Türkiye'nin altını İstanbul'da saklanacak

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, Elazığ'da düzenlenen ''Para Politikaları'' konulu toplantıda ekonomik gelişmeleri değerlendirdi.

  • AA
  • Ekonomi
  • Cuma 06.07.2012 15:21
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, Türkiye'de hane halkı tasarruflarının yetersizliğine işaret ederek, ''Hane halkının özellikle tüketicilerin aşırı borçlanmasının önüne geçer, buna mukabil kredileri firmalara, özellikle küçük ve orta boy firmalara verdirebilirsek, bankalarımıza bunu sağlayacak teşvik sistemlerini kurabilirsek o kadar rahat şekilde ekonomide hem iç hem dış talebin dengelenmesi konusu gerçekleşecek'' dedi.

Merkez Bankası ve Dünya Gazetesi ile Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası'nın işbirliğinde Elazığ'da ''Para Politikaları'' konulu toplantı düzenlendi.

Başçı, buradaki konuşmasında, kendisinden önce söz alan Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı'nın ''Bankalarımız KOBİ'lerimize birazcık kolaylık sağlayabilirler mi'' diye sorduğunu belirtti ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) yakın zamanda yaptığı Basel2 düzenlemesini hatırlattı.

İş aleminin ilk zamanlarda bu düzenlemeden çekindiğini, bunun nedeninin de ilerleyen yıllarda şeffaf bilançoların gerekecek olması olduğunu anlatan Başçı, ama burada çekinilecek bir şey olmadığını söyledi.

Erdem Başçı, bu düzenlemenin gerçekten modern, önemli bir adım olduğunu, hem yeni Türk Ticaret Kanunu hem de Basel2 uygulaması ile özellikle küçük ve orta boy işletme kredilerine bir avantaj sağlandığını belirtti ve ''Tüketici kredilerine göre KOBİ kredileri biraz daha avantajlı muamele görecek BDDK açısından. Dolayısıyla bankacılarımız da bu tür kredileri vermekte daha rahat davranacaklar ve burada aslında bir teşvik sağlanmış olacak'' dedi.

Bu uygulamada kredi risk ağırlığının KOBİ'ler için 75'e düşürüldüğünü ifade eden Başçı, tüketici kredilerindeki risk aralıklarının ise değiştirilmediğine dikkati çekti. Başçı, ''Tüketici kredilerindeki risk aralıkları değiştirilmedi oldukça yüksek seviyelerde kalmaya devam ediyor. Bu doğru bir strateji'' diye konuştu.

Türkiye'nin tüketimi değil üretimi finanse etmeyi teşvik etmesinin ''doğru bir tercih'' olduğunu dile getiren Başçı, şöyle devam etti:

''Bizim şu anda mümkün olduğu kadar hane halkı tasarruflarını, firma tasarruflarını artırmamız gerekiyor. Bununla ilgili adımlar atılıyor, konjonktürel adımlar atıldı, yapısal adımlar da atıldı. Bunların yürürlüğe girmesi yakındır. Dolayısıyla biz burada ne kadar hane halkının, özellikle tüketicilerin aşırı borçlanmasının önüne geçer ve daha makul seviyede borçlanmalarına devam etmelerini sağlarsak, buna mukabil kredileri daha ziyade firmalar kesimine ve özellikle de küçük ve orta boy firmalara verdirebilirsek, bankalarımıza bunu sağlayacak teşvik sistemlerini kurabilirsek o kadar rahat şekilde ekonomide hem iç hem dış talebin dengelenmesi gerçekleşecek. Aynı zamanda da bizim (ılımlı) dediğimiz büyüme süreci yurt dışındaki şartlar kötü bile olsa devam edebilecek ve Türkiye makul büyüme hızlarını sürdürebilecek. Bu arada Merkez Bankası'nın temel işi de enflasyonu düşürmeye odaklanıp fiyat istikrarını sağlamaya odaklanmak olmaya devam devam edebilecek, işimiz daha kolay olacak.''

''Çin'i kendi geçmişiyle karşılaştırmak lazım''

Başçı, küresel ekonomik gelişmeleri değerlendirirken de yakın zamanda bütün dünyadan büyümeyle ilgili zayıf sinyaller gelmeye başladığını söyledi. Enflasyondaki görünümün ise nispeten daha aşağı yönlü olmaya başladığını, küresel enflasyonda bir miktar düşüş gerçekleştiğini ve bunun bir süre daha devam etmesinin beklendiğini bildirdi.

