Erdem Başçı'dan istifa iddiasına açıklama

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, istifa edeceği söylentilerine ilişkin, "Yapılan resmi açıklamalar dışında söylentilere itibar etmeyin" dedi.

  • Ekonomi
  • Perşembe 17.04.2014 16:39
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, bu yıl enflasyonun yüzde 5'in üzerinde gerçekleşebileceğini belirterek, "Cari işlemler dengesi, gelişmelere bağlı olarak, belki 5 ile 6 arasında olabilir. Büyüme de yüzde 4'ün hafif altında görünüyor" dedi.

Başçı, Merkez Bankası 82. Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'de toplam harcamaların çok fazla artmamasına rağmen, ihracatın katkısıyla gelirin artmaya devam ettiğini söyledi.

Cari açığın yüzde 6'lara kadar düştüğünü ancak 2013'te iç talepteki canlanma ile bir miktar artış yaşandığını ifade eden Başçı, "Önümüzdeki yılda tekrar toplam harcamaların daha yatay bir seyir izlemesiyle birlikte, gayrısafi hasılanın artmaya devam etmesini bekliyoruz ki bunun tek yolu var, ihracatı arttırmak. Türkiye, ihracatı arttırarak büyümeye devam edebilir. Bu çok sağlıklı bir gelişme olur" diye konuştu.

Avrupa'da ciddi bir toparlanmanın yaşandığını anlatan Başçı, şunları kaydetti:

"Eksi büyümeden artı büyümeye geçiş var, oradan gelen bir talep var. İhracatımız biraz daha iyi olabilir. Büyüme biraz daha hızlı olabilir. İç talepte de endişe edilen kadar çok büyük bir yavaşlama olmayabilir.

Cari işlemler dengesinde bu sene iyileşme bekliyoruz. Enflasyon, büyüme, cari açık üçlüsüne hızlıca baktığımızda, enflasyon yüzde 5'in üzerinde, cari işlemler dengesi gelişmelere bağlı olarak belki 5 ile 6 arasında olabilir. Büyüme de yüzde 4'ün hafif altında görünüyor."


"HAZİRAN AYI İLE BİRLİKTE ENFLASYONUN AŞAĞI YÖNLÜ BİR SEYİR İZLEMESİNİ BEKLİYORUZ"

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, haziran ayı ile birlikte enflasyonun aşağı yönlü bir seyir izlemesini beklediklerini bildirdi.

Başçı, Merkez Bankası 82. Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin 35 yıl boyunca yüksek ve dalgalı enflasyon dönemi yaşadığını ifade eden Başçı, bunun Türkiye ekonomisi üzerinde önemli etkileri olduğunu, reel faizlerin yüksekliğinin de bundan kaynaklandığını belirtti.

Enflasyonun yüzde 20'ler ile yüzde 100 arasında seyrettiği dönemde reel faizlerin yüzde 20-30 bandında seyrettiğini hatırlatan Başçı, bunun da yatırım ve istihdam üzerinde sakıncalı etkileri olduğunu kaydetti.

Enflasyonun düşürülmesinin Türkiye açısından önemli bir kazanım olduğunu anlatan Başçı, çok önemli yapısal reform sayesinde bunun gerçekleştiğine dikkati çekti.

Türkiye'de enflasyonun tek haneye düşmesine karşın henüz fiyat istikrarı denilen seviyelere gelinemediğine işaret eden Başçı, gelecek 3 yıl için enflasyon hedeflerinin yüzde 5 olarak belirlendiğini kaydetti.

10. Kalkınma Planı'nda enflasyon hedefinin 2018 yılı için yüzde, 4,5 olarak belirlendiğini dile getiren Başçı, "Demek ki henüz fiyat istikrarı seviyesinde değiliz. En azından enflasyonu yüzde 4,5 seviyesine belki ilerleyen yıllarda, 2023 yılında, yüzde 4,5'in altında bir seviyeye indirmemiz fiyat istikrarıyla daha tutarlı olacaktır" diye konuştu.


DÖVİZ KURUNUN ENFLASYONA ETKİSİ

Geçen yıl enflasyonun yüzde 7,4 olarak gerçekleştiğini anımsatan Başçı, enflasyonda yukarı yönlü gidişin bir süre daha devam ettiğini ifade etti. Bunun nedeninin ağırlıklı olarak döviz kurundaki geçişkenlik olduğunu anlatan Başçı, "Türk Lirası'nda geçen yıl mayıs ayından itibaren kademeli olarak yaşanan değer kaybı ve aralıkta da bu değer kaybının sürmesi sonucunca enflasyona buradan önemli bir etki geldi" diye konuştu.

