Kredi kartı aidatına sınırlama geliyor

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Mukim Öztekin, kredi kartı aidatlarına standart getirileceğini açıkladı.

  • Ekonomi
  • Çarşamba 18.07.2012 15:24
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Mukim Öztekin, bankacılık sektörünün son 10 yılda yaklaşık yüzde 10,5 civarında reel büyüme kaydettiğini belirterek, önümüzdeki 10 yıl içinde de böyle bir büyüme trendi izlemesinin kuvvetle muhtemel olduğunu bildirdi.

Öztekin, Ekonomi muhabirleri ile bir araya geldi. Rixos Otel'de düzenlenen tanışma toplantısında konuşan Öztekin, Mayıs 2012 itibariyle sermayesi yabancılar tarafından kontrol edilen 22 bankanın aktif payı karşılığının, sektörün toplam aktif toplamının yüzde 15,2'sine tekabül ettiğini söyledi. Öztekin, kontrol tanımı dikkate alınmaksızın, halka açık paylar da dikkate alındığında yabancıların sektörün aktif büyüklüğünden aldığı payın, Mayıs 2012 itibariyle yüzde 41 olarak hesaplandığını ifade etti.

Sektörün dönem net karının ise Mayıs 2011-Mayıs 2012 arasında yüzde 14,1 oranında arttığını dile getiren Öztekin, bu artıştaki en önemli payın kamu bankalarına ait olduğunu, özel sektör bankalarında ise kısmen azalış gerçekleştiğini ifade etti.

''Sektörle birlikte yeni bir vizyon geliştirmek istiyoruz''

Bankacılık sektörünün sağlıklı gelişimi için BDDK'nın aktif bir oyuncu pozisyonunu korumasının kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Öztekin, sektörle birlikte yeni bir vizyon geliştirmek istediklerini bildirdi.

Bankalar olduğu kadar tüketicilerin de eşit derecede ilgi ve görev alanlarında olduğunu belirten Öztekin, şunları kaydetti:

''Bankacılık sektörü son 10 yılda yaklaşık yüzde 10,5 civarında reel büyüme kaydetmiştir. Önümüzdeki 10 yıl içinde de böyle bir büyüme trendini izlemesi kuvvetle muhtemeldir. Fakat altını çizerek ifade etmek isterim ki büyüme hedefi, orandan ibaret olmamalıdır. Bankacılık sektörünün büyümesinin yanında sağlığı da en önemli hedeflerimizin arasındadır. Bizim açımızdan sağlığı, büyüme kadar hatta büyümeden daha fazla önem arz etmektedir. Sektörün sağlıklı büyümesi için yeni kesimlere ve müşterilere hizmet vermesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Türkiye'de bankacılığın alacağı daha fazla yol alacağını düşünüyorum.''

''Sektörde tüketici lehine rekabetin artmasının önemli olduğunu düşünüyoruz''

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Mukim Öztekin, sektörde tüketici lehine rekabetin artmasının önemli olduğunu belirterek, ''Tüketicilerin seçeneklerinin artması ve bankacılık hizmetlerinin daha az maliyetle ulaşması ana hedeflerimizden biridir'' dedi.

Öztekin, Ekonomi muhabirleri ile bir araya geldi. Rixos Otel'de düzenlenen tanışma toplantısında konuşan Öztekin, hedeflerinin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına en iyi şekilde hizmet etmek olduğunu söyledi.

Öztekin, 2007 yılından bu yana dünyanın büyük bir ekonomik krizle uğraştığını anımsatarak, bu krizlerin en önemli nedenlerinden birinin düzenlemelerin yetersizliği olduğuna dikkati çekti.
Türkiye'nin de 1990-2000 yılları arasında düzenlemelerin yetersizliği nedeniyle benzer krizleri yaşadığını hatırlatan Öztekin, bu krizlerin maliyetini tüm ülkenin ödediğini ifade etti.

O dönemde ödenen maliyetin, ülkenin Gayri Safi Milli Hasılası'nın yüzde 30'ları civarında olduğunu belirten Öztekin, ''Biz bu bedelleri zamanında ödeyerek bugünkü güçlü ekonomi ve bankacılık sistemine kavuşmuş olduk. İnşallah bu sağlıklı yapı devam eder. Bu bedel ödenmedikçe belki Avrupa'nın da bu krizlerden çıkma şansı yok diye düşünüyorum'' dedi.

