Büyükada'da Almanya'yı açığa düşüren itiraf

Büyükada'da Almanya'yı açığa düşüren itiraf

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca ''terör örgütüne yardım edildiği'' iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında Büyükada'da gözaltına alınan ve tutuklanan Alman uyruklu Peter Frank Steudtner'in savcılık ifadesinde, "Benim Türkiye'ye girişimden nerede kalacağıma kadar İstanbul'daki Alman temsilciliğinin bilgisi vardır. Zira bizde kullanılan Elepant(Fil) isimli program sayesinde otomatik olarak yurttan çıkışımız ve başka ülkeye girişimiz konsolosluk tarafından takip edilebiliyor. Söz konusu formda, Türkiye'de ziyaret edeceğim yerler ve iletişim bilgilerim bulunmaktadır. Bu sebeple benim gizli olarak toplantıya katılmam söz konusu dahi değildir." dedi.

  • AA
  • Dünya
  • Salı 25.07.2017 10:32

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nca, Büyükada'da yapılan bir toplantıda "terör örgütüne yardım ettikleri'' iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve akabinde çıkarıldığı hakimlikçe ''terör örgütüne yardım etme'' suçundan tutuklanan Alman uyruklu Peter Frank Steudtner'in savcılık ifadesinin detayları belli oldu.

Büyükada soruşturması'nda 2 tutuklama!

Steudtner savcılık ifadesinde, Berlin'de ikamet ettiğini, genel olarak serbest çalıştığını, bazen danışmanlık faaliyetlerinde bulunduğunu belirterek, Almanya'da birçok sosyal örgüte üye olduğunu ve bunların genel olarak insan haklarına ve şiddete karşı faaliyet yürüten dernekler olduğunu söyledi.

Büyükada'daki toplantıdan, İstanbul'a gelmeden iki hafta önce aynı soruşturmada tutuklanan Ali Gharavi isimli arkadaşının bahsederek kendisini davet ettiği anlatan Steudtner, "Uçak ve otel masraflarını bizzat karşıladıktan sonra bunu toplantıyı finansa eden Hivos isimli Hollandalı İnsan Hakları kuruluşundan fatura karşılığında yer alacaktım. Hivos'un finanse ettiği bu toplantıyı Türkiye'den İnsan Hakları Platformu isimli kuruluş organize ediyordu. Benim uzmanlık alanım kişilerin stres ve psikolojik sağlık hususunda iyi oluş halini sağlamak ve psikolojileri korumak konularındadır. Uzmanlık deneyimlerimi paylaşmak, kolaylaştırıcı görevi ile toplantıya katılım sağladım." ifadelerini kullandı.

(Peter Frank Steudtner)

Büyükada'daki toplantı baskınıyla ilgili şok gelişme

Aynı zamanda güvenli bir veri iletişimi ve veri bütünlüğünün sağlanması konusunda da bilgiye sahip olduğunu belirten Steudtner, toplantıda üç gün süre insan hakları örgütlerinde çalışan kişilerin şiddete maruz kalan kişilerle yaptıkları mülakatlar sonucunda, maruz kaldıkları stres ile baş etme hususunda bilgi verdiğini söyledi.

Toplantı sırasında genel olarak hacker saldırılarının önlenmesi, dijital materyellerin üçüncü kişilerin eline geçmesinin engellenmesi ve bu cihazlardaki bilgilerin güvenliğinin sağlanması konusunda konuştuklarını anlatan Steudtner, "Herhangi bir katılımcının bilgisayarına fiziki müdahalede bulunmadım. Bunların üzerinde herhangi bir şifreleme işlemi yapmadım. Bana bu şahıslar tarafından data olarak verilen belge, resim yahut video olmadı. Toplantı sırasında benim konuştuklarımı üç ayrı tercüman çevirdi. Bunlardan ikisinin adı Ahmet'ti. Fakat diğerinin adını bilmiyorum." diye konuştu.

- ''Ahmet isimli çevirmen....''