Başçı, emtia fiyatlarında da yakın zamanda bir miktar gevşeme olduğuna işaret etti.

Merkez Bankası Başkanı, büyüme tarafına bakıldığında gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasında çok dikkat çekici bir durumun olduğunu, gelişmekte olan ülkelerin büyüme hızının her zaman ve her durumda gelişmiş ülkelere göre daha yüksek olduğunu söyledi.

''Burada uzun vadeli veya trend anlamında bir ayrışma söz konusu'' diyen Başçı, şunları kaydetti:

''Gelişmekte olan ülkeler daha hızlı büyüyorlar. Bu işin tabiatı gereğidir. Onların zaman içinde gelişmiş ülkeleri yakalaması gerekir. Kişi başı gelir farklarının azaltılması için daha hızlı büyümeleri normaldir ve olumlu bir gelişmedir, ancak konjonktürel dalgalanmalara baktığımızda hem gelişmiş ülkelerin hem de gelişmekte olan ülkelerin konjonktürel küresel dalgalardan etkilendiğini görüyoruz. Özellikle 2008 sonlarında başlayan Lehman krizinden hem gelişmiş ülkeler hem de gelişmekte olan ülkeler oldukça fazla miktarda etkilendiler.

Yakın zamana ilişkin bahsettiğim büyümeyle ilgili zayıflama sinyalleri de hem gelişmiş ülkeler için söz konusu hem de gelişmekte olan ülkeler için söz konusu. Özellikle en başta Çin ile ilgili nispeten zayıf veriler gelmeye başladı. Gerek öncü göstergeler gerek açıklanan büyümeyle, üretimle ilgili veriler nispeten daha zayıf bir görünüme işaret ediyor. Tabi Çin'i kendi geçmişiyle kıyaslamak lazım. Kendi geçmişinde her yıl yüzde 10 mertebesinde büyürken şimdi belki yüzde 8'lere yüzde 7'lere doğru bir azalma var büyümede. Onlar açısından bu bir yavaşlama esasında. Dolayısıyla böyle bir arka planda çalışıyoruz şu anda.''

Başçı, işsizlik tarafına bakıldığında da alınan onca politika tedbirine rağmen işsizlikteki düşüşlerin daha sınırlı kaldığını, özellikle Avrupa'da, ABD'de ve İngiltere'de nispeten sınırlı ve arzu edilenin altında bir resim bulunduğunu söyledi.

Başçı, Avrupa'da işsizlik oranının dikkat çekici bir şekilde artmaya devam ettiğini de dile getirdi ve ''Avrupa'da daha atılması gereken adımlar var. ABD de bir miktar iyileşme var ama o da kendi ifadeleri tatmin edici düzeyde değil işsizlikteki düşüş. İngiltere'de gene işsizlik yüksek seyretmeye devam ediyor'' diye konuştu.

''İş alemiyle konuştuğumuzda moraller nispeten Türkiye'de yüksek''

Merkez Bankası Erdem Başçı, Türkiye'de yüzde 20'ler mertebesindeki ihracat artışının çok önemli bir başarı olduğunu belirterek, ''Bunun için ihracatçılarımızı tebrik etmek lazım'' dedi.

Başçı, Orta Vadeli Program'daki projeksiyonlara göre Türkiye'nin bu yıl yüzde 4, gelecek yıl için de yüzde 5 büyüyeceğinin tahmin edildiğini belirterek, ''Merkez Bankası olarak biz buna katılıyoruz, halen bu tahminlerimizi değiştirmiş değiliz'' dedi.

Avrupa ile kıyaslandığı zaman Türkiye için beklentilerin daha olumlu olduğuna işaret eden Başçı, alınan bütün politika tedbirlerine rağmen Türkiye'nin iç dinamiklerinin son derece güçlü olduğunu, iş alemiyle konuştuklarında da morallerin Türkiye'de Avrupa'ya göre nispeten daha yüksek olduğunu söyledi.

