205 sanığa 120 avukat

İstanbul'da açılan KCK davası Silivri'de başladı. Bazı sanıklar, kimlik bilgilerini Kürtçe olarak vermek isteyince mahkeme başkanı, "Benimle anlaşmak için Türkçe konuşmalısınız" dedi

PKK terör örgütünün üst yapılanması olarak gösterilen KCK'ya yönelik İstanbul'da açılan ilk dava dün Silivri'de başladı. Duruşmada sanıkların Kürtçe konuşması nedeniyle kimlik tespitleri yapılamadı. Avukatlarsa "görevsizlik ve yetkisizlik kararı" verilerek dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesini talep etti. Ancak talepleri kabul edilmedi. Prof. Dr. Büşra Ersanlı, yayıncı Ragıp Zarakolu ile PKK'nın üst düzey yöneticileri Ali Durç ve Kudbettin Yazbaşı'nın da aralarında bulunduğu 140'ı tutuklu, 205 sanıklı davanın ilk duruşması, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'de yapıldı. Duruşmada 120 kadar avukat da hazır bulundu. Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi, Kandıra, Tekirdağ ve Diyarbakır Cezaevleri'nde tutuklu bulunan sanıklar, duruşma için haftasonunda Silivri Cezaevi'ne nakledildi.

JANDARMA KUŞ UÇUR TMA DI

Jandarma, Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı (TOMA) ve panzerler eşliğinde yerleşke çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı. TEM Otoyolu ve E-5 Karayolu'ndan duruşma salonuna dönüş yapılan bölgelerde kontrol noktaları oluşturuldu. Sanık yakınları dışında izleyici alınmayan duruşmayı, BDP Eş Başkanı Gültan Kışanak, BDP milletvekilleri Ertuğrul Kürkçü, Sırrı Süreyya Önder, Sebahat Tuncel, Ayla Akat Ata, Levent Tüzel, CHP Milletvekili Binnaz Toprak, KESK Başkanı Lami Özgen de izledi. Salonda gazetecilere ayrılan bölüm de tamamen doldu. Tutuklu sanıklar, izleyicileri Kürtçe sloganlarla selamlayınca, mahkeme başkanı Ali Açlık, taşkınlık yapılamaması konusunda salondakileri uyardı. Avukatlar da Silivri yolu kapatıldığı için bazı sanık ve avukatların mahkemeye yetişemediğini söyledi.

'TÜRKÇE DIŞINDA BİR DİL'
Kimlik tespiti sırasında tutuklu sanıklar Yazbaşı ve Aydemir, Kürtçe yanıt verince mahkeme başkanı Alçık, "Sanığın Türkçe dışında başka bir dil kullanıldığı görüldü" diye tutanağa geçirdi. Sanık avukatlarından Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, "Türkiye'de 20 milyon nüfusu olan bir halkın diline 'bilinmeyen bir dil' derseniz, bu yargılama olmaz" dedi. Alçık ise "bilinmeyen bir dil" demediğini, "Türkçe dışında başka bir dil" ifadesini kullandığını belirtti. Ali Alçık, "Kürtçe de diyebilirdim. Bu konuda herhangi bir takıntımız yok. Kürtçe bilmiyorum. Sanığın benimle anlaşması için Türkçe konuşması lazım" dedi. Avukatlarsa anadilde savunma talebinin karşılanması için tercüman talep etti. Avukatlar, bu davada BDP'nin demokratik siyaset yapma hakkının yargılandığını, partilerin de sadece Anayasa Mahkemesi'nde yargılanabileceğini savunarak mahkemenin dosyayla ilgili "görevsizlik ve yetkisizlik kararı" vermesini talep etti. Avukatlar, üç bilirkişinin BDP'nin siyasi faaliyetlerini inceleyerek soruşturmaya gerek olup olmadığına karar vermesini, eğer gerek varsa dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesini de istedi.

TÜM TALEPLER REDDEDİLDİ

Davanın öğleden sonraki oturumunda ise sanık avukatları, "görevsizlik ve yetkisizlik kararı" ile "Kürtçe savunma" taleplerinin yanısıra iddianamede olaylar ile delillerin iyi ilişkilendirilmemesi sebebiyle "iddianamenin iadesi"ni ve "iletişim tespitlerinin dosyadan çıkarılması"nı talep etti. Mahkeme heyeti ise diğer taleplerin yanı sıra sanıkların Kürtçe savunma ve tercüman talebini, sanıkların meramlarını anlatacak kadar Türkçe bildiği gerekçesiyle kabul etmedi. Mahkeme heyeti, "Burada Kürtler yargılanmıyor. Sanıklara silahlı terör örgütü suçlamasıyla dava açıldı" vurgusu yaptı. Avukatlar, taleplerin red kararına tepki olarak yerlerinden kalkınca izleyiciler de mahkeme heyetini protesto etmeye başladı. Bunun üzerine salona giren jandarma komandolar barikat oluşturdu. Kimlik tespitinin ardından duruşma bugüne ertelendi.