Cilalı beden devri

Cilalı beden devri

Wellness yani yaşlandıkça daha sağlıklı, daha fit kalabilme çabası dünyada tavan yaptı. Değeri 3.7 trilyon dolara ulaştı. Artık lüksün yeni tanımı ne taktığın, ne giydiğin ya da hangi otomobili kullandığın değil ne yediğin ve nasıl yaşlandığın oldu. Biz de wellness nedir, kimler yapar ve ne işe yarar, zararları, fazlası ve faydaları nedir dedik, olayı masaya yatırdık

Değişmeyen tek şey değişimin kendisi. Trendler, moda, lüks kavramının tanımı... Zaman içinde ne çok boyut değiştiriyor...
Mesela şimdi lüks ve en büyük zenginlik ne diye sorsam eminim 10 yıl öncesinden çok daha farklı cevaplar alırım.
Artık ne taktığın, ne giydiğin, parmağında kaç karat yüzüğün olduğu değil lüksün tanımı... Dünyadaki elitlerin yeni lüks anlayışı, nasıl yaşlandığın. Yani "Bana ne taktığını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim" yerini "Nasıl yaşıyorsan, ne yiyip içiyorsan o sensin"e bıraktı. Otomobil markalarının yerini çoktan Ferrari'sini satan ve iyi yaş alan bilgeler aldı...
İyi yaş almak demek, 70 yaşında 30 yaşındakilere taş çıkarmak demek... İşte yeni dönem zenginlik anlayışı bu sağlıklı yaşama ve yaş alma sırlarından geçiyor. Wellness yani iyi yaşam merkezleri dünyada elit kesimin uğrak noktaları arasına girdi bile.
Örneğin Avusturya'nın Altaussee kasabasında, göl kenarında yer alan Viva Mayr dünyanın gözde iyi yaşam merkezlerinden biri. Ya da Tayland'daki Amatara Yoga, İtalya'daki Lefay, Hindistan'daki Anand'da...
Ayrıca Leonardo DiCaprio, Deepak Chopra, Gwyneth Paltrow gibi dünyaca ünlü isimlerin bu tarz merkezlerde rezidansları dahi var. 18-25 yaş arası gençler ise bu tarz merkezlere gidemese de sıvı detoks suları tüketmeye başladı. Birkaç sene önce "kömür" desem ne olduğunu bilmeyen elit kesim gençleri şimdi ellerinde detoks ve sağlıklı beslenme adına kömür suları ile dolaşıyor, ayda birkaç gün sıvı besleniyor. O halde lüksün ve gösterişin simgesi olan Hermes'in yerini alan wellness konusunu masaya yatırmak da bize düşüyor. İşte wellness meraklıları, doktorlar ve konuya hakim kişilerin görüşleri. Herkese sağlıklı yaş almalar diyoruz ve dosyayı açıyoruz...



Belgin Aksoy, Global Wellness Günü'nün Kurucusu, Richmond International Kreatif Direktörü
3.7 trilyon dolarlık bir bütçeye sahip