Ahmet Tunç Tunçten isimli çevirmenin söylediklerini normal olarak doğru bir şekilde dinleyenlere anlattığını fakat soy ismini bilmediğim Ahmet isimli diğer çevirmenin katılımcılarla kendisinin söylediği hususlar dışında konuştuğunu, bu nedenle kendisiyle tartıştığını öne süren Steudtner, toplantıda konuşulan konular arasında ''sosyal medya üzerinden provokasyon yapılması'' yahut ''sosyal medya üzerinden halk ayaklanması planlanması'' şeklinde bir konunun konuşulmadığını iddia ederek, ifadesinde şunlara değindi:

"Bildiğim kadarıyla şahsım burada bir terör örgütünün toplantı yaptığı zannıyla suçlanmaktadır. Ancak bu husus doğru değildir. Türkiye dışında da herhangi bir ülkede ajanlık suçlamasıyla karşılaşmadım. Bana sorulan Ahmet Tunçten isimli şahsın ifadesinde belirtildiği şekilde konuşmalar toplantı sırasında geçmiştir. Ancak Suriye ile ilgili bir konu olmadığı ve Suriye haritası üzerinde bir konuşma yapılmadığını biliyorum. Bu husus doğru değildir. Bunun haricinde toplantıda polsiten veri saklamak bunların ulaşımını engellemek şeklinde bir konuşma geçmedi. Genel olarak insan hakları derneklerini ve üyelerinin sosyal medya ve data verilerinin üçüncü kişiler tarafından ele geçirilmesine karşı koyma, herhangi bir hacker saldırısına karşı koyma, şifreleme, yedekleme ve kriptolama konuları konuşuldu.

Toplantı sırasında ByLock isimli programdan bahsedildi. Ama benim bu konuda bilgim yoktu ve bana bilgi verilmedi. Bunun dışındaki iletişim programlarından Signal, Vire, WhatsApp isimli programlar hakkında konuştuğumuzu hatırlıyorum. Soy adını hatırlayamadığım Ahmet isimli şahıs ile toplantı arasında bloklanan ve yasaklanan sitelere erişimi ile ilgili bana sorular sorduğunu ve konuştuğumuzu hatırlıyorum. Soy ismini hatırlamadığım Ahmet isimli çevirmen kendi başına ByLock ifadelerini kullanarak katılımcılara bir şeyler söylediğini fark ettim. Toplantıdaki kişiler arasında ByLock isimli program hakkında konuştuklarını fark ettim fakat bu soruları bana çevirmediler. Kendi aralarında Türkçe konuştular. Bu konuda çevirmen ve konuşmacılar arasında tartışma oldu.

Benim Türkiye'ye girişimden nerede kalacağıma kadar İstanbul'daki Alman temsilciliğinin bilgisi vardır. Zira bizde kullanılan Elepant isimli program sayesinde otomatik olarak yurttan çıkışımız ve başka ülkeye girişimiz konsolosluk tarafından takip edilebiliyor. Bu program ziyaret ettiğimiz ülkelerde başımıza olumsuz bir durum gelmesi durumunda bununla temsilciliğin ilgilenebilmesi ve aileme haber verilmesi için dizayn edilmiş ve kullanıma sunulmuştur. Söz konusu formda, Türkiye'de ziyaret edeceğim yerler ve iletişim bilgilerim bulunmaktadır. Bu sebeple benim gizli olarak toplantıya katılmam söz konusu dahi değildir.''

Almanya'da faaliyet gösteren FETÖ, PKK, DHKP/C isimli Türkiye menşeli örgütler ile bugüne kadar herhangi bir temasının olmadığını öne sürerek, bu örgütlere mensup hiçkimse ile irtibat kurmadığını ve Türkiye'de bulunan kollarıyla da herhangi bir irtibatının da olmadığını savunan Steudtner, netice olarak insan hakları örgütlerine yardımcı olabilmek amacıyla zaman zaman bu toplantılara iştirak ettiğini, kendi mensubu olduğu af örgütü ve diğer kuruluşlarla da bu tür çalışmalar yaptığını ve söz konusu toplantıda yasa dışı herhangi bir konu konuşulmadığı için bir suç unsuru olmadığını iddia etti.