Editörün seçtiği köşe yazılarından...

  • 1
  • 14
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

Milli takımın İspanya hezimetinden sonra, başta kendi arkadaşlarımız olmak üzere, bütün gazetelerin bütün spor yazarlarını okudum.
Yok, Fethullah'ın gazete olduğunu iddia eden mevkutesini değil tabii, çünkü onlar bırakın maçı eleştirmeyi, maçın kaç kaç bittiğini bile yazamamışlardı!
Düzeltiyorum: Hemen her spor yazarını okudum, Ersun Yanal ve Ercan Güven hariç.
Çünkü çalıştıkları gazete, bunların yazılarını "dişi" basmıştı.
Dişi, yani normal yazının tam tersi, siyah zemin üzerine beyaz harfler... Negatif film gibi... Fotoğrafın "arabı" gibi, yazının arabı!
Oğlum, evladım... "Sayfa sekreteri" olduğunu sanan güzel çocuğum... Uzun yazıda dişi baskı kullanılmaz!
Çünkü okunması çok zordur.
Dişi yazı ancak kısacık olursa "tolere" edilebilir, yani ancak ara başlık, resimaltı falan. Nitekim bizim arkadaşlar da zaman zaman kullanıyorlar. Gene de pek beğenmiyorum ama (bana danışacak değiller), bir çeşni katıyor sayfaya...
Ama bir "çeşni" işte, o kadar. Bir hoşluk.
Uzun yazıyı siyah zemin üzerine beyaz harflerle dizersen, sayfada bir "kara leke" yaratmış olursun, o kadar.
Gerçi birçok sayfa sekreterinde yazıları birer leke gibi görme eğilimi vardır... Okunsun ya da okunmasın, umuru değildir, yeter ki yaptığı sayfa yakışıklı olsun!
"Yazı uzun geldi, biraz kısalt" önerisini hep biliriz. Bendeniz yıllar önce, "senin yazı kısa kaldı, şuna iki paragraf ekle" diyen sayfa sekreteri de görmüştüm!
Tıpkı bunun gibi, "batone" tabir ettiğimiz "çubuk harflerle" dizmek de yazıyı zor okutan, yani "okuyucu kaçıran" bir yanlıştır.

Engin Ardıç/Sabah