Başbakan'dan önemli açıklamalar

Başbakan Erdoğan, AK Parti Genişletişlmiş İl Başkanları toplantısında konuştu.

  • AA
  • Gündem
  • Çarşamba 11.07.2012 11:29
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Srebrenitsa'daki katliama seyirci kalanların üzerine bulaşan lekenin Gazze'de masum çocukların, Libya'da masum sivillerin ölümünü seyredenlerin, Suriye'nin kentlerinde toplu halde katledilen insanları seyredenlerin üzerine de bulaştığını belirterek, ''Srebrenitsa'da mazlumun ahı yerde kalmadı, aheste aheste çıkıyor. Herkes bilsin ki dünyanın her neresinde olursa olsun, hangi inanca, hangi etnik kökene, hangi mezhebe mensup olursa olsun mazlumların ahı da er ya da geç çıkacak, sorumlular insanlık önünde mutlaka bunun hesabını verecektir'' dedi.

Erdoğan, genel merkezdeki AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, gerek Türkiye'de gerek bölgede acıların yaşandığı bir süreçten geçildiğini, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen umudun güçlü şekilde muhafaza edildiğini belirterek, olumsuz tabloyu olumluya çevirmek için büyük çaba sarf edildiğini vurguladı.

Umutlara umut katacak, heyecanı, coşkuyu katlayacak, iç muhasebe yapmak ve tazelenmek için eşsiz bir fırsat olacak Ramazan-ı Şerif'in 20 Temmuz Cuma günü başlayacağını dile getiren Erdoğan, toplantının öğleden sonraki bölümünde Ramazan'ın, ruhuna uygun şekilde özellikle dayanışma, paylaşma, yardımlaşma boyutlarını öne çıkararak değerlendirme konusunda gerekli istişarelerde bulunulacağını ifade etti. Erdoğan, ''Sizlerin ve tüm İslam dünyasının Ramazan-ı Şerifi'ni tebrik ediyorum. Ailenizle, sevdiklerinizle, aziz milletimizle Ramazan'ın rahmet, merhamet ve bereket atmosferini doyasıya teneffüs etmenizi Rabbimden temenni ediyorum. Ramazan'ın ülkemiz, milletimiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için refaha, selamete, barış ve dayanışmaya vesile olmasını da yürekten niyaz ediyorum'' dedi.

Yakın tarihin en acı hadiselerden birinin yıldönümünün bugün idrak edildiğine dikkati çeken Erdoğan, 17 yıl önce 11 Temmuz 1995'de Bosna-Hersek'in Srebrenitsa kasabasında tam sayısı bugün dahi bilinmeyen 10 binin üzerinde masum, sivil Boşnak Müslüman'ın insanlık dışı yöntemlerle toplu halde katledildiğini söyledi. Bosna-Hersek'te devam eden sistemli soykırımdan kaçan binlerce Boşnak'ın BM'nin güvenli bölgesi olan Srebrenitsa kasabasına sığındığını hatırlatan Erdoğan, ''Ancak ne yazık ki BM kendi güvenli bölgesini dahi koruyamadı. Srebrenitsa'ya toplanmış binlerce masumu gözü dönmüş katillere adeta bir kurban gibi teslim etti. Srebrenitsa'dan ormanlık bölgeye kaçan masum insanlar burada toplu halde katledildi, farklı mezarlara toplu halde gömüldüler. Aradan geçen 17 yıla rağmen bugün bile hala toplu mezarlardan cesetler çıkarılıyor. Bugün bile hala anneler, eşler, çocuklar akıbetini bilmedikleri yakınlarından bir haber almak, en azından cesetlerine ulaşabilmek için yol gözlüyor'' diye konuştu.

''Avrupa'nın ortasında katliam''

Srebrenitsa'nın toplu halde öldürülen binlerce insan nedeniyle çok önemli ve ibretlik olduğunu ifade eden Erdoğan, meselenin başka boyutlarına da işaret ederek, ''katliamın Avrupa'nın ortasında gerçekleştiğini, barışı, özgürlüğü sürekli ifade eden Batı'nın göbeğinde olduğunu'' belirtti.

Genel Başkan ve Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Katliamın geldiği bilindiği halde maalesef Avrupa ülkeleri ve Avrupa kurumları sadece seyretmekle yetinmiş ancak böyle büyük bir katliam sonrasında yani çok geç kalmış olarak harekete geçmişlerdir. Aynı şekilde BM de katliama seyirci kalmış, BM güvenlik güçleri katillere müsamaha göstermiş, kimi zaman kendilerini dahi korumaktan aciz kalmışlardır. Bu insanlık dışı soykırım girişiminin bugün sorumluları dahi uzun süre ellerini kollarını sallayarak dolaşmış, yıllarca yakalanmamış, yargı önüne çıkarılmamıştır. Bugün bazı sorumluların geç de olsa yargıya teslim edilmiş olmaları yine de sevindiricidir. Hadise tam olarak aydınlatılmamış, bütün sorumlular ise henüz yakalanmamıştır.

Srebrenitsa'ya göz yumanların, oradaki katliama seyirci kalanların üzerine yüzyıllar boyunca asla silinmeyecek bir leke bulaşmıştır. Aynı leke Gazze'de masum çocukların ölümünü seyredenlerin, Libya'da masum sivillerin ölümünü seyredenlerin, bugün Suriye'nin kentlerinde toplu halde katledilen insanları seyredenlerin de üzerine bulaşmıştır ve bulaşacaktır. Srebrenitsa'da mazlumun ahı yerde kalmadı, aheste aheste çıkıyor. Herkes bilsin ki dünyanın her neresinde olursa olsun, hangi inanca, hangi etnik kökene, hangi mezhebe mensup olursa olsun mazlumların ahı da er ya da geç çıkacak, sorumlular insanlık önünde mutlaka bunun hesabını verecektir.

Yakın tarihte Avrupa'nın ortasında yaşanmış olan bu soykırım girişimini Türkiye olarak unutmayacağımızı ve unutturmayacağımızı buradan bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bosna- Hersek'te katledilen kardeşlerimizi, özellikle de 11 Temmuz 1995'te Srebrenitsa'da katledilen kardeşlerimizi rahmetle yad ediyorum. Kimlikleri teşhis edilen ve bugün toprağa verilecek olan 520 kardeşimize Allah'tan rahmet niyaz ediyor, yakınlarına başsağlığı diliyorum.''

