Çocuklar anne babanın oyuncağı değil

Çocuklar anne babanın oyuncağı değil

Sosyal medyada ebeveynler sürekli çocuklarının fotoğrafını paylaşıyor. Oysa bu durumun pek çok sakıncaları var. Henüz kendi hayatını kontrol edemeyen çocuğunuz gelecekte size ‘Niye böyle yaptın’ diyebilir. Çocuğunuzun görüntüleri hiç tanımadığınız kişiler tarafından başka amaçlarla kullanabilir. Prof. Dr. Üstün Dökmen, “Günümüzde teknolojik çocuk istismarı yaşanıyor” diyerek ebeveynleri uyardı

Eskiden aile albümleri vardı. Misafir geldiğinde o albümler mutlaka çekmeceden çıkarılır ve uzun uzun bakılarak sohbet edilirdi. Şimdi ebeveyn olanların o albümlerde ya bir fotoğraf stüdyosunda sepetin içinde ya da anne babalarının kucağında özenle giydirilmiş şekilde pozları olurdu. Genelde gururla anlatırdı annemiz o fotoğrafların hikayesini. İlkokula başladığımız günü, mezuniyet cübbesiyle verdiğimiz diplama pozumuzu... Hepsinde bir emek vardı. Ancak devir değişti.
Günümüzde hepimiz birer fotoğrafçı hatta gazeteci bile sayılırız. Açık açık ailemizin onaylı magazinini yapıyoruz. Her anımızı paylaşıyor, kimlerin beğendiğini itinayla takip ediyor, biz de onları beğeniyoruz. Zamanla yarışa dönüşen ve 'en mutlu' benim paylaşımlarından çocuklarımız da nasibini alıyor.
Anne baba rolümüzü, çocuğumuzu nerelere götürdüğümüz, ne yedirdiğimiz, ne giydirdiğimiz paylaşımlarıyla onaylatıyoruz. Bir nevi kişisel tatmin, gösteriş ya da anne baba kimliğiyle varolup takdir görme isteği de denilebilir buna. Peki, farkına varmadan, çok masum olduğunu düşündüğümüz fotoğraflarla aslında çocuğumuzu istismar ediyor olabilir miyiz?

YA ÇOCUK İSTEMEZSE!
Hangi anne baba bilerek çocuğunu tehlikeye atar ki? Okurken 'asla' dediğinizi duyar gibiyim. Aslında o 'paylaş' butonuna basarken içimizdeki his belki de sadece mutluluğu paylaşmak. Ancak büyük resim hiç de masum değil. Çocuk görüntüleri biriktiren pedofili hastalarından organ mafyasına kadar aklınıza gelmeyen pek çok tehlike pusuya yatmış durumda. Çocuğunuzun neşeli havuz fotoğrafına sadece arkadaşlarınızın baktığını düşünüyor olabilirsiniz ancak beğeni geldikçe başka kimlerin görebileceğini kestiremeyebilirsiniz. Her bakışın niyetini ise anlamak mümkün değil.
Peki, paylaşımlarınızda çocuğunuzun rızası var mı? Şaşırdınız değil mi? Sonuçta o bir çocuk! Evet, o bir çocuk ve ilerde paylaştığınız fotoğraflardan rahatsız olabilir. Her halini paylaştığınız çocuğunuz, 20 yıl sonra 'paylaşırken bana mı sordun, neden paylaştın?' derse yanıtınız ne olacak? Çocuklarımızınız mahremiyetini korumak da biz ebeveynlerin görevi.
'Bunları düşünürsek şüpheden yaşayamayız, hiç mi fotoğraf paylaşmayalım' diye düşünebilirsiniz. Ben de böyle düşündüm ve Prof. Dr. Üstün Dökmen'in kapısını çaldım. Dökmen, sosyal medya paylaşımları ile ilgili çarpıcı bilgiler verdi. Gelin masum duygular ile yaptığımız paylaşımların aslında nasıl kodlar içerdiğini Üstün Dökmen'den dinleyelim.

