Bozdağ'dan Kurtulmuş açıklaması

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ''Radikal, ideolojik, statükocu ve milletle buluşmayan grupların başkanlık sisteminde iktidar şansı yok. O yüzden kendilerinde iktidar şansı görmeyenler buna karşı çıkıyorlar'' dedi.

  • AA
  • Gündem
  • Cuma 13.07.2012 10:23
A Haber kanalında, gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Bozdağ, kamuoyunun başkanlık sistemini tartışmasını istemeyen kesimler bulunduğunu söyledi. Bozdağ, başkanlık sistemiyle parlamenter sistemin mukayese edilmesi gerektiğini ancak, Türkiye'de bazı kesimlerin bu mukayeseden rahatsız olduğunu ifade etti.

Bekir Bozdağ, ''Radikal, ideolojik, statükocu ve milletle buluşmayan grupların başkanlık sisteminde iktidar şansı yok. O yüzden kendilerinde iktidar şansı görmeyenler buna karşı çıkıyorlar'' ifadelerini kullandı.

''Başkanlık olursa Türkiye'de tek adam gelir'' diyenlerin başkanlık sisteminin niçin geldiğini dahi bilmediğini kaydeden Bozdağ, başkanlık sisteminin tek adamlık olmasın diye ortaya çıkarıldığını söyledi. Başkanlık sisteminin tek adamlığı önlemek üzere kurgulanmış bir sistem olduğunu bildiren Bozdağ, ''Atatürk'ün dönemi resmen ve fiilen başkanlık sisteminin Türkiye'de tipik uygulamasıdır. İnönü dönemi hakeza başkanlık sisteminin uygulamasıdır. Menderes dönemi de öyle, şimdi de öyle'' diye konuştu.

Bozdağ, ''Başkanlık sistemi eyalet sistemini getirir ve bu da ülkenin bölünmesine yol açar'' eleştirisine de katılmadığını, Türkiye'nin üniter yapıyı koruyarak başkanlık sistemine geçebileceğini söyledi.

HSYK kararları

Bekir Bozdağ, HSYK'nın yasayla verilen bir yetkiyi kullandığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Kaldırılan yetkiler yok. 250 ve devamı maddeleri kalkınca, bunlarla ilgili mahkemeler de kaldırıldı. Sadece görülmekte olan davalara bakmak üzere bu mahkemeler geçici maddeyle görevine devam ediyorlar. Yeni ihtisas ağır ceza mahkemeleri kurulunca bu mahkemelere yeni savcılar, hakimler görevlendirildi. Yoksa birilerinin yetkisi kaldırılmış değil.
Yetki kaldırması yok. Özel yetkili ağır ceza mahkemeleri kaldırıldı. Davalar bitinceye kadar mahkemesinde devam edecek. Yeni savcılar ve mahkemeler kuruluncaya kadar da bu soruşturma dosyaları burada duracak, bu savcılar devam edecek, kurulduktan sonra oralara devredecek. Yeni mahkemeler kurulurken, yeni savcılar görevlendirilirken HSYK, bazı eski savcılara yeni yerde görev vermedi. Olay bu. İşin doğrusu yetkinin kaldırılması değil, yeni görevlendirme yapılırken bazılarını HSYK yeniden görevlendirmedi.''

Bozdağ, özel yetkili mahkemelerin kapatılmasıyla ilgili çalışmanın yeni olmadığını belirtti ''Özel yetkili mahkemelerden neden rahatsızlık duyuldu?'' sorusuna ise Bozdağ, şu yanıtı verdi:

''Bu mahkemelere dönük toplumun her kesiminde eleştiriler oldu. Biz hükümetiz, toplumda bir yere dönük eleştiriler varsa ve bazı hususların yanlış yapıldığına dair değerlendirmeler yapılıyorsa, o zaman biz bu konulara kulağımızı kapatamayız. Tartışmalar daha ziyade özel yetkilerden kaynaklanıyor. Bu mahkemeler ihtisas mahkemesi ama bizim 250 ve devamı esasında DGM'lerin tıpkısıyla devamı anlamına geliyor. Adı değişmişti ama imtiyazlar, ayrıcalıklar aynen duruyordu. Bu mahkemeler ihtisas mahkemesi özelliğini imtiyazından ve ayrıcalığından alıyordu. Biz şimdi ayrıcalıkların neredeyse yüzde 95'ini kaldırdık ve diğer mahkemelerin kullandığı genel yetkileri kullanır hale getirdik. Mahkemeler ihtisas mahkemesine dönüştü.''