Her yıl tüm dünyada ortalama 800 bin kişi intihar ediyor, bu sayı doğal afetlerde ve silahlı çatışmalarda hayatını kaybeden kişilerin toplamından daha fazla.
Bizi öldüren şey ne salgın hastalık ne de terör saldırıları. Bizi kendi mutsuzluğumuz öldürüyor, yani başka bir deyişle depresyon. Dünya Sağlık Örgütü'nün yayımladığı rapora göre; dünyada 322 milyon, Türkiye'de ise 3 milyonun üzerinde kişi depresyonda.
Wellness sadece yoga, spor, sağlıklı beslenme ve bakımlar yaptırıp, iyi görünme hali değil. Mutlu olmak ve iyi yaşamak tüm dünyanın ortak hayali; sağlık ve mutluluk iç içe geçmiş kavramlar, sağlıklı olmak için mutlu, mutlu olmak için de sağlıklı olmak gerekiyor.
Bugün 3.7 trilyon dolarlık bir büyüklüğe sahip, uluslararası ekonomik üretimin yüzde beşini oluşturan uluslararası wellness sektörünün bundan 10 yıl sonra dünyanın en büyük sektörleri arasında yer alacağı öngörülüyor.
Bu oran dünya sağlık harcamalarının neredeyse yarısına tekabül ediyor.
ABD yatırım bankası Goldman Sachs'ın yaptığı bir araştırmaya göre 1980-2000 yılları arasında doğan Y kuşağı, wellness'ı bir hayat biçimi haline getirerek ekonomide satın alma parametrelerini yeniden şekillendiriyor.
Bu kuşak wellness'ı günlük hayatlarına aktif bir şekilde entegre ediyor, daha fazla fiziksel aktivite yapıyor, daha akıllı besleniyor ve önceki jenerasyona göre az sigara içiyor.
Günlük antreman datalarını ve sağlıklı beslenme ipuçlarını öğrenebilecekleri aplikasyonları kullanıyor. Y kuşağı, wellness ile alakalı önde gelen markalara para harcamaktan çekinmiyor.
Böyle çarpıcı veriler karşısında insanın wellness'ı hayatının merkezine alması elbette kaçınılmaz.
Wellness şüphesiz ki bir lüks değil, bir ihtiyaç. Bu sebeple 2012 yılından beri kurucusu olduğum Global Wellness Day ile senede bir gün bile olsa 'Nasıl daha sağlıklı ve iyi yaşarım? sorusunu sorarak, bireyleri ve toplumları iyi yaşam konusunda bilinçlendirmeyi hedefliyoruz. Öyle ki 2016 yılında Tayland-Myanmar sınırında, 'No man's land' adı verilen ormanlık bölgede yaşayan Karen kabile halkı bile GWD sayesinde wellness kavramı ile tanıştı. Bu yıl ise iyi yaşama adanmış uluslararası bir gün olan Global Wellness Day'in, 100 ülke ile aynı anda 4 binden fazla noktada kutlanmış olduğunu bilmek çok gurur verici.

Çisem Çakır, Çiğ Beslenme ve Detoks Danışmanı
En iyi yatırım sağlığımız?

Wellness, yani sağlıklı yaşam, günümüzde giderek daha da yükselen bir trend haline geldi çünkü artık insanlarda yaşam kalitelerini arttırabilmenin tek yolunun sağlıklı olmaktan geçtiğinin bilinci yerleşti. Yani artık en iyi ve faydalı yatırım, sağlığımız. Eskiden sakat ve hasta değilsen sağlıklısın anlayışı varken bunun bugün değiştiğini görüyoruz.
Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization) de bunu bu şekilde ifade etti. Şu anda sağlıklı beslenme, sağlıklı yaşamın en önemli ayağı olarak görülüyor. Tüm dünya genelinde yapılan bir araştırmada, katılımcıların yüzde 78'i sağlıklı beslenmenin çok önemli olduğunu söylüyor. Böyle düşünmekte haksız değiller çünkü yapılan bir diğer araştırmaya göre hayat tarzına bağlı hastalıkların başında Tip 2 diyabet, daha sonra kanser ve kalp hastalığı geliyor.
Tip 2 diyabet genetik bir hastalık olarak görülse de aslında çoğunlukla hayat tarzına bağlı bir hastalıktır. Yani kişi sağlıklı dengeli beslenir, spor yapar ve stresten uzak bir yaşam sürerse çok büyük ihtimalle o hastalığın kısa sürede önüne geçmesi mümkün. Aynı şekilde kanser gibi iyileşmesi zor görülen hastalıklarda da aynı şey geçerli. Hayat tarzının çok büyük öneme sahip olduğu bilimsel araştırmalarla da kanıtlandı.

