AYŞE KİLİMCİ: Seçim her gün geçim her gün

  • Egeli Sabah
  • Cumartesi 06.04.2014
Kamile Hülya çalışmaktan kendini heder eden kadınlardan. Çalıştı, didindi, işini kendi tuttu, iki oğlu doğduğunda biraz ara verdi iş hayatına, sonra gene çalıştı, ellerinden gayrı kime güvensin çalışmayıp! Oğlanlar yetişti, kendi düzenini kurdu, kocasıyla kendi emekli oldu. Zamanında aldıkları arsaya ikiz villa yapıp, birinde oturdular, ötekini oğlanlara yazlık niyetiyle dayayıp döşediler. Sonra, mahallelinin pansiyoncu sandığı insanlar gelip gitmeye başladı o eve. Oturdukları sahil kasabasında yazın herkesin konuk trafiği yoğundur, kimse kimsenin gelenine gidenine dikkat etmez. Kocasının peşine takılıp gelen konuklar hep çift olurdu, kadınlı erkekli gelirlerdi. Arada evin eksilen bir şeyi olursa, Kamile Hülya uzatıverirdi. Kendi, kocası, konu komşu Kamile söylese de adını, konuklar Hülya demeyi yeğlerdi. Balkonda mangal yaptıklarında iki şiş uzatıp, "Bi yudum iç, hatırımız için" diye içki uzatmaya kalktıklarında, et şişini alır, kadehi kibarca geri çevirirdi Kamile Hülya. "Kız ölmezsin. Ağrın sızın varsa çeker alır" dedi bir gün misafiri kadın. "Bunu fondip yap. Bak bakalım kocan sana hayır diyebiliyor mu!" dedi bir diğeri. Çalıp söyleyip, iki dönüp oynayıp, sofra kurup, denize girip, şarkılar söyleyip, şenlendirip durdular mahalleyi. Konukları ardına takıp getirmeyi sürdürdü kocası. Kışın kış turistiydi gelenler, baharın cemre turisti. Yerel seçimler öncesi gelenlerin ikinci gecesiydi ki, ev basıldı. Kamile Hülya'nın kocasına kelepçe vurdular. Konuklar yüzlerini örtüp öyle çıktı evden. Kadın polisler üst baş yoklaması yaptı. Bir gün öncesi seçimi geçimi konuşuyorlardı oysa. Hiç yapmadığı şeyi yapıp, konukların tarafına geçip oturmuştu Kamile Hülya hanım. Bir cıgara tellendirmişlerdi, kızlarla. Aman bir neşeli, bir dili güllü kızlardı ki hepsi...Yoldaşları da hoş genç adamlardı. Seçim coşkusunu sarakaya alıyorlardı, "Seçim bir gün, geçim her gün" diyerek. "Kime verceksiniz anam, siz?" diye sorduğunda, kadıncağızın yüzüne ardı arkasına kahkahayı patlatmışlardı, azıcık alınmıştı kadıncağız... "Parayı kim veriyorsa, ona" dedi kızın biri. "Aman estağfurullah" dedi kadıncağız. "Sen kime vereceksin Hülyanım?" dediler? "Her zamankine" dedi, buna da güldüler. "Arada bir değiştirmek iyidir" dediklerinde, "Aaa olmaz, onu gördük, onu bildik, elim varmaz başkasına" dediğinde de pek güldüler. "Elin varmasın canım, o senin huzuruna varsın" dediklerinde, "Baykal'a veririm, gerçi o da gitti, yerine gelen de pek çehre fukarası garibim" dediğinde gülmekten öldüler. Bu kadar gülmeyi içki içtiklerine verdi, kendi de çok oturmadı zaten, izin isteyip kalktı. Kendi tarafına geçerken, kızlar, "Ona veren verdi kız Hülyanım" diye bağırışıyorlardı. Sonra işte, polisler geldi, kızlar gitti, kocasını götürdüler, ev mühürlendi. O da küstü, oy atmaya gitmedi.