Arda Turan’a benzetilmek güzel

Arda Turan’a benzetilmek güzel

Melike Pekel genç yaşında mükemmel istatistikler yakalayarak bir dünya devi olan Bayern Münih’ten diğer dev Paris St. Germain’e transfer oldu. Kadın milli takımımızın 10 numarası bu transferiyle gururumuzu perçinlerken biz de kendisine ulaşıp öyküsünü onun ağzından dinledik

Melike Pekel, henüz 22 yaşında kadın futbolunda dünya devlerinden biri olan Paris St. Germain'e transfer oldu. Üstelik bir başka devden, Bayern Münih'ten. Peki, kaçımız bundan haberdarız ya da kaçımız onu tanıyoruz?
Hemen hemen iki hafta önce gazetelerin spor sayfalarındaki kısa haberleri saymazsak Melike'nin Paris'e transferi kamuoyunun pek gündemine gelmedi. Öyle ya yoğun futbol iklimimiz kebapçı baskınlarıyla, fiyasko transferlerle, saha olaylarıyla çalkalanıp durmaktan böylesi güzel gelişmeleri çok da konuşmaya değer bulmamış olmalıydı. Hal böyleyken biz de şu anda Paris'te takımıyla sezon öncesi yoğun bir kampta olan Melike'yle konuştuk.
Yolu Kayseri'den Almanya'ya uzanan bir ailenin ferdi Melike. Küçük yaşlardan beri futbolla ilgili. Henüz 22 yaşında Bayern Münih'ten Paris St. Germain'e sürüklenen macerası hem ilham verici hem de ilgi gösterilmesi gereken bir mesele. Sürekli şiddetin ve kaosun egemen olduğu futbol dünyamızı biraz böyle naif öykülerle süsleyip bir nebze olsun bu sporun erkek egemen kodlarını kırıp kadın futboluna da gereken önemi gösterelim dilerseniz.
Melike, sık sık Türkiye'ye geliyor ve ülkesini dünyanın en güzel yeri olarak tarif ediyor. Bununla birlikte kadın futboluna gereken ilginin gösterilmediğinin altını çizerek ufak bir sitem etmeyi de ihmal etmiyor.
İşte milli takımın 10, Paris St. Germain'in 27 numarası Melike'nin öyküsü...
- Aslen Kayserili olduğunuzu duydum ama Münih'te doğdunuz ve büyüdünüz değil mi?
- Köyümüz Yozgat'a bağlı ama Kayseri'ye daha yakın. Zaten anne tarafım da Kayserili dolayısıyla Türkiye'ye gittiğimiz zaman orada kalıyoruz. Yani, evet Kayseriliyim diyebilirim (Gülüyor). Bununla beraber Münih'te doğdum.
- Nasıl bir çocukluktu sizinkisi?
- Çocukluğumun çok güzel geçtiğini söyleyebilirim. Babam bizi sürekli gezmeye götürürdü. Ama tabii ki ben en çok top sahasına gittiğimiz zamanları severdim. Anne ve babamın Almancası çok iyi değildi ama okulda zorlanmayalım, notlarımız iyi olsun, dilimiz gelişsin diye önden bize çokça kitap okuttular. Ancak yine de evimizde konuşulan dil hep Türkçeydi.



BABAM EN BÜYÜK DESTEKÇİM
- Türkiye'ye sık gidip gelir miydiniz? Bağlarınız nasıldı?
- Sık sık gelirdik. Zaman ilerleyip biz büyüdükçe biraz daha zorlaştı gidip gelmemiz. Çünkü ailede birinin tatili diğerine uymuyor. Ancak benim durumum biraz daha farklı. Milli takım kamplarından dolayı artık sık sık Türkiye'ye gidip geliyorum. Zamanım olduğunda da Kayseri'ye gidip akrabalarımı ziyaret etmeye çalışıyorum. Bence dünyanın en güzel ülkesine sahibiz. Başka bir yere gitmeye bu yüzden gerek duymuyorum.
- Futbola olan yeteneğinizi ilk ne zaman fark etmeye başladınız? Ailenizden ve çevrenizden nasıl tepkiler geldi? Kimler yönlendirdi sizi?
- Futbola başladığımda altı yaşımdaydım. Okulda bir ilan görmüştüm; oturduğumuz küçük şehirde futbola başlamak isteyen yeni sporcular aranıyordu. Hemen koşa koşa anneme gitmiştim ve "Anne beni buraya götürür müsün?" diye sormuştum. Yalnız babam o zamanlar "Kızım istersen voleybol, basketbol falan oyna" demişti. Tabii bu arada kötü bir maksadı da yoktu.Şimdi ona sorsanız "Yok canım, ilk antrenmanına ben götürdüm" der. (gülüyor) Ama babam bana en çok destek çıkan insan oldu hep. Her gün antrenmana götürdü, hiçbir maçımı kaçırmadı, neleri daha iyi yapabilirim diye hep o yönlendirdi. Dolayısıyla ailemden kimse karşı çıkmadı, onlardan hep destek gördüm.