Başbakan Erdoğan'ın HAS Parti Genel Başkanı Kurtulmuş'la görüşmesi

Bozdağ, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşmesine ilişkin, Kurtulmuş'un AK Parti'ye katılması halinde partinin diğer mensupları gibi ülkeye hizmet etmeyi sürdüreceğini belirtti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, konuyu partinin yetkili organları ile değerlendireceğini ifade eden Bozdağ, ''Numan Kurtulmuş kamuoyunun yakından tanıdığı, bizim siyasetimizin gelenekleri içinde yetişmiş, donanımı ve nitelikleri itibarıyla Türkiye'ye faydası olacak bir insanımız'' dedi.
''Kurtulmuş, liderlik koltuğuna oturursa bu parti içinde bir sıkıntı yaratır mı?'' sorusu üzerine Bozdağ, bunun AK Parti içinde herhangi bir sıkıntıya yol açmayacağını söyledi. Bozdağ, ''AK Parti içinde bu anlamda herhangi bir sıkıntı olmaz, olması da düşünülemez. Çünkü bizim parti dinamiklerimiz, kendi geleneksel anlayışımız, AK Parti'nin ortaya koyduğu misyon ve vizyon bu noktada bizde herhangi bir sorunun gelecekte de yaşanmayacağını çok açıkça gösteriyor. Kurtulmuş, AK Parti içinde Türkiye'ye hizmet imkanı bulacaktır. Bu da Türkiye için bir kazanç olacaktır'' diye konuştu.

Bozdağ, şöyle devam etti:

''AK Parti içinde bundan önce başka partilerde siyaset yapmış çok insan yer aldı. AK Parti içinde siyaset yapan insanların hiçbiri bir hesapla siyaset yapmadı. Bizim siyasetimizde bir hesapla siyaset yapmak yoktur. Bunun içine herkes girebilir. Bizim partimizde hesap üzerine siyaset kurgulaması yapılmadı, bundan sonra geleceğe dönük de bir takım hesapların yapılması yanlıştır. Çünkü AK Parti bütün hesapları boza boza gelen bir partidir. Ben AK Parti içinde herhangi bir sorun olacağı kanaatinde değilim. Sayın Kurtulmuş AK Parti'ye intisap ettiği takdirde partinin diğer mensupları gibi bir nefer olarak Türkiye'ye hizmete çalışacaktır. Sayın Kurtulmuş çok değerli, donanımlı bir insan. Siyasal geçmişi itibarıyla bizimle de örtüşen bir insan. AK Parti siyasetiyle buluştuğu takdirde parti içinde Türkiye'ye hizmet etme imkanı bulacaktır. Bu da Türkiye için bir kazanç olacaktır. O noktada herhangi bir çekincemiz olmaz, memnuniyet duyarız çünkü AK Parti Türkiye'nin partisi herkesin burada kendine ait bir yeri vardır.''

''Başka isimlere de çağrı yapılır mı?'' sorusu üzerine Bozdağ, AK Parti'nin kapısının herkese açık olduğunu söyledi.

''Hukuk devletini güçlendirdik''
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, özel yetkili mahkemelerle ilgili düzenlemeye ilişkin, ''Biz şimdi mahkemeyi ayrıcalıklı kılan, savunmayı da zayıflatan düzenlemeleri ortadan kaldırdık ve hukuk devletini güçlendirdik '' dedi.

A Haber kanalında, gündemle ilgili soruları yanıtlayan Bozdağ, özel yetkili mahkemelerle ilgili başlangıçta toplumun belli kesiminin eleştiriler yaptığını ancak bu eleştirilerin bir süre sonra toplumun her kesimine yayıldığını söyledi. Eleştirilerin mahkemelerin ihtisas mahkemesi olması yanında bu vasfını imtiyazlarından aldığı yönünde olduğunu belirten Bozdağ, ''Biz bu imtiyazları kaldıran bir adım attık. Haklı eleştiriler yapılıyordu. Savunmayı zayıflatan, adaletin tecellisine engel olan orada düzenlemeler vardı. Biz şimdi mahkemeyi ayrıcalıklı kılan, savunmayı da zayıflatan düzenlemeleri ortadan kaldırdık ve hukuk devletini güçlendirdik'' dedi.

Yapılan düzenlemenin tutuklu vekillerin tahliye olmaları için bir olanak sağlayıp sağlamayacağı yönünde bir soru üzerine Bozdağ, yapılan düzenleme içerisinde yeni bir müessese ihdas etmediklerini belirterek, adli kontrolün üst sınırının kaldırıldığını söyledi.