Lehman krizi sonrasında Avrupa'da ve Türkiye'de alınan tedbirleri hatırlatan Başçı, enflasyon ve cari açığa ilişkin riskleri kontrol altında tutmak için likidite politikasında oldukça sıkı bir duruş izlediklerini, şu anda da temkinli bir duruş izlemeye devam ettiklerini bildirdi.

Türkiye'yi Avrupa'dan ayrıştıran en önemli faktörlerden birinin da kamu borç yükü olduğunu kaydeden Merkez Bankası Başkanı, Türkiye'de kamu borç yükünün yüzde 40'ın altında olduğunu kaydeden Başçı, bunu korumak için dikkatli politikaların devam etmesi gerektiğini dile getirdi. Başçı, 2012 yılının sonunda da yüksek ihtimalle yüzde 37 civarında bir yere gelineceğini vurgulayan Başçı, şöyle konuştu:

Bankaların tahsili gecikmiş alacakları

Bankaların tahsili gecikmiş alacakları konusunda da bilgi veren Erdem Başçı, 2009 yılı sonlarında firma tahsili gecikmiş alacakların yüzde 5, tüketici tahsili gecikmiş alacaklarının da yüzde 4'ler seviyelerinde olduğunu hatırlattı.

Şu anda İspanya'da bu oranın tüketici kredileri için yüzde 8'ler mertebesinde olduğuna işaret eden Başçı, ''Tahsili gecikmiş alacak oranları Türkiye'de şu anda tüketici kredileri için yüzde 2, firma kredileri için ise yüzde 2,6 seviyelerine kadar düştü. Düşük seyretmeye de devam ediyor. Bu bizim için çok önemli. Bu bir yerde Türk bankacılık sektörünün çok iyi durumda olduğunu, vatandaşlarımızın da borcunu bankalara ödeyebildiğini gösteriyor'' dedi.

Çek rakamları

Çeklerle ilgili rakamları biraz dikkatli okumak gerektiğini anlatan Başçı, Merkez Bankası'nın web sayfasında yayımlanan istatistiklerdeki artışlarla ilgili şu bilgileri verdi:

''Onlarda mahkemelerle ilgili olan istatistiklerde olağanüstü bir artış var, onu olağan karşılamak lazım. Yani mahkemelerde bu dosyalar birikmişti. Hapis cezasının kalkıp kalkmayacağı belli değildi, mahkemeler o kararlarını erteliyorlardı. Karar çıkıp da hapis cezası kalktıktan sonra mahkemelerin yapması gereken şey, gerçekten eğer bir yasaklama kararı gerekiyorsa çek yazma yasağı getiriyor hapis cezası yerine şu anda. Hızla mahkemeler birikmiş olan o dosyalarını eritmeye başladılar. Dolayısıyla oradaki artış onu dikkatli yorumluyorlar. Oradaki olağanüstü artış mahkemelerde birikmiş dosyaların temizlenmesidir. Bu bu şekilde biraz daha yüksek seyretmeye devam edecek birkaç ay daha.''

Karşılıksız çeklerin kendisinde de bir miktar artış olduğunu kaydeden Başçı, burada da karşılıksız çeklerin toplam çeklere oranına bakılması gerektiğini söyledi.

Dış denge için alınan tedbirler cevap vermeye başladı

Dış denge açısından bütün alınan tedbirlerin cevap vermeye başladığını kaydeden Başçı, 2010 yılı sonunda ithalatın çok hızlı, ihracatın ise çok yavaş arttığını, bugün ise Türkiye'de ihracatın yüzde 20'ler mertebesinde artış olduğunu, ithalatın ise daha yatay bir seyir izlediğini dile getirdi.

Yüzde 20'ler mertebesindeki ihracat artışının çok önemli bir başarı olduğunu da vurgulayan Merkez Bankası Başkanı, ''Bunun için ihracatçılarımızı tebrik etmek lazım. Çünkü çok hızlı bir şekilde zor piyasalardan, Avrupa piyasalarından başka piyasalara ihracatlarını kaydırıyor. Buna da büyük ihtiyaç var şu anda. Çünkü avro dolara karşı ciddi bir şekilde değer kaybetti. Avrupa'daki talep de düşmeye başladı. Böyle bir ortamda ihracat artışı gerçekten büyük bir başarı'' diye konuştu.

