Parmak arası terlikle konser

Parmak arası terlikle konser

Son yılların trendi tatil köylerinde, otellerde sahneye çıkmak. Seyirci şortuyla konser izliyor, sanatçı otelden dolgun bir çekle ayrılıyor...

Sabah kalktınız, önce kahvaltı ardından havuz keyfi. Havuzdan sıkıldınız mı? O zaman biraz da deniz kenarında vakit geçirin. Güneşlenin, denize girin. Ama öğle sıcağı geçer geçmez tekrar havuz başında yerinizi alın. Çünkü animasyonlar başlıyor. Bol sulu şakalar, danslar... Akşam yemeğinden önce biraz da odada vakit geçirmeli, enerji toplamalı. Peki akşam ne yapmalı? Otelin salonunda program varmış. Sanatçı ayağınıza kadar gelmiş, gitmemek olmaz. Üstelik bedava. O zaman hemen hazırlanmalı. Bir dakika tatildesiniz! Şortla gitseniz olmaz mı, hatta parmak arası terlikle.? Olur mu? Olur. Üzerinize bir gömlek geçirseniz yeter. Nasıl olsa masada oturacaksınız, sanatçının masanın altını kontrol edecek hali yok ya. Ve işte karşınızda Türkiye'nin en iyi seslerinden biri. Arkadaki orkestrası, özenli makyajı ve haute couture kıyafetiyle tam bir assolist. Başlıyor şarkılarını söylemeye. Siz de gündüz güneşte biraz fazla yanan omuzlarınızın acısı ve bütün gün denizde olmanın verdiği rehavetle oturduğunuz yerden şarkılara eşlik edip eğlencenin tadını çıkarıyorsunuz... Çağımızda müziğe ulaşmak kolaylaştı derken elbette kastedilen bu manzara değil. Ama son yıllarda yaz aylarının bir klasiği haline geldiği de ortada. Özellikle bayram tatillerinde Akdeniz ve Kıbrıs'taki otellerde sanatçı enflasyonu yaşanıyor. Serdar Ortaç'tan Ebru Gündeş'e Sibel Can'dan Ajda Pekkan'a birçok popüler müzik ve Türk Sanat Müziği sanatçısı otellerin, tatil köylerinin salonlarında sahne alıyor. Elbette sanatçıların da para kazanması gerekiyor. Ve yaz aylarında otellerde, tatil köylerinde konser vermenin hayli kârlı olduğu da biliniyor. Tıpkı yılın geri kalanında AVM'lerin meydanlarında konser vermek gibi... Ama bir de müziğin değeri, müzisyenin kariyer planı var! İşte benim asıl kafamı kurcalayan da bu konular. Anne ve babalarımız anlatırlar. Gazinolara nasıl en güzel giysiler giyilerek gidildiğini, alkışlamanın bile bir raconu olduğunu, assolistin söyleyeceği şarkı sayısının bile belli olduğunu. Şimdi ise sırf kaldığı otelde konseri var diye kendisini dinlemeye gelen bir izleyici kitlesi ile karşı karşıya kalıyor sanatçılar. Bu, sevdiği sanatçıya ulaşmak için ücret ödemeyen, emek harcamayan bir kitle. Gece boyunca şortlu, terlikli hayranlarla selfie'ler çekiliyor, tempolar tutuluyor... Albümler satmıyor, turnelere çıkılmıyor, konserler çeşitli nedenlerle iptal oluyor. Belki de bu yüzden sanatçılar kariyer planlarını bir yana bırakıp günü kurtarmanın peşine düşüyor. Kısacası müzik öyle bir yere gidiyor ki bırakın peşine takılmayı durup arkasından endişeyle bakıyoruz.