Kamuoyunda tutuklu vekiller için özel bir düzenleme yapılmış gibi bir hava oluşturulduğunu söyleyen Bozdağ, yapılan bütün yasal düzenlemelerin genel olduğunu bu durumda olanların içinde tutuklu vekil, vekil olmayanlar veya herhangi bir general ya da başka bir kamu görevlisi var diye özel bir düzenleme olamayacağını ifade etti. Bozdağ, ''Sadece tutuklu vekiller yok. Türkiye'nin eski genelkurmay başkanı da orada yatıyor. Mahkeme tutuklu vekillerle ilgili adli kontrole hükmettiği zaman öbürleriyle ilgili 'adli kontrolü ben uygulamam' diyemez. Neden diyemez? İsnat edilen suç aynı ve bu kanuni düzenlemede 'şu vekildir buna bunu uygulayacaksın, şu askerdir buna uygulayacaksın, öbürü sivildir ona uygulamayacaksın' diye bir düzenleme yok. Tamamen mahkemenin takdirine bırakıyor. Mahkeme vekil diye bu yönde bir değerlendirme yaptığı zaman yasayı çiğnemiş olur. Genel bir değerlendirme yapacak. Eğer uygularsa herkese uygulayacak. Uygulamazsa herkese uygulamayacak. Bu tamamen mahkemenin takdirinde olan bir konudur'' diye konuştu.

Düzenlemeden faydalanan kişilerle ilgili tartışmalarla ilgili olarak ise Bozdağ, bu kişilerin kontrolden yararlanmadığını bir haksızlığın ortadan kaldırıldığını ifade etti.

Turgut Özal döneminde 1991 yılında bir düzenleme yapıldığını hatırlatan Bozdağ, buna göre mahkum olunan cezanın 10 yılını hapiste geçiren kişilere tahliye yolu açıldığını belirterek şunları söyledi:

''O dönemde mahkemeler bazı mahkumları kaç ayrı suçtan ceza alırlarsa alsınlar 10 yılını doldurduğu zaman tahliye etti. Ama o dönemde sol düşünceye mensup olup cinayet dahil başka suçlardan mahkum olanlara uygulanan bu hüküm sağ cenahtan değişik suçlarla isnad edilip mahkum olan kişilere uygulanmadı. Bir yanda sol cenahtan olanlarla ilgili bütün suçlar tek ceza sayılıp 10 yıl yatılması halinde tahliyenin yolu açıldı, sağ cenahtan gelenlerle ilgili her ceza ayrı sayıldı her cezanın 10 yılının infazından sonra tahliye edebileceklerine ilişkin karar verildi. Öyle olunca 91'den bu yana bu yasa çıktıktan bu yana bir kısım kişiler bu kanundan yararlandırılamadı. Yargıtay'ın ve mahkemelerin yanlış demiyorum ideolojik kararlarında, uygulamalarından dolayı esas yargı bağımsızlığının Türkiye'de en büyük sıkıntısı burada yatıyor, ideolojilerine karşı bağımsız olamıyorlar. Biz ne yaptık bu haksızlığı giderdik'' dedi.

''Alevilik dindir'' tartışmaları

Bozdağ, CHP Milletvekili Hüseyin Aygün'ün Alevilik ile ilgili açıklamalarının hatırlatılması üzerine, bir milletvekilinin aleni olarak Aleviliği ayrı bir din olarak kamuoyunda gündeme getirmesiyle Alevi vatandaşların kabulleriyle ters bir şeyi ortaya koyduğunu söyledi. Türkiye'de Alevi klasiklerinin akademik çalışmalarla tercümelerinin yapıldığını söyleyen Bozdağ, okuduklarının kendi kabulleriyle çelişen yönü olmadığı için hepsinin altına imza atacağını dile getirdi.