BESLENME TRENDLERİ
Önemli olan hücrelerimizin doğru yakıtla beslenmesidir. Bu sağlanmadığında ne yazık ki vücutta asitlenme gerçekleşiyor ve bu da hastalıklara davet çıkarıyor. İnsanlar artık bağışıklık sistemlerini nasıl sağlıklı tutabileceklerini, beslenmelerindeki doğru ve yanlışları, hayat tarzlarında nasıl değişiklikler yapabileceklerini araştırıp kendilerine uygun uygulamaları hayatlarına sokuyorlar.
İnsan ömrü uzadı ama maalesef kronik hastalıklar da arttı. Bunu gören herkes sağlığına yatırım yapmaya başladı. Wellness uygulamaları bize bu ikilemden bir çıkış yolu göstermesiyle daha fazla ön plana çıkmaya başladı.
Öncelikle çeşitli beslenme şekillerinin ön plana çıktığını görüyoruz. Dünyada daha çok detoks, çiğbeslenme (raw food), alkali beslenme ön plana çıkarken Türkiye'de ise tipik bir ketojenik diyet örneği olan Karatay diyeti gibi beslenme şekilleri ön plana çıkıyor. Wellness beslenmeyle kısıtlı değildir, ruh-zihin-beden sağlığının bütünlüğü amaçlanır. Sürekli diyet yapmak vücuda zarar verecektir ama sağlıklı yaşam bilinci yerleştiği zaman bunun uzun ömürlü olduğunu, kişi bir daha asla diyet yapmak zorunda kalmayacağını ve hem bedenen hem ruhen sağlıklı olacağını, yaşam süresinin uzayacağının bilincine varıyor.
Bunun yanı sıra, Wellness'ın tüm dünyada ekonomik değeri 3.7 trilyon dolar. Bunun giderek arttığını görüyoruz. Bunu gören dünya devleri wellness alanında çok daha fazla yatırım yapıyorlar. Zaten şu an sağlıklı yaşamın teknoloji sayesinde yaşamımıza daha fazla entegre edildiğini görebiliriz. Akıllı saatler şu an kaç adım attığımızı sayıyor, nabzımızı ölçüyor ve bir bakıma sağlığımızı takip ediyor. Buna benzer ürünlerin daha spesifik özelliklere sahip olarak arttığını göreceğiz. Dik durmamızı sağlayan takılabilir teknolojik ürünler, jet lag önleyici terapi yapan ürünler gibi şu anda piyasada satılan pek çok ürün var. Bu tip ürünlerin evlerimize de girdiğini göreceğiz. Sağlıklı yaşam için seyahatin de giderek daha fazla tercih edildiğini görüyoruz.

Prof. Dr. Harald Stossier, Vivamayr Kurucusu ve Başhekimi
Zinde yaşlanmayı kim istemez ki!

Endüstrileşmenin devamında dünyada başlayan hızlı teknolojik gelişmeler, şehirleşme ve tabii ki şehir yaşamının yarattığı yoğun iş süreçleri, stres, sosyal rekabet ortamı, sağlıksız beslenme ve yaşam şekilleri beden ve zihnimizi yıpratmaya, yormaya ve çabuk yaşlandırmaya başladı. Bu sürecin yarattığı hızlı ve olumsuz yaşam tarzları sağlık sorunlarımızı ve hastalıkları da beraberinde getirdi. Kısacası insan kendi kendisinin kölesi olup bedeninin ve zihninin kaldırabileceğinden çok daha ağır bir tempoda buldu kendini. Bunun farkındalığı yavaş da olsa son yıllarda başlamış olmalı ki, yukarıda kısaca belirttiğimiz nedenler ile ortaya çıkan sorunların giderilmesi ve daha da önemlisi önlenebilmesi için tıp ve bilim dünyasında başlatılan araştırma, geliştirme ve çabalar günümüze dek artarak devam etti.
Son yıllarda da wellness, yaşam kalitesi, sağlıklı yaşam gibi isimler ile ifade edilen tarzların, beslenme şekillerinin düzeltilmesinden spor ve fiziksel aktivitelerin değişik biçimlerle uygulanmasına, geleneksel tıp ve nöroterapiye kadar pek çok farklı metod insanlara sunulmaya başladı.
İnsanların bu konuda abartılı davrandıklarını düşünebilirsiniz ama şu da bir gerçek ki yüksek gelir düzeyindeki insanlar günümüzde artık paranın sadece lüks yaşam için değil sağlıklı ve uzun sürecek bir genç yaşam için de harcanması gerektiğini anlamaya başladı. Kendi beden ve zihinlerinin değerini anlamaya başladılar. Zinde ve canlı bir yaşlanmayı kim istemez ki?