Bankacılık sektörünün, ekonomideki önemini vurgulayan Öztekin, sektörün iyi işliyor olması için düzenlemeye ve denetlemeye tabi olmasının genel kabul gören bir görüş olduğunu söyledi.

BDDK'nın faaliyette bulunduğu yaklaşık 12 yıllık süre içinde finansal sektörün istikrarının sağlanması ve korunması yönünde takdire layık bir katkı sunduğunu vurgulayan Öztekin, şu andaki verilere göre BDDK'nın 48 banka ve diğer finansal kuruluşlarla birlikte 166 kuruluşun denetim, gözetim ve düzenlemesinden sorumlu bir otorite olduğunu ifade etti. Öztekin, söz konusu kuruluşların bilançolarının toplamının, Gayri Safi Milli Hasıla'ya eş değer olduğuna dikkati çekti.

BDDK'nın personel profiline ilişkin de bilgiler veren Öztekin, oldukça deneyimli bir kadroya sahip olduklarını söyledi.

''Sektörün aktif toplamı arttı''

BDDK Başkanı, sektörün ulaştığı rakamlara da değinerek, 2011 yılı sonuna göre bankacılık sektörünün aktif toplamının, yaklaşık yüzde 4,3 oranında artarak Mayıs 2012'de 1 trilyon 271 milyar liraya yükseldiğini ifade etti.

Aralık 2011 ile 29 Haziran 2012 tarihleri arasında sektörün toplam seyyal kredi hacminin 53 milyar 114 milyon lira, bireysel kredilerinin de 18 milyar 330 milyon lira arttığını anlatan Öztekin, takipteki alacakların da 1 milyar 91 milyon lira artış gösterdiğini söyledi.

Öztekin, toplam mevduatın bu dönemde 22 milyar 880 milyon lira arttığını, menkul değerler cüzdanında 638 milyon lira azalış olduğunu, türev işlem hacminde de yaklaşık 49,5 milyar lira artış yaşandığını bildirdi.

Bu dönemde tüm banka gruplarının TL cinsinden kredilerinin arttığını, sadece kamu bankalarının yabancı para kredilerinde kısmi bir azalışın göründüğünü aktaran Öztekin, bankacılık sektöründe mevduatın krediye dönüşüm oranının 29 Haziran 2012 itibariyle yüzde 105'ler düzeyinde olduğunu, kredilerin takibe dönüşüm oranının ise yine 29 Haziran itibariyle yüzde 2,7 düzeyinde gerçekleştiğini ifade etti.

Tüketici kredileri içinde takibe dönüşüm oranı en düşük olan kredinin, binde 8 oranıyla konut kredileri olduğunu belirten Öztekin, bankacılık sektörünün 29 Haziran 2012 itibariyle yabancı para net pozisyon fazlasının 150 milyon dolar düzeyinde olduğunu kaydetti.

''Tüketici lehine rekabetin artması önemli''

Sektörde tüketici lehine rekabetin artmasının önemli olduğunu düşündüklerini dile getiren Öztekin, tüketicilerin seçeneklerinin artması ve bankacılık hizmetlerinin daha az maliyetle ulaşmasının ana hedeflerinden biri olduğunu söyledi.

Günümüz itibariyle bir çok ülkenin ekonomik daralmayla karşı karşıya olduğunu, buna karşılık Türkiye'de ise ekonomik büyümenin kısmen azaltılması konusunda çalışmaların yapıldığına işaret eden Öztekin, BDDK'nın, tüm kurumlarla senkronize politika üretme peşinde olacağını bildirdi. Öztekin, ''Asla diğer düzenleyici otoritelerin politikalarıyla ayrışan bir yapı içinde olmayacaktır'' dedi.