Döviz kurundan gelecek etkilerin geçici olduğunu dile getiren Başçı, "Açıklanacak enflasyonda bir miktar daha yükselme göreceğiz ve büyük ihtimalle enflasyonda tepe nokta mayıs ayında görülecek. Ondan sonra enflasyonun haziran enflasyonuyla aşağı yönlü bir seyir izlemesini bekliyoruz. Yine de yıl sonunda yüzde 5 olan hedefimizin oldukça üzerinde bitirebiliriz" değerlendirmesinde bulundu.


"KREDİ KONUSUNDAKİ GELİŞMELER ARZU EDİLEN YÖNDE"

Kredilerin büyüme hızına ilişkin de konuşan Başçı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) kredi kartları ve konut hariç tüketici kredileri konusunda önemli tedbirler aldığını belirtti.

Bu yılın şubat ayında yürürlüğe giren kararların etkilerini hemen gördüklerini bildiren Başçı, "Tüketici kredilerinin büyüme hızı daha makul seviyelere inerken, aynı zamanda da firma kredilerinin büyüme hızının altına geldi. Geçmişe bakarsanız Türkiye'de bu çok nadiren olmuştur" dedi.

Tüketici kredilerinin yavaşlamasının cari açığı azaltıcı etki göstermeye başladığını anlatan Başçı, "Buradaki gelişmeler gerçekten arzu edildiği yönde ilerlemeye devam ediyor. Kredilerin genel büyüme hızı da bizim sürdürülebilir olarak gördüğümüz yüzde 15'lik referans değere her hafta yaklaşıyor" diye konuştu.

Türkiye'nin kamu borç yükünün düştüğüne dikkati çeken Başçı, "ülkenin mali disiplin konusunda sağlıklı ve sürdürülebilir bir trende girdiğini" kaydetti.


"AŞIRI BORÇLANMAYACAĞIZ, GELİRİMİZLE ORANLI BORÇLANACAĞIZ"

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, hem Türkiye'deki kamuoyunu, hem de uluslararası kamuoyunu enflasyonla mücadelenin ve fiyat istikrarının sağlanacağı konusunda ikna etmeleri ve politika araçlarını en uygun şekilde kullanmaları gerektiğini söyledi.

Başçı, Merkez Bankası 82. Olağan Genel Kurul toplantısında yaptığı konuşmada, Lehman krizi sırasında 10 puana yakın faiz indirimi yaptıklarını belirterek, "Lehman krizi 2 çeyrek sonucunda Türkiye'deki etkilerini tamamen kaybetti ve olumluya döndü. Oradaki alınan tedbirler sadece para politikası alanında değil, aynı zamanda finansal sektör politikaları ve maliye politikası alanında da alınan tedbirler sayesinde Türkiye o şoku 6 ay süreyle yaşadı, daha sonra hızlı bir toparlanma oldu" diye konuştu.

Merkez Bankasının daha sonra faiz oranlarını, dünyadaki düşük faiz ortamı sebebiyle çok fazla artırmadığına dikkati çeken Başçı, Amerika, Avrupa, Japonya ve İngiltere merkez bankalarının faizlerini Lehman krizinde sıfıra çok yakın bir yere getirdiklerini ve bu zamana kadar sıfıra yakın düzeylerde tuttuklarını, bunun yanında parasal genişleme paketleri açıkladıklarını anlattı.

Her ülkenin kendisine göre merkez bankasının bilançolarını büyüterek, ekonomiye teşvik vermeye çalıştığını ifade eden Başçı, "Çünkü bizdeki gibi çok fazla hareket alanları olmadığı için eksiye dönemiyorlar. Nominal faizi eksi yapmak belki mümkün ama çok arzu edilmez" değerlendirmesinde bulundu.

FED'in kısa vadeli faizleri sıfırda tuttuğunu ve Amerika'da toparlanma olduğunu anlatan Başçı, "Kısa vadeli faiz oranlarını artırırsak ne zaman başlarız, nerede dururuz, ne kadar arttırırız, Amerika'da şu anda tartışılan konu bununla ilgili. Yetkililer, işgücü piyasasına ve enflasyona baktıklarını söylüyorlar" dedi.

