Konut sektörü neden başarılı?

"Hayallerimiz, aşkımız ve evimiz"

Gayrimenkul piyasasını belirleyen genel kuraldır; yaz ayları, daha doğrusu ilkbaharla birlikte konut satma ya da satın alma zamanı da başlar. Ancak son yıllarda gayrimenkul alışverişleri (alımsatım) neredeyse bütün bir yıl boyunca yapılır hale geldi. Bunun pek çok sebebi var ama en önemlisi, sektörün artık yılın her dönemi ya da mevsiminde yeni satış ya da alım imkânları sunabilecek bir pazarlama aktivasyonu göstermesi. Nitekim çeşitli pazarlama teknikleri hemen her gün karşımıza çıkmakta: "Eski evini getir, peşinata sayalım, yenisini verelim" ya da "Krediniz bizden" gibi. Gayrimenkul sektörü yılın her döneminde verdiği tam sayfa ilânlarla aynı zamanda kurulan hayallere de sesleniyor. Her yıl evlenen on binlerce gence, evlenmiş hatta çoluk çocuk sahibi olmuş ama ev sahibi olamamış çiftlere gelecek beklentisi satıyor. Onlara anne ve babalarından miras kalan "Nohut oda bakla sofa, başınızı sokacak bir eviniz mutlaka olsun" gibi öğütler, yerini artık yerlerini kentlerin biraz dışında bile olsa çocuklarının oynayabileceği geniş park alanları, havuzları olan, geniş pencerelerinden yeşilliklere ya da denize bakan rüya evlerine bıraktı. Buna bir de gayrimenkul şirketlerinin yukarıda da söylediğim gibi "ne olursa olsun siz de satın alabilirsiniz" duygusunu ve özgüvenini veren yeni satış imkânları ve seçenekleri eklenince "Galiba biz de ev alabiliriz" duygusu daha da güçlenebiliyor. Geçmişte küçük bir evi, o döneme göre hayli de fazla olan elimizdeki paranın biraz üstünde olduğu için alamamıştık. Banka kredisi bile o zamanlar yoktu. Yapı kooperatifleri ya da Emlâk Bankası - o da kendi yaptığı az sayıda konuta kredi kullandırıyordu - yoluyla ev sahibi olunabiliyordu. Paran varsa elbette hiç sorun değildi. Ama toplumun çoğunluğunda o kadar para yoktu. Neyse ki artık toplumun her kesiminin ihtiyaçlarına, taleplerine uygun evler yapılıyor. Öyle ki ev sahipleri kiracı bulmakta bile zorlanıyorlar. Büyük bir çoğunluğu kira artışlarını yapamaz hale geldi. Emekli akrabam kirasını zamanında ödeyen, çıkmayan kiracısı olduğu için dua ediyor. Ama elbette şehirlerin en merkezî yerlerinde kiralar ve ev almak artık ateş pahası.

Kiracı-Ev Sahibi ilişkilerine 8 yıl erteleme

Bu arada biliyorsunuz bu köşede de hep duyuruyorduk. Yeni Borçlar Kanunu 1 Temmuz'dan itibaren yürürlüğe girdiğinde artık "kiracı-ev sahibi ilişkileri eskisi gibi olmayacak" diye. Ama bu değişiklik 8 yıl süreyle ertelendi. Erteleme de 11.1.2011 tarih, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 342, 343, 344, 346 ve 354 üncü maddelerinin 1.7.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanmayacağı ile ilgili değişiklik yasalaştı. Kira sözleşmeleri, konut ve çatılı işyeri kiraları ile ilgili bölümlerdeki maddelerde yapılan değişiklikleri sıralayacak olursak;
* Ev sahibine verilen güvence bedeli( depozito) üç aylık kira bedelini aşmayacaktı;
* Güvence bedeli kiracı, kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere, parayı vadeli bir tasarruf hesabına yatırılacak, kıymetli evrakı ise bir bankaya depo edilecekti.
* Sözleşmede kira bedeli yabancı para olarak kararlaştırılmışsa, beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamayacaktı.
* Kira artışlarının üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmeyeceği hüküm altına alınmıştı.
* Taraflardan her biri, kira ilişkisinin devamını kendisi için çekilmez hâle getiren önemli sebeplerin varlığı durumunda, sözleşmeyi yasal fesih bildirim süresine uyarak her zaman feshedebilecekti. Hepsini "caktı ve cekti" ekleriyle bitirdik çünkü her şey yine eskisi gibi. 8 yıl yukarıdaki maddeler yok. Kısa bir tatil nedeniyle, iki hafta sonra yeniden görüşmek üzere hoşçakalın.