BDDK Başkanı, düzenleme politikalarını olabildiğince dinamik bir yapıda geliştirme gayreti içinde olacaklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:

''Kurum politikalarını sorunların ortaya çıkmasını engelleyecek, çözüme kavuşturacak bir vizyon üzerine tesis etmeyi düşünüyoruz. Müeyyidelerin caydırıcılık amacına uygun nitelikte olması, amaçlarımızdandır. Önümüzdeki süreçte hem sektördeki oyuncular hem de bizim için şeffaflık ve risk odaklı olmanın, büyük önemi haiz olduğunu belirtmek isterim. Risk odaklı daha proaktif denetim hedefliyoruz. Temmuz ayında uluslararası mevzuata uyum konusunda düzenlemelerimizi yaptık ve şu anda bankacılık sektörümüz, Basel-II'ye geçmiş durumdadır ve herhangi bir sıkıntı da bulunmamaktadır. Bankacılık sektörümüzün kredi portföyünün neredeyse tamamına yakını kredi derecelendirme kuruluşları tarafından derecelendirilmemiş durumdadır. Bu soruna da sektörümüzün kısa sürede çözüm bulacağına inanmaktayız. Bankacılığımız, bu sorun da çözüldükten sonra en azından sermaye yeterlilik rasyosu açısından daha üst noktalarda olacaktır.''

''Ben kredi kartı alıyorum, yüksek aidatlıysa almıyorum''

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Mukim Öztekin, Türkiye'de kredi kartı konusunda harcama kültüründe bir eksiklik olduğunu ve tüketicilerin o noktada bilinçlendirilmesi gerektiğini belirtirken, ''Bankacıların lehine konuştuğumu da zannetmeyin, ama bu işin bir bedeli var. Ben kredi kartı alıyorum, yüksek aidatlıysa almıyorum ya da itirazımı yapıyorum ve ödemiyorum'' dedi.

Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) tarafından düzenlenen sohbet toplantısında basın mensuplarıyla biraraya gelen BDDK Başkanı Mukim Öztekin, Türkiye'deki siyasi istikrar ortamından en karlı çıkan sektörlerden birinin bankacılık sektörü olduğunu söyledi.

Son küresel ekonomik krizde Türk bankacılık sisteminde neden kriz yaşanmadığını anlatan Öztekin, ABD ve İspanya gibi ülkelerde şu anda en önemli sıkıntının türev ürünler olduğunu, Türkiye'de ise bankacılık sektöründe türev ürünler yer almadığı için sektörde bir sıkıntının yaşanmadığını vurguladı.

Türk bankacılık sektöründe yer alan bankaların güçlü likiditeye sahip olduklarını ve ani olarak çıkabilecek her türlü risklere karşı güçlendirildiklerini anlatan Öztekin, ''Mevduat tabanı oldukça geniş ve pasif yapımız da ağırlıklı olarak kredi ve bilmediğimiz ürünlerden oluşmuyordu. Kredi ve menkul kıymet portföyünden oluşuyordu. Menkul kıymetin ağırlığı da devlete olan borçlardı. Bunlar sektörün daha sağlıklı olmasını sağladı'' diye konuştu.

Basel 2'nin Türkiye'de uzun zamandır uygulandığını, operasyonel ve piyasa risklerinin de sermaye yeterlilik rasyosu içerisine katıldığını kaydeden Öztekin, bu düzenlemeler sayesinde bankaların daha kontrol edilebilir, daha öngörülebilir riskler almaya başladığını kaydetti.

Bankacılık parası olanın yapacağı bir iş

''Türk bankacılığı 12 yıldır 48 bankayla sınırlı kaldı. Son dönemde BDDK yeni lisanslar konusunda oldukça istekli görünüyor. Yeni lisanslar verilecek mi?'' şeklindeki soru üzerine Öztekin, Türkiye'nin şu anda hem Avrupa içinde hem de dünyada en önemli güvenli limanlardan birisi olarak kabul edildiğini söyledi.

''Bankacılığı ben parası olanın yapacağı iş olarak düşünüyorum'' diyen Mukim Öztekin, dolayısıyla Türkiye'de sektöre girmek isteyenlerin güçlü olması ve sektöre katkı sağlaması gerektiğini vurguladı. Öztekin, ''Yani güç olduğuna, sektöre katkı sağlayacağına inandığımız, ülkemize katkı sağlayacağına inandığımız herkesi ülkemize bekliyoruz'' diye konuştu.

Bir basın mensubunun, ''Sizden önce sektöre girmek isteyenler için 300 milyon dolar gibi bir sermaye limiti vardı, bu limitin azaltılması söz konusu mu?'' şeklindeki sorusu üzerine BDDK başkanı, bu rakamda değişiklik yapmayı düşünmediklerini bildirdi. Türkiye'de bir banka kuracak kişinin 300 milyon dolar veya Türk parasıyla 500 milyon lira sermaye ile kurmasının çok önemli olduğuna işaret eden Öztekin, ''Bankasına duyulacak güven açısından 500 milyon lira önemli'' diye konuştu.