ERKEK TAKIMINDA TEK KIZDIM
- Okuldaki ilanı gördünüz ve futbola başlamak için ilk adımı attınız, sonra neler oldu?
- İlk antrenmanlarda erkek takımında tek kızdım. Üstelik yaşım da küçüktü. Çünkü beni iki yaş büyük erkeklerin takımına almışlardı küçük yaş takımı için fazla iyiyim diye. Böyle böyle senelerce erkek takımındaki tek kız olarak devam ettim. Hatta o takımda uzun süreler kaptanlık bile yaptım. Almanya'da belli bir yaşa gelene kadar erkek takımında oynanıyor. 13-14 yaşlarıma geldiğinde yani tam erkek takımı bırakma zamanım gelip çattığında da 3. ligdeki TSV Schwaben Augsburg'dan bir teklif aldım ve oraya gittim.
- Türkiye en parlak kariyeri olan futbolcu olarak şu günlerde Arda Turan gösteriliyor. Siz de henüz 22 yaşında Paris St. Germain'e transfer olup daha önce de Bayern Münih için oynadınız. Ne dersiniz, size de dişi Arda Turan diyebilir miyiz?
- Beni Arda Turan'a benzettiğiniz için teşekkür ederim. O çok büyük bir futbolcu ve onunla kıyaslanmak benim açımdan çok güzel.
- Futbol sadece erkeklerin oynayıp onların izlediği bir oyun olarak algılanıyor. Sizin gibi başarı öykülerinin artması kadın futboluna olan ilgiyi arttırır mı?
- Tabii ki kadın futbolunda benim gibi büyük takımda oynayan oyuncu sayısı artarsa futbolun bu tarafına olan ilgi artabilir. Belki de yurtdışında oynayan oyuncu sayımız artarsa kadın futboluna daha çok değer verilmeye başlanır.
- Peki, sizce Türkiye'de kadın futboluna olan ilgiliyi arttırmak için neler yapılabilir?
- Türkiye'de kadın futboluna olan ilgi artsın istiyorsak ilk yapmamız gereken şey Türkiye'deki büyük kulüplerin kadın takımlarının olmasını, olanların da güçlenmesini sağlamak. Bunu başardığımız takdirde hem milli takımımız güçlenir hem de uluslararası oyuncularımızın isimleri daha fazla duyulur. Ayrıca gerek milli takımımızın maçları olsun gerekse de Türkiye Kadın Ligi maçları olsun mutlaka televizyonda gösterilmeli. Voleybol ve basketbol milli maçları televizyonda yayınlanıyor, çok güzel, peki bizim onlardan farkımız ne? Hatta futbol çok daha fazla izleyicisi olan bir spor dalı. Dolayısıyla daha çok reklamının yapılmasına ihtiyaç var kadın futbolunun. Ligin formatında da bir değişiklik düşünülebilir, belki lig için de bir sponsor bulunabilir. Bu gibi sorunlar Avrupa'da yok.

YAPAMAZSIN DİYENLERİ DİNLEMEYİN
- Genç yaşta Paris'e transfer oldunuz, sıradaki hedefleriniz ne?
- İlk hedefim yeni sezonda bolca gol atıp yeni transfer olduğum Paris St. Germain'e elimden gelen maksimum katkıyı sağlamak. Bununla birlikte tabii Allah da izin verirse milli takımımızla uluslararası boyutta başarılar elde etmek.
- Sizin gibi futbolcu olmak isteyen genç kızlara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
- Hayallerinin peşini bırakmasınlar ve çok çalışsınlar. Çalışmadan herhangi bir şeyin gerçekleşmeyeceğinin bilincinde olsunlar. Her zaman zayıf noktalarını bulup onun üzerine yoğunlaşsınlar. Ve 'yapamazsın' diyenleri asla dinlemesinler, yollarına devam etsinler.

DÜNYADA RONALDO, TÜRKİYE'DE EMRE
- Futbol dünyasından yerli ve yabancı olarak kendinize belirlediğiniz idoller var mı? Oyun tarzı olarak en çok kimleri beğeniyorsunuz?
- Dünya çapındaki favori oyuncularımın başında şüphesiz Cristiano Ronaldo geliyor. O, her şeye sahip; çok kuvvetli şutları var, kafa toplarında iyi, fazlasıyla hızlı ve bire bir mücadelelerde asla yıkılmıyor. Türkiye'de ise en sevdiğim ve beğendiğim futbolcular arasında Emre Belözoğlu ve Mehmet Topal'ı gösterebilirim.
- Paris ve Münih'teki ortamları kıyaslarsanız neler dersiniz?
- Benim açımdan hem Fransa'daki hem de Almanya'daki ortam gayet güzel. Paris'te de gayet sıcak bir biçimde karşılandım.

43
Genç oyuncu bir önceki takımı Bayern Münih'te 43 maçta görev aldı ve 22 gol attı.

27
Melike'nin yeni takımındaki forma numarası 27 olacak.