Amerika'da enflasyonun yüzde 2 olan hedefin altında yüzde 1,5 seviyesinde olduğunu belirten Başçı, şöyle konuştu:

"Artık piyasa bir tahminde bulunmaya çalışıyor, gelecek sene 2015 yılının ilk yarısı mı yapar ikinci yarısında mı yapar ilk faiz artışını... 0,25'lik artış yapacaksa bunu ne zaman yapar, bu nerede durur, nereye kadar gider, ne kadar uzun sürer faiz artışı onunla ilgili herkes ipuçlarını aramaya gayret ediyor. FED'in çıkış sinyali dediğimiz konu bundan ibaret. Şu anda ikinci sinyaller büyük ölçüde verildiği için Amerikan Merkez Bankası yetkilileri, burada nerede duracağını az çok öngörüyorlar hem de nerede başlayacağıyla ilgili fikir veriyorlar. Oradaki belirsizlik kısmen azalmış durumda. Dolayısıyla oradan gelen olumsuz etkiler bir miktar hafiflemiş durumda."


AVRUPA EKONOMİSİ

Avrupa'da farklı bir resmin olduğunu dile getiren Başçı, Avrupa'da yüzde yarım olan enflasyon hedefinin yüzde 2 olduğunu kaydetti. Büyümenin Avrupa'da yüzde 1'in altında, Amerika'da ise yüzde 3'ün hafif altında beklendiğini belirten Başçı, "Demek ki Amerika'da durum biraz daha iyi diye düşünebiliriz. Dünyadaki gelişmeler bu şekilde, büyümeye ilişkin risklerde bir miktar azalma var diye özetleyebiliriz, parasal sıkılaştırmada da çok aceleci davranmayacakları anlaşılıyor. Orada da son derece iyi bir iletişim politikası olduğu açık. Onu da yapmaya devam ediyorlar yetkililer" diye konuştu.


"DÖVİZ REZERVLERİNİ AŞIRI OYNAKLIĞA KARŞI KULLANDIK"

Merkez Bankasının döviz rezervlerini aşırı oynaklığa karşı kullandığını dile getiren Başçı, döviz rezervlerini artırırken, aşırı oynaklık olan dönemlerde bunları kullandıklarını anlattı.

Başçı, Avrupa'da yavaş da olsa eksi büyümeden yüzde 1'in hafif altında büyümeye geçirilirken, Amerika'da güçlü büyüme seyrinin olduğuna dikkati çekti.

İşsizlik oranları açısında ise Avro bölgesinin geri aldığını anlatan Başçı, Avrupa'nın ilave parasal teşviğe ihtiyacı olduğunun gözlendiğini, Amerika ve İngiltere'de ise işsizlik oranlarında bir miktar iyileşmenin bulunduğunu söyledi.

Lehman krizinin önemli bir küresel şok olduğunu, Türkiye'nin 6 ay sonra toparlanma gösterdiğini vurgulayan Başçı, "Bu yıl Türkiye'nin büyümesi ne olur? Biz bunun 4'ün hafif altında olacağını gösteren işaretler görüyoruz. Ancak genelde piyasalar ve uluslararası kuruluşlar bunun biraz daha fazla aşağı yönlü revize ediyorlar. Bekleyip görmek gerekecek" dedi.

Lehman krizi öncesinde, yüzde 12'nin üzerinde olan tarım dışı işsizliğin şu anda yüzde 12'nin altında, yüzde 10'un üzerinde olan genel işsizlik oranının ise şu anda yüzde 10'un altında olduğunu ifade eden Başçı, "Burada dikkat çekici bir iyileşme var. İstihdam tarafından geliyor. Özellik tarım dışı istihdamdan kaynaklanıyor. Tarım dışı istihdam oldukça hızlı artıyor ve artmaya devam ediyor. Tarım istihdamında ise daha yatay bir seyir söz konusu" diye konuştu.

Türkiye'de gelişmiş ülkelere göre yıllık ortalama yüzde 3,5'in üzerinde istihdam artışı olduğunu kaydeden Başçı, bunun gelişmiş ülkelerin hayal bile edemeyecekleri kadar yüksek bir istihdam artışı olduğunu ifade etti. Gelişmekte olan ülkeler arasında da Türkiye'nin ön sıralarda olduğunu dile getiren Başçı, istihdam artışı açısından Kolombiya, Şili ve Türkiye'nin önde gittiğini anlattı.