''Bosna size emanet''

''Efsane kahraman ve komutan'' olarak nitelediği Bosna-Hersek'in ilk cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç'i bir kez daha rahmet ve minnetle andığını dile getiren Erdoğan, mekanının cennet olmasını diledi. Merhum İzzetbegoviç'i vefatından saatler önce Saraybosna'da hasta yatağında ziyaret ettiğini aktaran Erdoğan, ''Kulağıma şunu fısıldamıştı; 'Bosna size emanet. Buralar Osmanlı'nın bakiyesidir' demişti. Şimdi o ifadeleri tekrar hatırlıyorum'' dedi.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın Türkiye adına bugün törenlere katıldığını anımsatan Erdoğan, ''Bosna, Boşnak kardeşlerimiz bize emanettir. Bu emaneti büyük bir hassasiyetle korumaya, Bosna-Hersek'te barış, refah ve huzur için her türlü katkıyı vermeye devam edeceğimizi de hatırlatmak istiyorum'' ifadelerini kullandı.

''Bu son yağışta debi saniyede 710 metreküpe ulaşıyor. 299 nere, 710 metreküp nere?''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye'de öncelikle on yıllardan, yüzyıllardan bugüne gelmiş bir çarpık kentleşme ve yapılaşma sorunu var. AK Parti hükümetleri olarak deprem bölgelerinin sel ve diğer afet bölgelerinin ıslahı için gerçekten tarihi çalışmalar başlattık. Bu çalışmaları kararlılıkla yürütüyoruz'' dedi.

Erdoğan, genel merkezdeki AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Mısır'ın devrimin ardından meşakkatli yolda kararlılıkla yürüdüğünü belirterek, Mısır'da iş başına gelen Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yi bir kez daha kutladığını ve başarılar dilediğini söyledi. Zor bir süreci istişare, diyalog ve serinkanlılıkla aşağı çekeceğine ve bu süreci zor da olsa başaracağına inandığını kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Mısır devrimin başladığı andan bugüne kadar her alanda gerçekten büyük bir mesafe kaydetti. İnşallah mevcut sorunlar ve mevcut tartışmalar suhuletle aşılacak. Parlamenter sistem kusursuz işlemeye başlayacak, devlet başkanlığı ile milletin iradesinin tezahürü olan Yasama Meclisi ile tüm kurum ve kuralları ile Mısır hak ettiği güzel günlere en kısa zamanda ulaşacaktır. Biz demokraside şunu öğrendik, şunu biliyoruz. Kurallar bellidir. Yola çıkıldıktan sonra yeni kurallar ihdas edilmez. Maalesef Mısır'da bu belli kurallarla yola çıkıldıktan sonra bazı kuralların konulmuş olması ihdas edilmiş olması Mısır halkının iradesine saygısızlıktır. Parlamenter demokrasi zaten bunları asla kabul etmez. Mısır'da Askeri Konsey'in bu tür kararlar almak suretiyle halkının iradesini yok farz etmesi ve oluşan parlamentoyu yok kabul etmesi gerçekten halkın iradesine karşı bir saygısızlıktır ve bu tabi Mısır'ın kendi içinde değil, dünyada özellikle parlamenter demokrasiye inanmış toplumlarda da Mısır hakkında olumsuz değerlendirmelerin yapılmasına fırsat vermektedir. Buna fırsat vermek de herhalde Mısır'ı, halkını sevenlere doğrusu yakışmıyor.''

Türkiye Mısır'ın yanında olmaya devam edecek

Erdoğan, Türkiye'nin ihtiyaç duyulduğu her aşamada Mısır'ın yanında olmaya devam edeceğini ve Mısır halkının refah ve düzeni için üzerine düşen sorumluluğu hakkı ile yerine getireceğini bildirdi.

Afrika ülkesi Mali'de, islam medeniyetinin bir şaheseri olan Timbuktu şehrinin bir felaketle karşı karşıya olduğunu ifade eden Erdoğan, camilerin, islam eserlerinin vahşete denk bir şekilde yıkıldığına ve tahrip edildiğine dair acı haberler alındığını söyledi. Erdoğan, ''Bu vandallık bu yıkım, kendisini müslüman olarak tanımlayan bazı örgütler tarafından ve tekbirlerle yapılıyor. Yüzyılların mirasını, islam medeniyetinin şaheserlerini, insanlığın birikimini bu şekilde tahrip etmek dini hiçbir gerekçeyle hiçbir referansla açıklanamaz. Timbuktu'da yapılmakta olan apaçık bir vandalizmdir. Apaçık insanlığa karşı bir saygısızlıktır. Kendi ecdatlarına karşı da bir saygısızlıktır'' dedi.

Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı'nı, tüm müslümanları ve insanlığı endişe verici gelişmelere karşı tepki koymaya ve seslerini yükseltmeye davet etti.

Myanmar'da Arakan Bölgesi'nde müslümanlara yönelik toplu kıyımları da endişe ile izlediklerini dile getiren Erdoğan, ''Dini fanatizm tehdidi altında mallarını, evlerini, topraklarını terk eden çok sayıda insan ve canlarını feda eden Arakan müslümanları için uluslararası toplumdan çok daha fazla duyarlılık bekliyoruz'' dedi.

Samsun'daki sel felaketi

Geçtiğimiz hafta Samsun başta olmak üzere Karadeniz'in bazı şehirlerinde afet sınırlarını aşan sel baskınlarına şahit olunduğuna dikkati çeken Erdoğan, milletçe herkesi üzen acı kayıplar yaşandığını vurguladı. Erdoğan, Samsun'da selden hayatlarını kaybeden 12 kişiye Allah'tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı dileklerini ileterek, ''Samsun'daki afetten 470 konut, 891 iş yeri, 134 depo ve 13 diğer yapılar olmak üzere toplamda 1508 yapı etkilendi. Afet haberi alınır alınmaz Valiliğimiz, Büyükşehir ve ilçe belediyelerimiz, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığımız, hepsi harekete geçtiler ve kurtarma çalışmalarını başlattılar'' bilgisini verdi.