Cari denge

Enerji hariç cari dengeye bakıldığı zaman neredeyse oradaki açığın kapandığını ve sıfıra yakın bir noktaya gelindiğini, enerji dahil cari açığın ise azalmaya devam ettiğini kaydeden Başçı, Orta Vadeli Programda bu yıl için 65 milyar dolar civarında bir cari açığın öngörüldüğünü, gelişmelere bağlı olarak konun biraz daha izleneceğiz, fakat yıl sonunda bu rakamın biraz daha altında bir cari açığın görülebileceğini bildirdi.

''Para politikası temkinli duruşunu sürdürecektir''

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, yılın son çeyreğinde enflasyonda belirgin bir düşüş gözleneceğini, cari açıkta da geçen yılın ekim ayında başlayan iyileşme eğiliminin devam etmesinin beklendiğini belirtti. Başçı, büyümenin de 2012 yılı boyunca ılımlı seyretmesinin öngörüldüğünü bildirdi.

Başçı, buradaki konuşmasında, bankanın döviz rezervlerinin bugün itibariyle 93 milyar doların üzerinde olduğunu, bu rakamın daha da artacağını tahmin ettiklerini söyledi. Başçı, şunları kaydetti:

''Bunu iki kanaldan artırıyoruz. Birincisi ihracatçılarımıza Eximbank üzerinden reeskont kredisini Türk lirası veriyoruz, tahsil ederken döviz cinsinden tahsil ediyoruz. Dolayısıyla bu döviz rezervlerimizi doğrudan artırıyor. Buradan yılın tamamı için rezervlerimizde 8 milyar dolarlık artış bekliyoruz. İkincisi bankaların, Türk lirası zorunlu karşılık yerine arzu ederlerse altın veya döviz getirmelerine izin veriyoruz. O şekilde de döviz rezervlerimiz artmış oluyor. Bu iki kanaldan gelen artışlarla yıl sonunda benim tahminim 100 milyar doları rahatlıkla geçeriz diye düşünüyorum eğer olağanüstü bir gelişme olmazsa...''

''Altın rezervleri İstanbul Altın Borsası'nda da tutulacak''

Başçı, altın dahil rezervlere bakıldığında burada da artış olduğunu ve bu artışın devam edeceğini bildirdi.

Bu konuda yeni bir adım daha atacaklarını anlatan Başçı, ''İstanbul Altın Borsası ile çalışmaları bitirmek üzereyiz. İstanbul Altın Borsası İstanbul'da da saklama hizmeti sağlamaya başlayacak. Dolayısıyla bundan sonra Merkez Bankası kasasında saklanan altın rezervine ilave olarak İstanbul Altın Borsası'nda tutulan kısmı da başlatıyoruz ve altın rezervlerimizin daha büyük bir kısmı Türkiye'de tutulur hale gelecek'' dedi.

Başçı, diğer kısımların TCMB adına İngiltere Merkez Bankası'nın kasasında ya da ABD Merkez Bankası'nın Newyork'taki kasalarında tutulduğunu da söyledi.

''Türkiye'deki ılımlı büyüme devam edecek''

Başçı, özel sektör yatırımlarının devam ettiğini, iş gücüne katılımın oldukça yüksek olduğunu ve işsizlik oranlarının düştüğünü, sanayi üretimi verilerinin de ılımlı büyüme ile uyumlu olduğunu bildirdi.

Satınalma Yöneticileri Endeksi'ne dikkati çeken Başçı, bu endeksin öncü bir gösterge olduğunu belirterek, ''Bu endeks Türkiye'de 50 sınırlarına kadar geldi, ancak son açıklanan veri, 51'in üzerinde. Dolayısıyla burada da ılımlı bir büyüme devam ediyor'' diye konuştu.

Başçı, büyüme rakamlarını değerlendirirken de ''Yılın ikinci çeyreğinde, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'da (GSYH) önceki çeyreğe göre artı bir rakam bekliyoruz. İlk çeyrekteki nispeten zayıf görünüm, daha ziyade hava koşulları gibi bazı arz yönlü etkilere bağlı diye düşünüyoruz. Türkiye'deki ılımlı büyüme devam edecek'' dedi.