Yıl sonu karı beklentisi 23 milyar lira

Mayıs 2011-Mayıs 2012 arasında bankacılık sektöründeki karların yüzde 14 civarında büyüdüğünü ve 2011 yıl sonu karının 19 milyar lira civarında olduğunu hatırlatan Öztekin, bu yıl da aynı trendin devam edeceğini ve bankacılık sektörünün karının bu yıl sonu 23 milyar lira civarında olacağını tahmin ettiklerini ifade etti.

BDDK, Darbeleri Araştırma Komisyonu'nun taleplerine yanıt verecek mi?

Bir gazetecinin, ''TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu, darbelerin mali boyutuyla ilgili yaptığı inceleme çerçevesinde BDDK ve TMSF'den, batık bankalarda görev yapan paşaların hesap bilgilerini talep etti. Bu talepleri inceleme fırsatınız oldu mu, bu talep hakkında ne düşünüyorsunuz?'' şeklindeki sorusu üzerine Öztekin, Bankacılık Kanunu'ndaki madde 73 kendilerine ne tür haklar veriyorsa ona göre hareket edeceklerini söyledi.

Öztekin, ''Ben açıkçası talep yazısını incelemedim daha. Ama vereceğimiz veya veremeyeceğimiz bilgiler Bankacılık Kanunu 73'üncü maddesi çerçevesinde olacaktır. 73'üncü madde çerçevesinde kime vereceksek onları vereceğiz. Onun dışında orada sayılmayan kurumlara bilgi verme hakkımız yok. Çünkü kanun yasaklıyor'' değerlendirmesinde bulundu.

73'üncü maddesinin içinde Meclis'in olup olmadığının sorulması üzerine Öztekin, Meclis'in olmadığını, fakat savcılık kanalıyla istenilen bilgilerin BDDK'dan alınabileceğini söyledi.

Türkiye'de bankacılık karlı, yabancı çıkışı olmaz

Türkiye'de finans sektörünün gelişmesini arzu ettiklerini belirten Öztekin, Avrupa'da gayri safi milli hasılanın yaklaşık 3,5 katına ulaşmış bir bankacılık sektörü olduğunu, oysa Türk bankacılık sektörünün daha yeni gayri safi milli hasılaya ulaştığını söyledi.

''Avrupa'daki durum düşünüldüğü zaman Türk bankacılık sektöründen çıkmak isteyen yabancı ortak olabilir mi?'' sorusu üzerine Mukim Öztekin, Türkiye'deki iştiraklerin, işlemlerin ve bankacılık sektörünün şu anda oldukça karlı durumda olduğunu ve hiçbir yabancının çıkacağını düşünmediğini bildirdi.

Öztekin, ''Bankalarımız değerli bizim şu anda. Geçmişte grupları içerisinde yüzde 10'luk ağırlığa sahip olan bankalar şu anda ilgili grupların lokomotif bankası, lokomotif firması konumuna gelmiş durumdalar. Dolayısıyla ben yabancı ortakların bu karları bırakacaklarını çok düşünmüyorum. Eğer niyetleri varsa da çok talipleri olacağını tahmin ediyorum'' dedi.

''BDDK somurtan, parmak sallayan bir kurum değil''

BDDK'nın somurtan, uyaran ve sürekli parmak sallayan bir kurum olmadığını da ifade eden BDDK Başkanı, sektörün sorunlarını sektörle konuşabilecek düzeyde olduklarını, amaçlarının da sektörün gelişmesini ve sağlıklı işlemesini sağlamak olduğunu kaydetti. Öztekin, ''Yoksa bankacı arkadaşlarımıza kızmaktan hiç hoşlanmam. Ben bana yapılmasını istemediğim hiçbir davranışı başkalarına yapmayı arzu etmem'' dedi.

Kendilerine ulaşan en önemli şikayetlerden birinin kredili mevduat hesabı ve kredi kartı aidatları olduğunu anlatan Öztekin, bu konuyu bir standarda kavuşturmak, bu konuda bir standart yakalamak istediklerini dile getirdi.