Dış denge tarafında ise küresel gelişmelerin etkili olduğunu belirten Başçı, dünyada düşük faiz ortamı olması nedeniyle, gelişmekte olan ülkelerde tasarrufların düştüğünü, borçlanmanın arttığını, özellikle gelişmekte olan 5 büyük ülkede cari açık verildiğini söyledi.

Türkiye'de Hazinenin dolar, avro ya da TL cinsinden borçlanabildiğini hatırlatan Başçı, "TL bazında yüksek enflasyon döneminde yüzde 70'leri görmüştük. Ama gösterge kıymetin o zamanki vadeleri de çok kısaydı. Bugün için 10 yıl vade ile Hazine TL cinsinden borçlandığında, yüzde 10 civarında nominal borçlanabiliyor. Bu değişken çok önemli" diye konuştu.

Söz konusu borçlanma faizinin piyasada belirlendiğine dikkati çeken Başçı, bu kısıma müdahale etmediklerini, bu oranı belirleyen iki unsur olduğunu kaydetti.

Faizlerin belirlenmesinde ülkenin risk priminin etkili olduğunu anlatan Başçı, mali disiplinde atılan her olumlu adımın risk primini de aşağıya çektiğini, faizlerde son yıllarda buradan bir düşüş görüldüğünü belirtti.

Başçı, hem Türkiye'deki kamuoyunu, hem de uluslararası kamuoyunu enflasyonla mücadelenin ve fiyat istikrarının sağlanacağı konusunda ikna etmeleri, bu çerçevede iletişim konusunda şeffaflığa devam etmeleri ve politika araçlarını en uygun şekilde kullanmaları gerektiğini söyledi.

Dış dengede dikkatli olunması gerektiğinin altını çizen Başçı, şunları kaydetti:

"Dıştan gelebilecek olan şokların ileride ülkemizi etkilememesi için mutlaka tasarrufları arttırmalıyız. Aşırı borçlanmayacağız, gelirimizle oranlı borçlanacağız. Bunu yapmanın orta-uzun ve kısa vadeli yolları var. Kısa vadeli yolların bir tanesi fiyatlarla alakalı. Arzu ederiz ki orta-uzun vadeli yapısal tarafta da adımlar atılmaya devam etsin. Böylelikle daha kolay şekilde Türkiye gelir-gider dengesini biraz daha olumlu noktaya getirsin."


"RESMİ AÇIKLAMALAR DIŞINDA SÖYLENTİLERE İTİBAR ETMEYİN. BİZ GÖREVİMİZİN BAŞINDAYIZ"

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, "istifa edeceği" söylentilerine ilişkin, "Yapılan resmi açıklamalar dışında söylentilere itibar etmeyin. Biz görevimizin başındayız" dedi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 82. Hesap Dönemi Olağan Genel Kurul Toplantısı, Bankanın idare merkezi konferans salonunda yapıldı.

Genel Kurulda, 30 Nisan 2014'te görev süresi dolacak 2 banka meclisi üyeliği ve 1 denetleme kurulu üyeliği için seçim yapıldı.

Yapılan oylamada, Banka Meclisi Üyeliğine Mehmet Vehbi Çıtak ile Doç. Dr. Lokman Gündüz yeniden seçildi. Denetleme Kurulu Üyeliğine ise görev süresi 30 Nisan'da dolacak olan Hasan Türedi'nin yerine Mehmet Ziya Gökalp seçildi.

Banka meclisi üyelerinin görev süresi 3 yıl, denetleme kurulu üyelerinin görev süresi ise 2 yıl olacak.


"GÖREVİMİZİN BAŞINDAYIZ"

Genel Kurulun ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başçı, istifa edeceği söylentilerinin hatırlatılması üzerine, "Yapılan resmi açıklamalar dışında söylentilere itibar etmeyin. Biz görevimizin başındayız" dedi.


"ALTINLAR AYNEN DURUYOR"

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, "Kuruşlar mertebesinde temettü alınması söz konusu olabiliyor. Pek çok hissedar bunları almıyorlar bile. Kamuoyunda yanlış bir algı var: Merkez Bankası çok kar ediyor, onun önemli bir kısmını özel kişilere, kuruşlara veriyor. Bu kesinlikle yanlış. Tam tersine böyle bir gerçek var" dedi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 82. Hesap Dönemi Olağan Genel Kurul Toplantısı, bankanın İdare Merkezi Konferans Salonu'nda yapıldı.

