Acı yok oluyor özlem asla

Acı yok oluyor özlem asla

Fransa’nın dünyaya armağan ettiği en önemli seslerden Patricia Kaas, 26 Ekim’de Zorlu PSM’de konser verecek. Genç yaşta anne ve babasını, sonra da erkek kardeşini kaybeden müzisyen, “Üzüntümü hep bir kenara ittim. Oysa birini kaybettiğinizde acıyı bastırmak yerine onun yasını tutmalısınız” diyor

Geleneksel Fransız şansonlarını pop, caz ve blues potasında eritip kendine özgü bir tarz yaratan Patricia Kaas, müzikte 30 yılı geride bıraktı. Kariyeri boyunca hayatı tüm gerçekliğiyle anlatan şarkılar söylemeyi tercih etti, çok sevdiği sahneyi hiç terk etmedi. Matmazel romantik diye anıldı ama onun romantizmi genç yaşta yaşadığı acılara rağmen hayata karşı olan umudunu hiç yitirmemesinde gizli. Geçen yıl kendi adını taşıyan son albümünü yayınlayan ve hemen ardından turneye çıkan 51 yaşındaki şarkıcı, 26 Ekim'de Atlantis Yapım işbirliği ile Zorlu PSM'de konser verecek. Kaas, konser öncesinde Paris'teki evinden telefonla sorularımıza yanıt verdi.

- Tüm dünya zor bir dönemden geçiyoruz. Bu durum sizi nasıl etkiliyor?
- Umarım arkamızda bir Üçüncü Dünya Savaşı bırakmayız. Kuzey Kore benzeri problemler dünyanın her yerinde var. İklim değişikliği bile bizi etkiliyor. Gerçekten çılgın bir dönemdeyiz. Çılgın derken iyi anlamda söylemiyorum. Bu durum çok korkutucu. Sokakta dolaşırken kendini özgür ve güvende hissedemiyorsun. Bir ses duyuyorsun, bir alarm hemen tepki gösteriyorsun, "Yine ne oldu?" diye. Bu durum çok üzücü.

- Le jour et l'heure (Gün ve Saat) adlı şarkınız 2015'te Paris'te gerçekleşen terör saldırısı sonrasında yazıldı. Terör olayları kapanmayan yaralar açıyor. Bu acıyla yaşamayı öğrenmemiz mi gerekiyor?
- Hepimiz, hayatımızın bir döneminde çalan telefonla birlikte kötü bir haber almışızdır. Bir kayıp, kaza... O anı hiçbir zaman unutmayız. Hayatımıza damga vurur. Sadece terör olaylarıyla sınırlı değil bu durum, sevdiğimiz biriyle ilgili aldığımız kötü haber her zaman sarsıcıdır. Ama bu da hayatın bir gerçeği. Ben de anne ve babamı genç yaşta kaybettim. Ama üzüntümü hep bir kenara ittim. Bunun doğru bir yol olmadığını ise sonradan anladım. Birini kaybettiğinizde acıyı bastırmak yerine yasını tutmalısınız. Çalışırsam unuturum, düşünmemem lazım dememelisiniz. Sonrasında kendinizi iyi hissetmek istiyorsanız düşünmeli ve bu acıyı yaşamalısınız.

- Peki bu acı bir gün geçiyor mu?
- Tecrübelerime dayanarak acının zamanla yok olduğunu söyleyebilirim ama birini özlemeyi asla bırakamıyorsunuz. Öte yandan üzüntülü dönemlerimin bana hayatı öğrettiğini fark ettim. Nasıl davranmam gerektiğini, kim olduğumu bu sayede öğrendim.

BİR BAŞKA KADIN ELİ

- Siz güçlü bir kadınsınız. Adele adlı şarkınızda genç kadınlara sesleniyorsunuz. Tecrübeleriniz ışığında hakları için savaşan kadınlara tavsiyeleriniz var mı?
- Hakları konusunda konuşmam doğru olmaz. Ben feminist değilim. Politize bir müzisyen de değilim. Ama benim yaşıma gelip genç kadınlara tavsiyelerde bulunmak güzel. Çünkü benim de deneyimlerim var. Bu dünyada kadın olarak var olmanın kolay olmadığını biliyorum. İnsanlar çoğu zaman sizin yeterince güçlü olduğunuza inanmıyor. Annemi küçük yaşta kaybettim. Keşke yanımda, hayatımda izleyeceğim yolu gösterecek bir kadın olsaydı. Gençken elinizden tutacak bir başka kadın eline ihtiyaç duyuyorsunuz.

- 30 yılı aşkın bir kariyer. Geriye dönüp baktığınızda neler hissediyorsunuz?
- Gururluyum. Çok çalıştım, çok güzel şeyler yaşadım. Müzik dünyasında var olmak kolay değil. Çünkü müzik sürekli değişiyor. Her gün yeni müzisyenler çıkıyor. İşimiz albüm yapmaktan ibaret değil. Demek ki sesimin yanı sıra kişiliğimle de insanlara dokunabilmişim.

- Spot ışıkları altında olmak sizi hiç yormadı mı?
- Tabii ki fiziksel anlamda yorulduğum oldu. Ama hiçbir zaman artık şarkı söylemek istemiyorum gibi bir düşüncede olmadım. Sahnede olmayı, şarkıyı söylemeyi seviyorum. Stüdyoda yeni şarkılar kaydetmek de heyecan verici ama sahne bambaşka. Orada hiçbir şey sahte değil. İnsanlar bilet alıp seni dinlemeye geliyor. Kimi ağlıyor, kimi gülümsüyor. Her seyirci şarkıya kendi hayatını katıyor.

- Paris'teki saldırı bir konser sırasında gerçekleşti. Bu sizi hiç korkutmadı mı?
- Hayır. Paris saldırısının ardından iki üç hafta kimse konser vermedi. Ama genel olarak baktığımızda her ülkede sorunlar var. Korkmadığımı söylemiyorum, elbette korkuyorum. Ama bu konuda çok fazla düşünmeye başlarsanız evde oturur, kapıyı kilitler ve hiçbir şey yapamazsınız. Oysa hayat devam ediyor.

ZOR BİR DÖNEMDEN GEÇTİM, GERİDE KALDI

- Bir röportajınızda mutlu aşk şarkıları söylemeyi tercih etmediğiniz bir dönemde olduğunuzu söylüyorsunuz. Neden?
- Ben hep derinliği olan şarkılardan etkilendim. Mutlu şarkılar, "Seni seviyorum", "Beni seviyor musun?" diyen şarkılar beni daha az etkiliyor. Bunda anne-babamı ve erkek kardeşimi kaybetmiş olmamın etkisi olabilir. Bu yüzden daha duygusal bir müzisyenim. İtiraf etmesi güç olsa da kısa bir süre önce zor bir dönemde geçtim, yardım istemek durumunda kaldım. Ama yardım almaya başladıktan altı ay sonra kendimi daha iyi hissediyordum. Şimdi daha iyiyim, kendime güvenim geldi. Çevrenizde konuşacak birinin olması önemli, belki de hepimizin içinde dışarı çıkarmamız gerekenler var.

GÜZEL ANLARI KAÇIRIYORLAR
Konserlerde hatıra olsun diye kısa bir kayıt almayı ya da fotoğraf çekmeyi anlıyorum. Ama konser boyunca kayıt yapanlar en güzel anları kaçırıyor. Konseri küçük bir ekrandan izliyorlar.