3 bakan ve milletvekillerinin derhal bölgeye intikal ederek afetin boyutlarını ve ihtiyaçları tespit ederek çalışmaları yürüttüklerini anlatan Erdoğan, ilk etapta ihtiyaç sahiplerine yiyecek, giyecek ve diğer yardım malzemelerinin ulaştırıldığını söyledi. Erdoğan, Büyükşehir Belediyesi'nin evleri kullanılamaz halde olanlar için TOKİ'ye ve kendisine ait 130 konutu tahsis ettiğini belirterek, ''Şimdi bu konutlar içerisindeki ihtiyaçları nelerse buzdolabıydı, koltuklardı, yataktı vesaire... Bütün bunları da hazırlamak suretiyle oraya yerleşmek isteyen mağdur vatandaşlarımızı ilk etapta bir yıllığına oraya yerleştiriyor. Bu arada yine 2,5 milyon liralık destek yaraları sarmak üzere Samsun Valiliğimizin emrine gönderildi. Selden etkilenen vatandaşlarımıza ödeme yapmak üzere. Bu ödemeler de şu anda başlamış durumda'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, Büyükşehir Belediyesi ve özel şirketlerin afetten etkilenen konut ve iş yerlerinin 3 ay süreyle su, doğalgaz ve 2 ay süre ile elektrik faturalarını ertelediğini kaydederek, şunları söyledi:

''Tüm dünyada olduğu gibi dünyanın en gelişmiş ülkelerinde olduğu gibi... Bakın Samsun olayından hemen sonra Rusya'da bir olay patlak verdi. Yeni bir sel felaketi... 172 kişi öldü. Afetin boyutu orada da çok büyük. Amerika'da oldu, Japonya'da oldu. ABD'de Florida afeti felaket bir afetti. Sayı çok çok büyüktü. Japonya'da yaşanmıştı daha yeni. Ülkemizde de zaman zaman afetler yaşanıyor ve bu afetlerde zaman zaman can kayıplarımız yaşanabiliyor. Türkiye'de öncelikle on yıllardan, yüzyıllardan bugüne gelmiş bir çarpık kentleşme ve yapılaşma sorunu var. AK Parti hükümetleri olarak deprem bölgelerinin sel ve diğer afet bölgelerinin ıslahı için gerçekten tarihi çalışmalar başlattık. Bu çalışmaları kararlılıkla yürütüyoruz.''

''İhmal varsa, kusur varsa sorumlular ortaya çıkarılacak''

Afetlerde can mal ve mal kayıpları asgariye düşürecek tedbirleri, dönüşümleri ve reformların tek tek hayata geçirildiğini anlatan Erdoğan, Türkiye'de çıkarılan yasalarda bugüne kadar kentsel dönüşüm, değişim anlayışı mantığı olmadığını, bunun AK Parti iktidarı ile gündeme geldiğini kaydetti. Halkın desteğini beklediklerini ve halkın da ''Ben bunda varım'' demesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Özellikle burada bir hususun altını çizmek istiyorum. Ne kadar önlem alırsanız alın, öyle afetler yaşanabiliyor ki, yüzyılın, 500 yılın, bin yılın en büyük afeti olabiliyor. Aldığınız tüm tedbirleri geçersiz kılabiliyor. Afetler karşısında can ve mal kaybını sıfıra indirmek bugün dünyanın hiçbir ülkesinde mümkün değildir. Örneği yoktur. Depremle iç içe yaşayan Japonya'da kayıplar yaşanıyor. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde fırtınalar, sel baskınları yüzlerce binlerce cana mal olabiliyor. Bir kere şunu herkesin bilmesini istiyorum. Samsun'da hayatını kaybeden kardeşlerimizle ilgili olarak gerekli her türlü soruşturma ve inceleme yapılıyor. Yapılacaktır. İhmal varsa, kusur varsa sorumlular ortaya çıkarılacak. Gereken hiç tereddütsüz yapılacaktır.''

Erdoğan, Samsun'da yaşanan acı hadiseyi kendileri için kendi siyasi hırsları için bir ranta dönüştürmeye çalışanlara da asla müsamaha göstermeyecek ve fırsat vermeyeceklerinin altını çizerek, ''Kusura bakmasınlar. Bugünler dayanışma günü olması gerekirken, siyasi partilerinden tutun medyasına sivil toplum örgütlerine kadar hepsi gerekli soruları sorabilirler. Onu bir kenara koyuyorum. Eleştiri yapabilirler. Ona da eyvallah. Ama bunun demokratik kültür içerisinde değil, bir karalama kampanyası, bir yangından mal kaçırma kampanyası olarak yürütülmesi en hafif tabiri ile fırsatçılıktır. Haksız, mesnetsiz bir karalama kampanyası şeklinde bir fırsat devşirme niyetiyle yapılan eleştiri ne millete, ne ülkeyle ne de geleceğimize hiç ama hiç katkı sağlamaz'' dedi.

Samsun'da yaşanan taşkınla ilgili olarak Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın hemen bir inceleme yaptığını ve rapor hazırladığını belirten Erdoğan, Canik ilçesi Yılanlıdere'de gece 24.00'da başlayan yağmurun sabah 05.50'ye kadar sürdüğünü söyledi. Azami debinin saniyede 299 metreküpü geçtiği durumların afet hali olarak kabul edildiğine işaret eden Erdoğan, ''Bu son yağışta debi saniyede 710 metreküpe ulaşıyor. 299 nere, 710 metreküp nere? Yani onun yaklaşık 2,5 - 3 katı. Dere yatağına konut inşa etmek gibi TOKİ ile alakalı bir durum söz konusu değil. Israrla söyledik. Çevre ve Şehircilik Bakanım olsun TOKi olsun... Hepsi ile ısrarla kesinlikle böyle bir şey konusu değil. Tamamının gerekli zemin etütleri yapılmış, çevre etütleri yapılmış, dereyle ilgili ıslah çalışmaları yapılmıştır. Tüm bu tedbirleri bu önlemleri yetersiz kılacak derecede 500 yılda bir görülecek büyüklükte sel geliyor ve maalesef bodrum katlarda vatandaşlarımıza maalesef o ağır faturayı ödettiriyor. O da tamamında değil, onu da söyleyeyim. Dereye yakın olan TOKİ binalarının bodrumlarında'' diye konuştu.