Kapasite kullanımının biraz zayıfladığını, ancak ''Lehman Krizi'' gibi bir resmin şu anda ortada olmadığını belirten Başçı, enflasyon açısından bakıldığında en azından enflasyonist riskin olmadığına dair bir gösterge olduğunu söyledi.

Yatırım harcaması beklentisinin de hafif azalmasına rağmen sıfır çizgisinin üzerinde seyrettiğini anlatan Başçı, reel kesim ve tüketici güven endekslerinin de ılımlı büyüme ile uyumlu olduğunu kaydetti.

Erdem Başçı, anket sonuçlarına göre iş bulma olanaklarında da bir sıkıntı olmadığını ifade etti.

''Enflasyondaki düşüş sürecek''

Merkez Bankası Başkanı enflasyona ilişkin olarak da burada kaydedilen düşüşün, özellikle yılın son çeyreğinde devam etmesinin herkesin beklentisi olduğunu söyledi.

Kesin rakamlar için ise Temmuz sonunda yayınlayacakları enflasyon raporunun beklenmesinin doğru olacağını dile getiren Başçı, şöyle devam etti:

''Çekirdek enflasyon göstergeleri de aşağı doğru dönmeye başladı. Çekirdek enflasyon göstergesi I endeksi burada, tüm gıda kalemlerini, enerji kalemlerini dışlayan, tütün ve altın kalemlerini dışlayan endeks, ki endeksin yaklaşık yarısını oluşturuyor. En son 7,43 seviyesinde gerçekleşti. Bizim hedefimiz kaç? Enflasyon hedefimiz, yüzde 5. Dolayısıyla alınacak daha mesafe var. Burada kademeli düşüşün devam edeceğini tahmin ediyoruz. Mal ve hizmet enflasyonuna bakıldığında, yakın zamanda hizmet enflasyonunda çok hafif bir artış gözledik ama mal enflasyonu düşmeye devam ediyor. Her şey normalken hizmet enflasyonunun mal enflasyonuna göre biraz daha yukarıda olması beklenir. Türkiye'de de enflasyon normal patikaya oturduğunda büyük ihtimalle hizmet enflasyonu, mal enflasyonuna göre bir miktar daha yüksek olacak.

Enflasyon çift hanelere kadar çıktı ama beklentilerde hemen hemen hiç bir bozulma olmadı. 2 yıl sonrası için en son rakam 6,39, 12 ay sonrası için ise 6,93. Burada hiç bozulma olmaması olumlu. Demek ki biz bunların geçici olduğunu iyi bir şekilde anlatabilmişiz ve ikna edici olmuş ancak bu rakamlar iyi mi? Hayır, bu rakamların daha aşağılara gelmesi gerekir. Bizim enflasyon hedefimiz yüzde 5. Ne zaman ki ankete cevap verenler, 2 yıl sonrası için yüzde 5 derse, biz (başardık) diyeceğiz. Bunu, başkanlığım süresinde yapabilmeyi arzuluyorum. Bu yönde büyük bir arzu ve kararlılık içindeyim. Anket cevapları 24 ay sonrası için yüzde 5 noktasına gelirse, (Ben işimi doğru yaptım) diye düşüneceğim.''

''Yeni bir tahmin vereceğiz''

Merkez Bankası'nın Nisan ayında açıkladığı Enflasyon Raporunda yıl sonu için enflasyonun orta noktasını yüzde 6,5 olarak tahmin ettiklerini hatırlatan Başçı, son gelişmelerin kendi tahminlerinden biraz daha iyi olduğunu söyledi. Başçı, gelişmeleri izlediklerini ve ayın sonunda yeni bir tahmin vereceklerini bildirdi.

Petrol fiyatlarının 120 dolardan 100 dolar seviyelerine düşmesinin enflasyonu olumlu etkilediğini belirten Başçı, ''O yüzden yüzde 6,5'i belki bir miktar aşağı yönlü revize etme ihtimalimiz var, ama bu herhangi bir gevşeklik anlamında değil. Bunu, para politikasında bir gevşeme anlamında okumayın. Enflasyon yıl sonunda yüzde 5'e ne kadar yakın olursa bizim için o kadar iyi. Onun için para politikası bundan sonra gerektiği kadar sıkı olacak. Gerekmediği kadar da sıkı olmayacak'' dedi.