ÇIPLAK FOTOĞRAF PAYLAŞMAYIN
Dökmen, bizim son derece masum görebileceğimiz fotoğraflar konusunda uyarıyor önce ve şöyle diyor:
"Çocuğunuzun fotoğrafını paylaşmak isteyebilirsiniz. Mesela; doğum günü, ilk adımı, okula başlaması, mezuniyeti... Bunları paylaşmak da bir sıkıntı yok. Ancak sürekli çocuğunuzun fotoğrafını paylaşmak doğru değil. Bazı paylaşımlar çocuk istismarıdır. Çocuklarının çıplak, banyo fotoğraflarını paylaşanlar var. Çok ciddi sıkıntı yaratır bu. Herkes iyi niyetle bakmayabilir o fotoğrafa. Alıp çoğaltıp başka yerlerde kullananlar olabilir. Çocuk, kendi haberi olmadan bir cinsel obje olarak kullanılmış olur.
Hadi cinsel obje olmasın, komşunuzun haberi olmadan bir fotoğrafını çekip paylaştığınızda bu suçtur. Bakalım komşunuz istiyor mu? Sormanız lazım. Niçin koydun diyebilir. Çocuktan izin alıyor musunuz? Hayır! 18 yaşına kadar çocuktan anne-baba sorumlu ama anne-baba da bu sorumluluğu nemalanmak için kullanmamalı.
Ben bir yaşımda üzerim hiç elbise olmadan paylaşılmış bir fotoğrafımı bugün görmek istemem. Çocuk büyüdüğünde bunları görmek istiyor mu? Hoşlanır mı? Bunun hesabını veremiyorsanız koymayacaksınız. "Anne baba benim çıplak fotoğrafımı neden paylaştınız?" dediğinde ne cevap vereceksiniz? "Yavrum çok şirin görünüyordun" mu diyeceksiniz. O da "Ama bana şirin gelmiyor" diyecek. Bu çocuğun hakkı. Gelecekte anne babasını suçlamamalı. Arkadaşları 'aaa aslanım böyle fotoğrafın varmış' deyip arşivden çıkardığında rahatsız olacak."

KIRMIZI RUJ TEHLİKELİ
İnstagramda kimi zaman küçük çocukların makyajlı ya da kırmızı rujlu görüntülerine de rastlıyoruz. Dökmen'e bu konuyu sorduğumda yine 'kırmızı alarm' veriyor:
"Kız çocuğuna gelinlik giydirip fotoğrafını paylaşmak da tehlikeli. Çünkü gelin bir cinsel objedir. 'Düğün vardı giydirdik, saçlarını yaptırdık bir de makyaj yaptık, çok şirin oldu.' diye düşünülemez. Olmaz, burada saklı bir cinsellik var. Çocuk ergenlik dönemine kadar cinsiyetsiz bir bedende yaşar. Cinsel istek duymaz. Sekiz yaşındaki bir kız çocuğuna gelinlik giydirip bir de kırmızı ruj sürünce direk cinsel obje olur. Anne baba 'Kızım ne tatlı oldu' diyebilir. Ama bu evin içinde kalmalı. Kırmızı ruj sürüp fotoğrafını paylaşmak hiç uygun değil. Burada çocuğa cinsellik yükleniyor. Kız çocuğu kadın değil ama kadınmış gibi oluyor. Yani -mış gibi olmak dürüstlük değil. 12-13 yaşında küçük kadıncıklar var ortalıkta. Bunlar bir istismardır."

ANNE BABALIK RAFA KALKIYOR
Dökmen'in dikkat çektiği bir başka konu ise ağlayan çocuk videoları. "Kimi zaman anne ve babalar ebeveynliklerini unutuyor" diyen Dökmen bu konuda da şöyle konuştu: "Çocuk çok çocuksu bir sebepten ağlıyor ve ebeveynler bunu çekiyor. Üstelik dakikalarca sürüyor. Müdahale etmeden kayda alıyorlar. Hafif sadomazoşist bir şey var. Ya ne güzel ağladı diyerek çekmeye devam ediyor. O anda anne babalığı rafa kaldırıyorlar. Anne babanın yapması gereken gidip çocuğa sarılmak, neden ağladığını sormak ve onu teselli etmek. Videosunu çekmek, bir de bunu paylaşmak doğru değil."