''TOKİ'nin konutlarında sadece AK Partililer oturmuyor Kılıçdaroğlu''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''TOKİ'nin konutlarında sadece AK Partililer oturmuyor Kılıçdaroğlu. TOKİ'nin konutlarında CHP'li de oturuyor, MHP'li de oturuyor, BDP'li de oturuyor. Diğer partilere gönül vermiş vatandaşlarımız da oturuyor. Siz tutar da bu kadar başarılı bir kurumu bir kaç olumsuzluk üzerinden karalamaya kalkarsanız en başta sizin kendi seçmeniniz buna itiraz eder ve edecektir. Bu ucuz siyasettir ve bununla bir yere varılmaz'' dedi.

Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Samsun'da yaşanan sel felaketi sonrası ortaya çıkan durumun tüm detaylarıyla inceleneceğini, ihmal ve kusur olması halinde bunun tüm sorumlularıyla ortaya çıkartılacağını kaydederek, ''Yargı şu anda çalışmalarını başlattı, devam ettiriyor'' dedi.

''TOKİ bu tür salvolarla yıkılacak bir kurum da değil''

Bodrum katlarının imarı konusunun da değerlendirilerek önlemlerin alınacağını söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

''Gerek siyasi partileri, gerek sivil toplum örgütlerini, gerek medyayı hem bu afette hem de diğer olağanüstü durumlarda daha sorumlu, daha bilinçli, daha yapıcı davranmaya davet ediyorum. Gazeteler yazıyor; 'Mühendisler odası, mimarlar odası şöyle, şöyle dedi'. TOKİ'ye soruyorum; 'Size böyle bir yazı geldi mi bunlardan?'. 'Hayır'. O zaman, malum Bakanımız TOKİ'nin başındaydı. İşte kendisi de burada. Böyle bir yazı geldi mi size? Böyle bir yazı yok. Niye o zaman bu yalan, niye bu iftiralar? Dürüst olun. Ama bunların cibilliyetinde bu yok. Yapıyorlar bu tür açıklamaları, 'Buradan halkın kafası böyle bir karışsın'... Ondan sonra bir malzeme... Hedef ne? 'Hedef acaba biz AK Parti'yi nereden vurabiliriz?'.

Siz AK Parti'yi buralardan vuramazsınız, yanlış yapıyorsunuz. Çünkü AK Parti doğru yoldadır. Çünkü bizim bu konularda niyetimiz samimi. Dürüstsen, kalkarsın dersin 'Buyurun, ben yazıyı gönderdim.' Çıkar bunu göster ama böyle bir şey yok. Çünkü dayanışma içinde oldukları siyasi partiyle bunların karakterleri, yapıları aynı. Tabii bunlara karşı da herhalde sessiz kalacak halimiz yok. Hayatını kaybetmiş insanlar üzerinden, onların acılı aileleri üzerinden rant devşirme gayretine lütfen kimse girmesin. TOKİ bu ülkenin en başarılı kurumlarından birisidir.''

TOKİ'nin 9,5 yıl içinde 549 bin konutun inşasına başladığına, bunların 415 bininin sahiplerine teslim edildiğine işaret eden Erdoğan, TOKİ sayesinde 415 bin ailenin ucuz, sağlam, sağlıklı bir çatıya kavuştuğunu söyledi. Erdoğan, ''Size ne oluyor ya? Bugüne kadar giremediğiniz, hayatınızda yapamadığınız, böyle bir şeyi hayal edemediğiniz ey CHP, ne oluyor size de böyle tahammül edemeyince hemen bir fırsatta TOKİ'yi yıkma gayreti içerisine giriyorsunuz? TOKİ bu tür salvolarla yıkılacak bir kurum da değil. Onu da size ayrıca söyleyeyim'' dedi.

''CHP Genel Başkanı'nın Meclis'in çalışmaların haberi yok''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, TOKİ'nin sadece konut değil öğrenci yurtları, okullar, karakollar, kamu binaları, hastaneler ve afet konutları yaptığını, kurumun Türkiye'nin yeniden inşasında adeta yol gösterici olduğunu vurguladı. Bir şehri ilgilendiren ne kadar yapı varsa TOKİ'nin 81 ilde bunları başarıyla inşa ettiğine dikkati çeken Erdoğan, TOKİ'yi şehirlerdeki yapılaşmaya yön vermek için harekete geçirdiklerini belirtti.

Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bir kaç olumsuz örnekten yola çıkarak, hem de çok büyük bir afet sonucu ortaya çıkan olumsuzluktan yola çıkarak bu kadar başarılı bir kurumun hedef yapılması haksızlık, insafsızlıktır. TOKİ'nin inşaatına başladığı 549 bin konut, teslim ettiği 415 bin konut CHP Genel Başkanı'nın muhayyilesine bile sığmaz.

Çıkıyor, 'TOKİ öğrencilere yurt yapsın' diyor. Bunu defalarca söyledik, defalarca kendisini tekzip ettik, mahcup ettik. TOKİ'ye bu yetkiyi zaten Meclis verdi. CHP Genel Başkanı'nın Meclis'in çalışmalarından dahi haberi yok. TOKİ şu anda Türkiye'nin dört bir yanında zaten yurt inşa ediyor. Kredi Yurtlar Kurumu ile imzalanan protokolle 13 öğrenci yurdunun inşaatı başladı. 9 yurt ihale, 53 yurt proje aşamasında. Milli Eğitim Bakanlığı ile imzalanan protokolle 89 yurt uygulaması ayrıca başlatıldı. Toplamda TOKİ 63 bin öğrenci kapasiteli 164 yurt uygulaması başlattı.

CHP Genel Başkanı'nın bunlardan haberi yok. Ne yapalım? Bunları görmüyor, göremiyor ya da görmezden geliyor ya da halkımızı aldatmaya çalışıyor. Sanatı bu çünkü. Muhalefet, yapılan güzel işleri takdir etmeyi bilmektir de aynı zamanda. Bu büyüklüğü gösterebilmektir. Ama büyümek... Böyle bir dert yok Genel Başkan'da, o hep küçük kalmayı istiyor. TOKİ'nin konutlarında sadece AK Partililer oturmuyor Kılıçdaroğlu. TOKİ'nin konutlarında CHP'li de oturuyor, MHP'li de oturuyor, BDP'li de oturuyor. Diğer partilere gönül vermiş vatandaşlarımız da oturuyor. Siz tutar da bu kadar başarılı bir kurumu bir kaç olumsuzluk üzerinden karalamaya kalkarsanız en başta sizin kendi seçmeniniz buna itiraz eder ve edecektir. Bu ucuz siyasettir ve bununla bir yere varılmaz. Aziz milletim de bu ucuz siyasete hiçbir zaman prim vermedi, bundan sonra da zaten vermeyecektir.''

