek, derli toplu analiz ve eleştirel bir içerik ortaya koyarak özellikle üniversite gençliği için başka bir ihtiyaca karşılık geliyoruz. Bir de ana akım medyadan çıkan bir dergi olarak henüz bu mecrada toplumun önemli bir kesiminin dertlerine, problemlerine bugüne kadar pek de yer verilmediğine işaret etmek isterim.

- Geçen iki yıla baktığınızda ilgi gören, öne çıkan konular neler oldu, ne tür geri dönüşler aldınız?
- Çoğu üniversite öğrencisi olan genç okurlarımızın bizden daha çok entelektüel ve kültürel içerik talep ettiğini söyleyebilirim. Siyasetin çok kuşatıcı olduğu bir gündemde her gün televizyon programlarında konuşulan ve günlük gazetelerin köşe yazarları tarafından defalarca ele alınıp sosyal medyada tüketilen konuları Lacivert daha kapsamlı ve derin bile ele alsa, demek ki insanlarda bir doygunluk oluşuyor ki, okurumuz bizim bu alana girmemizi pek istemiyor. Popüler kültüre bir de buradan bakalım, sokağı konuşalım, var olan tarih yaklaşımına bir perspektif getirelim istiyor. En çok sevilen sayılarımızın, 'sokak', 'gurbet', 'tatil', 'kötülük', 'şifa' gibi dosya konularını ele alması da bu yaklaşımın bir tezahürü. Bir de tabii, 2015 Şubat ayında çıkmasına rağmen 28 Şubat özel sayımız hâlâ talep ediliyor. Bunu da daha evvel 28 Şubat konusunu toplumun geniş katmanları ile ve istatistiki verilerle ele alan çok da fazla kapsamlı çalışma üretilmediğine bağlayabiliriz.

- İyi Şeyler Ajandası, Twitname, kitap tanıtım, etkinlik ajandası gibi bölümleriniz var. Bu özel içerikler gençlerin ilgisini çekebiliyor mu?
- Dergi okurlarının bazılarının nedenini bilmediğimiz garip bir davranışı var: Bir dergiyi alıp, sondan okumaya başlamak, aslında ben de bazen böyle yaparım. İtiraf edeyim ki, Lacivert dergiyi sondan okumaya başlamak sanki daha cazip. Çünkü bu ihtiyaca yönelik Twitter'dan günlük hayatla ilgili seçtiğimiz bir bölüm var. Mesela salonda üst üste duran battaniyelere bir anlam veremediği için bir tekme vurup ortalığı birden yoğurt yapan gencin dramı var. Etkinlik ajandası bakarsanız her dergide var ama İyi Şeyler Ajandası Lacivert'e has bir içerik, 'Hafta sonu bir tek sinemaya gitmeyin, hayata katılın' demek istiyoruz.

- Muhafazakâr entelektüellerin fikir dergiciliği açısından eksikliği ne sizce, ne dersiniz bu konuda?
- Türkiye fikir hayatında dergiciler önemli fikrî taşıyıcılardır. Her görüşün kendine has ve köklü bir dergicilik kültürü var. Muhafazakâr demeyelim ama İslamcı dergilerin yine çok köklü bir geçmişi var. Altyapı ve işçilik açısından önemli bir geleneğin devamı ve parçasıyız, şu eksiklik var diyemem. Ama ana akımda iş yapma, dağıtım ve tanıtım konularında çok eksiğiz. Dergiler bir araya gelip bir nüve oluşturup gerçek potansiyelini yakalayamıyor. Hep kıyıda köşede kalmış, isyan halinde, öteki ile kavga eden, kendini sistemin dışında kabul eden ama sistem açısından da birçok şeyin belirleyicisi olduğunu fark etmeyen bir durum var. Buradaki potansiyel, gerçek ana akımı oluşturabilse, kendi gündemini oluşturmak açısından çok daha güçlü bir noktaya gelebilir.