Ergenekon'da ''1 numara''yı tarif etti!

''Ergenekon'' davasında tanık olarak dinlenilen yazar Zihni Çakır, davanın sanıklarından Taner Ünal vasıtasıyla ''1 numara'' olarak tanıdığı kişinin çok otoriter olduğunu belirterek, ''Benim tanıdığım '1 numara'nın gerçek '1 numara' olduğunu düşünmüyorum, benim tanıdığım '1 numara', lokal '1 numara'dır'' dedi.

  • AA
  • Gündem
  • Salı 17.07.2012 17:23
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde oluşturulan salonda görülen duruşmada, tanık olarak dinlenilen Zihni Çakır, davanın sanıklarından Taner Ünal ile haftalık Türkeli Gazetesi'nde birlikte çalıştığını, aynı zamanda bazı ticari ilişkileri bulunduğunu kaydetti.

Ticari ilişkileri nedeniyle Ünal ile aralarının bozulduğunu ve bir süre görüşmediklerini ifade eden Çakır, daha sonra ortak arkadaşları aracılığıyla bir araya geldiklerinde, Ünal'ın ''Türkiye'nin içinde bulunduğu duruma müdahale etmek için bir oluşum meydana getirmeye çalıştıklarını, sağ ve sol kesimin bir araya getirildiğini, bu yapılanma içinde Veli Küçük, Doğu Perinçek, Muzaffer Tekin ve Hikmet Çiçek'in de bulunduğunu'' söylediğini anlattı.

Çakır, Ünal'ın kendisine bu yapılanma içinde yer almasını teklif ettiğini belirterek, ''Ünal'ın gazetedeki ilişkilerini göz önünde bulundurarak, bu yapının legal olmadığını, Türkiye'deki mevcut yapılanmayı değiştirmeye yönelik olduğunu düşündüğümden kabul etmedim. Bugün ortaya çıkan tabloya bakarak, teklifini kabul etmeyerek isabetli bir karar vermişim'' diye konuştu.

Mahkeme heyeti başkanı Hüsnü Çalmuk'un savcılıkta alınan ifadesini okuyarak sorular yönelttiği Çakır, gazeteye gelip giden, Taner Ünal'ın çok saygı gösterdiği, emekli asker olduğunu bildiği bir kişiyi, Ünal'ın ifadesiyle ''1 numara'' olarak tanıdığını ifade ederek, şöyle konuştu:
''Bu kişi, 60-65 yaşlarında, 1,60-1,65 boylarında göçmen tipli biriydi. '1 numara' olarak tanıdığım kişi çok otoriterdi, gazeteye her geldiğinde eli öpülürdü. 'Dinlenmeyen telefon' diye bilinen telefonlardan kullanırdı. Bu telefonları Taner Ünal alıp ona verirdi. Bir görüşme yapacağı zaman bu telefonunu ya arabada bırakır ya da sim kartını çıkarırdı. Televizyonlarda bu kişiyi hiç görmedim. 28 Şubat döneminde de gazeteye çok gelirdi. Bize el yazısı ile hazırlanmış bazı notlar getirirdi. Bilgisayarda yazmamızı isterdi. Birçok kere bu notların daha sonra açıklanan o dönemin MGK kararları ile aynı olduğunu fark ettik.''

''1 numara'' olarak tanıdığı kişinin fiziken sanıklardan Muzaffer Tekin'e benzediğini belirten Çakır, ancak bu kişinin Tekin olmadığını söyledi.
''Ergenekon'' soruşturması kapsamında Bursa'da bir operasyon yapıldığını, burada gözaltına alınan bir kişinin daha sonra serbest bırakıldığını belirten Çakır, ''Mustafa Kemal adlı bir kişi olduğundan bahsedildi. Bazı kişiler bana 'senin 1 numara dediğin kişi olabilir' dediler. Fotoğraflarını aradım ama bulamadım. Fotoğrafını görsem tanırım'' dedi.

Çakır, ''1 numara'' olarak tanıdığı kişiyi arabayla başka biriyle buluşması için götürdüğünü, ''1 numara''nın buluştuğu kişiye çok saygılı davrandığını anlatarak, daha sonradan buluşulan kişinin Güven Erkaya olduğunu öğrendiğini anlattı.