''CHP Genel Başkanı'nın tavrı, gayri milli bir tavırdır''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Beşşar Esed, düşürülen uçağımızla ilgili konuşma ihtiyacı hissetmiyor, biliyor musunuz? Zira Türkiye'de Kemal Kılıçdaroğlu zaten Esed adına yeterince konuşuyor. Böyle bir durum var. CHP, Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminde bugün artık Baas Partisi'nin Türkiye sözcülüğünü aleni şekilde üstlenmiş durumda. Gayet güzel paslaşıyorlar, en kritik anda bile. Burada tekrar söylüyorum. CHP Genel Başkanı düşürülen uçağımızla ilgili olarak milli bir duruş sergilememiştir. Bugün de milli bir duruş sergilemiyor'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda gündemdeki konuları değerlendirdi.

22 Haziran'da Akdeniz'de uluslararası hava sahasında Suriye tarafından düşürülen Türk uçağıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Başbakan Erdoğan, Akdeniz'de uçağımızla irtibatın kesildiği andan itibaren Genelkurmay Başkanlığı'nın gerekli incelemeleri yaptıktan sonra sonuçların kamuoyuna açıklandığını hatırlattı.

Uçak 13 mil açıkta vuruldu

Uçağın düşürülmesine ilişkin bilgilerin, ''son derece net, son derece şeffaf, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde'' ortaya konulduğunu ve TBMM'de Grubu bulunan partilerin genel başkanlarının bilgilendirildiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Uçağımız, uluslararası hava sahasında Suriye karasularının 1 mil dışında yani Suriye'den 13 mil uzakta isabet almıştır. Uçağımız isabet aldıktan sonra süratle irtifa ve hız kaybetmiş, rotasından çıkmış, Suriye karasuları içine sapma yaparak 8,5 mile düşmüştür. Nihayetinde de bulunduğunda da zaten bunu tespit ediyoruz. Uçağımıza yapılan saldırı öncesinde hiçbir uyarı yapılmamıştır. Şimdi bu parçalar çıkarıldıktan sonra bu bir füze vuruşu mudur yoksa bir uçaksavar mıdır bunlar da daha net yapılacak incelemelerden sonra ortaya çıkacaktır.''

''Düşmanca, hasmane bir şekilde saldırı düzenlenmiştir''

Her ülkenin hava sahasının bu şekilde kısa süreli olarak ihlal edildiğine dikkati çeken Başbakan Erdoğan, ''Gerekli uyarılar, gerekli teamüller yerine getirilmeden, silahsız olan uçağımıza saldırılmıştır'' dedi.

Suriye'ye ait helikopterlerin son dönemlerde 5 kez Türkiye hava sahasını işgal ettiğini söyleyen Erdoğan, uyarı yaparak hava sahasının terk edilmesinin sağlandığını kaydetti. Aynı şekilde Rusya'ya ait 15 uçaklı bir filonun Karadeniz'de Türk hava sahasını ihlal ettiğini açıklayan Erdoğan, ''Uyarılar yapılmıştır. Bizim uçaklarımız Balıkesir'den, Merzifon'dan kalkmak suretiyle onların hava sahamızı terk etmelerini sağlamıştır. Daha sonra da özür dilemişlerdir. Bütün bunlar bu şekilde yapılıyor. Hemen hava sahan işgal edildi anında vur. Bu tabii, olağan, alışılmış bir durum değil. Hem Türkiye içinde kampanya yürütenlere, hem uluslararası kampanya yürütenlere açık açık söylüyorum; uçağımıza 13 milde, uluslararası hava sahasında hiçbir uyarı yapılmadan, tamamen düşmanca, tamamen hasmane bir şekilde saldırı düzenlenmiştir'' diye konuştu.

''Enteresan, dikkat çekici, ibretlik bir kampanya yürütülüyor''

Uçağın düşürüldüğü 22 Haziran'dan bu yana, bu bilgileri delillerle, radar kayıtlarıyla ortaya koyduklarını ve kendisinin yanı sıra Milli Savunma Bakanı'nın, Genelkurmay Başkanı'nın açıklamalarını hatırlatan Başbakan Erdoğan, TBMM'de Grubu bulunan 3 siyasi partinin genel başkanlarına Başbakanlık Resmi Konutu'nda ayrıntılı bilgi verildiğini vurguladı. Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bütün bunlar yapılmışken, bakıyorsunuz bizden ayrıldıktan sonra sayın Kılıçdaroğlu hedef saptırmak suretiyle, 'kamuoyuyla paylaşılan şeyleri bizimle konuştular' diyor. İnsaf, zerre kadar sizde nezaket olsa kalkarsınız orada kamuoyuyla paylaşılmayan ne varsa o soruyu sorarsınız. Dersiniz ki 'ben şu soruyu sordum cevabını alamadım. Nezaket kuralları bunu gerektirir ama böyle bir soru sormayacaksınız, anlattığımızı dinleyecek, ondan sonra ayrılıp gideceksiniz. Ayrılıp gittikten sonra, 'kamuoyuyla paylaşılan aynen bize anlatıldı' diyeceksiniz. Biz seni oraya niye çağırdık. Halkımız adına çağırdık. CHP'yi de MHP'yi de BDP'yi de öyle çağırdık. Geldiniz sizlerle konuştuk. Sorarsınız kamuoyuyla paylaşılmayan soruyu, cevabı verilmiyorsa, o zaman da 'şu soruyu sorduk ama cevabını alamadık' dersin. İşte CHP'nin Genel Başkanı böyle birisi.''

Bu olay sonrasında Türkiye'de bir kampanya yürütüldüğünü ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Türkiye'de son derece enteresan, son derece dikkat çekici, son derece ibretlik bir kampanya yürütülüyor. Halkımızın dikkatini bu yürütülen kampanyaya özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Türkiye'ye karşı yaklaşımı, Türkiye'ye karşı art niyeti çok açık olan bir Amerikan gazetesi, yayımladığı makaleyle uçağımızın Suriye karasularında vurulduğunu iddia etti. Bu iddiasına dayanak olarak da 'Pentagon'dan bir askeri yetkili' demekle yetindi'' ifadelerini kullandı.

