"AB'nin hayatlarımızdaki rolünü analiz etmek"

Hague, "Rekabetçilik, istikrarlı euro bölgesi ve çok daha büyük bir demokratik meşruluk gibi sınamaları geçebilmemiz için AB'yi dışarı açmalıyız" dedi

  • Gündem
  • Pazartesi 16.07.2012
AB üyeliği, Birleşik Krallık'ın ulusal çıkarıdır. Güçlü ve istikrarlı bir AB'de lider rolünü üstlenmeye kararlıyız. AB'nin bir parçası olmak, Birleşik Krallık'ta istihdam yaratma, ticareti genişletme ve dünyanın dört bir yanında çıkarlarımızı koruma yöntemimizin merkezini oluşturmaktadır. AB ayrıca, toplam 11 trilyon İngiliz Sterlin GSMH'sı olan 500 milyon insanın bulunduğu; ticaret yapabileceğimiz, seyahat edebileceğimiz ve çalışabileceğimiz tek bir pazarda olmamıza da imkân sağlıyor. AB; iklim değişikliği, uluslararası kalkınma, göç ve uluslararası suçlar gibi sınırları aşan konularda en yakın ortaklarımızla kurduğumuz işbirliğinin temelini oluşturuyor. Ve tüm dünyada demokrasi, açık pazar ve bireysel hak değerlerimizi geliştirebilmek için sesimize güç veriyor.

AB'DE REFORM İHTİYACI
Bugünün Avrupa'sının reformlara her zamankinden çok ihtiyacı var.
Adını çok önemli başarıların altına yazdırmasına rağmen ciddi kusurları da var ve bugünün ve geleceğin sınamalarıyla yüzleşebilmesi için yol ve yöntemlerini adapte etmesi gerekiyor. Rekabetçilik, istikrarlı bir Euro Bölgesi ve çok daha büyük demokratik meşruluk gibi sınamaları geçebilmesi için reform yapması gerek. AB'yi dışarıya açmalıyız. Daha dinamik olmalı ve Avrupa'nın istihdam yaratıp büyüyebilmesine imkân tanımak için yasa yükünü azaltmalıyız. Artı değer kazandıran etkin bir AB bütçesine ihtiyacımız var. AB'yi büyüterek ve Kuzey Afrika'da demokrasinin teşvik edilmesi politikasında olduğu gibi etkin dış politikalar aracılığıyla çıkarlarımızı güvence altına almalıyız. Euro Bölgesi krizi aynı zamanda AB'nin şeklini de değiştiriyor. Euro Bölgesindeki ülkelerin, parasal birliğin doğal bir sonucu olarak daha kapalı bir mali ve ekonomik bütünlüğe doğru yönelmelerinin nedenini anlayabiliyoruz. Birleşik Krallık olarak bunun önüne çıkmayacağız ve hatta tek pazarın bütünlüğünü sağlayarak ve mali sektörün daha etkin şekilde düzenlenmesine çalışarak bu yönde atılacak adımları destekleyeceğiz. Euro Bölgesi için gerekli olan bu önlemler, farklı politika alanlarında işbirliği yapan farklı birkaç üye devlet bileşimi ile AB içerisinde daha büyük bir "değişken geometri" oluşturmaya çalışıyor. Bu daha etkin bir AB, tek bir blokun katılığına değil esnekliğine sahip bir organ yaratılmasını sağlayacaktır. Bu görüş, Avrupa içinde oldukça geniş bir olur almış durumdadır ve bu hafta Londra'da Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande tarafından da desteklenmiştir.

AVRUPA'NIN GÖRÜNÜMÜ
Euro Bölgesi'ndeki kriz her ülkede Avrupa'nın geleceğine yönelik olarak gerçekleştirilen tartışmaları yoğunlaştırmış durumda ve Birleşik Krallık da bunun bir istisnası değil.
Fakat değişiklik yapılırken, demokrasi ve meşruluk mutlaka desteklenmelidir. AB'nin tüm Avrupa genelinde 2007'de %52 olan olumlu imajı, 2011'de %31'e düştü. Ulusal demokrasileri ayakta tutan köklerin yokluğunda, AB'nin daha fazla hesap verilebilirlik, şeffaflık, etkinlik ve dürüstlük için yapılan meşru talepleri ele alması çok daha büyük bir önem kazanmaktadır. AB ülkeleri geliştikçe, kararlardan etkilenen insanlara daha yakın ulusal veya yerel düzeyde kararlar almak için ulusal parlamentoların rolüne saygılı davranarak AB düzeyinde ya da küresel düzeyde harekete geçmek için en iyi zamanın hangisi olduğu konusunda yüzde yüz net olmalıyız. Dolayısıyla, Birleşik Krallık'ta bu değerlendirmeyi yapmanın zamanı gelmiş durumda. Kendi parlamentomuzda, AB'nin ne yaptığını ve bunun Birleşik Krallık'ı nasıl etkilediğini ele alan bir değerlendirme yaptık. Bu uygulama, 2010'da kabul edilen Koalisyon Anlaşmamızın ayrılmaz bir parçasıdır.

AB'DE OLMAYI SÜRDÜRECEĞİZ

Kararların ciddiyeti göz önüne alındığında, ulusal görüşmemizin tıpkı tüm AB genelinde yapılanlar gibi son derece kapsamlı, analitik ve iyi bilgilendirilmiş olmasını sağlamak zorundayız. Bu, demokratik görüşmelerimizin temelini oluşturmaktadır. Tabii ki bu görüşme, "AB'de olmalı mıyız yoksa AB'den çıkmalı mıyız?" gibi bir tartışma olmayacak. Bu uygulamanın sonunda Birleşik Krallık'ın AB'den ayrılması ya da uzaklaşması gibi bir durum kesinlikle söz konusu değil. Uygulama daha çok Avrupa Birliği genelinden ve dünyadan, AB'nin faal olduğu çeşitli alanlarda bilgi ve uzmanlığa sahip görüş almayı amaçlıyor. Bu görüşme, AB'nin yetkilerinin uygulanmasının sonuçları ve bu sonuçların Birleşik Krallık ve vatandaşları için ifade ettikleri üzerine mümkün olan en kapsamlı ve ayrıntılı analizi sağlayacaktır. Ulusal görüşmemizin gerçekler hakkındaki bilgiye dayanmasını ve politika belirleme sürecimize son derece önemli bir yardım sağlamasını garantileyecek. Bunu layıkıyla yapmak tabii ki zaman alacak dolayısıyla değerlendirmeyi 2014 sonu itibarıyla sonuçlandırmayı hedefliyoruz. Alman Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle'nin Avrupa'nın geleceği konusunda kendi grubuyla çalışmalara başladığı şu günlerde bu değerlendirmenin Avrupa'da devam etmek olan AB'nin kendisinin geleceğine yönelik tartışmalara önemli, faydacı ve yapıcı bir katkı sağlayacağına inanıyoruz.