Kredi kartı aidatları konusunun Türkiye'nin yıllardır çözemediği bir konu olduğunu vurgulayan Öztekin, bankaların sundukları hizmetin bedelinin mutlaka olması gerektiğini, ancak herkesin ne ödeyeceğini iyi bilmesi gerektiğini söyledi. Öztekin, ''Yani ben ödeyeceğim bedeli biliyorsam buna itiraz etmemeliyim elbette. Bunlar fahiş de olmamalı, tüketiciyi mağdur edecek noktada olmamalı'' diye konuştu.

Bankalar kart bedeli alabilirler

Sözleşmede belirtiliği sürece bankaların kart bedeli alabileceğini vurgulayan Öztekin, bir gazetecinin ''bankaların sözleşmeleri mi, mahkemelerin aldığı karar mı daha bağlayacağı'' sorusunu, şöyle yanıtladı:

''Ben bir tartışmaya girmek istemiyorum. Sonuçta bir bedel. Bankacıların lehine konuştuğumu da zannetmeyin. Ama bu işin bir bedeli var. Müşterilerine biliyorsunuz sıfır faizle kredi kullandıran bankalar var. Sonuçta bankalar verim hesabı yapıyor. Bu verim asgari alması gereken kar mantığı ile hareket ediyor. Sıfır faizle müşterisine kredi kullandırıyor. Sıfır faizle niye kullandırıyor? Müşterisinin mevduat ve genel verimine bakarak bu yaklaşım içerisinde oluyor. Kredi kartı konusunda da şöyle düşünüyorum. Elbette kredi kartı konusunda bizim harcama kültürümüzde bir eksiklik var. Tüketicimizin de o noktada bilinçlendirilmesi gerekiyor. Ben kredi kartı alıyorum, yüksek aidatlıysa almıyorum. Ya da (sende bak mevduatım var) diye itirazımı yapıyorum, ödemiyorum ben.''

Kredi kartları konusunda mahkemelerin bazı kararları olduğunu ve tüketicilerin mahkemelere giderek kredi kartı aidatlarını geri alabildiklerini hatırlatan Öztekin, bu konuda BDDK, Merkez Bankası, Sermaye Piyasası Kurulu'nun çalıştığını, hem sektör hem de tüketiciler için en doğru yolun bulunacağını söyledi. Öztekin, ''Sorun standardın olmayışı, biri 10 lira alıyor biri 100 lira alıyor. Buna bir standart getirilecek'' diye konuştu.

Öztekin, tüketici hakları konusunda BDDK bünyesinde bir daire kuracaklarını da bildirdi.

Herkes hangi hizmeti ne kadara alacağını bilmeli

Türk Ticaret Kanunu'na göre tacirler arasında faizin serbest olduğunu, liberal ekonomide de bu tür müdahalelerin aslında çok doğru karşılanmadığını anlatan Öztekin, liberal piyasa ile oynamadan bir standart getirileceğini ve herkesin kafasına göre komisyon alamayacağını ifade etti.

Bankacılığın maliyetli bir iş olduğuna da dikkati çeken BDDK başkanı, ''Bir standart oluşturup siz faize 10 diyebilir misiniz? Herkes hangi bankadan hangi hizmeti ne kadara alacağını bilmeli. Bu konuda tüketicinin bilincini artırmalıyız'' dedi.

İlk aşamada tüketiciden yazılı talimat alınmadan bireysel hizmet sözleşmesine dayanak mevduat hesabı, özellikle kredili mevduat hesabı açılmasını önlemek olacağını anlatan Öztekin, bu konunun kredi kartı aidatı konusundan daha önemli olduğunu kaydetti. BDDK Başkanı, ''Vatandaşın belkide en büyük sıkıntısı burada. Kendim bile yaşadım, yüzde 5,75 faiz ödedim. Haberim yok kredi mevduat hesabı açmışlar. Bir bayramın yarım tatiline rastlamış, orada kredi kartıma tam ödeme talimatı vermişim, ödemeyi de unutmuşum. Bir baktım 5,75 faiz'' diye konuştu.

''Faizi ödediniz mi'' şeklindeki sorular üzerine de Öztekin, ''Küçük bir rakam olduğu için ödedim, 3 kuruş, 5 kuruş hesabı yapmadım'' yanıtını verdi.