''ABD'nin tamamen uydurma haber yayımlayan bir gazetesine itibar ediyorlar''

Gazetenin bu makaleyi yayımlamasının ardından partisinin Kayseri il kongresinde yaptığı konuşmada, gazete yönetimine, ''Eğer mertsen bu isim kimdir bunu açıkla, açıklayamazsan namertsin'' çağrısı yaptığını hatırlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti :

''Aynı şekilde ülkemizden de onun izinde yürüyenler var. Onlara da aynı şeyi söylüyorum. Böyle bir isim veremiyorlar neden bu tür medyada, mantık anlayış hep budur. 'Başbakan'a yakın çevreden aldığımız bilgilere göre' veya 'AK Parti Genel Başkanı'na yakın çevreden aldığımız bilgilere göre'. Nedir onlar söylesene isimlerini, niye isimlerini vermiyorsun. Neden isimlerini vermiyorsun, karakter meselesi. Yalan üzerine iş bina etmeye çalışırlar. Hep meslekleri budur, istisnaları katmıyorum, buradan geçinenleri ben söylüyorum.''

ABD'de yayımlanan gazetenin bu iddiasından daha vahim tablonun Türkiye'de yaşandığını kaydeden Erdoğan, ''Hadisenin bu boyutu önemli değil. Çünkü bu gazete, bunu her zaman yaptı ve yapıyor çünkü daha önce de yaptı. Vahim olan Türkiye'den belli medya kuruşlarının, belli yazarların, onlarla birlikte ana muhalefet partisi CHP'nin bu Amerikan gazetesinin borazanlığını yapıyor olmalarıdır. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti'nin Genelkurmay Başkanlığı'na itibar etmiyorlar. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti'nin Milli Savunma Bakanlığı'na, Dışişleri Bakanlığı'na itibar etmiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı'na itibar etmiyorlar. Peki kime itibar ediyorlar, ABD'nin tamamen uydurma haber yayımlayan bir gazetesine itibar ediyorlar, sadece itibar etmekle kalmıyorlar, o gazetenin o yalanını her gün Türkiye aleyhine kullanmak gibi bir şenaatin de içine giriyorlar'' diye konuştu.

''Kılıçdaroğlu zaten Esed adına yeterince konuşuyor''

''Suriye'nin devlet güdümlü gazeteleri kadar, Suriye rejimini savunan gazeteler ve yazarlar var. Düşürülen uçağımız konusunda Suriye'nin zalim rejiminden çok daha fazla Suriye'yi savunan politikacılar ve partiler var'' diye konuşan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Beşşar Esed, düşürülen uçağımızla ilgili konuşma ihtiyacı hissetmiyor, biliyor musunuz? Zira Türkiye'de Kemal Kılıçdaroğlu zaten Esed adına yeterince konuşuyor. Böyle bir durum var. CHP, Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminde bugün artık Baas Partisi'nin Türkiye sözcülüğünü aleni şekilde üstlenmiş durumda. Gayet güzel paslaşıyorlar, en kritik anda bile.''

''Siz bu senaryoda neden piyonsunuz''

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Akdeniz'de Türk uçağının düşürülmesinin ardından yaşanan gelişmelerde, ''milli bir duruş sergilemediğini'' ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

''Bir yandan AK Parti'ye farklı ülkelerin politikalarını yürütmek gibi çok çirkin bir iftira atacaksın. Öbür yandan kendi ülkenin gerçeklerine değil Amerikan gazetesinin yalanlarına borazanlık yapacaksın. Amerikan gazetesi, orada yaklaşan seçimlerde mevcut yönetimi sıkıştırmak için bu tür karalama kampanyaları yapıyor. Peki size ne oluyor arkadaş. Siz neyin peşindesiniz. Siz bu senaryoda neden piyonsunuz, neden borazanlık görevini üstleniyorsunuz.''

Uygulanmak istenen senaryonun farkında olduklarını dile getiren Başbakan Erdoğan, ''Zira benzeri senaryoları, benzeri kampanyaları ülkemizdeki temsilciler aracılığıyla geçmişte de uyguladılar ama hep bunlar defedildi. Türkiye'de kimi medya kuruluşlarının, kimi yazarların, CHP Genel Başkanı'nın bu senaryonun neresinde olduğunun da çok ama çok iyi farkında olması lazım, biz farkındayız. Biz bu tür senaryoları geçmişte altüst ettik. Bugün de yarın da altüst etmeye devam edeceğiz. Hiç kimsenin Türkiye üzerinden nemalanmasına da bu şekilde asla müsaade etmeyiz. Türkiye üzerinde operasyon gerçekleştirmesine asla izin vermeyiz. Türkiye'de taşeronları olsa da hiç kimsenin Türkiye aleyhine senaryolarını uygulamasına fırsat vermeyiz'' ifadelerini kullandı.

''Kimin, kimin adına ve kimin ağzıyla konuştuğunu iyi görün''

Vatandaşlara, ''medyadan ve siyaset cephesinden özellikle kimin, kimin adına ve kimin ağzıyla konuştuğunu iyi görün ve iyi değerlendirin'' çağrısı yapan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''CHP Genel Başkanı'nın saldırıya uğrayan uçağımızla ilgili tavrı, orada şehit olan pilotlarımızın hatırasını inciten bir tavırdır aslında. CHP Genel Başkanı'nın tavrı, gayri milli bir tavırdır. CHP Genel Başkanı'nın tavrı, Türkiye düşmanlarına, Türkiye üzerinde operasyon hayalleri kuran çevrelere cesaret veren bir tavırdır. Milletimin özellikle de CHP'ye gönül vermiş kardeşlerimin, CHP Genel Başkanı'nın bu tavrını en güzel şekilde takdir edeceklerine inanıyorum.''

''Atılan adımlar, bizim attığımız adımlar tüm yargı sistemine yöneliktir''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin CHP, MHP ve BDP'nin tutuklu milletvekilleriyle ilgili parlamento çağrısına asla bugüne kadar evet demediğini, evet demeyeceğini belirterek, ''Atılan adımlar, bizim attığımız adımlar tüm yargı sistemine yöneliktir. Tüm tutuklu ve hükümlülere yöneliktir. Hiçbir kimseye veya hiç bir davaya yönelik adımlar atılmamıştır'' dedi.

