Çevre dostu binalar

Fark, topluma kazandırılan değerle yaratılır

Geçtiğimiz haftalarda gayrimenkulde fark yaratmak için inovatif projelerin hayata geçirilmesinin öneminden söz etmiştik. Ve ekleyerek "Kentsel dönüşümle birlikte gayrimenkul projelerinde yeni teknolojilerle donatılmış ekonomik ve çevre ile uyumlu binalar önümüzdeki dönemde tüketicilerin tercihlerini etkileyecek" demiştik. Bu konuda dağınık da olsa çeşitli çalışmaların yapıldığını biliyorduk. Ama bu sayede İstanbul'un tarihi ve kültürel mirasına sahip ilçesi Beyoğlu'nda, Haliç kıyısında Türkiye'de ilk "Leed" sertifikasını almaya hak kazanmış yepyeni bir otelin hizmete girdiğini de öğrenmiş olduk. LEED'in açılımı Leadership in Energy and Environmental Design. Bu sertifikayı almak için kriterler ise şöyle: Su verimliliği, sürdürülebilir alanlar, enerji ve atmosfer, malzemeler ve kaynaklar, iç mekan kalitesi, tasarımda yenilikler. Leed sertifikasının en önemli aşaması olan "Gold" kategorisinde dünyada sadece 15 adet otel var. Sözünü ettiğim otel de bu sertifikaya, yani Leed Gold'a sahip olan Hilton Garden İnn İstanbul Golden Horn Hotel. Sahiplerinden biri olan Erwin Walter Graebner Amplio Gayrimenkul Yatırım ve Geliştirme A.Ş'nin ortaklarından. Aynı zamanda Almanya'da gayrimenkul geliştirme alanında üst düzey bir girişimci. Diğeri ise yıllarca yurt dışında turizm sektöründe çalışan Alaeddin Babaoğlu yönetim kurulu başkanı. Alaeddin Babaoğlu 2006-2007 yıllarında ellerinde bu otelin projesi, birçok belediyenin kapısını çalmış. Ancak onlara yalnızca Beyoğlu Belediye Başkanı Misbah Demircan inanmış ve projeye sıcak bakıp desteklemiş. İşte Hilton Garden İnn İstanbul Golden Horn Hotel böylece 2011 Eylül'ünde hizmete girmiş. Bu iki yenilikçi ortağın hedefleri arasında yalnızca otel yatırımları yok. Gayrimenkul yatırım ve geliştirme şirketi AMPLIO kentsel yenileme projeleri geliştirmek üzere yatırımlarını çeşitlendirmeyi, konut projeleri ile ileriye dönük yerleşim standartlarını yükseltmek başlıca hedefleri arasında. Büyük bir değişim süreci devam eden Haliç'te ilk uluslararası standartlara sahip bir otel bu. Bina ayrıca Arkiparc 2012 ödüllerinde Türkiye'nin en iyi otel projesi ödülüne layık görülmüş. Proje aşamasından, inşaatın tamamlanmasına kadar geçen süreçte araştırma ve geliştirme sorumlusu olan Hayrettin Erdoğan bu işi nasıl yaptıklarıyla ilgili önemli bir ipucu verdi: "Yaşam alanı ve yüksek performanslı yeşil binaların tasarımı, inşaatı ve işletimi için uluslararası standartlarda kabul edilmiş bir değerlendirme olan LEED Yeşil Bina derecelendirme sistemi kılavuzunu takip ettik." İlginç bir bilgi daha. Hotel, belediyenin bina için vermiş olduğu imar izninden 1 kat daha eksik yapılmış. Yani çevre ve ekolojik duyarlılık para hırsının önüne geçmiş. Binanın dış cephesinde kullanılan malzeme, renkler ve güzel mimarisi ile çevresiyle uyumu nedeniyle ben oteli fark edememiştim. Yönetim Kurulu Başkanı Alaeddin Babaoğlu da bana "demek ki amacımıza ulaşmışız" dedi. Şimdi bu binada neler yapıldığına kısaca bir bakalım;
Otelin inşaatının Yüzde 30'u geri dönüşümlü malzemelerden,
Su kullanımında su verimliliğini artıran malzemelerle, yağmur sularının kullanılması. Bu yolla sağlanan su tasarrufu Yüzde 40 oranında.
Çatıda solar panellerle sıcak su ihtiyacı 6 ay boyunca güneş enerjisinden sağlanıyor.
Enerjide Yüzde 30-50 oranında tasarruf sağlanıyor. Çünkü izolasyondan tutun da odalardaki aydınlatmalara kadar otelde kullanılan tüm malzemeler özel ve enerji verimliliği sağlayan türden. Evet, kurumları değerli kılan ve fark yaratan şey artık sadece ürettikleri ürün ya da sundukları hizmetin kalitesi değil, topluma kazandırdığı değer. Bu bakımdan Hilton Garden İnn İstanbul Golden Horn Hotel bir öncü olacak gibi görünüyor. Darısı diğer tüm otel ve binaların başına.