Banka Meclisi ve Denetleme Kurulu'nun 2013 hesap yılına ait raporları ve kar dağıtımı ile ilgili teklif, Denetleme Kurulu Raporu'nun okunmasının ardından kabul edildi.

Banka hissedarı Selahattin Ergüden, raporlara ilişkin yaptığı konuşmada, liranın simgesini "ucube" olarak nitelendirerek, Türk Lirasını temsil etmediğini ve simgenin artık kullanılmamasını istedi. Yıllık raporun siyah karakterler ve okunabilir büyüklükte olmasını talep eden Ergüden, bankanın yapısına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Ergüden, bankanın özerkliğiyle ilgili eleştirilerde bulunarak, "Para işleriyle siyasetin alakası yoktu. Sayın başkanlar müstakil olsaydı bu şekilde kararlar almaz, iktisadi kurallara göre kararlar alırlardı. Bankanın bağımsız olması şarttır, hükümetin siyasi bir kolu olarak çalışırsa hiçbir şeye cevap verilemez. Merkez Bankası bağımsız değil, Hükümet'in emriyle çalışmaktadır. Siyasetin girdiği yerde hiçbir şey olmaz" dedi.

Banknotların basımındaki tercihleri de eleştiren Ergüden, "Bizim paramızda Atatürk'ten sonra bir çok resim geldi. İkinci resmin kim olduğu, neden konduğu izah edilemez. Bayrağımızı değiştirmeyiz. Bayrağı değiştirmekle para üzerindeki resmi değiştirmek aynı şeydir" diye konuştu. Ergüden, bazı hissedarların uzak yerlerden geldiklerini ifade ederek, bankanın bir misafirhane sahibi olmasının önemli bir kolaylık olacağını söyledi.

Ergüden, konuşmasında, Başçı'ya, "Bankada ne kadar altınımız var görebilir miyiz" diye sordu.


"VARLIK İÇİNDE YOKLUK ÇEKİYORUZ"

Adnan Bahar da sermaye artırılmadığı için hissedarlar olarak varlık içinde yokluk çektiklerini ifade etti. Bankanın 6 bin civarında ortağı olduğunu dile getiren Bahar, bankanın borsada bir tahtası olmasını ve bankaya gerçek değerin piyasa tarafından verilmesi gerektiğini savundu.

Sermaye artırımı ve hissedarlara ödenen karın artırılması konusunda verilen sözlerin tutulmadığını dile getiren Bahar, "3 bin lira alacağız diye Genel Kurul'a gelip el kaldırıyoruz. Bu toplantı için 50-100 bin lira ödeniyor. Yapılmasın, kasada kalır, cari açığın kapatılmasına bizden bir katkı olur. Kul hakkı olduğu için hakkımı helal etmiyorum. Artık anlamı yok, Genel Kurul da yapılmasın. Bir sadaka veriyorsunuz bari makasta adil olun, canımız acıyor" diye konuştu.

Bahar, banka yönetimindeki görevden alma iddialarına ilişkin, "Yönetimden bir şikayetim yok başarılarının devamını diliyorum. Üstümüzdeki kişilerin tasarruflarına da saygı duyuyorum" dedi. Bahar, şikayetlerini ortadan kaldırmak için hissedarlara birlikte hareket etme çağrısı yaptı.


"BANKANIN 6 BİN 461 HİSSEDARI VAR"

Erdem Başçı, bankanın 6 bin 461 hissedarı bulunduğunu, bunların 4 bin 936'sının sadece bir hisseye sahip olduğunu söyledi. Bunların nominal değerinin de son derece düşük olduğunu dile getiren Başçı, şöyle konuştu:

"Dolayısıyla kuruşlar mertebesinde temettü alınması söz konusu olabiliyor. Pek çok hissedar bunları almıyorlar bile. Kamuoyunda yanlış bir algı var; Merkez Bankası çok kar ediyor, onun önemli bir kısmını özel kişilere, kuruşlara veriyor. Bu kesinlikle yanlış. Tam tersine böyle bir gerçek var.