Başbakan Erdoğan, partisinin genel merkezinde Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkan yardımcılarından bir tanesinin, Türkiye hakkında ''ilham verici bir örnek'' ifadelerini kullanan 16 Avrupa Birliği üyesi ülke bakanlarına birer mektup yazarak, Türkiye aleyhinde ifadeler kullandığını söyledi.

CHP'nin Türkiye hakkındaki övücü sözlerden rahatsız olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

''CHP Genel Başkan Yardımcısı mektup yazıyor, mealen şöyle diyor; 'kardeşim, Türkiye'yi övmeyin, niye övüp duruyorsunuz, Türkiye övülecek bir ülke değil, ilham alınacak ülke değil, Türkiye örnek bir ülke değil'. Bu zat, geçmişte de Dışişleri Bakanlığı yapmış bir zat, bu aynı zamanda maalesef bakanlık içinde ne tür insanların olduğunu da gösteriyor. Şimdi Allah aşkına soruyorum bu nasıl bir zihniyet, bu nasıl bir hazımsızlıktır, nasıl bir siyaset tarzıdır? Bir yabancı çıkıyor, ülkeni övüyor, sen bundan gurur duyacağın yerde rahatsız oluyorsun. İşte CHP budur, CHP zihniyeti budur, CHP'nin tarihi boyunca yaptığı sadece budur. Bunlar taş üstüne taş koymazlar, taş üstüne taş koyanları da engellemek için ellerinden ne geliyorsa onu yaparlar. Bunlar kendi hırsları, hesapları adına ülkelerini kötülemekten, karalamaktan çekinmezler.''

''Twitter Kılıçdaroğlu''

Başbakan Erdoğan, CHP'nin hafta sonu yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı'nı da istismar etme hırsına girdiğini ifade ederek, sınavın hemen ardından terör örgütüne yakınlığıyla bilinen bir internet sitesinde sahte soru kitapçığı yayınlandığını, CHP'nin de bu durumu istismar ettiğini söyledi.

Amacın, KPSS sınavına gölge düşürmek, milyonların umudu, geleceği olan sınavı terörize etmek olduğunu kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:

''Amaç, insanların en hassas yerlerinden vurmak, en hassas yerlerinden incitmek. Terör örgütü bunu yapıyor, buna sahip çıkan kim oluyor? Yine CHP oluyor. Geçen yıl CHP Genel Başkanının eline sahte bir mail tutuşturdular, milyonlarca gencin hissiyatıyla oynattılar. Benim bakanıma kalktı, o maille vurmaya çalıştı. Olmayan bir şey mail dediğin. Ne ki bunu yaparsın, Facebooklarda neler yapılmıyor, Twitter'larda neler yapılmıyor? Her şey yapılıyor, ama teknolojinin sanal ve iftiralara müsait yapısıyla hareket eden bir Kılıçdaroğlu var karşımızda. Twitter Kılıçdaroğlu. Onlar da olmasa çok fakir kalacak. Geçen yıl olanlardan ders almadı, bundan yüzü kızarmadı, mahcup olmadı, bu yıl da terör örgütünün bu eylemini yine CHP sahiplendi, terör örgütüyle birlikte insanların hissiyatını istismara kalkıştı.

KPSS son derece başarılı, temiz, sorusuz bir şekilde gerçekleştirilmiştir. KPSS'ye, bu sınava gölge düşürmek isteyenlerin oyunu anında deşifre edilmiştir. Örgütlü olarak KPSS'de usulsüzlük girişiminde bulunanlar emniyet güçlerimiz tarafından tespit edilmiş, gözaltına alınmış ve şu an itibarıyla zannediyorum 19 tanesi tutuklanmıştır. Hiç kimsenin endişesi olmasın, terör örgütünün, onlarla birlikte BDP ve CHP'nin istismar girişimlerini hiç kimse aldanmasın. Biz bu oyunları bozmaya devam edeceğiz, maskelerini düşürmeye devam edeceğiz.''

Üçüncü yargı paketi

Başbakan Erdoğan, TBMM'nin, AK Parti Grubu'nun gayretleriyle, hayati nitelikte, önemli yasaları çıkararak, geçen hafta tatile girdiğini anımsatarak, ''Tüm milletvekillerimize, gece gündüz demeden emek verdikleri, her türlü tahrike, kimi zaman saldırıya göğüs gererek, karşı durarak fedakarca Meclis'i çalıştırdıkları için bir kez daha teşekkür ediyorum'' dedi.

TBMM'nin tatile girmeden önce kamuoyunda ''üçüncü yargı paketi'' olarak bilinen bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair tasarının yasalaştırdığını, bu paket ile yasalarda ve yargıda özgürlükleri genişleten ve daha da güçlendiren önemli adımlar atıldığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, üçüncü yargı paketi'nin neler getirdiğini şöyle anlattı:

''Yeni kanunla İcra ve İflas hukukunda bazı düzenlemeler yapıldı. İcra dairelerinde icra katipliği kadrosu oluşturularak, çalışanların nitelik ve sayısı artırıldı. İcra dairelerinde çalışan personelin nakit parayla doğrudan teması kesildi. Haciz edilebilecek ev eşyalarına sınırlama getirildi, hacizli mal satışında elektronik ortamda ilan ve teklif imkanı getirildi.

İdari yargıda yine önemli düzenlemeler yapıldı, mahkemelerde karar alma sürecini, yeni yasayla, hızlandırıyoruz. Yürütmenin durdurulması müessesesini revize ettik. Bölge idare mahkemeleri ikiden fazla kurul halinde çalışacak şekilde düzenlendi. Danıştay'ın ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı dava sayısı azaltıldı. Aynı paketle, ceza mevzuatını da değiştirdik. Mahkemelerin iş yükünü azaltacak yeni uygulamalar getirdik. Özel hayatın gizliliğini daha güçlü şekilde koruyacak tedbirler getirdik. İrtikab, rüşvet, yetki olmadığı iş için yarar sağlama suçlarını yeniden düzenledik, daha etkin, caydırıcı cezalar getirdik.

Basın ve yayın özgürlüğünün genişletilmesi amacıyla soruşturmanın gizliliğini ihlal ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçlarını yeniden düzenledik. Basit terör suçları ertelenebilecek ve adli para cezasına çevrilebilecek. İleriye yönelik yayın durdurma cezasını kaldırdık, daha önce verilen birçok toplatma kararı bu yeni yasayla hükümsüz hale getirdik. Basın ve yayın oluyla işlenen suçlara ilişkin dava ve cezaların ertelemesini mümkün hale getirdik. Basın ve yayın yoluyla işlenen suçlarda dava açılabilmesi için öngörülen süreyi de uzattık. Belli miktarın altındaki yargılama giderleri artık tahsil edilmeyecek. Bunlar üçüncü yargı paketiyle getirdiğimiz değişikliklerin sadece bazı önemli başlıkları.''