Gerçek ''1 numara''

Zihni Çakır, Mahkeme Başkanı Hüsnü Çalmuk'un, ''Bahsettiğiniz '1 numara', gerçek '1 numara' mı?'' şeklindeki sorusunu, ''Benim tanıdığım '1 numara'nın gerçek '1 numara' olduğunu düşünmüyorum. Benim tanıdığım '1 numara', lokal '1 numara'dır. Eğer bu derin yapılanmanın NATO'nun tanımladığı Gladio olduğu düşünülürse bu kişinin '1 numara' olması mümkün değil. NATO'nun tanımlamasına göre, o tür bir yapılanmanın bir numarası daima Genelkurmay 2. Başkanı olmak zorunda'' diye cevapladı.

Mahkeme Başkanı Çalmuk'un, bahsettiği dönemde Genelkurmay 2. Başkanı'nın kim olduğunu sorması üzerine Çakır, ''O dönem 2. Başkan Çevik Bir'di'' dedi.

Cevat Yurdakul'un öldürülmesi

Taner Ünal'ın abartılı anlatımları olduğunu, bu yüzden söylediklerinin hepsine inanmadığını belirten Çakır, Ünal'ın, 12 Eylül 1980 öncesinin Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul'un öldürülmesi olayını planlayanlar arasında olduğunu söylediğini anlattı.

Çakır'ın, Ünal ile aralarında bir husumet olmadığını, dün bir belediyede tesadüfen karşılaştıklarını, konuştuklarını söylemesi üzerine mahkeme heyeti başkanı Çalmuk, ''1 numaranın kim olduğunu sordunuz mu? Biz de merak ettik'' dedi.

Zihni Çakır'ın sormadığını, mahkemece Ünal'a sorulabileceğini söylemesi üzerine başkan Çalmuk, ''Sorduk. O da, 'Zihni yazdı, ona sorun' diyor'' diye konuştu.

Başkan Çalmuk, davanın sanıklarının bugünkü hallerini değil, soruşturma başladığı aşamadaki hallerini görmesi gerektiğini düşündüklerini, bu yüzden o dönemin fotoğraflarını temin ettiklerini belirterek, Çakır'dan fotoğraflara bakarak söyleyeceği bir şey olursa beyanda bulunmasını istedi.
Sinevizyondan sanıkların tek tek fotoğraflarına bakan Çakır, Arif Doğan'ın fotoğrafı geldiğinde anlatmak istediği bazı şeyler olduğunu kaydetti.
Kefil olduğu bir borç nedeniyle 2008 yılında cezaevine girdiğini belirten Çakır, cezaevinde birlikte kaldığı tutuklu Ali Rıza Karaca'nın kendisine, Yalova Merkez Komutanlığı'nda görev yaptığını, Arif Doğan'ın Aczmendiler konusunda etkin bir rol oynadığını anlattığını kaydetti.
Karaca'nın, Arif Doğan'ın, Yalova'da Ali Kalkancı ve Aczmendiler'in başında bulunan kişiyi dini eğitime tabi tuttuğunu anlattığını söyleyen Çakır, ''Karaca, İstanbul'a askeri mühimmat götürdüğünü de anlatmıştı. Kendisi de dini eğitim almış. Bir imam kadar iyi dini bilgisi vardı. Daha sonra Arif Doğan'a yapılan operasyonda ele geçirilenlere bakınca, Karaca'nın anlattıklarının doğru olduğunu gördüm. Tanık olarak dinlenebilir'' diye konuştu.

Duruşmaya, Çakır'ın mahkeme heyeti üyeleri, Cumhuriyet Savcısı, sanık ve sanık avukatlarının sorularını cevaplamasıyla devam ediliyor.
Bu arada, dava kapsamında 26 Temmuz'da Alaattin Çakıcı ile Mehmet Özcan, 27 Temmuz'da da Kürşat Yılmaz ve Adil Timurtaş'ın tanık olarak dinlenileceği bildirildi.