Ersin Pamuksüzer, LifeCo Kurucusu
Kişi olumlu değişimleri görüyor

Günümüz modern yaşam koşullarında maruz kalınan kirli hava, stres, hareketsizlik, tüketilen işlenmiş gıdalar ve daha birçok sebeple yoğun olarak toksinlere maruz kalıyoruz. Bu toksinlerden en etkili şekilde arınabilmek, sağlıkla yaş alabilmek ve en önemlisi kaliteli bir yaşam sürebilmek için yılda en az iki kez detoks programı yapılmasını öneriyoruz.
Dünyada well-being'in de bu kadar trend olmasının en büyük nedeni kişilerin detoks süreci sonrası kendisindeki bedensel ve zihinsel bu olumlu değişiklikleri gözle görülür, net şekilde görmesi. Dünyada wellness konusunda hizmet veren merkezler tabii ki var. Avusturya'daki Vivamayr, Almanya'daki Buchinger ve Taylandaki Chivashom bu merkezlerden bazıları. Bizim merkezlerimizde de kronik hastalık yönetimi ve wellbeing konusunda bireyleri bilinçlendirme ve en önemlisi onları sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile donatma ilkesi ile hareket ediliyor.

Dr. Meral Seyman
Bilinçsiz yapılırsa zarar verebilir!

Vücudun yenilenmesi, zindelik için yapılan detosk programları bilinçsizce uygulanırsa sağlığımıza zarar verebilir. Özellikle şok diyetler kronik hastalıklara zemin hazırlar, bağışıklık sistemini zayıflatır. Sağlıklı detoks programlarından önce rutin kan tahlilleri yapılmalı, vitamin, mineral seviyeleri kontrol edilmelidir. Programın yönetimi mutlaka hekim kontrolünde olmalıdır.

Serpil Çekin, Güzellik Editörü
Sağlıklı güzellik trendi

Bir süredir devam eden sağlıklı yaşam trendi güzellik sektörüne de sıçradı. Artık herkes 'sağlıklı güzelleşme'nin peşinde. Son zamanlarda detoks otellerinin, wellness merkezlerinin artması da tam bu sebepten. Daha güzel bir cilde sahip olmak isteyenler kendi kanıyla hücrelerini yeniliyor. Zayıflamak isteyenler ozon kabinlerinde kuyruğa giriyor. Kanını tazeletmek isteyenler ise ozonu damar yoluyla almayı tercih ediyor.

Detoks yapanlar ne diyor?

Mine Kalpakçıoğlu
Vücutta çıkan arızaları onarmak gerekiyor

Welness çılgınlığının en önemli sebebi internet çapındaki hızlı yaşam ve her şeye yetişme çabası. İnsan vücut yapısı aslında normal bir binek otomobil çapında. Ama biz vücudumuzu Ferrari gibi kullanmamıza rağmen Ferrari yakıtı veremiyoruz. Bu durumda motor çalışabilmek için depolardaki yakıtları kullanıyor bunlar bitince de motorda arızalar çıkıyor. Wellness trendini anlatmanın en kısa ve en basit yolu bu. Vücut da istediğimiz performansı karşılamak ve kendini onarmak için depoladığı vitaminleri ve mineralleri kullanıyor. Çok koşuşturduğumuz için alkali olacağımıza asidik oluyoruz. Alkali olmak için vücut kemiklerden kalsiyumu alıyor. O zaman da çok erken yaşta osteoporoz başlıyor. Ya da fazla potasyum kullanıyor ve kramplar başlıyor. Erken yaşta hastalıklarla karşılaşılıp, vücutta deformasyonlar oluşuyor. Bunu fark eden insanlar da nasıl telafi ederiz diye yollar arıyor. Wellness son 15 yılın çılgınlığı... İnsanlar vücudunda azalan, hızlı yaşamaktan eksilen, gerekli vitaminleri, mineralleri yerine koymak adına wellness merkezlerine gidiyor. Bu merkezlerde bizi dinlendiriyorlar. Hafif sporla ve doğru beslenmeyle boşalan depolarımızı tekrardan doldurmamıza yardımcı oluyorlar.
Son 20 yıldır fast food gibi hızlı yemek alışkanlıkları sindirim sistemimize zarar vermeye başladı. Gıdaların sentetik yerleştirilmesi ve fast food'ların hazırlanma yöntemlerinden dolayı, hücrelerimize sağlıklı bir gıda verdiğimizde bile yeterli emilim olmuyor ve vücut gerekli mineralleri, vitaminleri alamıyor. Ve git gide çürümeye başlıyoruz. Yavaş yavaş motorun parçaları bozulmaya başlıyor.