Hacı Bektaşı Veli'nin Makalat adlı eserini okuduğunda herhangi bir itirazının olamayacağını söyleyen Bozdağ, şöyle konuştu:

''Çünkü o Makalat'ta yazanlar bu dinin güzelliklerini Hacı Bektaşı Veli'nin dilinden, gönlünden, ilminden süzülerek ortaya koyuyor. Ben o nedenle az çok o konular üzerinde okuma yaptığım için gördüğüm zaman bunu Hacı Bektaş-ı Veli'ye bir saygısızlık olarak gördüm. Hz. Hasan'a, Hz. Hüseyin'e, Peygamber Efendimizin çocuğu mesabesinde hem yanında büyüyen hem kızıyla evli bulunan damadına ve soyunun devam şerefi kendinde olan bir kişiye Hz. Ali Efendimize ve bugüne kadar Alevilik yolundan, inanışından gelen büyüklere ve bu işin önderlerine çok büyük bir saygısızlık ve iftira olduğunu düşünüyorum. Çünkü yok öyle bir şey. Ama Türkiye'de böyle bir şeyi düşünen insanlar olabilir. Çünkü Alisiz Alevilik yaratmak isteyenler var. Bir sürü şeyler söyleyenler var. O yüzden böylesi bir iftira dile getirilince ben Alevilere komşu olan ve onlarla çok dostu olan ailecek de tanıdığım pekçok kardeşi olan bir insanım. Onların kabulleriyle bizim kabullerimiz arasında itikad noktasında hiçbir fark yok. Bazı usuli farklılıklar olabilir.''

Alevilik ile ilgili olarak bütün alevilere ve bu konuyla ilgili konuşanlara Aleviliğin ana kaynaklarını okuyarak konuşmalarını tavsiye eden Bozdağ, bazı kesimlerin ise bilmediklerinden, cehaletlerinden dolayı Aleviliği reddettiğini söyledi.

Türkiye'de Alevilik konusunda konuşanların, yazanların Aleviliğin ana kaynaklarını, klasiklerini okuduğunu düşünmediğini belirten Bozdağ, bu kişilerin kendi düşüncelerini, dünya görüşlerini Alevilik yerine ikame ettiklerini dile getirdi.

Hüseyin Aygün'ün ''Alevilik başka bir dindir'' ifadelerinin hatırlatılması üzerine Bozdağ, ''Aleviliğe dair bir okuması olmadığının göstergesidir'' dedi.
Alevilerin bir kısmının cemevlerinde ibadet etmek istediklerini ve devletten de beklentileri olduğunun hatırlatılması üzerine Bekir Bozdağ, ''Bu konularda siyasetçilerin karar vermesi doğru değil. Bu konu Meclis'in karar vereceği bir konu değil. Çünkü yasama organları dini konularda statü veremezler. Çünkü onun statüsünü o dinin kendi içinde kuralları verir'' diye konuştu.

''Cami Müslümanların tek mabedidir ortak mabedidir''

Anadolu'da ve Balkanlarda Bektaşi dergahlarında caminin de bulunduğunu belirten Bozdağ, şunları söyledi:

''Mabet camidir ve tekdir. Bunu koymak ve değiştirmek Müslümanların elinde değildir. Bu Kur'an-ı Kerim'de belirtilmiştir. İlim adamları söylüyor. Hıristiyanlıkta kilise, Yahudilikte sinagog veya havra aynı anlama geliyor. Şimdi baktığımızda hepsi tek. Mezhepler, tarikatlar ne olursa olsun hepsinin mabedi tek. Dünyada Müslümanlara bakın İran Şia'dır ama mabedi Türkiye'deki gibi camidir. Türkiye'de Caferi kardeşlerimiz var. Onların kendi imamları var, Türkiye'de kendi camilerinde. Onların da mabedi aynı; cami. Hanefilerin ki aynı, Malikilerin ki, Şafilerinki aynı, Sünnilerin, Şiilerin aynı. Yüzlerce tarikatte aynı. Tarihte gelmiş geçmiş bütün dönemlerde bu İslam'ın kurulduğu günden bugüne kadar aynı. Cami Müslümanların tek mabedidir, ortak mabedidir. Ama İslam literatüründe İslam'ın kabullerinde yeryüzünün tamamı da ibadet edilebilir yerdir. Ama hiçbiri caminin alternatifi değildir.''

Yapılan tartışmalarda mabedin dışında bir ifadenin kullanılması gerektiğini söyleyen Bozdağ, ''İlle şu isim değil de kültür evi denebilir, dergah denebilir, başka bir şey denebilir. Ben bunun cevabının da işin doğrusu Alevilikle ilgili kaynaklarda oradaki bilgilerin içerisinde bunun doğru adının olabileceğini de düşünüyorum. Bununla ilgili bir araştırma yapılmasında fayda var. Mesela Bektaşi tekkelerinde cemin yapıldığı yerler nasıl değerlendirilip hangi isimle anılıyordu. İbadet yeri olarak mı, dergah olarak mı anılıyordu. Bütün tarikatları bilmiyorum ama bu tür yerler daha ziyade dergah olarak kabul ediliyor'' dedi.