''Cari açıktaki iyileşme eğiliminin devam etmesi bekleniyor''

Merkez Bankası olarak üzerlerine düşeni yaptıklarını, bunun için enflasyon ile ilgili bu kadar rahat konuşabildiğini ifade eden Başçı, şöyle dedi:

''Yapısal reformlarla ilgili adımlar atıldı. Şu anda biz fiyat istikrarına odaklı düşünüyor ve çalışıyoruz. Özet olarak yılın son çeyreğinde enflasyonda belirgin bir düşüş gözlenecek. Bu konuda herkes mutabık, çünkü baz etkisi var. İç ve dış talep arasındaki dengelenme öngörüldüğü şekilde sürüyor. Cari açıkta Ekim 2011'de başlayan iyileşme eğiliminin devam etmesi bekleniyor. Bu, yavaş ama sürekli bir iyileşme olacak. Büyümenin 2012 yılı boyunca ılımlı seyretmesi öngörülmekte. Bu, Türkiye'nin kendi dinamikleriyle olan bir şey, burada dikkatli olunması lazım. Biz sıkılaştırıcı taraftayız, politika tarafında... Türkiye hala iç talep tarafından büyüme eğiliminde. O yüzden bir problem görmüyoruz. Problem görürsek de gereğini o anda yaparız, yeterince esnekliğimiz var. Dolayısıyla para politikası temkinli duruşunu sürdürecektir.''

''Kemerlerimizi çözüp uçağın içinde dolaşmaya başlayalım mı? Henüz değil...''

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, büyüme rakamlarının ikinci çeyrekte önceki çeyreğe göre artıya dönmesini beklediklerini ve ılımlı büyümenin devam edeceğini tahmin ettiklerini söyledi.

Burada yaptığı konuşmanın ardından soruları yanıtlayan Başçı, ilk çeyrek büyümesine ilişkin soru üzerine, ilk çeyrekte önceki çeyreğe göre, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış olarak bakıldığında yüzde 0,4'lük küçülmeyi önceden tahmin ettiklerini bildirdi.

Kış aylarında hava koşullarının çok sert olduğunu, özellikle ulaştırmayla ilgili pek çok engelle karşılaşıldığını ifade eden Başçı, eksi değerin bir kısmının bunlardan kaynaklandığını belirtti. Başçı, ''Bunun ikinci çeyrekte önceki çeyreğe göre artıya dönmesini bekliyoruz. Ilımlı büyümenin devam edeceğini tahmin ediyoruz'' dedi.

Başçı, yıl sonu enflasyon beklentisine ilişkin bir soru üzerine de enflasyon ile ilgili daha net konuşabilmek için Para Politikası Kurulu'nu görmek gerektiğini, Temmuz sonunda daha net bilgi verebileceklerini söyledi.

Erdem Başçı, başka bir soru üzerine de yatırım taleplerinin gelişmekte olan ülkelere doğru kayması gerektiğini vurguladı ve ''TÜrkiye de gelişmekte olan bir ülke olduğu için Türkiye'nin cazibesi devam edecektir. Türk Lirası sağlam para birimi olmaya devam edecektir'' diye konuştu.

''Henüz kemerlerinizi çözmeyin''

Daha önce yaptığı bir konuşmada sarf ettiği ''Uçak piste indi, ama kemerleri çözmeyin'' sözlerinin hatırlatılması üzerine de Başçı, şunları kaydetti:

''Edirne'de (iki teker var, bunların ikisi de piste değdi) demiştim. Bunlardan birisi krediler, birisi de döviz kuru. Kredi büyümesi yeterince yavaşladı, makul seviyelerde seyrediyor şu anda. (Döviz kuru da yeterince değer kaybetti, bundan sonra da daha fazla değer kaybetmesini beklemeyin) anlamında.. Bunun ikisi birden dış dengeyi iyileştirecek iki tane önemli faktördü. O gerçekten gerçekleşti. Biz bu açıklamayı çok önceden Edirne'de yaptık. Şimdi insanlar gördükçe inanıyorlar. Gerçekten de dış denge iyileşiyor. Döviz kurları ve krediler bizim arzu ettiğimiz noktaya gelmişti. O yüzden (yumuşak inişi tamamladık) demiştik. Kemerlerimizi çözüp uçağın içinde dolaşmaya başlayalım mı? Henüz değil.. Avrupa tarafındaki problem zor bir problem. O yüzden biraz bekleyip oradaki gelişmeleri izleyelim. Şu anki gidişat gayet iyi. Herkes ne yapıyorsa aynen yapmaya devam etsin.''