İSTİSMARIN YÖNÜ DEĞİŞTİ
Dökmen, çocukların görüntülerinin sosyal medyada kullanılmasını istismar olarak tanımlıyor ve bu durumu örneklerle açıklıyor: "Yıllar önce yaşlanınca bana baksın diyerek çocuk yapılırdı. Ülkemizin büyük kesiminde de çocuk, ekonomik meta olarak görülürdü. 10 çocuğum var çalışıp eve para getirsin denilirdi. Kimi tarlaya gider, kimi koyun güder, kimi de şehirde arabaların camını siler. Tüm bunlar çok ciddi çocuk istismarıdır. Çocuğa para getiriyor diye değil, o olduğu için değer vermek gerekir. Koşulsuz sevmek lazım.
Eskilerin yaptığına el yapımı istismar diyorum. Günümüze geldiğimizde ise teknolojik çocuk istismarını görüyoruz. Anne baba çocuklarının her anını paylaşıyor. Beğeni geldikçe takipçi topluyor. Bundan gelir elde eden ebeveynler oluşuyor. Dışarda araba camı sildirmekle bunun arasında pek fark yok. İnternette çocuklarının üzerinden para kazanmak da bir istismardır."

Aklınıza gelmeyen başınıza gelmesin
Geçirdiğiniz eğlenceli bir gün sonrası çocuğunuzun mayolu fotoğrafını sosyal medyada paylaştınız. Ne kadar neşeli ve masum değil mi? Siz de onun bu halini arkadaşlarınız görsün istiyorsunuz. Peki, sadece arkadaşlarınız mı görüyor? Ya da takipçilerinizin hepsi masum mu? Hesabım nasıl olsa gizli diye içiniz rahat mı? Arkadaşlarınızın arkadaşları paylaşımlarınızı görüyor olamaz mı? Pedofili birinin çocuğunuzun fotoğrafları kaydedip sürekli bakması, üzerinde değişiklikler yapması, porno sitelerde paylaşması mümkün desek... Tüyleriniz diken diken oldu değil mi? Çok paranoyakça mı geliyor. Söz konusu çocuklarımızsa şüpheci olmanın da zararı olmaz değil mi?

İsimlerini etiketlemeyin
Fotoğrafların üzerini etiketlemek, isimlerini paylaşmak çocuğunuzun özelini de dış dünyaya açmak anlamına geliyor. Geçmişte kavga ettiğiniz komşunuz, organ mafyası, suç odaklı diğer gruplar... Çocuğunuz büyüdüğünde kendi hesap açmak istediğinde, etiketlediğiniz fotoğraflar sürekli karşısına çıkacak. Silseniz bile uçsuz bucaksız internet deryasında kim bilir nerede karşısına çıkacak?

Okulunu paylaşmayın
Okulun ilk günü, güzelce giydirdiğiniz çocuğunuzun mutluluğunu paylaştınız. Üstelik okulun konumunu da paylaştınız. Onu en iyi özel okula kaydettirebildiğiniz için de gururlusunuz. Lüks arabanızla her sabah okula bırakıyorsunuz ve bunu paylaşıyorsunuz. Herşey nasıl da mükemmel... Peki, ya görmediğiniz şeyler varsa? Mesela gelir durumunuzun iyi olduğunu açıkça sergilediğiniz o takipçileriniz arasında iştahı kabaranlar varsa... Sizi takip ederek zaten çocuğunuzun en sevdiği yemeği, adınızı, nerde oturduğunuzu, arabanızın markasını hatta rengini, ne iş yaptığınızı biliyor. Bütün bunların kötü amaçlı kişiler tarafından kullanılmayacağından ne kadar emin olabilirsiniz!