TBMM'nin bu konuyu çözmesi gerekiyor. Anladığım kadarıyla yoğun bir gündem vardı yakın dönemde, gündeme gelemedi. Bu konuda bir çalış yapılması gerekiyor ve yapılacaktır diye ben ümit ediyorum. TBMM'nin çözmesi gereken bir konudur bu. Çözmenin değişik yolları var, onlardan birisini değerlendirirler diye tahmin ediyorum. Sonuçta burada nominal bir sınır var, verilebilecek temettü üzerinde yüzde 12'lik bir sınır var o da 3 bin lira yapıyor. Bütün hissedarlarımıza verebileceğimiz aslında 3 bin lira geri kalan vergi olarak Maliye Bakanlığına ve temettü olarak da ihtiyatları azaldıktan sonra Hazine Müsteşarlığımıza gidiyor. Bunun bir gerekçesi var çünkü biz burada bir kamu imtiyazı kullanıyoruz, bir tekel var. Para basma yetkisi sadece Merkez Bankasına ait. Kamu imtiyazı olduğu için özel ortaklara çok fazla kardan pay verilmemesi makul ama orada da bir ölçü, ayar meselesi var. Kuruşlar mertebesinde olması da gerçekten çok kabul edilebilir bir durum olmayabilir. Bunu kanun değişikliği ile çözmek mümkün."

Enflasyonun parasal bir olay olduğunu ifade eden Başçı, bu konuda ne kadar parasal genişlemeye gidildiğinin belirleyici olduğunu söyledi. Başçı, basılan paranın kendisini doğrudan doğruya enflasyon olarak göstermediğini, bir kısmının reel büyümeyi karşıladığını, ayrıca paraya olan talep arttığında da enflasyon yaratmayacak bir ilave genişleme olabileceğin belirtti.

Reel büyümenin ve reel para talebinin ötesinde para basılmasının enflasyon olarak deneceğine işaret eden Başçı, bunu bilanço ile takip etmenin faydalı olacağını dile getirdi. Başçı, "Türkiye ne zaman aşırı miktarda parasal genişleme yapmış enflasyon aşırı yüksek olmuş. Daha makul parasal genişleme yaptığında daha makul enflasyon olmuş" dedi.

Özerklik ve Merkez Bankası'nın kararlarına yönelik eleştirilere de yanıt veren Başçı, şunları kaydetti:

"Banka Meclisi'nin kendi yetkisi çerçevesinde kararları almıştır. Bu Türk Lirası simgesinde de böyledir, paranın üzerindeki resimlerde de böyledir. Sorumlusu da Merkez Bankası'dır. Simge konusu kişiden kişiye değişebilir ama vatandaşlarımız tarafından ilk günden itibaren benimsendi. Böyle bir simge pek çok ülkede var ama Türkiye'de yoktu. TL de kısaltma olarak hala kullanılabilir. Yakın zamanda böyle bir çaba Rusya'da oldu ve Rusya'da parasına bir simge edindi, Hindistan'da var. Durmuş Bey'in bu konuda ilk günlerde bir yorumu vardı simgenin beğenilmesiyle alakalı, 'Eyfel kulesini de ilk yapıldığında kimse bir şeye benzetememişti ama zaman içerisinde çok beğenilir oldu. Ona benzer bir seyir izliyor Türk Lirası simgesi de. Vatandaşlarımız kullandıkça gözümüz alışıyor. Oradaki eğimin yukarı doğru olması da aslında Türkiye'de büyüyen bir ülke olduğumuzu sembolize eder. Avrupa'da avronun çift çizgisi yatay, büyümüyor. Bizimki yukarı doğru gidiyor ve büyüyor diye okunabilir."

Konuşmaların ardından Banka Meclisi Üyeleri ve Denetleme Kurulu ibra edildi


"ALTINLAR AYNEN DURUYOR"

Bankanın kanundaki değişikliklerin bankanın esas mukavelesinde değişiklik yapılmasına ilişkin gündem maddesi görüşülerek kabul edildi.

Erdem Başçı, değişikliklere ilişkin Genel Kurulu bilgilendirirken, Merkez Bankasının mülkiyetindeki altınlarda eski Başkan Durmuş Yılmaz'ın zamanından bu yana hiçbir değişiklik olmadığını, "Gördüğünüz altınlar aynen durmaya devam ediyor" dedi.

Başçı, Türk Eximbank üzerinden ihracatçılara verdikleri reeskont kredilerinin vadesinin 4 ayla sınırlı olduğunu, kanun değişikliği ile "Banka Meclisi'nin takdiriyle vadeyi belirler" noktasına geldiklerini, fiilen de 8 ayı uyguladıklarını söyledi.