''Türkiye'de özgürlüklerin önü açılıyor''

Başbakan Erdoğan, 3. yargı paketiyle tutuklama konusunda yaşanan sıkıntıların ve eleştirilerin azaltılması amacıyla tutukluluk yasağı sınırının 2 yıla çıkarıldığını, üst sınırı 2 yıldan fazla olmayan suçlarla ilgili tutuklama kararı verilemeyeceğini söyledi.

''Uygulayıcıların tutuklama konusunda daha özenli olmaları amacıyla tutuklama kararlarının gerekçelerinin daha somut olma şartını getirdik'' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesine göre kurulan mahkemeler kapatıldı, Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesinde yeni bir düzenleme mevcut. Özellikle burada, 250. maddeyle alakalı olarak, yani özel yetkili mahkemeyle alakalı olarak maalesef yapılan dezenformasyonlar bizi ciddi manada üzmüştür. Ne yapıldığını, ne yapılacağını görmeden, bilmeden yürütmeyle ilgili, hükümetimizle ilgili yapılan kampanyalar gerçekten bizi çok üzmüştür. Bu yasayı getiren bizdik, üzerinde çalıştık, doğru yanlarını, yanlış yanlarını gördük bu adımı ülkemizin geleceği, menfaati için attık. Hayırlı olduğuna inandık, bu tür kampanyaları yürütenler de ne kadar yanlış yaptıklarını her halde yasa çıktıktan sonra görmüş olurlar. Çünkü onların düşündükleri, onların propagandasını yaptıkları gibi bir yasa çıkmadı. Bu değişikliklerle Türkiye'de özgürlüklerin önü açılıyor, yargı bağımsızlığını, hızlı yargılama süreçlerini, adil yargıyı daha da güçlendiriyoruz.''

''Biz, demokrasiyi sulandırma gayreti olanlarla aynı istikamette yürüyemeyiz''

Başbakan Erdoğan, tutuklu olarak yargılanırken aday gösterilerek, milletvekili seçilenlere ilişkin konunun spekülasyona çok açık bir konu olduğunu, bu konunun tamamen yargının alanına girdiğini belirterek, ''O konuda takdir şüphesiz ki yargınındır ve gerekli kararı verecek olanlar da mahkemelerdir'' dedi.

Tutuklu milletvekillerine ilişkin görüşlerini daha önce birçok kez kamuoyuyla paylaştığını anımsatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bir kısım davaları sulandırma, itibarsız hale getirme ve tutukluları aday gösterme olayı, aslında muhalefetin ülkenin gündemine taşıdığı bir sorun. Bile bile tutuklu şahıslar aday gösterilerek, milletvekilliği cezaevlerinden adam kaçırma, davaları boşa çıkarma girişimine dönüştürülmek istenmiştir. Kim yaptı bunları? Muhalefet yaptı, büyüğüyle küçüğüyle bunlar yaptı. Dışarıdan adam mı bulamadın milletvekili yapmak için, cezaevlerinin içine mi kaldı işiniz, dışarı da hiç mi adam yok? Bunların siyaset anlayışı bu. Şimdi her şey ortaya daha da güzel çıkıyor. Bu zihniyettekilerin bu ülkede ne denli yanlış çalıştıkları da çok açık net ortada. Üçüncü yargı paketinde buna özel bir düzenleme yapılmadı. Biz, ne CHP'nin ne MHP'nin ne de BDP'nin tutuklu milletvekilleriyle ilgili parlamento çağrısına asla bugüne kadar evet demedik, yine evet demeyeceğiz, bunun bilinmesini isterim. Çünkü, biz demokrasiyi bu şekilde sulandırma gayreti içerisinde olanlarla aynı istikamette yürüyemeyiz. Atılan adımlar, bizim attığımız adımlar tüm yargı sistemine yöneliktir. Tüm tutuklu ve hükümlülere yöneliktir. Hiçbir kimseye veya hiç bir davaya yönelik adımlar atılmamıştır. Üçüncü yargı paketi etrafında yapılan spekülasyonların boş olduğu da herkes tarafından görülmüş oldu. Terörle ve darbeci anlayışla mücadeleyi akamete uğratacak, yürüyen davaları etkileyerek en ufak bir düzenlemeye gidilmemiştir.''

Iğdır'a havaalanı

Başbakan Erdoğan, 13 Temmuz Cuma günü Iğdır Havaalanı'nın açılışını gerçekleştireceklerini belirterek, ''10-15 yıl öncesine gidin, 'Iğdır'a havaalanı mı yapılacak ?' diye sorsanız, kim derdi Iğdır'da havaalanı açılacak. Şimdi Iğdır'da havaalanı açıyoruz. İnşallah önümüzdeki yıl Şırnak, Yüksekova'da açacağız, ama bundan en çok kimin rahatsız olduğunu biliyorsunuz. BDP, çok rahatsız oluyor, niye çünkü o bölgelerde taş üstüne taş konsun istemiyor. Onların Kürt vatandaşlarıma yönelik yaptıkları hayırlı bir iş yok. Onlar sadece molotof kokteylini oya devşirmenin gayreti içerisinde olanlardır. İnanıyorum benim Kürt vatandaşım da bunların ne olduğunu er ya da geç pazara çıkaracaktır'' diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, partisinin il kongrelerinin de bu hafta sonu Eskişehir il kongresiyle bitirileceğini ifade ederek, 30 Eylül Pazar günü Ankara Arena Spor Salonu'nda yapacakları büyük kongreye hazırlanacaklarını söyledi. Katıldığı il kongrelerinin ardından yerel seçim hazırlıklarına başladıklarına işaret eden Başbakan Erdoğan, genel merkez olarak da yerel seçim için hazırlıkları başlatacaklarını bildirdi.

Erdoğan, konuşmasının ardından çeşitli partilerden AK Parti'ye katılan 9 belde ve bir ilçe belediye başkanına parti rozetlerini takarak, hatıra fotoğrafı çektirdi.