Sanat 3-5 ailenin tekelinden çıktı

Yahşi Baraz, sanat piyasasının 100 yıllık geçmişine yeni kitabı "Türk Sanatına Yön Veren Sergiler ve Yahşi Baraz" ile ışık tutuyor. Türkiye'de sanatın hızla geliştiğini anlatan ünlü galerici, "Sanat piyasası 3-5 kişinin tekelinden kurtuldu" diyor

Yahşi Baraz, sanat piyasasının duayenlerinden... Türkiye'de henüz bir resim piyasasının oluşmadığı, sanat eserlerinin alıcı bulamadığı bir dönemde Nişantaşı, Beyoğlu gibi sanat merkezlerinden farklı olarak Kurtuluş'ta bir sanat galerisi açma cesareti gösteren bir isim. 40 yıldır sanat camiasının içinde olan Yahşi Baraz, Türkiye'deki galericiliği ve sanat piyasasının gelişimini anlatmak için sahibi olduğu Baraz Yayınları'ndan yeni bir kitap çıkardı. Oğuz Erten'in kaleme aldığı 'Türk Sanatına Yön Veren Sergiler ve Yahşi Baraz'ın Büyük Sergileri' isimli üç ciltlik kitap 1845 yılında Çırağan Sarayı'nda, halka kapalı olarak gerçekleşen ilk sergiyle başlıyor ve günümüz galericiliğine kadar geliyor. 10 yıl öncesiyle bile kıyaslandığında ülkemizde bugün plastik sanatların altın çağını yaşadığını söyleyen Baraz, ekliyor: "Sanat piyasası 3-5 kişinin tekelinden kurtuldu. Tekeldi çünkü Halil Bezmen, Erol Aksoy, Sabancı, Demirören gibi isimler dışında resim alan yoktu. Onlar da almazsa piyasa krize giriyordu. Bugün hâlâ sayıları yeterli olmasa bile resme yatırım yapan birçok iyi koleksiyoner var." Üç ciltlik kitabın en çarpıcı bölümleri yıllar içinde sanat piyasasının ne denli boyut değiştirdiğiyle ilgili. 1850'li yıllarda başlıyor Türk sanatçıları resim ve heykel yapmaya. Ama o dönemde galericilik olmadığı için, resim piyasası devlet destekli gelişiyor. Yapılan resimler saraya getiriliyor ve karşılığında ressamlara birkaç akçe veriliyor. Kitabını ve sanat piyasasını konuşmak için bir araya geldiğim Yahşi Baraz, Japonya'dan bir örnek vererek devlet desteğinin sanat için önemini vurguluyor: "Devlet büyük bir hacim ama direkt yardım yapamaz. Fakat zenginleri özendiren kanunlar yapılabilir. Bunun benzerini Japon hükümeti yaptı. Volkanik, yaşam olmayan arazileri zenginlere müze yapması için verdi. Ve son 30 yılda bu sayede 300 müze açıldı. Üstelik devlet vergi de almadı. Müze açılan yerlerde alışveriş merkezleri ve yaşam alanları da oluştu. Müze dinamik bir şeydir ve insanları çeker. Türkiye'de de bu tarz boş topraklar var, değerlendirilebilir."

CIA DESTEKLİ SANAT

Yahşi Baraz'la sohbetimiz sırasında konu sık sık devlet desteğinin sanatın gelişimindeki önemine geliyor. Bu kez de ABD'den örnek veriyor ve Amerikan sanatının CIA desteğiyle patladığını söylüyor: "ABD 1945 yılında savaşı kazandığı halde kültürel bir çıkış yapamadı. Ekonomik gücü ve silah gücü vardı ama dünyaya hakim olabilmesi için kültürel güce de ihtiyacı vardı. Dünyaya hakim olabilmek için de resim sanatını patlattı.

SANAT FUARLARI KÜRESELLEŞMELİ
Yahşi Baraz'a göre Türkiye'deki sanat fuarları hâlâ uluslararası nitelikte değil. Çünkü dünyanın en önemli 400 koleksiyonerinden resim almak için ülkemize gelen yok. Burada devlet desteği kadar koleksiyoner desteğinin de önemli olduğu görüşünde Baraz. Yeni kitabı galericilik üzerine. O halde soruyorum, "İş dünyasından tanıdığımız isimlerin galeri açması piyasayı nasıl etkiledi?" "Zinciri bozmasınlar" diyor ve ekliyor: "Herkes kendi uzman olduğu alanda kalmalı. Sanatçı resmini yapıp galerilere verecek. İşadamı da resmi alıp müze ya da vakıf kuracak."

TÜRK RESMİNİN SEYRİNİ DEĞİŞTİREN SERGİLER
Galeri Baraz Yayınları'ndan çıkan Oğuz Erten'in kaleme aldığı "Türk Sanatına Yön Veren Sergiler ve Yahşi Baraz'ın Büyük Sergileri" isimli kitap, Türkiye'de sanat galericiliği anlamında şimdiye kadar gerçekleştirilmemiş bir çalışmayı ortaya koyuyor. Kitap, Yahşi Baraz'ın 1975 yılında Kurtuluş'ta başlayan sanat galericiliği kariyeri ile Türkiye'deki galericilik tarihinin gelişimini buluşturan bir kaynak niteliği taşıyor. Kitap, Osman Hamdi Bey resimlerinden günümüz gençlerine kadar Türk sanat tarihinin her döneminden birçok ressamının eserlerini sanatseverlerle buluşturabilmeyi başaran Yahşi Baraz'ın meslek sırlarını veriyor ve birlikte çalıştığı sanatçıları tüm yönleriyle tanımamızı sağlıyor. Türk sanat tarihini gözler önüne seren kitap aynı zamanda Türkiye'deki ilk galericilik faaliyetleri ve Türk sanat piyasasının oluşum döneminde yaşanan güçlüklerin, kısıtlama ve yetersizliklerin anlatıldığı bir metin. Birçoğu şimdiye kadar yayımlanmamış 2 bin 500'e yakın görselle desteklenen etkileyici bir arşiv çalışması niteliği taşıyor.

EGOİSTÇE RESİM ALIYORLAR
BARAZ'a göre Türk resminin dünya çapında yarışabilmesi için 500 bin dolar barajını geçmesi lazım. "Zengin koleksiyoner borsada IBM, General Motors gibi büyüklere yatırım yapıp, risk almıyorsa, resimde de kendini ispatlamış, pahalı eserleri alıyor. Türkiye'de resim piyasası ancak Anadolu'dan da koleksiyonerler bu pazara girdiğinde olur. Ama AK Parti sayesinde Anadolu'da ekonomi iyileşti. Egoistçe resim alan koleksiyonerlerimiz var. 30 yıl önce sattığım bazı resimler hâlâ ambalajlarında duruyor. Değeri 500 bin lira olunca satmayı bekliyorlar" diye anlatıyor Baraz.