Başçı, parasal genişlemeye de değindi ve şu ana kadar Türkiye'deki verilerin nispeten daha olumlu olduğunu belirterek, ''Biz önümüzü görelim, Para Politikası Kurulu'na kadar herhangi bir sinyal vermeyelim diye düşünüyoruz'' dedi.

Başçı, Avrupa'da çok genişlemeci bir para politikası izlendiğini, bankalar arası piyasada faizin daha düşük seviyelere gelebileceğini ve sıfıra yaklaşabileceğini söyledi.

Mali birlik tartışmaları

Erdem Başçı, Avrupa'daki mali birlik tartışmalarına ilişkin olarak da şöyle konuştu:

''Bazı yapısal eksiklikler tespit edildi, mali birlik olmadan, finans sektörü konusunda tek politika olmadan para birliği pek de mümkün değil. O yüzden bu yönde adım atılması gerektiği yönünde liderler zirvesinden karar çıktı. Finans sektörü ile ilgili birlik konusunda adımlar atılacak. Ama bu adımlar çok zor adımlar. Ulusal egemenlikten fedakarlık gerektiren adımlar. Üye ülkelerin her birisi (ben bu fedakarlığı yaparım, kendi yetkilerimin bir kısmını, harcama yetkilerimin, vergilendirme yetkilerimin, bankacılıkla ilgili yetkilerimin bir kısmını Avrupa'nın merkezine devretmeye razıyım) derse, o zaman bu olur. Ama bu demokratik bir süreç, zaman alacak. O yüzden bu yıllar sürecek bir proje. Kısa vadede de gerekli tedbirleri alabilecek mekanizmaları oluşturmaya çalışıyorlar.''

TCMB Başkanı, ''bankanın ekonomi üzerindeki ısıtma ve soğutma gücü nedir'' şeklindeki soruya yanıt verirken de ''Isıtma ve soğutma gücü mükemmel değil, yüzde 100 değil, ama oldukça yüksek diye düşünüyorum. Para Politikası oldukça etkili bir araç'' dedi.

Başçı, 2012 yılı içinde planlanan bir sıkılaştırma politikası olup olmadığının sorulması üzerine de Türkiye'de kredi artış hızının mevduat artış hızının üzerinde olduğunun, ancak ikisi arasındaki farkın kademeli bir şekilde azaldığını söyledi.

Mevduat araçlarının hepsi değerlendirildiğinde, yüzde 10'un biraz üzerinde mevduat artışının bulunduğunu ifade eden Başçı, kredilerdeki artış hızının ise yüzde 19 seviyesine gerilediğine dikkati çekti.

Aradaki makas daralırsa bunun dış denge açısından iyi olacağını belirten Başçı, ''Mevduat dışında yeni bir tasarruf aracı geliyor o da bireysel emeklilik sistemindeki reform. Bildiğim kadarıyla ikincil düzenlemeler yapılacak ve yılbaşından itibaren fiilen bu hayata geçecek. Yatırdığınız her 100 liralık tasarruf için devlet 25 lira yatıracak. Bunu ihmal etmemek gerekir. Sabırlı olmamız şartıyla. Bizim vatandaşlarımızın genellikle ufukları çok daha kısa, 3 ay vadeli mevduatın ötesine çok geçmek istemiyorlar'' diye konuştu.

''Likidite konusunda bankaların bir endişe duymaması gerekir''

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, ''Likidite konusunda bankaların bir endişe duymaması gerekir. Merkez Bankası onların ihtiyaç duydukları kadar likiditeyi verir. Bu şimdiye kadar böyle oldu'' dedi.

Buradaki konuşmasının ardından soruları yanıtlayan Erdem Başçı, ''Kamu bankalarının özelleştirilmesi ile yeni gelişme olabilir mi? Bu yatırımların desteklenmesi konusunda olumsuzluk yaratır mı?'' şeklindeki soru üzerine, politika sinyaline gireceği için özelleştirmelerle ilgili kurulsal ve kişisel görüşünü dile getiremeyeceğini söyledi.

Lehman Krizi'nin ardından kamu bankalarının varlığıyla ilgili akademik camiadaki tartışmaların arttığını belirten Başçı, ''Bazı akademisyenler, bir iki tane kamu bankası olabilir, Lehman Krizi'nin kamu bankası olan ülkeler ile olmayan ülkelere etkisinin farklı olduğunu savunuyorlar. Kamu bankası sahibi olmanın dezavantajları var. Özellikle bu bankaların yönetimi konusuna dikkat edilmeli'' diye konuştu.

Erdem Başçı, enflasyondaki hızlı düşüşle beraber ekonomide bir resesyonun olduğu düşüncesine katılıp, katılmadığıyla ilgili soru üzerine ise ''Bu düşünceye katılmıyoruz. Biz resesyon tabiri yerine ılımlı büyüme tabirini kullanıyoruz. Büyüme aynen o şekilde devam ediyor'' yanıtını verdi.

''Enflasyon büyümeye zarar veriyor''

''Anadolu'da sanayi devrimini gerçekleştirmeden yüzde 7 büyümeyi sürekli kılmak mümkün olabilir mi?'' şeklinde bir soruyu Başçı,şu şekilde cevapladı:

''Türkiye'nin tarihine baktığımızda ortalama büyüme yüzde 5 düzeyinde olmuş, son 35 yıla baktığımızda enflasyon çok yüksek ve dalgalıymış. Oradan büyümeyi yavaşlatıcı bir etki geldi diye düşünüyoruz. Bu konu yüksek ve dalgalı enflasyon büyümeye zarar veriyor fayda sağlamıyor. Eskiden bu konuda farklı görüşeler vardı. Artık herkes (yüksek) enflasyonla büyümenin saman alevi gibi geçici bir büyüme olduğunu gördü. Bu yöntem uzun vadeli büyümeye de zarar veriyor. Çünkü reel faizleri haddinden fazla yükseltiyor. Oraya bir risk primi ekliyor ve reel faizler çok fazla yükseliyor, istihdam düşüyor, reel ücretler baskılanıyor. Onun için Türkiye enflasyon problemini kalıcı bir biçimde çözerse, ki burada alınacak daha mesafe var. Kamu borcuyla ilgili olumlu gelişme devam ederse, yüzde 5'in üzerinde bir büyümeye ulaşabilir.''

Tek başına enflasyonu düşük tutmanın bile büyümeye önemli katkı yapacağını savunan Başçı, ''Sadece fiyat istikrarını sağlamak, büyümeyi yüzde 7'ye ulaştırmaz ama yüzde 5'in üzerine çıkarır. Bunun dışındakilerin hepsi mikro ve yapısal reformlar, onların da ilave faydası olur. Yüzde 7'yi yakalar mıyız bilmem ama yüzde 5'in üzerinde bir ortalama büyümeyi Türkiye'nin sağlamış olması lazım'' dedi.

''Bankalarda haddinden fazla risk iştahı yok''

Erdem Başçı, bankaların risk iştahının, politikaları nasıl etkilediği ve piyasadaki para döngüsünün artmasına karşı tepkilerinin ne olacağı sorularını, şu şekilde yanıtladı:

''İki tür para var; birincisi içsel para, diğeri dışsal para. Dışsal para Merkez Bankası'nın sağladığı para, içsel para ise bankaların sağladığı para. Mevduat alıyorlar ve aldıkları mevduatı krediye dönüştürüyorlar. İşler iyiyse ve algılar olumluysa içsel para büyüyor, dolayısıyla herkes 'piyasada para bol' diyor. Aslında o 'para bol' demek herkesin güveni var, harcıyor demek. O moral bir şekilde kaybolunca da 'piyasa para yok' deniyor. Merkez Bankası'nda para her şekilde var. Güvenin kaybolmaması ve piyasanın dönmesi lazım. Likidite konusunda bankaların bir endişe duymaması gerekir. Merkez Bankası onların ihtiyaç duydukları kadar likiditeyi verir. Şimdiye kadar bu böyle oldu.''

Türk bankalarının oldukça dikkatli olduğunu ifade eden Başçı, bankalarda haddinden fazla risk iştahının olduğunu düşünmediğini söyledi.